Hele ki, yerlerde, (kal), hatta daha kötüsü, suda, (lokvi) -- bu onları çileden çıkaracaktır.Deus nos livre de brincarem na sujeira, no "kal", ou ainda pior, "lovki", na água, que vai matá-los.
Hele ki, yerlerde, (kal), hatta daha kötüsü, suda, (lokvi) -- bu onları çileden çıkaracaktır.Dios nos libre de jugar con tierra o con agua, que los va a matar.
Hele ki, yerlerde, (kal), hatta daha kötüsü, suda, (lokvi) -- bu onları çileden çıkaracaktır.Doamne ferește să se joace în murdărie, în praf, sau chiar în apă, care îi va ucide.
Hele ki, yerlerde, (kal), hatta daha kötüsü, suda, (lokvi) -- bu onları çileden çıkaracaktır.Hemel, laat ze niet in de modder spelen, de kal, of in het water, daar gaan ze van dood.
Hele ki, yerlerde, (kal), hatta daha kötüsü, suda, (lokvi) -- bu onları çileden çıkaracaktır.Isten őrizz, ha a piszokban játszanak, a por, vagy még rosszabb, a víz, majd megöli őket.
Hele ki, yerlerde, (kal), hatta daha kötüsü, suda, (lokvi) -- bu onları çileden çıkaracaktır.하나님은 아이들이 더러운 곳에서 노는 것을 금지하셨습니다. 심지어 물에서도요, 물이 아이들을 죽일거라고 합니다.
Hele ki, yerlerde, (kal), hatta daha kötüsü, suda, (lokvi) -- bu onları çileden çıkaracaktır.Langit melarang mereka bermain di tanah, atau bahkan di air, yang akan membunuh mereka.
Hele ki, yerlerde, (kal), hatta daha kötüsü, suda, (lokvi) -- bu onları çileden çıkaracaktır.Nedej Bože ve špíně, bahnu, nebo ještě hůř, v loužích -- to je zabije.
Hele ki, yerlerde, (kal), hatta daha kötüsü, suda, (lokvi) -- bu onları çileden çıkaracaktır.Per carità, giocano in terra, o ancora peggio nel kal, nell'acqua, e i germi li uccideranno.
Hele ki, yerlerde, (kal), hatta daha kötüsü, suda, (lokvi) -- bu onları çileden çıkaracaktır.Θεέ μου, επειδή τα άφησα να παίξουν στη λάσπη ή να πλησιάσουν το νερό, θεωρούσαν ότι αυτά θα τα σκοτώσουν.
Hele ki, yerlerde, (kal), hatta daha kötüsü, suda, (lokvi) -- bu onları çileden çıkaracaktır.Боже упаси, вони граються в бруді, в "калі", чи навіть гірше, "локві", вода, це точно їх вб'є.
Hele ki, yerlerde, (kal), hatta daha kötüsü, suda, (lokvi) -- bu onları çileden çıkaracaktır.Боже упаси их играть в земле, с грязью. или с водой, это же убет их.
Hele ki, yerlerde, (kal), hatta daha kötüsü, suda, (lokvi) -- bu onları çileden çıkaracaktır.Не дай си Боже да играят в мърсотията, в праха и водата, които направо ще ги убият.
Hele ki, yerlerde, (kal), hatta daha kötüsü, suda, (lokvi) -- bu onları çileden çıkaracaktır.בגלל שהנחתי לילדים שלי לשחק על החול. חס וחלילה שישחקו בחול ויתלכלכו,
Hele ki, yerlerde, (kal), hatta daha kötüsü, suda, (lokvi) -- bu onları çileden çıkaracaktır.معاذ الله أن يلعبوا في الطين، أو المياه القذرة ، والتي ستقتلهم.
Hele ki, yerlerde, (kal), hatta daha kötüsü, suda, (lokvi) -- bu onları çileden çıkaracaktır.そんなことがあってたまるか 私は子供の遊び過ぎはいけないと
Hele ki, yerlerde, (kal), hatta daha kötüsü, suda, (lokvi) -- bu onları çileden çıkaracaktır.絕對唔畀佢哋喺泥(кал,保加利亚语)度玩, 更咪話玩水,咁會害死佢哋。
Her ikiside Amerikalı moron olarak tanınır, aslında Kenyalıdır, Sudan da doğup Kenya da büyümüştür.Anche lui è un noto "geek" americano, ma è di origini kenyote; è nato in Sudan e cresciuto in Kenya.
