stabil ile cümle
stabil kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Ulaşım, stabilize yoldan sağlanabilmektedir.يجب أن يكون ناقل الحركة في وضع متعادل.
Ayak stabildir.الدر النظيم.
Genellikle lateral stabilize sorunları sıklıkla görülmektedir.Endósporos laterais são vistos ocasionalmente.
İyodik asit +5 oksidasyon durumunda iyot içerir ve halojenlerin saf halde en stabil okso-asitlerinden biridir.O ácido iódico é dos mais estáveis oxiácidos halógenos enquanto em estado puro.
En stabil ksenon bileşiklerinden biridir.Het is een van de stabielste xenonverbindingen.
Stabilize yol bulunmaktadır.Er is een stabiel evenwicht.
Köye ait yollar toprak yol olup belli bir kısmı ise stabilizedir.De vloeren volgen de buitenwand, en worden door de (versterkte) buitenwand gedragen.
TOAB hem faz transfer katalizörü hem de stabilizör ajandır, NaBH ise indirgeyici ajandır.TBAF wordt ook toegepast als fase-transfer-katalysator en als zwakke base.
Köye ulaşımı sağlayan yol stabilize yol olup köye ulaşımı güçleştirmektedir.De aanleg van een trekvaart zou de bereikbaarheid van de stad sterk verbeteren.
Bu, dirseğin stabil olmamasının sebebidir.Dit was te wijten aan de instabiele spoordijk.
Buzdolabında 1-2 hafta stabil kalır.De vruchten zijn buiten de koelkast slechts één week houdbaar.
125 mm'lik yivsiz top, tam sabitleme sistemi (stabilizasyon sistemi) ile donatılmıştır.125 mm, wyposażona w nową stabilizację.
Ayak stabildir.Podwozie stałe.
İsviçre ekonomisi dünyanın en stabil ülke ekonomilerinden biridir.Gospodarka Czech jest uważana za jedną z najstabilniejszych spośród wszystkich państw postsocjalistycznych.
Tedaviyle birlikte çoğu bakteriyel pnömoni türü 3–6 gün içerisinde stabil hale gelir.Med behandling stabiliserar sig de flesta typer av bakteriell pneumoni inom 3–6 dagar.
Lippmann renkli fotoğraf aksine, lazerler ir dalga boyunun dörtte biri içinde stabil tutulmalıdır.Till skillnad från en halvkolonn har pilastern ett rektangulärt tvärsnitt.
EUFOR, (İngilizce: European Union Stabilization Forces).Finlands relationer till Europeiska gemenskaperna (EG).
Tedaviyle birlikte çoğu bakteriyel pnömoni türü 3–6 gün içerisinde stabil hale gelir.При лікуванні розвиток більшості типів бактеріальної пневмонії стабілізується через 3—6 днів.
Kişinin başı ve boynu stabilize edilir ve 112 Acil servis aranır.Варто подивитись і послухати, виступи на 112.
Tedaviyle birlikte çoğu bakteriyel pnömoni türü 3–6 gün içerisinde stabil hale gelir.Díky léčbě se většina typů bakteriálního zápalu plic stabilizuje do 3–6 dnů.
Karayolu ağı ve otomotiv endüstrisi fazla gelişmemiş ve büyük şehirler dışında stabilize yollar yaygındı.Silniční síť a automobilový průmysl zůstaly nerozvinuté a mimo velká města byly běžné polní cesty.
Bu, dirseğin stabil olmamasının sebebidir.Důvodem je prostá neprostupnost horniny.
Stabilize yol bulunmaktadır.Nastává proces stabilizace.
Böyle bir gezegen varsa Dünya'dan çok daha kütleli olamaz; aksi takdirde yörünge stabilitesi bozulurdu.Musíme ji přetvořit, jinak si naši planetu zničíme.
Stabil bir enerjiye sahip olduğunu da keşfetti.Zjistila že byl energetickou bytostí.
Diğer hadronlar stabil değildir.Vrcholové partie nejsou stabilní.
İsviçre ekonomisi dünyanın en stabil ülke ekonomilerinden biridir.Economia Elveției este una dintre cele mai stabile economii ale lumii.
Tedaviyle birlikte çoğu bakteriyel pnömoni türü 3–6 gün içerisinde stabil hale gelir.Sub tratament, cele mai multe tipuri de pneumonie bacteriană se ameliorează în 3–6 zile.
Ayak stabildir.Glezna rămâne stabilă.
