suçlar ile cümle

suçlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Suçlarının cezasını çekecekler. Peygamber de ona danışan da aynı şekilde cezalandırılacak.In nosila bosta krivico svojo: krivica prorokova bode kakor krivica tistega, ki ga povprašuje;
Suçlarının cezasını çekecekler. Peygamber de ona danışan da aynı şekilde cezalandırılacak.Îşi vor purta astfel păcatul lor, şi pedeapsa proorocului va fi la fel cu pedeapsa celuice întreabă,
Suçlarının cezasını çekecekler. Peygamber de ona danışan da aynı şekilde cezalandırılacak.I tak poniosą nieprawość swoję; jaka jest kaźó na tego, któryby się pytał, taka też kaźó na proroka będzie,
Suçlarının cezasını çekecekler. Peygamber de ona danışan da aynı şekilde cezalandırılacak.선지자의 죄악과 그에게 묻는 자의 죄악이 같은즉 각각 자기의 죄악을 담당하리니
Suçlarının cezasını çekecekler. Peygamber de ona danışan da aynı şekilde cezalandırılacak.Και θελουσι λαβει την ποινην της ανομιας αυτων η ποινη του προφητου θελει εισθαι ως η ποινη του ερωτωντος
Suçlarının cezasını çekecekler. Peygamber de ona danışan da aynı şekilde cezalandırılacak.И понесут вину беззакония своего: какова вина вопрошающего, такова будет вина и пророка,
Suçlarının cezasını çekecekler. Peygamber de ona danışan da aynı şekilde cezalandırılacak.ונשאו עונם כעון הדרש כעון הנביא יהיה׃
Suçlarının cezasını çekecekler. Peygamber de ona danışan da aynı şekilde cezalandırılacak.ويحملون اثمهم. كاثم السائل يكون اثم النبي.
Suçlarının cezasını çekecekler. Peygamber de ona danışan da aynı şekilde cezalandırılacak.他 們 必 擔 當 自 己 的 罪 孽 、 先 知 的 罪 孽 、 和 求 問 之 人 的 罪 孽 、 都 是 一 樣
Suçlarının cezasını çekecekler. Peygamber de ona danışan da aynı şekilde cezalandırılacak.他 們必擔當 自己 的 罪孽 、 先知 的 罪孽 、 和 求 問 之 人 的 罪孽 、 都 是 一 樣
Suçlarının hepsi insanlığa karşı işleniyor. Aynı zamanda toplumu da hedef alıyor.I suoi crimini sono crimini contro l'umanità
Suçlarının hepsi insanlığa karşı işleniyor. Aynı zamanda toplumu da hedef alıyor.Jeho zločiny jsou v podstatě zločiny proti lidskosti a válečné zločiny páchané na civilním obyvatelstvu.
Suçlarının hepsi insanlığa karşı işleniyor.Các tội phạm về cơ bản là tội ác chống nhân loại
Suçlarının hepsi insanlığa karşı işleniyor.Crimele sunt practic crime împotriva umanității
Suçlarının hepsi insanlığa karşı işleniyor.De brott är i grunden brott mot mänskligheten
Suçlarının hepsi insanlığa karşı işleniyor.De misdaden zijn in principe misdaden tegen de menselijkheid
Suçlarının hepsi insanlığa karşı işleniyor.Forbrydelser er dybest set forbrydelser mod menneskeheden
Suçlarının hepsi insanlığa karşı işleniyor.그 범죄들은 근본적으로 '인권'에 반하는 범죄입니다.
Suçlarının hepsi insanlığa karşı işleniyor.Os crimes são basicamente crimes contra a humaniidade
Suçlarının hepsi insanlığa karşı işleniyor."Ses crimes sont fondamentalement des crimes contre l'humanité"
Suçlarının hepsi insanlığa karşı işleniyor.והפשעים הם בעצם, פשעים נגד האנושות
Suçlarının hepsi insanlığa karşı işleniyor.جرائمه باختصار.. جرائم ضد الإنسانية
Suçlarının hepsi insanlığa karşı işleniyor.そして一般市民に対して行われた戦争犯罪、
Suçlarının hepsi insanlığa karşı işleniyor.罪行基本上都是違反人道
Suçlarının hesabını vereceksin...Du skal stå til ansvar for dine forbrydelser.
Suçlarının hesabını vereceksin...Du ska stå till svars för dina brott.
Suçlarının hesabını vereceksin...Odpowiesz za swoje zbrodnie.
Suçlarının hesabını vereceksin...Pagherai per i tuoi crimini.
Suçlarının hesabını vereceksin...Saat vastata rikoksistasi.
Suçlarının hesabını vereceksin...Vais pagar pelos teus crimes...
Suçlarının hesabını vereceksin...Vas a pagar por tus crímenes...
Suçlarının hesabını vereceksin...Θα λογοδοτήσεις για τα εγκλήματά σου...
Suçlarının hesabını vereceksin...Ты ответишь за свои преступления...
