Çünkü Kur'an'da zina suçunun karşılığı olarak geçmeyen bu ceza hadislere dayandırılmaktadır.Korán (až na zabití, krádež a nevěru) nestanovuje za porušení svých pravidel žádné tresty.
Hırsız, hırsızlık suçunu yapan kişi.Kdo lže, ten krade.
Suçlunun suçunu asla yanına koymaz.Sebevražda však nikdy nemůže sejmout se zločince jeho vinu.
Herod Antipas suçunu itiraf etti ve Caligula tarafından sürgüne gönderildi.Irod Antipa a mărturisit și Caligula l-a exilat.
İç savaş esnasında, Beyaz ve Kızıl Orduların her ikisi de terör suçunu işlemişlerdir.Atât Roșii cât și Albii au practicat teroarea politică.
Muharrem Büyüktürk suçunu kabul etti.Jane și-a recunoscut vina.
Suçunu itiraf etti.El și-a mărturisit crima.
Katil suçunu itiraf etti.Criminalul și-a mărturisit crima.
(Hayer duruşma sırasında suçunu itiraf etti.Az eljárás során beismerte bűnösségét.
Sonunda Miles, 'Peter Quint, seni şeytan!' diye çığlık atıp suçunu itiraf eder.A fiú Quint hangjának kérésére hallgat egy darabig, majd kitör belőle egy kiáltás: „Peter Quint, te, ördög!”.
Başkalarını suçlama ya da kendi suçunu başkalarına atma olarak tanımlanabilir.Puhukaa omista erehdyksistänne, ennen kuin käytte moittimaan toista henkilöä.
Yakalandıktan sonra suçunu itiraf etmiş ve cezasını bildiğini söyleyerek gerekenin yapılmasını istemiştir.Da de anholder ham tilstår han mordet, og fortæller hvorfor han gjorde det.
İç savaş esnasında, Beyaz ve Kızıl Orduların her ikisi de terör suçunu işlemişlerdir.Under borgerkrigen begik både den hvide armé og de røde garder terrorhandlinger, kaldet hvid og rød terror.
Hakaret suçunun cezası nedir?Er overtrædelsen bevist?
Bu sırada oğlu de görüşme odasına dalmış ve suçunu itiraf etmek istediğini söylemiştir.Dia mengunjungi saudara laki-lakinya di penjara dan mengumumkan bahwa dia telah mati untuknya.
Hakaret suçunun cezası nedir?Mengapa janji itu adalah hutang?
Herod Antipas suçunu itiraf etti ve Caligula tarafından sürgüne gönderildi.Herod Antipas đã thú tội và Caligula đã cho lưu đày ông.
Michael ikinci sezonda üzülür ve suçunu itiraf eder.Tom rất lo lắng và cảm thấy tội lỗi.
Hakaret suçunun cezası nedir?Ngươi muốn hình phạt gì?
Herod Antipas suçunu itiraf etti ve Caligula tarafından sürgüne gönderildi.ヘロデ・アンティパスは自白し、カリグラによって追放された。
Nürnberg ilkeleri bir savaş suçunun ne şekilde teşkil ettiğini belirlemek için konulan bir dizi kuraldır.纽伦堡原则是确定哪些行为构成战争罪的一系列指导性原则。
Öykünün ilk kelimesi olan "Evet!", anlatıcının suçunu itirafı gibidir.故事的第一个单词,“对!”,不承认罪行。
İdam edilmem gerek çünkü eğer hapisten çıkacak olursam yine cinayet işlerim." diyerek suçunu itiraf etti.他邊走邊斷斷續續地自言自語:「我到法院去……如果我有罪……讓法院殺頭槍斃都行……」。
Tutanağa "Kişi suçunu kabul etmiştir." notu düşülmüştür.로동신문은 "판결은 즉시에 집행되였다"며 글을 마쳤다.
Hayal kırıklığına uğrayan Smithers, Homer'ın suçunu üstlenen Karl'ı işten atar.그래서 경찰에게 잡힌 바트는 호머에게 실망하게 된다.
