sporu ile cümle

sporu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Yüzme sporuna 1998 yılında Bursa'da başlamıştır.بدأ مشواره في السباحة سنة 1998.
Futbol, on birer oyuncudan oluşan iki takım arasında, kendine özgü küresel bir topla oynanan takım sporudur.كرة القدم هي رياضة جماعية تُلعب بين فريقين يتكون كل منهما من أحد عشر لاعباً بكرة مُكوَّرة.
Günümüzde Oyunlar, Haziran ayının başlarında düzenlenmekte olup, 9 adet olimpik sporu içermektedir.تجري الألعاب في نهاية مايو أو بداية يونيو، وتتميز الدورة في المنافسة في تسعة ألعاب أولمبية صيفية.
Dart Sporu uluslararası çerçevede 2 ayrı organizasyona göre yürütülmektedir.وTFO سيتم انفصلت إلى منظمة منفصلة.
Hughes, 2003 yılında Yale Üniversitesi'nde öğrenimine başladı ve aktif sporu bıraktı.عاد نيميروف في عام 2001 إلى التعليم في جامعة ييل، حيث حصل على الحيازة.
(Bkz: Kaynak gösterme) ^ "Tenis Sporunun Önemi"."موقع كوورة الرياضي".
1992'de aktif sporu bıraktı.بدأ مسيرته الرياضية عام 1992.
Liverpool'da boks sporu gayet popülerdir.تقع أحداث المسلسل في ليفربول.
Seyretmek için favori sporun nedir?ما الرياضة التي تفضل مشاهدتها؟
Kemankeşlik sporunun araçları olan ok ve yay için ise;للقوس والسهم ، وهما من أدوات رياضة الرماية بالنبل؛
Gelişmekte olan sporun şiddetli doğası, ABD makamlarının dikkatini çekti.A natureza violenta do esporte em crescimento atraiu a atenção de autoridades dos Estados Unidos.
85 yaşına kadar eskrim, 100 yaşına kadar bisiklet sporu yaptı.Praticou esgrima até os 85 anos e seguiu montando em sua bicicleta até os 100.
Maia sporu çok sever.Ele gosta muito de atletismo.
Aktif olarak dağ sporuyla ilgileniyordu.É muito procurado para a prática de montanhismo.
Bisiklet yarışı, çeşitli tipte bisikletlerin kullanıldığı yarışma sporu.A competição de ciclismo é um esporte em que utiliza diferentes tipos de bicicletas.
Sporu sevdiğini de belirtiyor.Adora esportes.
Zhou Yang paten sporuna sekiz yaşında başlamıştır.Zhang iniciou a prática do desporto, aos oito anos de idade.
Boks sporuna şimdi profesyonel olarak devam etmektedir.Atualmente, o clube se encontra inativo das competições desportivas profissionais.
Tiran, Arnavutluk'ta sporun merkezdir.Tirana é o principal centro de desporto na Albânia.
1998'de sporu bırakmıştır.Em 1998, o Sport não participa.
Fırtına Deresi bütün yıl boyunca akarsu sporu için uygundur.A Costa de Ouro é o centro de atração durante todo o ano.
Ayrıca atletizm sporunun ülke çapında yaygınlaştırılmasına yönelik çalışmaları destekledi.Também se opôs à utilização de qualquer manifestação política através do esporte.
Shpilband onun ölümünden sonra aktif sporu bıraktı.Thomas não deixou um testamento após sua morte.
Biatlon, kayaklı koşu ile tüfekli atışın bir araya getirildiği kış sporudur.O Bandy é um esporte coletivo de inverno, no qual uma bola é batida com um taco.
2009 yılında sporu bırakmıştır.A atleta aposentou-se em 2009.
Şu anda, Avrupa'nın en çok ilgilenilen 5 sporu arasındadır.Atualmente figura entre as 5 maiores estruturas de Washington.
Dalış sporuna çok küçük yaşta başladı.Praticou esportes até a velhice.
Parkour ve freerunning sporunun ilk kurucularındandır.É praticamente dos esportes parkour e free running.
Ayrıca birçok kış sporu dünya kupası etkinliklerine sahne olmuştur.Durante o Inverno é palco de diversas competições mundiais dos desportos de Inverno.
Göl çevresi yaz aylarında da kamp sporuna olanak sağlamaktadır.Os transportes públicos também alcançam o Palácio de Verão.
Shinty (İskoçça: "Camanachd" veya "Iomain"), sopa ve topla oynan bir takım sporudur.Shinty (Camanachd/Iomain) is een Schotse teamsport die gespeeld wordt met stick en bal.