Suçlarla yükümlü tutulan belli bir örnek vardır.Có một khuôn mẫu nhất định về những người bị buộc tội.
Suçlarla yükümlü tutulan belli bir örnek vardır.Er is een patroon zichtbaar in wie beschuldigd wordt van misdaden.
Suçlarla yükümlü tutulan belli bir örnek vardır.Es gibt ein bestimmtes Muster dafür wer für Straftaten verurteilt wird.
Suçlarla yükümlü tutulan belli bir örnek vardır.Esistono categorie precise di persone che vengono condannate.
Suçlarla yükümlü tutulan belli bir örnek vardır.Există un anumit tipar pentru cine e gǎsit vinovat pentru crime.
Suçlarla yükümlü tutulan belli bir örnek vardır.Hay un cierto patron en los que son acusados por los crímenes.
Suçlarla yükümlü tutulan belli bir örnek vardır.Il y a un certain schéma, qui détermine qui va être inculpé d'un crime.
Suçlarla yükümlü tutulan belli bir örnek vardır.Istnieje określony schemat, według którego można określić kto zostanie oskarżony o przestępstwo.
Suçlarla yükümlü tutulan belli bir örnek vardır.범죄자로 지목되는 데에는 일정한 패턴이 있습니다.
Suçlarla yükümlü tutulan belli bir örnek vardır.Megfigyelhető egy bizonyos szabályszerűség abban, hogy kiket ítélnek el.
Suçlarla yükümlü tutulan belli bir örnek vardır.Υπάρχουν στερεότυπα στα χαρακτηριστικά εκείνων που κρίνονται ως εγκληματίες.
Suçlarla yükümlü tutulan belli bir örnek vardır.Има определена схема в това кого обвиняват в престъпления.
Suçlarla yükümlü tutulan belli bir örnek vardır.Існує певний шаблон того, на кого вішають злочини.
Suçlarla yükümlü tutulan belli bir örnek vardır.Существует определенная закономерность в том, кого обвиняют в преступлениях.
Suçlarla yükümlü tutulan belli bir örnek vardır.ישנו דפוס מסוים להרשעה בפשעים.
Suçlarla yükümlü tutulan belli bir örnek vardır.هنالك منحى عام لأولئك اللذين يتم إدانتهم
Suçlarla yükümlü tutulan belli bir örnek vardır.オーストラリアで刑務所に拘留されている人たちは殆どが先住民です
Suçsuz olsam ağzım beni suçlar, Kusursuz olsam beni suçlu çıkarır.Ako bi tudi prav imel, bi me vendar usta moja obsodila, ako bi bil popoln, bi On dokazal, da sem popačenec.
Suçsuz olsam ağzım beni suçlar, Kusursuz olsam beni suçlu çıkarır.Dầu rằng tôi công bình, miệng mình sẽ lên án cho mình; Tuy tôi trọn vẹn, nó sẽ tỏ tôi ra gian tà.
Suçsuz olsam ağzım beni suçlar, Kusursuz olsam beni suçlu çıkarır.Dầu rằng tôi công_bình , miệng mình sẽ lên_án cho mình ; Tuy tôi trọn_vẹn , nó sẽ tỏ tôi ra gian_tà .
Suçsuz olsam ağzım beni suçlar, Kusursuz olsam beni suçlu çıkarır.Ha igaznak mondanám magamat, a szájam kárhoztatna engem; ha ártatlannak: bûnössé tenne engemet.
Suçsuz olsam ağzım beni suçlar, Kusursuz olsam beni suçlu çıkarır.Har jeg end Ret, må min Mund dog fælde mig, er jeg end skyldfri, han gør mig dog vrang!
Suçsuz olsam ağzım beni suçlar, Kusursuz olsam beni suçlu çıkarır.Ja, hade jag än rätt, så dömde min mun mig skyldig; vore jag än ostrafflig, så läte han mig synas vrång.
Suçsuz olsam ağzım beni suçlar, Kusursuz olsam beni suçlu çıkarır.Jestliže se za spravedlivého stavěti budu, ústa má potupí mne; pakli za upřímého, převráceného mne býti ukáží.
Suçsuz olsam ağzım beni suçlar, Kusursuz olsam beni suçlu çıkarır.Keby som sa robil spravedlivým, odsúdia ma moje vlastné ústa, a keby bezúhonným, dokáže mi, že som prevrátený.
Suçsuz olsam ağzım beni suçlar, Kusursuz olsam beni suçlu çıkarır.가령 내가 의로울지라도 내 입이 나를 정죄하리니 가령 내가 순전할지라도 나의 패괴함을 증거하리라
Suçsuz olsam ağzım beni suçlar, Kusursuz olsam beni suçlu çıkarır.Oricîtă dreptate aş avea, gura mea mă va osîndi; şi oricît de nevinovat aş fi, El mă va arăta ca vinovat.

İlgili Sayfalar