Dahası o subayları öldürmekten hapisteydin, seni nasıl bıraktılar?Hvordan kunne du, der dræbte officererne, slippe ud af fængslet?
Dahası o subayları öldürmekten hapisteydin, seni nasıl bıraktılar?Tapoitte upseereita. Miksi teidät vapautettiin vankilasta?
Dahası o subayları öldürmekten hapisteydin, seni nasıl bıraktılar?Σε φυλάκισαν επειδή σκότωσες τους αξιωματικούς. Γιατί σε έβγαλαν;
Dahası o subayları öldürmekten hapisteydin, seni nasıl bıraktılar?Почему вас, осуждённого за убийство тех офицеров, вообще выпустили из тюрьмы?
Davut binbaşılara, yüzbaşılara ve subaylarına danıştı.A Dávid sa radil s veliteľmi tisícov a stov, so všetkými vojvodami.
Davut binbaşılara, yüzbaşılara ve subaylarına danıştı.A Dawid wszedł w radę z hetmanami nad tysiącami, i z setnikami, i ze wszystkimi rotmistrzami.
Davut binbaşılara, yüzbaşılara ve subaylarına danıştı.David a ţinut sfat cu căpeteniile peste mii şi peste sute, cu toţi mai marii.
Davut binbaşılara, yüzbaşılara ve subaylarına danıştı.Davide si consigliò con i capi di migliaia e di centinaia e con tutti i prìncipi
Davut binbaşılara, yüzbaşılara ve subaylarına danıştı.David pak poradil se s hejtmany nad tisíci, s setníky a se všemi vývodami.
Davut binbaşılara, yüzbaşılara ve subaylarına danıştı.David tint conseil avec les chefs de milliers et de centaines, avec tous les princes.
Davut binbaşılara, yüzbaşılara ve subaylarına danıştı.Ða - vít hội_nghị với quan tướng ngàn quân , quan tướng trăm quân , cùng các quan trưởng của dân .
Davut binbaşılara, yüzbaşılara ve subaylarına danıştı.Ða-vít hội nghị với quan tướng ngàn quân, quan tướng trăm quân, cùng các quan trưởng của dân.
Davut binbaşılara, yüzbaşılara ve subaylarına danıştı.Efter at have rådført sig med Tusindførerne og Hundredeførerne, alle Øversterne,
Davut binbaşılara, yüzbaşılara ve subaylarına danıştı.Entonces David consultó con los jefes de millares y de centenas y con todos los oficiales
Davut binbaşılara, yüzbaşılara ve subaylarına danıştı.In David se je posvetoval s poveljniki čez tisoč in čez sto, z vsemi vojvodami.
Davut binbaşılara, yüzbaşılara ve subaylarına danıştı.Ja Daavid neuvotteli tuhannen- ja sadanpäämiesten, kaikkien ruhtinasten, kanssa.
Davut binbaşılara, yüzbaşılara ve subaylarına danıştı.다윗이 천부장과 백부장 곧 모든 장수로 더불어 의논하고
Davut binbaşılara, yüzbaşılara ve subaylarına danıştı.Na overleg met zijn legerstaf
Davut binbaşılara, yüzbaşılara ve subaylarına danıştı.Och David rådförde sig med över- och underhövitsmännen, med alla furstarna.
Davut binbaşılara, yüzbaşılara ve subaylarına danıştı.Og David holdt råd med høvedsmennene over tusen og over hundre, med alle høvdingene.
Davut binbaşılara, yüzbaşılara ve subaylarına danıştı.Ora, Davi consultou os chefes dos milhares, e das centenas, a saber, todos os oficiais.
Davut binbaşılara, yüzbaşılara ve subaylarına danıştı.Tanácsot tarta pedig Dávid az ezredeknek és századoknak fejeivel és minden elõljárókkal.
Davut binbaşılara, yüzbaşılara ve subaylarına danıştı.Und David hielt einen Rat mit den Hauptleuten über tausend und über hundert und mit allen Fürsten
Davut binbaşılara, yüzbaşılara ve subaylarına danıştı.Και συνεβουλευθη ο Δαβιδ μετα των χιλιαρχων και εκατονταρχων, μετα παντων των αρχηγων.
Davut binbaşılara, yüzbaşılara ve subaylarına danıştı.И советовался Давид с тысяченачальниками, сотниками и со всеми вождями,
Davut binbaşılara, yüzbaşılara ve subaylarına danıştı.Тогава Давид се съветва с хилядниците , стотниците и всичките началници;
Davut binbaşılara, yüzbaşılara ve subaylarına danıştı.ויועץ דויד עם שרי האלפים והמאות לכל נגיד׃
Davut binbaşılara, yüzbaşılara ve subaylarına danıştı.وشاور داود قواد الالوف والمئات وكل رئيس
Davut binbaşılara, yüzbaşılara ve subaylarına danıştı.大 衛 與 千 夫 長 、 百 夫 長 、 就 是 一 切 首 領 商 議
Davut binbaşılara, yüzbaşılara ve subaylarına danıştı.大衛與 千 夫 長 、 百夫長 、 就是 一切 首 領 商議
‹‹Denize attı firavunun ordusunu, Savaş arabalarını. Kızıldenizde boğuldu seçme subayları.A Faraónak szekereit és seregét tengerbe vetette, s válogatott harczosai belefúltak a veres tengerbe.
‹‹Denize attı firavunun ordusunu, Savaş arabalarını. Kızıldenizde boğuldu seçme subayları.Die Wagen Pharaos und seine Macht warf er ins Meer; seine auserwählten Hauptleute versanken im Schilfmeer.
