Bu yüzden bu sektöre stratejik yatırımlar yapıyorlar.그래서 이 분야에 집중된 전략인 투자를 많이 시행하고 있습니다.
Bu yüzden bu sektöre stratejik yatırımlar yapıyorlar.Perciò focalizzano molti investimenti strategici in quest'area.
Bu yüzden bu sektöre stratejik yatırımlar yapıyorlar.Por isso, estão a concentrar nesta área muito investimento estratégico.
Bu yüzden bu sektöre stratejik yatırımlar yapıyorlar.Så de gör en massa strategiska investeringar fokuserade på detta område.
Bu yüzden bu sektöre stratejik yatırımlar yapıyorlar.Takže ich investície majú strategické zameranie na túto oblasť.
Bu yüzden bu sektöre stratejik yatırımlar yapıyorlar.Takže proto se strategicky soustřeďují na investice do této oblasti.
Bu yüzden bu sektöre stratejik yatırımlar yapıyorlar.Tworzą, więc oni wiele inwestycji strategicznych skupiających się na tej dziedzinie.
Bu yüzden bu sektöre stratejik yatırımlar yapıyorlar.Vì vậy họ tập trung đầu tư 1 cách có chiến lược vào lĩnh vực này
Bu yüzden bu sektöre stratejik yatırımlar yapıyorlar.Έτσι κάνουν πολλές στρατηγικές επενδύσεις επικεντρώνοντας σε αυτόν τον τομέα
Bu yüzden bu sektöre stratejik yatırımlar yapıyorlar.Затова влагат много стратегически инвестиции, съсредоточени в тази област.
Bu yüzden bu sektöre stratejik yatırımlar yapıyorlar.Поэтому они делают большие капиталовложения в эту область.
Bu yüzden bu sektöre stratejik yatırımlar yapıyorlar.אז הרבה השקעה אסטרטגית מתמקדת בתחום הזה
Bu yüzden bu sektöre stratejik yatırımlar yapıyorlar.ولذا فهم يركزون على الاستثمار في هذا المجال
Bu yüzden bu sektöre stratejik yatırımlar yapıyorlar.ヨーロッパ連合も然り
Chilapa, uyuşturucu alıp diğer eyaletlere dağıtmak için kullanılan stratejik bir noktadır.Tomuto jevu připisuji současné násilí.
Çıkış stratejisi olmadan yapmaya.BPの原油流出事故は
Çıkış stratejisi olmadan yapmaya.출구 전략도 없이 하는것이죠.
Çıkış stratejisi olmadan yapmaya. Ve BP neredeyse son yıllardaki bu konudaki ilk deneyimimiz değil.BP rozhodně nebylo naší první zkušeností s tímto chování v posledních letech.
Çıkış stratejisi olmadan yapmaya. Ve BP neredeyse son yıllardaki bu konudaki ilk deneyimimiz değil.En BP was hierin niet bepaald onze eerste ervaring in de afgelopen jaren.
Çıkış stratejisi olmadan yapmaya.ללא דרכי מילוט.
Çıkış stratejisi olmadan yapmaya.ولا بدون أي خطط عودة .. او خطط انقاذ
Çok stratejik.197 00:08:43,131 --> 00:08:44,611 Strateko.
Çok stratejik.But a later response, and much more useful,
Çünkü şu anda, sadece tek bir stratejinin değil, bütün ekosistemin tümüyle değişimini yaşıyoruz.특정한 전략 하나의 변화가 아닙니다. 20세기의 고전적인 미디어 문제는
Çünkü şu anda, sadece tek bir stratejinin değil, bütün ekosistemin tümüyle değişimini yaşıyoruz.Karena ini sungguh sebuah transformasi ekosistem secara keseluruhan. Bukan hanya sebuah strategi tertentu.
Çünkü şu anda, sadece tek bir stratejinin değil, bütün ekosistemin tümüyle değişimini yaşıyoruz.Mivel ez valójában az ökoszisztéma egészének átalakulása. Nemcsak egy bizonyos stratégia.