Her ikiside Amerikalı moron olarak tanınır, aslında Kenyalıdır, Sudan da doğup Kenya da büyümüştür.Dia geek Amerika terkenal, sekaligus orang Kenya; lahir di Sudan, besar di Kenya.
Her ikiside Amerikalı moron olarak tanınır, aslında Kenyalıdır, Sudan da doğup Kenya da büyümüştür.Egyszerre egy nagyon jól ismert amerikai geek, de kenyai is, Szudánban született és Kenyában nőtt fel.
Her ikiside Amerikalı moron olarak tanınır, aslında Kenyalıdır, Sudan da doğup Kenya da büyümüştür.Erik je nejen velmi známý americký nadšenec, ale je také Keňan; narodil se v Súdánu a vyrostl v Keni.
Her ikiside Amerikalı moron olarak tanınır, aslında Kenyalıdır, Sudan da doğup Kenya da büyümüştür.Es tanto un geek estadounidense muy conocido, como así también un keniano; Nació en Sudan y creció en Kenia.
Her ikiside Amerikalı moron olarak tanınır, aslında Kenyalıdır, Sudan da doğup Kenya da büyümüştür.Este atât un binecunoscut tocilar american cât și kenian; s-a născut în Sudan, a crescut în Kenya.
Her ikiside Amerikalı moron olarak tanınır, aslında Kenyalıdır, Sudan da doğup Kenya da büyümüştür.Jest bardzo znanym amerykańskim geekiem, jest też Kenijczykiem, urodził się w Sudanie, a dorastał w Kenii.
Her ikiside Amerikalı moron olarak tanınır, aslında Kenyalıdır, Sudan da doğup Kenya da büyümüştür.그는 매우 유명한 괴짜 미국인이기도 하면서 케냐인입니다. 수단에서 태어나, 케냐에서 자랐거든요.
Her ikiside Amerikalı moron olarak tanınır, aslında Kenyalıdır, Sudan da doğup Kenya da büyümüştür.Por um lado, é um "geek" americano afamado, mas também é queniano que nasceu no Sudão, cresceu no Quénia.
Her ikiside Amerikalı moron olarak tanınır, aslında Kenyalıdır, Sudan da doğup Kenya da büyümüştür.Той е както добре известен американски чудак, така и кениец; роден е в Судан, израснал е в Кения.
Her ikiside Amerikalı moron olarak tanınır, aslında Kenyalıdır, Sudan da doğup Kenya da büyümüştür.הוא גם חנון אמריקאי נודע, אבל הוא גם קני; הוא נולד בסודן, גדל בקניה.
Her ikiside Amerikalı moron olarak tanınır, aslında Kenyalıdır, Sudan da doğup Kenya da büyümüştür.هو كل من أمريكي معروف جدا بولعه بالتقنية، ولكنه أيضا كيني; كان قد ولد في السودان، ونشأ في كينيا.
Her ikiside Amerikalı moron olarak tanınır, aslında Kenyalıdır, Sudan da doğup Kenya da büyümüştür.スーダン産まれでケニヤ育ちのケニヤ人でもあります。 彼は、「橋渡し役」なのです。
Hiç-- hayır, bir saniye-- bu aslında sudan daha zayıf bir baz.Il n'est pas tenté -- non, non-- une petite correction, c'est moins basique que l'eau.
Hiç-- hayır, bir saniye-- bu aslında sudan daha zayıf bir baz.Nem kísért--nem, nem-- hadd mondjam hogy ő kevésbé lúgos mint a víz.
Hiç-- hayır, bir saniye-- bu aslında sudan daha zayıf bir baz.To sugeruje, że Cl- będzie mniej zasadowy niż woda. będzie mniej zasadowy niż woda.
Hiç-- hayır, bir saniye-- bu aslında sudan daha zayıf bir baz.Δεν δελεάζεται--οχι, οχι ας πω λιγότερο βασικό απο το νερό.
Hidrojen protonları ve klor anyonları oluşturmak için tamamem çözünüyor-- tabiki hepsi suda çözünmüş halde.Dissocia completamente a dare protoni idrogeno e ioni cloruro, il tutto, ovviamente in soluzione acqusoa.
Hidrojen protonları ve klor anyonları oluşturmak için tamamem çözünüyor-- tabiki hepsi suda çözünmüş halde.HCl całkowicie dysocjuje w wodzie na kation wodoru i anion chlorkowy.
Hidrojen protonları ve klor anyonları oluşturmak için tamamem çözünüyor-- tabiki hepsi suda çözünmüş halde.Het valt volledig uit elkaar om waterstofprotonen te vormen plus chloride anionen.