‹‹Denize attı firavunun ordusunu, Savaş arabalarını. Kızıldenizde boğuldu seçme subayları.El a aruncat în mare carăle lui Faraon şi oastea lui; Luptătorii lui aleşi au fost înghiţiţi în marea Roşie.
‹‹Denize attı firavunun ordusunu, Savaş arabalarını. Kızıldenizde boğuldu seçme subayları.Faraon vaunut ja hänen sotajoukkonsa hän suisti mereen, hänen valitut vaunusoturinsa hukkuivat Kaislamereen.
‹‹Denize attı firavunun ordusunu, Savaş arabalarını. Kızıldenizde boğuldu seçme subayları.Faraos vagnar och härsmakt kastade han i havet, hans utvalda kämpar dränktes i Röda havet.
‹‹Denize attı firavunun ordusunu, Savaş arabalarını. Kızıldenizde boğuldu seçme subayları.Faraos Vogne og Krigsmagt styrted han i Havet, hans ypperste Vognkæmpere drukned i det røde Hav,
‹‹Denize attı firavunun ordusunu, Savaş arabalarını. Kızıldenizde boğuldu seçme subayları.Faraos vogner og hans hær kastet han i havet, og hans utvalgte vognkjempere druknet i det Røde Hav.
‹‹Denize attı firavunun ordusunu, Savaş arabalarını. Kızıldenizde boğuldu seçme subayları.Farao's wagens en zijn leger liet Hij in de zee vergaan, de beroemde strijders verdronken,
‹‹Denize attı firavunun ordusunu, Savaş arabalarını. Kızıldenizde boğuldu seçme subayları.Ha echado al mar los carros y el ejército del faraón. Fueron hundidos en el mar Rojo sus mejores oficiales
‹‹Denize attı firavunun ordusunu, Savaş arabalarını. Kızıldenizde boğuldu seçme subayları.그가 바로의 병거와 그 군대를 바다에 던지시니 그 택한 장관이 홍해에 잠겼고
‹‹Denize attı firavunun ordusunu, Savaş arabalarını. Kızıldenizde boğuldu seçme subayları.Vozy faraonove i jeho vojsko vrhol do mora, a jeho vybraní bojovníci povozní sa potopili v Červenom mori.
‹‹Denize attı firavunun ordusunu, Savaş arabalarını. Kızıldenizde boğuldu seçme subayları.Vozy Faraonovy i vojsko jeho uvrhl do moře; a nejpřednější hejtmané jeho ztopeni jsou v moři Rudém.
‹‹Denize attı firavunun ordusunu, Savaş arabalarını. Kızıldenizde boğuldu seçme subayları.Wozy Faraonowe i wojsko jego wrzucił w morze, a wybrani wodzowie jego potopieni są w morzu czerwonem.
‹‹Denize attı firavunun ordusunu, Savaş arabalarını. Kızıldenizde boğuldu seçme subayları.Колесниците Фараонови и войската му хвърли в морето; Отборните му полководци потънаха в Червеното море.
‹‹Denize attı firavunun ordusunu, Savaş arabalarını. Kızıldenizde boğuldu seçme subayları.Колесницы фараона и войско его ввергнул Он в море, и избранные военачальники его потонули в Чермном море.
‹‹Denize attı firavunun ordusunu, Savaş arabalarını. Kızıldenizde boğuldu seçme subayları.מרכבת פרעה וחילו ירה בים ומבחר שלשיו טבעו בים סוף׃
‹‹Denize attı firavunun ordusunu, Savaş arabalarını. Kızıldenizde boğuldu seçme subayları.مركبات فرعون وجيشه القاهما في البحر. فغرق افضل جنوده المركبيّة في بحر سوف.
‹‹Denize attı firavunun ordusunu, Savaş arabalarını. Kızıldenizde boğuldu seçme subayları.法 老 的 車 輛 、 軍 兵 、 耶 和 華 已 拋 在 海 中 、 他 特 選 的 軍 長 、 都 沉 於 紅 海
‹‹Denize attı firavunun ordusunu, Savaş arabalarını. Kızıldenizde boğuldu seçme subayları.法老 的 車輛 、 軍兵 、 耶和華 已 拋 在 海中 、 他 特選 的 軍長 、 都 沉 於 紅海
Dirseğinden vurulmuşsın, subayım.Те са били ранени в лакътя, над Konstabel.
Dirseğinden vurulmuşsın, subayım.Csak a könyököd sérült meg, tizedes.
Dirseğinden vurulmuşsın, subayım.Du är sårad i armbågen, furir.
Dirseğinden vurulmuşsın, subayım.Ha sido herido en el codo, soldado.
Dirseğinden vurulmuşsın, subayım.Je bent gewond aan je elle boog.
Dirseğinden vurulmuşsın, subayım.Kau terluka di siku, penjaga.
Dirseğinden vurulmuşsın, subayım. Sadece dirseğinden.De er blevet såret i albuen, Overkonstabel.
Dirseğinden vurulmuşsın, subayım. Sadece dirseğinden.,אתה פצוע במרפק .רב"ט. במרפק
Dirseğinden vurulmuşsın, subayım. Sadece dirseğinden.، الإصابة في المرفق أيها الطيار . في المرفق
Dirseğinden vurulmuşsın, subayım.Έχεις τραυματιστεί στον αγκώνα, Overkonstabel.
Dirseğinden vurulmuşsın, subayım.Раната е на коляното женчо.