suçlu ile cümle
suçlu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Neredeyse 800 Alman suçlunun 100'den fazlası eşcinseldi ve 7 tane Yehova Şahitleri üyesi vardı.Nemeckých kriminálnikov bolo asi 800, homosexuálov viac ako 100 a 7 boli Svedkovia Jehovovi.
Sokrates az bir farkla suçlu bulundu.Sokrates je tesným rozdielom hlasovaním uznaný za vinného.
Çok tehlikeli bir suçlu olarak görülmektedir.Je považovaný za človeku nebezpečného.
Azkaban Hapishanesi, suçlu büyücülerin tutulduğu bir hapishanedir.Azkaban je fiktívne čarodejnícke väzenie.
Ve siz bize suçlu dediniz.Odvtedy je Kriváň Kriváňom.
Evet, ben bir suçluyum.Sú to zbojníci.
Suçluları suç işlemekten caydırmıyor.Izolovať páchateľov trestných činov, aby sa im zabránilo v pokračovaní trestnej činnosti.
Suçu gerçekleştiren kişiye suçlu denir.Osoba, ktorá spáchala trestný čin, sa nazýva páchateľ.
Meral eşinin suçlu olduğuna inanmamaktadır.Nebolo tajomstvom, že je manželke neverný.
Ayrıca, Herzl’in, Dreyfus’u suçlu bulduğunu da iletti.Wieslerovi sa zdá Dreyman podozrivý.
En azılı suçlular bir anda hapishanede özgür kalır.Do tohoto väzenia posielajú len tých najhorších zločincov.
O’Kelley suçlu bulunsa da sağlık sorunları nedeniyle cezası indirildi ve 1902’de serbest kaldı.Ďalší chránenec Henry Methvin bol obvinený z vraždy a prepustený v roku 1942.
Himmler, suçluları yakalamaya götüren bilgiler için 500.000 markluk bir ödül teklif etti.FSB vypísala odmenu vo výške 50 miliónov dolárov za informácie vedúce k zadržaniu páchateľov.
Bu yöntem bir suçlunun tanınması için son derece güvenilir bir yöntemdir.Mučenie bolo akceptovanou metódou získavania informácií.
Vicdan azabı pişmanlığın en güçlü şeklidir ve çok daha derin bir suçluluk bileşenine sahiptir.Opakom nedbanlivosti je úmysel, čo je ťažšia forma zavinenia.
Cezalandırma, suçlunun ailesini de kapsayabilirdi.Kazen se je lahko razširila tudi na kriminalčevo družino.
Avusturyalıların suçlu, kurban ve seyirci olma rolü özellikle dikkate alınıyor.Vloga Avstrijk in Avstrijcev kot storilci, žrtve in opazovalci, jih še posebno zanima.
Azkaban Hapishanesi, suçlu büyücülerin tutulduğu bir hapishanedir.Azkaban je čarovniški zapor, ki ga stražijo morakvarji.
Irak ayrıca Kuveyt'i OPEC'in petrol üretimi için belirlediği kotayı aşmakla suçluyordu.Poleg tega je Kuvajt presegel mejo proizvodnje olja določeno s pogodbo s strani OPEC .
Gladyatörlerin çoğu suçlular ya da köleler arasından yetişirdi.Večinoma so jih gradili kaznjenci ali sužnji.
Çocuk suçlulara dair 1945 yılında yayınlanan kararnamenin yazarları arasında yer almıştır.Leta 1945 je bil med soustanovitelji literarnega glasila Mladinska revija.
Çatışma sırasında suçlu, Sam'in babası tarafından vurulur.Charlia pri umoru zaloti Franciscin oče, ki ga poškoduje.
Nisan 2015'te cinayetten suçlu bulundu.Februarja 2015 so ga obtožili dvojnega umora.
Nürnberg duruşmalarında savaş suçlusu olarak hüküm giydi ve idam edildi.Na sojenju v Nürnbergu je tajil vse svoje zločine in obsojen je bil na smrt z obešanjem.
9. Suçlu olduğu yargı kararıyla belirlenmedikçe hiç kimse “suçlu” ilan edilemez.9. člen Vsakdo velja za nedolžnega, dokler se ne ugotovi njegova krivda.
Ancak Mr. Brownlow olayı fark eder ve Oliver’ı gerçek suçluyla karıştırır.Gospod Brownlow zastavi dobro besedo zanj in Oliver je prepuščen oskrbi dobrega gospoda Brownlowa.
Kahramanlar ya çılgın bilim adamlarıyla ya da bildiğimiz suçlular ile karşılaşır.Loteval se je še slabo znanih žanrov, kot npr. kriminalke in znanstvene fantastike.
Ama buralara sıradan suçlular değil, siyasal tutuklular kapatılırdı.Vlade pogosto izjavijo, da nimajo političnih zapornikov, samo zapornike normalnega kriminalnega prava.
Bu yargılamanın sonucunda suçlu bulundu ve sürgüne gönderildi.Za te izjave je bil postavljen pred sodišče in obsojen.
Savaş sonrasında savaş suçlusu olarak yargılandı ve hüküm giydi.Po vojni so ga obsodili kot vojnega zločinca.
Ona yalan söylediği için kendini suçlu hisetmektedir.Aš jį užsipuoliau, kodėl jis meluoja.
Eski bir suçludur.Kaltinėnai senas miestelis.