Çünkü şu anda, sadece tek bir stratejinin değil, bütün ekosistemin tümüyle değişimini yaşıyoruz.Pentru ca asta e chiar o transformare a ecosistemului cu totul Nu doar o strategie particulara.
Çünkü şu anda, sadece tek bir stratejinin değil, bütün ekosistemin tümüyle değişimini yaşıyoruz.Porque esto es realmente una transformación de todo el ecosistema. No solo una estrategia particular.
Çünkü şu anda, sadece tek bir stratejinin değil, bütün ekosistemin tümüyle değişimini yaşıyoruz.Porque isto é uma transformação do ecossistema como um todo, não é apenas uma estratégia específica.
Çünkü şu anda, sadece tek bir stratejinin değil, bütün ekosistemin tümüyle değişimini yaşıyoruz.Protože toto je opravdu transformace ekosystému jako celku. Nejedná se pouze o dílčí strategii.
Çünkü şu anda, sadece tek bir stratejinin değil, bütün ekosistemin tümüyle değişimini yaşıyoruz.To pomeni resnično preobrazbo celotnega ekosistema in ne samo ene strategije.
Çünkü şu anda, sadece tek bir stratejinin değil, bütün ekosistemin tümüyle değişimini yaşıyoruz.Want het hele ecosysteem verandert. Niet alleen een bepaalde strategie.
Çünkü şu anda, sadece tek bir stratejinin değil, bütün ekosistemin tümüyle değişimini yaşıyoruz.Weil es in Wirklichkeit eine Transformation des gesamten Ökosystems ist. Nicht nur eine bestimmte Strategie.
Çünkü şu anda, sadece tek bir stratejinin değil, bütün ekosistemin tümüyle değişimini yaşıyoruz.Защото това всъщност е цялостна трансформация на екосистемата. А не просто определена стратегия.
Çünkü şu anda, sadece tek bir stratejinin değil, bütün ekosistemin tümüyle değişimini yaşıyoruz.На самом деле это изменение всей экосистемы в целом. А не только конкретной стратегии.
Çünkü şu anda, sadece tek bir stratejinin değil, bütün ekosistemin tümüyle değişimini yaşıyoruz.מכיוון שזהו שינוי של מערכת יחסי הגומלין כולה, ולא רק אסטרטגיה מסויימת.
Çünkü şu anda, sadece tek bir stratejinin değil, bütün ekosistemin tümüyle değişimini yaşıyoruz.وليست فقط أستراتيجية محددة مشاكل الإعلام التقليدي ، منذ القرن العشرين
Çünkü şu anda, sadece tek bir stratejinin değil, bütün ekosistemin tümüyle değişimini yaşıyoruz.特定の戦略の変更ではありません 20世紀の従来的メディアにおける問題は
Danışman ve arama motorlarını geliştirme stratejileri üzerine yazılar yazanفانسيا فوكس، تعمل مستشارة ومؤلفة في مجال إستراتيجية محرك البحث،
Davacıların stratejisi olabilecek en sıkıcı şekilde ve mümkün olduğunca çok yalan söylemek -Åklagaren verkar vilja ljuga så tråkigt som möjligt-
Davacıların stratejisi olabilecek en sıkıcı şekilde ve mümkün olduğunca çok yalan söylemek -Åklagaren verkar vilja ljuga så tråkigt som möjligt-
Davacıların stratejisi olabilecek en sıkıcı şekilde ve mümkün olduğunca çok yalan söylemek -Anklagerens strategi er at lyve så meget som muligt på den mest kedelige måde -
Davacıların stratejisi olabilecek en sıkıcı şekilde ve mümkün olduğunca çok yalan söylemek -Chiến thuật của các công tố viên là lừa dối nhiều nhất có thể theo những cách thức đáng chán nhất -
Davacıların stratejisi olabilecek en sıkıcı şekilde ve mümkün olduğunca çok yalan söylemek -Công tố viên dối trá nhiều đến mức chán không chấp nhận được.
