Sami daha önce hiç kimsenin denemediği suçları işledi.Sami committed crimes that no one had tried before.
Sami kundaklamayla suçlanıyordu.Sami was charged with arson.
Sami suç için Leyla'yı suçladı.Sami blamed Layla for the crime.
Sami birinci dereceden cinayet suçlamasıyla karşı karşıyaydı.Sami was facing charges of first degree murder.
Sami, Leyla'ya benzer biçimde suçlu bulundu ve ömür boyu hapse mahkum edildi.Sami was found just as guilty as Layla and was sentenced to life.
Sami tıpkı Leyla gibi suçlu bulundu ve ömür boyu hapse mahkum edildi.Sami was found just as guilty as Layla and was sentenced to life.
Tom kara para aklamakla suçlandı.Tom was accused of money laundering.
Tom kara para aklamayla suçlandı.Tom has been accused of money laundering.
Sami'nin, Leyla'nın ölümü için kimin suçlanması gerektiği konusunda hiç şüphesi yoktu.Sami had no doubt about who should be blamed for Layla's death.
Sami'nin karısı Leyla, cinayetle suçlandı.Sami's wife, Layla, was charged with murder.
Sami birinci derece cinayetten suçlu bulundu.Sami was found guilty of first-degree murder.
Sami, Leyla'yı bir ilişkisi olmakla suçladı.Sami accused Layla of having an affair.
Sami istismarcı annesini hareketlerinden dolayı hâlâ suçluyor.Sami still blames his abusive mother for his actions.
Sami'nin suç kariyeri kısa kesildi.Sami's criminal career was cut short.
Sami suçlamada bulunmadı.Sami didn't press charges.
Sami suçu üstlendi.Sami took the blame.
Sami suçlamada bulunmamaya karar verdi.Sami decided not to press charges.
Sami kendini korkunç suçlu hissediyordu.Sami felt terribly guilty.
Sami kasten adam öldürme suçunu kabul etti.Sami pled guilty to voluntary manslaughter.
Tom kaza için Mary'yi suçlamakla hatalıydı.Tom was wrong to blame Mary for the accident.
Sami cinayet suçlamalarıyla karşı karşıyaydı.Sami was facing murder charges.
Sami oda arkadaşını öldürmekle suçlandı.Sami was charged with the murder of his roommate.
Sami asla Leyla'yı bir suçla suçlamadı.Sami never accused Layla of a crime.
Sami, Leyla'yı asla bir suçla itham etmedi.Sami never accused Layla of a crime.
Sami'nin avukatı, jüri onu suçsuz bulduğunda şaşırmadı.Sami's lawyer was not surprised when the jury found him not guilty.
Sami o suçu yapabilirdi.Sami could have done that crime.
Sami suça şahit olmadı.Sami didn't witness the crime.
Sami zimmetine para geçirmekle suçlandı.Sami was accused of embezzlement.
Sami olağandışı bir suçla suçlandı.Sami was accused of an unusual crime.
Sami'nin yatak odası bir suç mahalli haline geldi.Sami's bedroom became a crime scene.
Sami suç mahallini temizlemeye çalıştı.Sami tried to clean up the crime scene.
Sami suça izin verdi.Sami permitted the crime.
Sami kendini suçlamadı.Sami didn't incriminate himself.
Sami, Leyla'nın gerçekten Ferit'in ölümü için suçlandığına inanmadı.Sami didn't believe that Layla was really to blame for Farid's death.
Sami suçlu olduğunu belirtti.Sami pled guilty.
Sami suçu kabul etti.Sami pled guilty.
Sami son derece tehlikeli bir suçludur.Sami is an extremely dangerous criminal.
Sami suçunu gizledi.Sami concealed his crime.
Sami cinayet için suçu kabul etti.Sami pled guilty to murder.
Sami suçluydu.Sami was the perpetrator.
Sami çözülmemiş bir suç üzerinde çalışıyordu.Sami was working on an unsolved crime.
Sami organize suç nedeniyle altı yıla mahkûm edildi.Sami was sentenced to six years for organized crime.
Sami beni suçladı.Sami blamed me.
Tom henüz karmaşa için suçlanmadı.Tom hasn't been blamed for the mess yet.
Tom henüz bir şeyle suçlanmadı.Tom hasn't been accused of anything yet.
Tom henüz bunu yapmakla suçlanmadı.Tom hasn't been accused of doing that yet.
Sami kendi kızını öldürme girişiminde bulunmakla suçlandı.Sami was charged of attempted murder of his own daughter.
Sami cehennem kadar suçludur.Sami is guilty as hell.
Sami bu suçlamaları açıklayamaz.Sami can't explain these charges.
Sami, Leyla'yı antifrizle öldürmekle suçlandı.Sami was accused of killing Layla with antifreeze.
Sami birinci derece cinayetle suçlandı.Sami was charged with first degree homicide.
Sami bir suç yazarıdır.Sami is a crime writer.
Sami, yakalanırsa kimin suçlanacağını biliyordu.Sami knew who to blame if he got caught.
Sami, Leyla'nın kötü avukatını suçladı.Sami blamed Layla's bad lawyer.
Sami yangını başlatmakla suçlandı.Sami was charged with starting the fire.
Sami suçlarını en aza indirdi.Sami minimized his crimes.
Bu ciddi bir suçlama.This is a serious accusation.
O ciddi bir suçlama.That's a serious accusation.
Onu yapmakla suçlanıyorum.I've been accused of doing that.
Tom, karışıklık için suçlanmayacağını umuyordu.Tom hoped that he wouldn't be blamed for the mess.