Hidrojen protonları ve klor anyonları oluşturmak için tamamem çözünüyor-- tabiki hepsi suda çözünmüş halde.Zcela disociuje, aby vytvořila vodíkové protony plus aniony chloru - vše, samozřejmě, ve vodném roztoku.
Hidrojen protonları ve klor anyonları oluşturmak için tamamem çözünüyor-- tabiki hepsi suda çözünmüş halde.Διασπάται πλήρως σχηματίζοντας κατιόντα υδρογόνου και ανιόντα χλωρίου--όλα σε υδατικό διάλυμα.
- İçine ettim. Kendimi suda boğamıyorum bile.Ani se nemůžu utopit.
- İçine ettim. Kendimi suda boğamıyorum bile.Ik kan mezelf nog niet eens verdrinken.
- İçine ettim. Kendimi suda boğamıyorum bile.No soy capaz de... hacer nada bien, ni siquiera ahogarme.
Iki milyar insan Himalaya buzullarından gelen suda yaşıyor.20억명이 히말라야의 빙하에서 온 물로 살아갑니다.
Iki milyar insan Himalaya buzullarından gelen suda yaşıyor. Balıkçının dönüşü.Килиманджаро има ново лице без лед.
Iki milyar insan Himalaya buzullarından gelen suda yaşıyor.leven er twee miljard mensen van het water van de gletsjers van de Himalaya.
Iki milyar insan Himalaya buzullarından gelen suda yaşıyor.Smutný obrázek. Ztratilo 80% své ledové pokrývky.
Iki milyar insan Himalaya buzullarından gelen suda yaşıyor.Una imagen triste. Perdió el 80 por ciento de su hielo.
Iki milyar insan Himalaya buzullarından gelen suda yaşıyor.שני מיליארד אנשים חיים ממים שמקורם בקרחונים שבהימלאיה.
Iki milyar insan Himalaya buzullarından gelen suda yaşıyor.يعيش اثنان بليون شخصاً على الماء من نهر الهملايا الثلجي .
Iki milyar insan Himalaya buzullarından gelen suda yaşıyor.氷河に由来する水で生活をしています 漁から戻った漁師たちです
İklim değişikliğinin, sudan, gıdalardan ve mikrobik etkenlerden (K)Klimawandels auf mehr als 25 000 Todesfälle pro Jahr ansteigen könnte (
İklim değişikliğinin, sudan, gıdalardan ve mikrobik etkenlerden (K)Un impact anticipat al schimbărilor climatice asupra răspândirii
İklim değişikliğinin, sudan, gıdalardan ve mikrobik etkenlerden (K)Zaradi predvidenih vplivov podnebnih sprememb na širjenje bolezni,
İnsanları başımıza çıkardın, Ateşten, sudan geçtik. Ama sonra bizi bolluğa kavuşturdun.(65:12) посадил человека на главу нашу. Мы вошли в огонь и в воду, и Ты вывел нас на свободу.
İnsanları başımıza çıkardın, Ateşten, sudan geçtik. Ama sonra bizi bolluğa kavuşturdun.Du lot mennesker fare frem over vårt hode; vi kom i ild og i vann. Men du førte oss ut til vederkvegelse.
İnsanları başımıza çıkardın, Ateşten, sudan geçtik. Ama sonra bizi bolluğa kavuşturdun.Embert ültettél fejünkre, tûzbe-vízbe jutottunk: de kihoztál bennünket bõségre.
İnsanları başımıza çıkardın, Ateşten, sudan geçtik. Ama sonra bizi bolluğa kavuşturdun.사람들로 우리 머리 위로 타고 가게 하셨나이다 우리가 불과 물을 통행하더니 주께서 우리를 끌어내사 풍부한 곳에 들이셨나이다
İnsanları başımıza çıkardın, Ateşten, sudan geçtik. Ama sonra bizi bolluğa kavuşturdun.lod Mennesker skride hen over vort Hoved, vi kom gennem Ild og Vand; men du førte os ud og bragte os Lindring!
İnsanları başımıza çıkardın, Ateşten, sudan geçtik. Ama sonra bizi bolluğa kavuşturdun.Vsadils člověka na hlavu naši, vešli jsme byli do ohně i do vody, a však jsi nás vyvedl do rozvlažení.
İnsanları başımıza çıkardın, Ateşten, sudan geçtik. Ama sonra bizi bolluğa kavuşturdun.Wsadziłeś człowieka na głowę naszę; weszliśmy byli w ogieó i w wodę, wszakżeś nas wywiódł na ochłodę.