Amnesty International ve Avrupa Konseyi gibi uluslararası organisazyonlar onu siyasi suçlu olarak tanımladı.Po tokio nuosprendžio ES ir kitos tarptautinės organizacijos jį pavadino politišku.
Böylece suçlular suç olmadan yakalamaktadır.Tuomet SIE turi galią suimti nusikaltėlius.
Erskine, 2003'te yargılandı ve suçlu bulundu.2003 m. Mavrodis buvo surastas ir areštuotas.
4. SSSS gibi bir suçlu organizasyona üyelik.Buvo Ketverių metų seimo konfederacijos narys.
Anti-Macar ve siyasi suçlulara af sağladı.Naudojamas nusikaltėliams ir politiniams kaliniams laikyti.
Suçlu olduğuna kanaat getirince sorgu hâkimine ilk tahkikatı yaptırır.Siekdamas įrodyti savo nekaltumą, jis turi pirmas rasti tikrąjį nusikaltėlį...
"Suçluların adalet önüne çıkarılması gerekir." dedi.Tema mõrvarid tuleb kohtu ette tuua."
İnternet tarayıcıları, yaygın dağıtım ve kullanımları nedeniyle suçlular için özel bir hedeftir.Veebibrauserid on põhiline sihtmärk kurjategijatele, kuna need on nii laialt levinud.
Vatan hainliğiyle yargılanan kral suçlu bulunur ve 30 Ocak 1649 günü idam edilir.Nende survel mõisteti kuningas riigireeturina süüdi ja hukati 30. jaanuaril 1649.
Kendisine isnat edilen suç yabancı bir ülke için casusluk yapmaktan suçlu bulunur.Siis aga selgub, et talle on esitatud absurdne süüdistus välisriikide kasuks spioneerimises.
Bütün suçlamalardan suçlu bulundu.Kohus vabastas ta kõigist süüdistustest.
İçeri başta Chenier olmak üzere suçlular içeri girer.Kommer kandis alguses karistust Pärnus.
Gerçek suçlu kimdir?Milline on süüdlase ligikaudne vanus?
Suçlular yakalanır adalete teslim edilirler.Nad antakse rahu rikkumise pärast kohtu alla.
Birkaç suçlu yangından kaçıp ormanda saklanırlar.Rahvas põgenenud metsa peitu.
Savaştan sonra savaş suçlusu ilan edildi, fakat daha sonra affedildi.Pärast sõda ta vahistati kahtlustatuna sõjakuritegudes, kuid ta suri enne süüdistuse esitamist.
Suçluları köpeği ve yeğeni sayesinde tutuklar.Näitusele registreerumiseks täidavad koera omanikud registreerimislehe andmetega koera ja tema omaniku kohta.
Duruşmalara bakan iki mahkeme, 29 kişiyi suçlu bulmuş ve cadılıktan ölüme mahkûm etmiştir.Prokuratuur alustas 29 kriminaalasja ning kahtlustas 300 isikut.
Hikâye, cezai hukuk etkisi altında siyasal yozlaşma ve "şöhret suçlu" konsepti üzerine bir hicivdir.Seadustik muu hulgas sätestab kuriteo ja väärteo mõiste.
Tony suçluluk duygusuyla mahvolur.Toni oli Raivole võlgu.
Mart 1966'da, üç kişi suçlu oldukları kanıtlanarak müebbet hapse mahkûm edilmişlerdir.Lõpuks mõistetigi 10. märtsil 1966 kõik kolm süüdi ettekavatsetud tapmises ja mõisteti eluks ajaks vangi.
2002 yılında mahkeme, amaçlarının dünyanın en kötü suçlularını... ...bulmak ve yakalamak olduğunu açıkladı.2002년 재판소가 시작되었을 때, 그들의 일은 세계에서 가장 악명높은 범죄자들을 찾아 체포를 요구하는 것이었습니다.
2002 yılında mahkeme, amaçlarının dünyanın en kötü suçlularını... ...bulmak ve yakalamak olduğunu açıkladı.2002年國際刑事法庭成立時, 他們的任務就是 找出並且逮捕全球的頭號罪犯
2002 yılında mahkeme, amaçlarının dünyanın en kötü suçlularını... ...bulmak ve yakalamak olduğunu açıkladı.Es triste No podía explicar a Gavin los detalles de lo que Joseph Kony realmente hace
2002 yılında mahkeme, amaçlarının dünyanın en kötü suçlularını... ...bulmak ve yakalamak olduğunu açıkladı.I 2002 når Domstolen blev startet, var deres job At finde og kræve arrestationen af verdens værste forbrydere
2002 yılında mahkeme, amaçlarının dünyanın en kötü suçlularını... ...bulmak ve yakalamak olduğunu açıkladı.ב2002 בשבית הדין התחיל, מטרתם הייתה למצוא ולדרוש לעצור את הפושעים הכי גדולים בעולם
2002 yılında mahkeme, amaçlarının dünyanın en kötü suçlularını... ...bulmak ve yakalamak olduğunu açıkladı.في عام 2002 عندما بدأت المحكمة ، كان عملهم أن يجدوا ويطالبوا باعتقال أسؤا مجرمي العالم
2002 yılında mahkeme, amaçlarının dünyanın en kötü suçlularını... ...bulmak ve yakalamak olduğunu açıkladı.世界中の凶悪犯罪者を見つけ出し、逮捕する事が役割となった。 多くの戦争首謀者、殺人者、そして独裁者が世界中に居るが、