M60A1'in ana topu için stabilizasyon sistemiyle teçhiz edilmiştir.Utiliza motorul și sistemul de conducere a focului al tancului M60A1.
Buzdolabında 1-2 hafta stabil kalır.Hűtőszekrényben 1–2 hétig tárolható.
Tedaviyle birlikte çoğu bakteriyel pnömoni türü 3–6 gün içerisinde stabil hale gelir.Kezeléssel a legtöbb bakteriális tüdőgyulladás stabilizálható 3–6 nap alatt.
57 kilometrelik yolun büyük bir kısmı stabilizedir.A 30 km hosszú úthálózat ⅔ része szilárd burkolatú.
Dayanıklı bir malzemeden, stabil duracak şekilde üretilir.Az állandó építmények szilárd anyagokból, tartós használatra készülnek.
Buzdolabında 1-2 hafta stabil kalır.Se säilyy jääkaapissa kahdesta kolmeen kuukautta.
Eski adı SFOR (Stabilization Forces).Sen entinen nimi oli Armed Forces Network.
Annesi, Christine Stabile, Black Box Theatre adlı bir tiyatro işletmektedir.Hänen äitinsä Christine Stabile omisti The Black Box -teatterin, missä poika aloitti näyttelemisen.
Diğer hadronlar stabil değildir.Suomennokset ovat vakiintumattomia.
Köy yolu stabilizedir.Kärppien populaatio on vakaa.
Tedaviyle birlikte çoğu bakteriyel pnömoni türü 3–6 gün içerisinde stabil hale gelir.Με θεραπεία, τα περισσότερα είδη της βακτηριακής πνευμονίας θα σταθεροποιηθούν σε 3-6 ημέρες.
Ayak stabildir.Σταθερά σύζευξης.
EUFOR, (İngilizce: European Union Stabilization Forces).European Union of Women - EUW (στα Αγγλικά).
Mahalleye ulaşımı sağlayan yol stabilize olup mahallede ana okulu ve kuran kursu vardır.Σώζεται επίσης η κατοικία του στην Πλάκα, στη γωνία των οδών Σχολείου και Φλέσσα.
Tedaviyle birlikte çoğu bakteriyel pnömoni türü 3–6 gün içerisinde stabil hale gelir.Med behandling vil de fleste typer bakteriel lungebetændelse stabilisere sig i løbet af tre til seks dage.
Yolları stabilizedir.Klitten stabiliseres.
Bunlarda tek iplikli DNA, telomer bağlanıcı proteinler tarafından stabilize edilmiş bir halka olarak kıvrılır.Her krøller den enkelt-strengede DNA sig sammen til en lang cirkel stabiliseret af telomerbindende proteiner.
Buzdolabında 1-2 hafta stabil kalır.I kjøleskapet, 1/2-1 time.
Son derece stabil bir yağdır.Svært stabil spiselig olje.
Ortam aynı zamanda örnek ile etkileşim için atıl olması ve yüksek basınç altında stabil olmalıdır.Det tillater også degenerert materie å være stabilt under ekstreme trykk.
Ulaşımı stabilizedir.Medlemsmassen er stabil.
Tedaviyle birlikte çoğu bakteriyel pnömoni türü 3–6 gün içerisinde stabil hale gelir.Dengan pengobatan, kebanyakan jenis pneumonia bakteri akan stabil dalam waktu 3–6 hari.
Birisi asfalt diğeri ise stabilize yoldur.Salah satunya adalah posisi yang berdasarkan dan lainnya adalah tingkat berbasis.
Karayolu ağı ve otomotiv endüstrisi fazla gelişmemiş ve büyük şehirler dışında stabilize yollar yaygındı.Jaringan jalan dan industri mobil tidak berkembang, jalan-jalan di luar kota besar pun berkualitas buruk.
Ayak stabildir.Hasilnya stabil.
Stabil olmayan hastalarda cerrahiye gidilir.Bunlar hastaların % 10-20 sini oluşturur.Penyakit ini bisa berdampak panjang atau bahkan permanen pada 10 hingga 20% pasien yang terinfeksi.
İsviçre ekonomisi dünyanın en stabil ülke ekonomilerinden biridir.Kinh tế Thụy Sĩ là một trong những nền kinh tế ổn định nhất trên thế giới.
Bu, dirseğin stabil olmamasının sebebidir.Đây là những gì có nghĩa là không ổn định.
Ayak stabildir.Chạy ổn định.
Ayak stabildir.歩道整備。
Son derece stabil bir yağdır.非常に豊かなバストである。