Davacıların stratejisi olabilecek en sıkıcı şekilde ve mümkün olduğunca çok yalan söylemek -De strategie van de aanklager is om zoveel mogelijk te liegen op de saaiste manier die er maar is -
Davacıların stratejisi olabilecek en sıkıcı şekilde ve mümkün olduğunca çok yalan söylemek -Die Strategie des Staatsanwalt ist es so viel wie möglich zu lügen.
Davacıların stratejisi olabilecek en sıkıcı şekilde ve mümkün olduğunca çok yalan söylemek -검사들의 전략은 그냥, '가능한한 최대한 지루하게 거짓말을 늘어놓기'인것 같네요
Davacıların stratejisi olabilecek en sıkıcı şekilde ve mümkün olduğunca çok yalan söylemek -La estrategia del fiscal es mentir lo más posible en la forma más aburrida posible-
Davacıların stratejisi olabilecek en sıkıcı şekilde ve mümkün olduğunca çok yalan söylemek -Strategią oskarżycieli jest kłamać w najbardziej nudny sposób-
Davacıların stratejisi olabilecek en sıkıcı şekilde ve mümkün olduğunca çok yalan söylemek -Syyttäjän strategia on valehdella niin paljon kuin mahdollista ja kaikkein tylsimmällä mahdollisella tavalla -
Davacıların stratejisi olabilecek en sıkıcı şekilde ve mümkün olduğunca çok yalan söylemek -Žalobcova strategie je lhát co nejvíce je to možné co možná nejnudnějším možným způsobem-
Davacıların stratejisi olabilecek en sıkıcı şekilde ve mümkün olduğunca çok yalan söylemek -Η στρατηγική των εισαγγελέων είναι να ψεύδονται... όσο το δυνατόν περισσότερο με τον πιο βαρετό δυνατό τρόπο.
Davacıların stratejisi olabilecek en sıkıcı şekilde ve mümkün olduğunca çok yalan söylemek -Стратегия прокуроров является лгать как можно в самых скучных возможным способом -
Davacıların stratejisi olabilecek en sıkıcı şekilde ve mümkün olduğunca çok yalan söylemek -האסטרטגיה של התובע היא לשקר ככל האפשר - בצורה המשעממת ביותר שאפשר
Davacıların stratejisi olabilecek en sıkıcı şekilde ve mümkün olduğunca çok yalan söylemek -إستراتيجية النيابة العامة هي الكذب قدر الإمكان بأكثر طريقة مملة
Davacıların stratejisi olabilecek en sıkıcı şekilde ve mümkün olduğunca çok yalan söylemek -眠たくもなるし 肉体的にもキツイ
Davos'ta, Çin Başkanı CO2 salınım stratejileri hakkında sıkıştırıldı ve buna takiben şöyle dedi:Gdy byłem w Davos, prezydent chińskiego Dalian zaprezentował swoją strategią CO2, mówiąc:
Davos'ta, Çin Başkanı CO2 salınım stratejileri hakkında sıkıştırıldı ve buna takiben şöyle dedi:내가 스위스의 다보스에 있 을 때, 중국 다롄의 시장은 그들의 이산화탄소 전략에 대해 다음과 같이 말했습니다.
Davos'ta, Çin Başkanı CO2 salınım stratejileri hakkında sıkıştırıldı ve buna takiben şöyle dedi:Quando ero a Davos, il sindaco di Dalian fu sommerso di domande sulle loro politiche energetiche. E lui disse:
Davos'ta, Çin Başkanı CO2 salınım stratejileri hakkında sıkıştırıldı ve buna takiben şöyle dedi:כשהייתי בדאבוס, לחצו על ראש העיר הסינית דליאן בנוגע לאסטרטגיית הפד"ח שלהם, והוא אמר כדלקמן: