Bağışıklık sistemi uyku ve dinlenmeyle güçlenir, stresle zayıflar.免疫系は睡眠や休息によって増強され ストレスによって損なわれる。
Çoğu, stres nedeniyle zayıflar ve yolculuğun sonunda hastalanır.そうでなくとも多くのものがストレスによって弱り、到着したときには病気になっている。
Karşı cinsten birisine sarıldıkları zaman veya aşırı stres altına girdikleri zaman hayvana dönüşmektedirler.流体が高度に粘稠な場合は、捏和(ねっか)または捏和混練(ねっかこんれん)と呼ぶ場合もある。
Bizim işyerine de böyle bir kukla alınacak biz de stres atıp daha verimli çalışacağız, derler.また、その矛を誉めて曰く「わが矛の利(と)きこと、物において陥さざるなきなり。
Stresi ve gerginliği azaltır.ストレスや不安を軽減する。
1995 yılında Time dergisi Otomat'ı 20. yüzyıldaki stres ve depresyonu konu ettiği sayısına kapak yaptı.1995年『タイム (雑誌)』は、20世紀のストレスと鬱病に関する記事のための表紙のイメージに本作を用いた。
Bu hastalığın altında yatan sebeplerden biri de yoğun stresdir.疾病の発生要因の多くは、ストレスに由来する。
Ama mix ve prodüksiyon işlemleri benim için o kadar stres doluydu ki.マルクス主義者の転向や生産力論が抵抗とはいかにも苦しい。
Kolay strese girerim.そのストレスで暴れ回る。
13 Ağustos - Almanya'da Gustav Stresemann'ın koalisyon hükûmeti kuruldu.10月27日 - ドイツでゲアハルト・シュレーダー政権成立。
Kolay strese girerim.容易緊張。
Adada kampta herkes stres altındadır.岛上的所有建筑物都受到了影响。
Kolay strese girerim.스트레스를 감소시킨다.
Meme kanseri, stresle veya memeye travmayla (darbeyle) meydana gelmez.(생성되는 과보(果報) 또는 업보(業報)가 아니라 증득되는 과(果)이다.)
Stres topları Birleşik Krallık'ta üçüncü en popüler promosyon hediyesi idi.자본은 영국 정부와 세계에서 가장 큰 기부단체인 웰컴 트러스트에서 제공했다.
Son yıllarda Blackburn ve arkadaşları, telomeraz ve telomerler üzerinde stresin etkisini araştırmaktadırlar.בשנים האחרונות בלקבורן ועמיתיה חקרו את ההשפעה של לחץ על הטלומראז והטלומרים.
Akut stres tepkisi kan akışını yükseltir ve hastayı tehlikeye sokar.תגובת חרדה חריפה מגבירה את קצב זרימת הדם ומסכנת את האדם.
Kolay strese girerim.מתח בחיים.
Menapoza girdiğini düşünüp strese girdi ama öyle olmadığını ve hamile olduğunu öğrenince havalara uçtu.הם בודקים אם היא נאנסה, אבל מתברר שלא ומתגלה שהיא בהיריון.
Diğer ANBU üyeleri gibi Yamato da stresli durumlarda sakin, sabırlı bir tavır gösterir.מיקרו מבנים המאולחים באופן קבוע גם הם גורמים לכוונון מחדש מוגבל וסובלנות נמוכה במצבי תקלה.
Tek ihtiyaç duyduğum, bir süre ara vermek; böylece stresim sona erecek.אני, תשמעו, ידידיי, אני, אני הולך להפסיק עכשיו לדקה כי איבדתי את קולי.
Buna standart stres enerjisi tensörü denir.Това налягане се нарича нормално атмосферно налягане.
Bu sistem onların sağlıklarının izlenmesi ve streslerinin düşürülmesini sağlayabilir.Ще се почувствате по-добре и това ще намали нивото ви на стрес.
"Skips' Stress" bölümünde kendi stresi ile savaşmıştır.U epizodi "Rakova cesta" je bubnjao po svom trbuhu sasvim dobro.
Streste artabilir ve uykuda kaybolabilir.Provokuje ich stres a strácajú sa v spánku.
İtaatte kayda değer bir farklılık gözlenmedi, ancak daha yüksek stres seviyeleri tespit edildi.Poslušnosť sa významne nelíšila, hoci ony javili, že pociťujú vyššiu úroveň stresu.
Sıklıkla, posttravmatik stres bozukluğu ve depresyon birlikte vuku bulmaktadır.Posttravmatska stresna motnja in depresija se pogosto pojavljata sočasno.
Almanya'nın çekilmesinin ardından birkaç hafta hastanede kalarak savaş stres reaksiyonu tedavisi gördü.Potem ko je bila Nemčija premagana, so ga za nekaj tednov hospitalizirali zaradi reakcije na stres bojevanja.
Karōshi ölümlerinin başlıca tıbbî nedenleri strese bağlı kalp krizi ve inmedir.Glavni medicinski vzroki smrti karōshi so srčni infarkt in možganska kap zaradi stresa.
Sürekli sözel istismar ve tehdit çalışanlarda endişe ve stres yaratır.Prisotne so stalne grožnje in nadlegovanje.
Bu değişimler kolay değişimlerdir ve az strese neden olur.Spremembe rahlo bolijo ali dajejo občutek neugodja.
Virginia'nın hastalığının stresi nedeniyle Poe daha da fazla içki içmeye başladı.Dėl Virdžinijos ligos Po ėmė dar daugiau gerti.
Ancak yine de stresten dolayı psikozlu olabilirdi.Šitaip buvo galima sukelti ir psichinį spaudimą.
Bu nedenle, bu dönemde dinlenmeye özen göstermeli ve çok yorucu faaliyetlerden ve stresten uzak durulmalıdır.Svarbu suplanuoti savo laiką, kad galima būtų išvengti karštligiško skubėjimo ir streso.
Duygusal dengede yüksek puan alanlar duygusal olarak duyarlı ve strese eğilimlidirler.Kõrgema neurootilisuse tasemega inimestel on emotsionaalselt tundlikud ja stressile haavatavad.
Çiftliğin diğer üyeleriyle hayal kırıklığına uğramadı. ^ Stress da Lupo- Film.itFilmis mängis teisigi Eesti avaliku elu tegelasi. Pikemalt artiklis Ärma talu#Ärma talu skandaal.
2.kız: Çok stresli olurdu.Ar fi stresant.
2.kız: Çok stresli olurdu.Ca serait trop stressant.
2.kız: Çok stresli olurdu.Công việc đó thật nặng nề, áp lực.
2.kız: Çok stresli olurdu.스트레스를 많이 받을 것 같아요.
2.kız: Çok stresli olurdu.Sarebbe davvero stressante.
2.kız: Çok stresli olurdu.Sería muy estresante.
2.kız: Çok stresli olurdu.To stresujące.
2.kız: Çok stresli olurdu.Би било толкова стресиращо.
2.kız: Çok stresli olurdu.נערה 2: זה יהיה כל כך מלחיץ.
2.kız: Çok stresli olurdu.سيكون هناك الكثير من التوترالنفسي.
Acaba strese nasıl baktığımız bizi daha sağlıklı yapar mı? ve işte bilim evet dediKan sättet vi tänker kring stress göra oss hälsosammare? Och här svarar forskningen ja.
Acaba strese nasıl baktığımız bizi daha sağlıklı yapar mı? ve işte bilim evet dedi스트레스에 대한 생각을 바꾸면 건강해질까? 그리고 과학은 그게 맞다고 말하죠.
Acaba strese nasıl baktığımız bizi daha sağlıklı yapar mı? ve işte bilim evet dedi"Môžeme sa vyliečiť zmenou našich presvedčení o strese?" A tu nám veda hovorí "áno".
Acaba strese nasıl baktığımız bizi daha sağlıklı yapar mı? ve işte bilim evet dediMoże zmiana, jak myślisz o stres sprawi, że zdrowsze? I tutaj nauka mówi, że tak.
Acaba strese nasıl baktığımız bizi daha sağlıklı yapar mı? ve işte bilim evet dedi"Можно ли сохранить здоровье, изменив свое представление о стрессе?" И здесь наука отвечает:
Acaba strese nasıl baktığımız bizi daha sağlıklı yapar mı? ve işte bilim evet dedi"Чи можна змінивши те, як ви думаєте, про стрес зробити вас здоровішим? І ось наука говорить, що так.
Acaba strese nasıl baktığımız bizi daha sağlıklı yapar mı? ve işte bilim evet dediもっと健康になれるだろうか<br/>という事で これがその答えです あなたがストレスに対して<br/>考えを変えたら
Aceleye getirilmez. Rahatlamaya ve strese girmemeye çalışın.Het is het belangrijkst dat u in het begin beschikt over een uitgebreide woordenschat.
Aceleye getirilmez. Rahatlamaya ve strese girmemeye çalışın.La cosa más importante que usted necesita al principio es un buen vocabulario.
(Alkışlar) Aynı şey, klinik açıdan feci durumda değilse, mani, stres ve depresyon için de geçerli.Nem para essa mania de stress e depressão, a menos que seja clinicamente brutal.
Ama beni en çok etkileyen buluş stresin nasıl fiziksel tepkimizi değiştirdiğiydi.그 중에 저한테 가장 놀라웠던 것은, 스트레스에 반응하는 그들의 신체가 변화하는 모습 이였어요.
Ama beni en çok etkileyen buluş stresin nasıl fiziksel tepkimizi değiştirdiğiydi.Men den för mig mest fascinerande upptäckten var hur deras fysiska reaktioner på stressen förändrades.
Ama beni en çok etkileyen buluş stresin nasıl fiziksel tepkimizi değiştirdiğiydi.Najfascinujúcejšie bolo na tom ako sa ich fyzická odpoveď na stres zmenila.
Ama beni en çok etkileyen buluş stresin nasıl fiziksel tepkimizi değiştirdiğiydi.Але самими захоплюючими відкриттям для мене було що їх фізична реакція на стрес змінилася.