Van Meegren vatana ihanetle suçlandı, bu ölüm cezası verilebilecek bir suçlamaydı.Bil je obsojen izdaje, ki je kaznovana s smrtjo.
Van Meegren vatana ihanetle suçlandı, bu ölüm cezası verilebilecek bir suçlamaydı.Felségárulással vádolták, mely már önmagában is halálbüntetéssel büntetendő.
Van Meegren vatana ihanetle suçlandı, bu ölüm cezası verilebilecek bir suçlamaydı.반 메이헤런은 사형으로 처벌받을 반역죄로 기소됬습니다.
Van Meegren vatana ihanetle suçlandı, bu ölüm cezası verilebilecek bir suçlamaydı.Obvinili ho z vlastizrady, ktorá sa trestá smrťou.
Van Meegren vatana ihanetle suçlandı, bu ölüm cezası verilebilecek bir suçlamaydı.Van Meegeren a fost acuzat de trădare, lucru pedepsit cu moartea.
Van Meegren vatana ihanetle suçlandı, bu ölüm cezası verilebilecek bir suçlamaydı.Van Meegeren åtalades för förräderi, vilket i sig självt var belagt med dödsstraff.
Van Meegren vatana ihanetle suçlandı, bu ölüm cezası verilebilecek bir suçlamaydı.Van Meegeren blev sigtet for forræderi, der i sig selv er strafbart med døden.
Van Meegren vatana ihanetle suçlandı, bu ölüm cezası verilebilecek bir suçlamaydı.Van Meegeren didakwa dengan tuduhan pengkhianatan, yang dapat dihukum mati.
Van Meegren vatana ihanetle suçlandı, bu ölüm cezası verilebilecek bir suçlamaydı.Van Meegeren foi acusado de traição, crime que é por sua vez punido com a morte.
Van Meegren vatana ihanetle suçlandı, bu ölüm cezası verilebilecek bir suçlamaydı.Van Meegeren fu accusato di tradimento, reato punibile con la morte.
Van Meegren vatana ihanetle suçlandı, bu ölüm cezası verilebilecek bir suçlamaydı.Van Meegereniä syytettiin maanpetoksesta, mistä myös rangaistaan kuolemalla.
Van Meegren vatana ihanetle suçlandı, bu ölüm cezası verilebilecek bir suçlamaydı.Van Meegeren wurde des Hochverrats angeklagt, was mit der Todesstrafe geahndet wird.
Van Meegren vatana ihanetle suçlandı, bu ölüm cezası verilebilecek bir suçlamaydı.Van Meegren fue acusado del delito de traición a la patria, que a su vez se castiga con la muerte.
Van Meegren vatana ihanetle suçlandı, bu ölüm cezası verilebilecek bir suçlamaydı.Van Meegren został oskarżony o zdradę, która karana jest śmiercią.
Van Meegren vatana ihanetle suçlandı, bu ölüm cezası verilebilecek bir suçlamaydı.Van Meergen byl obviněn ze zločinu zrady, který se trestá smrtí.
Van Meegren vatana ihanetle suçlandı, bu ölüm cezası verilebilecek bir suçlamaydı.Τον κατηγόρησαν για προδοσία που επίσης τιμωρείται με θάνατο.
Van Meegren vatana ihanetle suçlandı, bu ölüm cezası verilebilecek bir suçlamaydı.Ван Меегерен бил обвинен в престъпление за измяна, което само по себе си се наказва със смърт.
Van Meegren vatana ihanetle suçlandı, bu ölüm cezası verilebilecek bir suçlamaydı.Ван Меегерену было предъявлено обвинение в измене, само по себе караемое смертью.
Van Meegren vatana ihanetle suçlandı, bu ölüm cezası verilebilecek bir suçlamaydı.Він звинувачувався у державній зраді, яка карається смертю.
Van Meegren vatana ihanetle suçlandı, bu ölüm cezası verilebilecek bir suçlamaydı.ואן מגרן הואשם בבגידה, אשר גזר דינה הוא מוות.
