suçluluk ile cümle

suçluluk kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Öykünün son sahnesi ise, anlatıcının suçluluk duygusunun sonucudur.La scena finale mostra invece in cosa sfoci il sentimento della sua colpevolezza.
Tony suçluluk duygusuyla mahvolur.Тони охвачен чувством вины.
Kendilerine yapılanı engellemeye çalışmadıklarından suçluluk duygusuna kapılıp sessizleşebilirler.Человек может не одобрять того, что он вознамерился сделать, даже сам того не осознавая.
İkisi de güçlü beyazların karşısında varolmamaları gerektiğini düşünürek suçluluk hissetmektedirler.كلاهما يشعُران بالذنب مؤكدين ضرورة عدم وجودهم في مواجهة البيض الاقوياء.
Suçlu İnsan - Suçluluk üzerine bir eleştiriشر شعور بالذنب "crime".
Benlik kaynakları tükenmesi, suçluluk ve prososyal davranışta da kendini göstermektedir.Het Über-ich is ook verantwoordelijk voor gevoelens van schuld en schaamte.
O kardeşini öldürdüğü için suçluluk hissediyor.Hierdoor is hij verplicht zijn broer te doden.
Bu suçluluk duygusundan dolayı Ichigo, sevdiklerini korumak için daha fazla güç elde etmeye karar verir.Haar dood zorgt ervoor dat Ichigo er alles aan doet om degene die hij lief heeft te beschermen.
Öykünün son sahnesi ise, anlatıcının suçluluk duygusunun sonucudur.Jednak finalna scena noweli jest rezultatem poczucia winy.
Islah olmayı kabullenmez ama suçluluk da duymaz.Jest też nieśmiały i nie potrafi się przyznać do winy.
Vicdan azabı pişmanlığın en güçlü şeklidir ve çok daha derin bir suçluluk bileşenine sahiptir.Opętanie jest zniewoleniem wewnętrznym i najwyższą formą demonicznej ingerencji.
O kardeşini öldürdüğü için suçluluk hissediyor.Ze złości zabił więc brata.
Pişmanlık suçluluk duygusu içerebilir ama genel anlamda suçluluktan farklıdır.Reakcja uczuciowa jest podobna do zmysłowej w postawie, ale różni się co do treści.
Gandi büyük bir suçluluk duydu ve kendini hiçbir zaman affedemedi.Gandhi kände oerhörd skuld och kunde aldrig förlåta sig själv.
Tony suçluluk duygusuyla mahvolur.Тони серця глухі.
O kardeşini öldürdüğü için suçluluk hissediyor.Později byl obviněn z toho, že zavraždil svého bratra.
Şoförün öldüğünü sanarak ömrü boyunca suçluluk hissetmiştir.Autor tedy považoval celý život toto dílo za ztracené.
Öykünün son sahnesi ise, anlatıcının suçluluk duygusunun sonucudur.Scena finală a povestirii arată manifestarea sentimentelor de vinovăție ale naratorului.
Gandi büyük bir suçluluk duydu ve kendini hiçbir zaman affedemedi.Monk a történtekért önmagát hibáztatta, sohasem tudott magának megbocsátani.
O kardeşini öldürdüğü için suçluluk hissediyor.Magát okolja bátyja haláláért.
Bu konuda hissettiğim suçluluk duygusunu tarif etmeye kelimeler yetmez.Elmondhatatlan bűntudatom van mindezen dolgok miatt.
Suçluluk duygusuna kapılan Bobby, bir gün annesinin kendisini kabul edeceğini umarak kuzenine taşınır.Syyllisyyden kalvama Bobby muuttaa serkkunsa luokse toivoen, että joku päivä hänen äitinsä hyväksyisi hänet.
O kardeşini öldürdüğü için suçluluk hissediyor.Poika sanoo tappaneensa veljensä.
O kardeşini öldürdüğü için suçluluk hissediyor.Τελικά αποκαλύπτεται πως ένοχος για τον εμπρησμό ήταν ο αδελφός της.
Garson Vera da olanlardan biraz suçluluk hissetmiştir.Valdemar Klein fik mange tillidshverv.
Suçluluk duygusuna kapılan Bobby, bir gün annesinin kendisini kabul edeceğini umarak kuzenine taşınır.Bobby får likevel stor skyldfølelse og håper at at Mary en dag vil ta imot ham.
Tony suçluluk duygusuyla mahvolur.Mengetahui hal itu, Tony didera rasa bersalah.
Bu konuda hissettiğim suçluluk duygusunu tarif etmeye kelimeler yetmez.Tak bisa dilukiskan lagi betapa merasa bersalahnya aku atas hal-hal tersebut.
Tony suçluluk duygusuyla mahvolur.ジョンは罪の意識に苦しむ。
Ruhunu geri alan Angel, tekrar işlediği suçlar ve yaptığı kötülüklerden dolayı suçluluk hissetmektedir.アナリーズの死産を招いた罪悪感に苦しむフランクは戻り、罪を被って犯人だと名乗り出る。
Öykünün son sahnesi ise, anlatıcının suçluluk duygusunun sonucudur.不过,故事最后的情景是,叙述者感到了内疚。
O ve Ichigo aynı kayıp ve suçluluk hislerini taşırlar.奥涅金坦承自己的真心和熱情。
Islah olmayı kabullenmez ama suçluluk da duymaz.자살행위 그 자체는 물론,그 미수도 죄가 되지 않는다.
