sporu ile cümle
sporu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
1966 yılında sporu bıraktıktan sonra Sovyetler Birliği takımının koçluğunu yapmıştır.Efter att hon avslutat sin karriär 1966 blev hon coach för det sovjetiska landslaget.
Medyayı oynat Korfbol, erkeklerle kadınların birlikte oynadıkları tek takım sporudur.Korfball är en mixad sport. Män och kvinnor spelar sida vid sida.
Kendisi bu sporun temellerini atan kişidir ve vücut geliştirme sporunun babası olarak anılır.Han driver företag som relaterar till sporten och kan kallas en riktig bangolfentreprenör.
Bu sporun dünya üzerindeki yetkili kurumu Uluslararası Atıcılık Federasyonu ISSF'dir.Världsmästerskapen i skytte arrangeras av Internationella Sportskytteförbundet (ISSF).
Türkiye'de kaykay sporu tarihi boyunca hiç gelişmemiştir.Den rashygieniska forskningen fick aldrig något genombrott i Finland.
Ultra maraton ya da Ultra uzun mesafe, geleneksel maratondan daha uzun mesafelerde koşma sporudur.Noga räknat är den långa distansen längre än ett normalt maratonlopp och är alltså ett ultramarathon.
Balık tutma sporu ve dalgıçlık burada popüler sporlardır.Segling, sportfiske och dykning är populära sporter.
Konkurhipik, binicilik sporunun bir dalıdır.TbOK är en van tävlingsarrangör.
Tiran, Arnavutluk'ta sporun merkezdir.Tirana är ett stort centrum för sport i Albanien.
İsrail'in millî sporu olarak kabul edilmektedir.De omtalas i regel som Israels motståndare.
Sporun kozmonotların hayatında bir demirbaş haline geldiğini söylerken yanıldığımı sanmıyorum.Ouf antar att astrologens spådom var felaktig.
Kürek sporu kulüplerarası rekabetin en yoğun olduğu spor dallarından biri oldu.Rullstolsloppet har sedan blivit en av de viktigaste paralympiska tävlingarna.
Aktif olarak dağ sporuyla ilgileniyordu.Gjedde intresserade sig särskilt för bergsbruk.
Yimpaş Yozgat Sporun altyapı tesistleri bu köyde bulunmaktadır.Тут проживають та тренуються більшість єгипетських спортсменів.
Örneğin boks sporu bunlardan biridir.Одним з таких дійств були спортивні змагання.
Bu sırada atletizm sporu ile uğraşmaya başladı.Потім вирішив зайнятися важкою атлетикою.
Sadece bazı sabah sporu seansları sırasında el hareketleriyle diğer mahkûmlarla haberleşebiliyordu.Вранці вони відправлялись на роботи з іншими в'язнями.
Uzun yıllar sırası ile futbolcu, antrenör ve yönetici olarak ülke sporuna hizmetlerde bulunmuştur.Після довгих років тренувань і змагань отримала звання майстра спорту.
Kent, günümüzde yelken sporunda önemli atılımlara sahiptir.У Глухові щорічно проходять змагання з судномодельного спорту.
Fransa Bisiklet Turu (Fransızca: Tour de France), bisiklet sporunun en prestijli yarışlarından biri.Тур де Франс — найпрестижніша шосейна багатоденна велосипедна гонка.
Maia sporu çok sever.Дора любить спорт.
Klasik güreş sporu normunu yerine getiren Mehdi, "SSCB spor ustası" adını almıştır.За виконання спортивних норм з класичної боротьби (гюляш) Мехді отримав звання "Майстра спорту СРСР".
O sporu sever.Він любить спорт.
O, sporu sever.Він любить спорт.
Egzersiz ve sporu, sadece hafta sonları değil, günlük yapmaya özen göstermak.Trendem sportovního nošení je to nejen pro sportovní aktivity, ale i pro denní nebo víkendové nošení.
Wimbledon Tenis Turnuvası ya da kısaca Wimbledon, tenis sporunun en eski ve en prestijli turnuvasıdır.The Championships, Wimbledon, nebo pouze Wimbledon, je nejstarší a nejslavnější tenisový turnaj na světě.
Biatlon, kayaklı koşu ile tüfekli atışın bir araya getirildiği kış sporudur.Biatlon je zimní sport, kombinující běh na lyžích a střelbu z malorážné pušky.
Medyayı oynat Korfbol, erkeklerle kadınların birlikte oynadıkları tek takım sporudur.Přehrát média Korfbal je míčová kolektivní hra, ve které spolu nastupují společně muži i ženy.
Motosiklet sporu, motosikletçiliğin tüm sporlarını kapsayan geniş bir alandır.Světová rada motoristického sportu se stará o všechny sportovní akce, které FIA pořádá.
Sambo Sporu (Borba Sambo): Amatör güreş veya Judo'ya benzemektedir.Je tím co odlišuje judo od zápasu nebo samba.