Van Meegren vatana ihanetle suçlandı, bu ölüm cezası verilebilecek bir suçlamaydı.ومن ثم تم إتهام "هان فان ميجيرين" بالخيانة العظمى وهي تهمة حكمها الموت
Van Meegren vatana ihanetle suçlandı, bu ölüm cezası verilebilecek bir suçlamaydı.これも死刑となり得るものでした 実刑判決から6週間後
Ve Başkan'ın daimi olarak onları, kurlarıyla oynamakla suçlama şansı var, ancak kendisi bunu yapmıyor.Romney dice que esos son trabajos imaginarios.
Ve beni cinayetle suçlama işin bittiyse ben demo çekimime geri dönüyorum.E, se stai cercando di accusarmi di omicidio. Ora, se non ti dispiace, vorrei tornare al mio demo.
Ve beni cinayetle suçlama işin bittiyse ben demo çekimime geri dönüyorum.Et si tu as fini de m'accuser de meurtre alors j'aimerais retourner à ma démo.
Ve beni cinayetle suçlama işin bittiyse ben demo çekimime geri dönüyorum.Κι αν τέλειωσες με τις κατηγορίες για φόνο απέναντί μου. Τότε θα ήθελα να επιστρέψω στο γύρισμά μου.
Ve beni cinayetle suçlama işin bittiyse ben demo çekimime geri dönüyorum.Хватит обвинять меня в убийстве. Я должна снять своё демо.
Ve beni cinayetle suçlama işin bittiyse ben demo çekimime geri dönüyorum.番組に戻んなきゃなのよ! このきちがい、マザー・ファッカー!
Ve bu iki suçlama birbirinden tamamen bağımsız.Ale dělali to absolutně nezávisle.
Ve bu iki suçlama birbirinden tamamen bağımsız.Ale obaj robili to zupełnie niezależnie.
Ve bu iki suçlama birbirinden tamamen bağımsız.Maar deden ze dit volledig onafhankelijk.
Ve bu iki suçlama birbirinden tamamen bağımsız.Ma lo stavano facendo in completa autonomia.
Ve bu iki suçlama birbirinden tamamen bağımsız.Mas eles estavam fazendo isso completamente independentes.
Ve bu iki suçlama birbirinden tamamen bağımsız.Tetapi mereka melakukannya sendiri-sendiri dua tahun untuk menjual obat terlarang.
Ve bu iki suçlama birbirinden tamamen bağımsız.אבל הם עשו זאת באופן נפרד לחלוטין.
Ve bu iki suçlama birbirinden tamamen bağımsız.ولكن كانوا يبعونها منفصلين بشكلٍ مستقل.
Ve burada olanlara karsi bir suclama yapmiyorum, ama bu yavas bir ilerleme.A já zde nikoho neobviňuji z toho, co se tu děje, ale je to pozvolný vývoj.
Ve burada olanlara karsi bir suclama yapmiyorum, ama bu yavas bir ilerleme.Ik wil geen beschuldiging uiten over wat er aan de hand is, maar de vooruitgang verloopt traag.
Ve burada olanlara karsi bir suclama yapmiyorum, ama bu yavas bir ilerleme.Je n'accuse personne de ce qui est en train de se passer, mais c'est une lente dégradation.
Ve burada olanlara karsi bir suclama yapmiyorum, ama bu yavas bir ilerleme.저는 여기서 일어나는 일에 대해 고발하려는 것이 아니라, 이는 단지 점진적인 진보입니다.
Ve burada olanlara karsi bir suclama yapmiyorum, ama bu yavas bir ilerleme.Não acuso ninguém quanto ao que está a acontecer, mas isto é uma lenta progressão.
Ve burada olanlara karsi bir suclama yapmiyorum, ama bu yavas bir ilerleme.Nie osądzam przy tym tego, co się tu dzieje, ale jest to powolna przemiana.
Ve burada olanlara karsi bir suclama yapmiyorum, ama bu yavas bir ilerleme.Non sto puntando il dito su quello che sta succedendo, ma si tratta di una lenta progressione.