Tony suçluluk duygusuyla mahvolur.조는 죄책감에 시달리게 된다.
Suçluluk duygusuna kapılan Bobby, bir gün annesinin kendisini kabul edeceğini umarak kuzenine taşınır.죄의식에 짓눌린 바비는 그의 사촌네 집으로 떠나는 것을 엄마가 허락해줄 것을 바랐다.
O kardeşini öldürdüğü için suçluluk hissediyor.Тя се обвинява за смъртта на брат си.
Şoförün öldüğünü sanarak ömrü boyunca suçluluk hissetmiştir.За смъртта му той се чувства отговорен през целия си живот.
Vivien Leigh'ı Plowright için terk eden Olivier, hayatının sonuna kadar bu kararından dolayı suçluluk duydu.Zbog Plowright je ostavio Vivien Leigh, zbog čega je osjećao krivnju do kraja života.
Vicdan azabı pişmanlığın en güçlü şeklidir ve çok daha derin bir suçluluk bileşenine sahiptir.Opakom nedbanlivosti je úmysel, čo je ťažšia forma zavinenia.
Tony suçluluk duygusuyla mahvolur.Toni oli Raivole võlgu.
Ama o yükseldiğinde ve yolunu bulduğunda, bunu takiben, suçluluk ve acı ve korku geliyor bir şekilde.Ale když to vyvstane a má to svou vlastní cestu, pak následuje vina, bolest a strach, nějak...?
Ama o yükseldiğinde ve yolunu bulduğunda, bunu takiben, suçluluk ve acı ve korku geliyor bir şekilde.Ale kiedy to wzrasta i ma swój sposób, podąża za winą, bólem, strachem.
Ama o yükseldiğinde ve yolunu bulduğunda, bunu takiben, suçluluk ve acı ve korku geliyor bir şekilde.Kun se nousee ja sillä on omat tapansa ilmetä, sen jälkeen sitä seuraa syyllisyys, kipu ja pelko.
Ama o yükseldiğinde ve yolunu bulduğunda, bunu takiben, suçluluk ve acı ve korku geliyor bir şekilde.Látom, ahogy az elme kitalálja az ügyes és okos kifogásokat,
Ama o yükseldiğinde ve yolunu bulduğunda, bunu takiben, suçluluk ve acı ve korku geliyor bir şekilde.Ma quando emerge e va a modo suo, dopo è seguito da senso di colpa e dolore e paura, in qualche modo.
Ama o yükseldiğinde ve yolunu bulduğunda, bunu takiben, suçluluk ve acı ve korku geliyor bir şekilde.Men när det uppstår och har sin egen gång, då följer skuld och rädsla och smärta, på något vis.
Ama o yükseldiğinde ve yolunu bulduğunda, bunu takiben, suçluluk ve acı ve korku geliyor bir şekilde.Но когда она появляется и проявляется, следом за этим приходят чувство вины и боль и страх.
Ama sonra büyük bir suçluluk duygusuna kapıldım.A potom prišili jedny z najväčších výčitiek, aké som zažil.
Ama sonra büyük bir suçluluk duygusuna kapıldım.E depois veio um dos maiores momentos de culpabilização da minha vida.
Ama sonra büyük bir suçluluk duygusuna kapıldım.E poi mi sono sentito terribilmente in colpa.
Ama sonra büyük bir suçluluk duygusuna kapıldım.Erre elkezdett úgy bűntudatot ébreszteni bennem, mint még soha senki.
Ama sonra büyük bir suçluluk duygusuna kapıldım.Et alors j'ai subi une tentative de culpabilisation comme rarement.
Ama sonra büyük bir suçluluk duygusuna kapıldım.In potem se je začel eden največjih občutkov krivde v mojem življenju.
Ama sonra büyük bir suçluluk duygusuna kapıldım.Kemudian datanglah salah satu rasa bersalah terbesar dalam hidup saya.
Ama sonra büyük bir suçluluk duygusuna kapıldım.그리고 이 일은 저에게 큰 죄책감을 느끼게 했습니다.
Ama sonra büyük bir suçluluk duygusuna kapıldım.Načež přišlo něco, díky čemu jsem cítil snad největší vinu ve svém životě.
Ama sonra büyük bir suçluluk duygusuna kapıldım.Og så kom en af de største skyldfølelser i mit liv.
Ama sonra büyük bir suçluluk duygusuna kapıldım.Şi-atunci a venit unul din cele mai intense sentimente de vinovăţie din viaţa mea.
Ama sonra büyük bir suçluluk duygusuna kapıldım.Siitä tuli yksi isoimmista syyllisyydentunteista elämässäni.
Ama sonra büyük bir suçluluk duygusuna kapıldım.Und dann kamen die heftigsten Schuldzuweisungen meines Lebens.

İlgili Sayfalar