Oyun 2D (iki boyutlu) grafiğe sahip bir tenis sporu oyunudur.Je to tenisová počítačová hra s jednoduchou 2D grafikou pro dva hráče.
Göl çevresi yaz aylarında da kamp sporuna olanak sağlamaktadır.V letních měsících nabízí jezero možnost koupání a vodních sportů.
Brands Hatch, İngiltere'nin Fawkham kasabasında bulunan bir motor sporu yarış pistidir.Brands Hatch Circuit je automobilová závodní dráha v Anglii.
Konkurhipik, binicilik sporunun bir dalıdır.Závod je organizační forma jednorázové sportovní soutěže.
85 yaşına kadar eskrim, 100 yaşına kadar bisiklet sporu yaptı.Věnovala se různým sportům, až ve věku osmnácti let se zaměřila na cyklistiku.
2009 yılında sporu bırakmıştır.Sportovní ukončil v roce 2009.
Aynı yıl emekliliğini açıklayarak sporu bıraktı.Ve stejném roce ukončil svoji sportovní kariéru.
Ulaşım ve eğlencenin yanı sıra bisiklet sporunda da kullanılır.Skútry jsou kromě rekreační a záchranné sféry využívány také ve sportu.
Ana madde: Japonya'da spor Geleneksel olarak, sumo Japonya'nın millî sporu olarak kabul edilir.V Japonsku se tradičně používají k zahájení zápasů v sumo.
Sporu çok sever.Prin urmare multi iubesc sportul.
Ayrıca Rus hokeyi olarak da bilinen bandy, bir başka geleneksel popüler buz sporudur.Bandy, denumit și hochei rusesc, este un alt sport tradițional pe gheață.
Su topu genellikle ülkenin ulusal sporu olarak lanse edilir.Polo pe apă este de multe ori considerat sport național.
Kendo Bambu sopaların kullanıldığı Japon Kılıç dövüşü sporu.Prințul a angajat un tânăr agronom francez pentru a se ocupa de conacul Bibescu de la Corcova (
Bisiklet yarışı, çeşitli tipte bisikletlerin kullanıldığı yarışma sporu.Energia necesară a fost generată de un grup de cicliști cu biciclete speciale.
Tenis bugün bir olimpiyat sporu olup, her seviyeden, her yaştan ve her ülkeden oyuncusu bulunmaktadır.Tenisul este acum un sport olimpic și este jucat indiferent de bani, de vârstă, în multe țări de pe glob.
İlk başlarda profesyonel futbolcu olmak isteyen Smith, belinden geçirdiği bir sakatlık yüzünden sporu bıraktı.Smith a aspirat inițial să fie fotbalist profesionist, dar spondiloliza l-a forțat să se lase de sport.
Balık tutma sporu ve dalgıçlık burada popüler sporlardır.Pescuitul sportiv și de agrement este o activitate populară de-a lungul râului Sava.
Kamyon yarışı, kamyonlar ile yapılan bir motor sporu türü.A concurat pe motociclete, apoi la categoria camioanelor.
Plaj hentbolu, kumun üzerinde oynanan bir takım sporudur.Rugby subacvatic este un sport nou ce se joacă în piscină în scufundare în apnee.
Geleneksel bir Türk sporu olan güreşin en önemli karşılaşması Kırkpınar Yağlı Güreşleri'dir.Un alt sport tradițional preferat al turcilor este ciritul.
85 yaşına kadar eskrim, 100 yaşına kadar bisiklet sporu yaptı.85 évesen kezdett el vívni, és 100 évesen még mindig tekerte kerékpárját.
Ana madde: Bisiklet yarışı Bisiklet sporunun yüz yılı aşan bir geçmişi vardır.A vitorlázórepülés, mint sportág több mint százéves múltra tekint vissza.
Brands Hatch, İngiltere'nin Fawkham kasabasında bulunan bir motor sporu yarış pistidir.Brands Hatch egy versenypálya az angliai Kentben.
Sporu sevdiğini de belirtiyor.Sportolni is szeret.
Bu sırada atletizm sporu ile uğraşmaya başladı.Orvosi tanácsra kezdett el sportolni.
Biatlon, kayaklı koşu ile tüfekli atışın bir araya getirildiği kış sporudur.A biatlon vagy sílövészet összetett téli sport, amely sífutásból és lövészetből áll.
Liverpool'da boks sporu gayet popülerdir.Liverpoolban vibráló művészeti élet folyik.
Taekwondo sporunun Türkiye’de kurucusu.A Veszprémi Taekwon-Do SE edzője.
Paintball sporundan zaman içerisinde popüler başka bazı varyasyonlar da çıkmıştır.Jelentős múlttal rendelkezik Szeghalmon a teniszsportág is.
2010 Mart' ta amatör sporu bırakarak yarışma kariyerini noktalamıştır.2010 októberében vonult vissza a profi teniszezéstől.
İlgili Sayfalar