Ve burada olanlara karsi bir suclama yapmiyorum, ama bu yavas bir ilerleme.Și nu e o acuzație apropo la ceea ce se întâmpla aici, dar este o evoluție lentă.
Ve burada olanlara karsi bir suclama yapmiyorum, ama bu yavas bir ilerleme.Und ich erhebe keine Anklage zu den laufenden Vorgängen, sondern es ist ein langsames Voranschreiten.
Ve burada olanlara karsi bir suclama yapmiyorum, ama bu yavas bir ilerleme.Y no estoy haciendo un juicio sobre lo que está ocurriendo aquí, pero es una progresión lenta.
Ve burada olanlara karsi bir suclama yapmiyorum, ama bu yavas bir ilerleme.И я никого не обвиняю в том, что здесь происходит, но дело потихоньку движется.
Ve burada olanlara karsi bir suclama yapmiyorum, ama bu yavas bir ilerleme.ואני לא עושה כתב אישום כלפי מה שקורה כאן, אבל זוהי התקדמות איטית.
Ve burada olanlara karsi bir suclama yapmiyorum, ama bu yavas bir ilerleme.و أنا لا أحاول توجيه الاتهام لما يحدث هنا، ولكنه تقدم بطيء
Ve burada olanlara karsi bir suclama yapmiyorum, ama bu yavas bir ilerleme.しかし 進歩のスピードが遅いのです 私は考え始めました 我々はいろいろな人間の時代を生きています
Ve Rilke'den, "Eğer günlük yaşamınız sönük görünüyorsa, onu suçlamayın; kendinizi suçlayın.Dazu Rilke: "Wenn Ihr Alltag arm erscheint, geben Sie nicht dem Alltag Schuld sondern sich selbst.
Ve Rilke'den, "Eğer günlük yaşamınız sönük görünüyorsa, onu suçlamayın; kendinizi suçlayın.En Rilke: "Als je dagelijkse leven je schraal lijkt, geef dan niet het leven de schuld, maar jezelf.
Ve Rilke'den, "Eğer günlük yaşamınız sönük görünüyorsa, onu suçlamayın; kendinizi suçlayın.E Rilke: "Se la tua vita quotidiana sembra povera, non biasimare lei; biasima te stesso.
Ve Rilke'den, "Eğer günlük yaşamınız sönük görünüyorsa, onu suçlamayın; kendinizi suçlayın.Et Rilke : "Si ta vie quotidienne te semble pauvre, ne l'accuse pas ; accuse-toi toi-même.
Ve Rilke'den, "Eğer günlük yaşamınız sönük görünüyorsa, onu suçlamayın; kendinizi suçlayın.릴케는, "만일 여러분의 일상이 가난한것 같으면 그것을 비난하지 마시오; 스스로를 비난하세요
Ve Rilke'den, "Eğer günlük yaşamınız sönük görünüyorsa, onu suçlamayın; kendinizi suçlayın."Nếu cuộc sống hàng ngày của bạn có vẻ nghèo nàn, đừng đổ thừa cho nó; hãy nhận lỗi về mình.
Ve Rilke'den, "Eğer günlük yaşamınız sönük görünüyorsa, onu suçlamayın; kendinizi suçlayın.Rilke: "Dacă viaţa ta cotidiană pare săracă, nu da vina pe ea, învinuieşte-te pe tine.
Ve Rilke'den, "Eğer günlük yaşamınız sönük görünüyorsa, onu suçlamayın; kendinizi suçlayın.Rilke powiedział: "Jeśli twoje życie codzienne wydaje ci się ubogie, nie obwiniaj życia, wiń siebie samego.
Ve Rilke'den, "Eğer günlük yaşamınız sönük görünüyorsa, onu suçlamayın; kendinizi suçlayın.Y Rilke: "Si tu cotidianidad parece pobre, no la culpes a ella, sino a tí mismo.
Ve Rilke'den, "Eğer günlük yaşamınız sönük görünüyorsa, onu suçlamayın; kendinizi suçlayın.А це - Рільке: "Якщо Ваше повсякденне життя здається вам бідним, не звинувачуйте його, звинувачуйте себе.