İdam edilmem gerek çünkü eğer hapisten çıkacak olursam yine cinayet işlerim." diyerek suçunu itiraf etti.체포되자 그는 '나는 구치소에서 죽을 것이며 죽어서 내가 결백했음을 밝힐 것이다.'라고 하였다.
Suçlunun suçunu asla yanına koymaz.면죄부는 죄책감을 결코 제거할 수 없다.
Hakaret suçunun cezası nedir?אולם מהי הוראת המשפט?
Bir bilgisayar suçunu yine başka bir bilgisayar kanıtlayabilir.Клиентът може да работи и на друг компютър.
Hakaret suçunun cezası nedir?A u čemu se sastoji prosvjed?
Buna karşılık, kendileri de cinayet suçunu işledikleri için harakiri yaparak intihar ettiler.Morali su počiniti harakiri/samoubojstvo ako im je povrijeđena čast.
Kocasının suçunu öğrenen Procne intikam için oğulları Itys’i öldürür ve yemek olarak kocasına sunar.Prokné zabila svojho syna Itya a pripravila z neho manželovi večeru.
Başkalarını suçlama ya da kendi suçunu başkalarına atma olarak tanımlanabilir.Môžu obviňovať druhých, aby sa vyhli zodpovednosti.
Diğer sanıklar gibi suçunu itiraf ettikten sonra kurşuna dizilerek idam edildi.Po odhalení sprisahancov mu bolo prikázané, tak ako mnohým ďalším obvineným, aby spáchal samovraždu.
Muharrem Büyüktürk suçunu kabul etti.Max tunnistab oma süü üles.
Ancak RABbin önünde alçakgönüllülüğü takınan babası Manaşşenin tersine, giderek suçunu artırdı.Aniž se ponížil před Hospodinem, jako se ponížil Manasses otec jeho, nýbrž on Amon mnohem více hřešil.
Ancak RABbin önünde alçakgönüllülüğü takınan babası Manaşşenin tersine, giderek suçunu artırdı.Han ydmygede sig ikke for HERRENs Åsyn, som hans Fader Manasse havde gjort, men Amon dyngede Skyld på Skyld.
Ancak RABbin önünde alçakgönüllülüğü takınan babası Manaşşenin tersine, giderek suçunu artırdı.이 아몬이 그 부친 므낫세의 스스로 겸비함 같이 여호와 앞에서 스스로 겸비치 아니하고 더욱 범죄하더니
Ancak RABbin önünde alçakgönüllülüğü takınan babası Manaşşenin tersine, giderek suçunu artırdı.Która rzekła do nich: Tak mówi Pan, Bóg Izraelski: Powiedzcie mężowi, który was posłał do mnie:
Ancak RABbin önünde alçakgönüllülüğü takınan babası Manaşşenin tersine, giderek suçunu artırdı.Meg sem alázá magát az Úr elõtt, mint az õ atyja Manasse megalázta magát; hanem még sokasítá Amon a bûnt.
Ancak RABbin önünde alçakgönüllülüğü takınan babası Manaşşenin tersine, giderek suçunu artırdı.Nepokoril sa pred Hospodinom, ako sa pokoril Manasses, jeho otec, lebo on, Amon, hrešil o mnoho viac.
Ancak RABbin önünde alçakgönüllülüğü takınan babası Manaşşenin tersine, giderek suçunu artırdı.Non si umiliò davanti al Signore, come si era umiliato Manàsse suo padre; anzi Amòn aumentò le sue colpe
Ancak RABbin önünde alçakgönüllülüğü takınan babası Manaşşenin tersine, giderek suçunu artırdı.Pero nunca se humilló delante de Jehovah, como se humilló su padre. Al contrario, Amón añadió más a su culpa
Ancak RABbin önünde alçakgönüllülüğü takınan babası Manaşşenin tersine, giderek suçunu artırdı.И не смирился пред лицем Господним, как смирился Манассия, отец его;напротив, Амон умножил свои грехи.
Ancak RABbin önünde alçakgönüllülüğü takınan babası Manaşşenin tersine, giderek suçunu artırdı.ולא נכנע מלפני יהוה כהכנע מנשה אביו כי הוא אמון הרבה אשמה׃
Ancak RABbin önünde alçakgönüllülüğü takınan babası Manaşşenin tersine, giderek suçunu artırdı.ولم يتواضع امام الرب كما تواضع منسّى ابوه بل ازداد آمون اثما.
Ancak RABbin önünde alçakgönüllülüğü takınan babası Manaşşenin tersine, giderek suçunu artırdı.不 在 耶 和 華 面 前 像 他 父 瑪 拿 西 自 卑 . 這 亞 們 所 犯 的 罪 、 越 犯 越 大
Ancak RABbin önünde alçakgönüllülüğü takınan babası Manaşşenin tersine, giderek suçunu artırdı.不 在 耶和華 面前 像 他 父瑪拿西 自卑 . 這亞們 所 犯 的 罪 、 越 犯 越大
Bu suçunuz yüksek bir surda Sırt veren çatlağa benziyor. Böyle bir sur birdenbire yıkılıverir.bởi cớ đó , tội các ngươi như tường nẻ sắp vỡ , lồi ra trên cao , chỉ trong giây_phút sẽ thình_lình đổ xuống .
Bu suçunuz yüksek bir surda Sırt veren çatlağa benziyor. Böyle bir sur birdenbire yıkılıverir.bởi cớ đó, tội các ngươi như tường nẻ sắp vỡ, lồi ra trên cao, chỉ trong giây phút sẽ thình lình đổ xuống.
Bu suçunuz yüksek bir surda Sırt veren çatlağa benziyor. Böyle bir sur birdenbire yıkılıverir.이 죄악이 너희로 마치 무너지게 된 높은 담이 불쑥 나와 경각간에 홀연히 무너짐 같게 하리라 하셨은즉
Bu suçunuz yüksek bir surda Sırt veren çatlağa benziyor. Böyle bir sur birdenbire yıkılıverir.לכן יהיה לכם העון הזה כפרץ נפל נבעה בחומה נשגבה אשר פתאם לפתע יבוא שברה׃
Bu suçunuz yüksek bir surda Sırt veren çatlağa benziyor. Böyle bir sur birdenbire yıkılıverir.لذلك يكون لكم هذا الاثم كصدع منقض ناتئ في جدار مرتفع ياتي هدّه بغتة في لحظة.
Bu suçunuz yüksek bir surda Sırt veren çatlağa benziyor. Böyle bir sur birdenbire yıkılıverir.故 此 、 這 罪 孽 在 你 們 身 上 、 好 像 將 要 破 裂 凸 出 來 的 高 牆 、 頃 刻 之 間 、 忽 然 坍 塌
Bu suçunuz yüksek bir surda Sırt veren çatlağa benziyor. Böyle bir sur birdenbire yıkılıverir.故此 、 這罪孽 在 你 們 身上 、 好像 將 要 破裂 凸出 來 的 高牆 、 頃刻 之 間 、 忽然 坍塌
Büyükbaba ve Sunbae... ve Ben- eğer soruna neden olduysan,o zaman suçunu kabul edip cezanı çekmelisinÔng và anh Ji Hoo là... còn cháu là... Nếu gây rắc rối, thì cháu phải biết nhận lỗi, và chịu phạt chứ.
Büyükbaba ve Sunbae... ve Ben- eğer soruna neden olduysan,o zaman suçunu kabul edip cezanı çekmelisinДедушка и Санбэй вы .... и я... Если ты виновата, значит должна понести наказание.
Büyükbaba ve Sunbae... ve Ben- eğer soruna neden olduysan,o zaman suçunu kabul edip cezanı çekmelisinالجد و سنباي هم ... و انا أنك سببتي المشاكل و يجب ان تقبلي به و تتقبلي عقابك
Büyükbaba ve Sunbae... ve Ben- eğer soruna neden olduysan,o zaman suçunu kabul edip cezanı çekmelisin面倒を起こしたら 罰を受けるべきだろう ここは ジャンディにしてみれば居心地悪いよ
Eğer giysilerini yıkamaz ve yıkanmazsa suçunun cezasını çekecektir.› ››A keby neopral a svojho tela by neumyl, ponesie svoju neprávosť.