Futbol Polonya'nın en popüler sporudur.Voetbal is de populairste sport in Polen.
Bu atılım, sporun 25 yıllık olduğu göz önünde alındığında büyük bir yenilik olarak sayılabilir.Dit was indertijd een innovatie, aangezien de sport toen nog maar 25 jaar bestond.
Bisiklet yarışı, çeşitli tipte bisikletlerin kullanıldığı yarışma sporu.Funny Bike – Bestemd voor alle soorten motorfietsen.
Köy dağcılık sporuna oldukça elverişlidir.Indoor klimmen is een relatief veilige sport.
Egzersiz ve sporu, sadece hafta sonları değil, günlük yapmaya özen göstermak.Lichaamsbeweging/sport, maar niet laat op de dag.
Bu sırada atletizm sporu ile uğraşmaya başladı.Hier begon hij met atletiek.
Vücut geliştirme sporuna 1983 yılında başlamıştır.Hij startte zijn sportloopbaan op in 1983.
Goalball, görme engellilere özgü bir takım sporuudur.Goalball is een balsport voor mensen met een visuele handicap.
Kano sporuna 1960'lı yılların sonunda başladı.Het Sportpark West bestond al sinds eind jaren 1960.
Konkurhipik, binicilik sporunun bir dalıdır.Een manche is een gedeelte van een sportwedstrijd.
Parkour sporunun kurucusu David Belle, bu filmde Leïto karakterini canlandırıyor.David Belle, de grondlegger van parkour, speelt in de film een van de hoofdpersonages.
Balık tutma sporu ve dalgıçlık burada popüler sporlardır.Fietsen en roeien zijn hier daardoor populaire sportactiviteiten.
85 yaşına kadar eskrim, 100 yaşına kadar bisiklet sporu yaptı.W wieku 85 lat zaczęła ćwiczyć szermierkę, a do 100. roku życia jeździła na rowerze.
Kayak, Lihtenştayn’ın ulusal sporudur.Oszustwo – nasz sport narodowy.
Balık tutma sporu ve dalgıçlık burada popüler sporlardır.Golf i żeglarstwo są popularnymi sportami.
Pek çok sporun yapıldığı Lillie Bridge'de bilinen ilk amatör boks maçları 1867 yılında yapılmıştır.W 1867 roku na Lillie Bridge odbyły się pierwsze w historii amatorskie walki bokserskie.
1994 yılından beri kayak sporuyla uğraşmaktadır.Jarecka sporty walki uprawia od 1994 roku.
2006 yılından beri Muay Thai ve Kick Boks sporu yapmaktadır.W 2006 rozpoczął treningi kick-boxingu oraz muay thai.
Atıcılık sporu Keskin nişancı ^ "Türk Okçuluğu". okspor.Rosyjska broń strzelecka dla płetwonurków. „Strzał”.
Uzun yıllar sırası ile futbolcu, antrenör ve yönetici olarak ülke sporuna hizmetlerde bulunmuştur.Przez wiele lat, w roli piłkarza i trenera, związany z Ruchem Chorzów.
Bu sporun dünya üzerindeki yetkili kurumu Uluslararası Atıcılık Federasyonu ISSF'dir.Regulacją zasad w strzelectwie zajmuje się m.in. Międzynarodowa Federacja Strzelectwa Sportowego (ISSF).
Olimpik yay, okçuluk sporunda yaygın olarak kullanılan yay türüdür.Vert to typ rampy używany w sportach ekstremalnych, takich jak jazda na deskorolce.
Yüzme sporuyla ilgilendi, 18 yaşında madde bağımlılığından tedavi gördü.Początkowo uprawiała pływanie, mając 18 lat zmieniła dyscyplinę na lekkoatletykę.
Goalball, görme engellilere özgü bir takım sporuudur.Goalball – gra drużynowa dla osób niewidomych i słabowidzących.
Bu başarı halen bu sporun en başarılı kişisel performansı olmaktadır.Jak później twierdziła, było to jej najbardziej niezapomniane sportowe osiągnięcie.
Bir tiyatro sporu gösterisinin en temel özelliği seyircinin aktif katılımının sağlanmasıdır.Najbardziej interesował go taki rodzaj, który umożliwia aktywny udział publiczności.
Sporu rekabet için değil zevk için yapıyorum.Lubię uprawiać sport dla zabawy, nie dla współzawodnictwa.
Günümüzde Oyunlar, Haziran ayının başlarında düzenlenmekte olup, 9 adet olimpik sporu içermektedir.Spelen hålls numera i juni, och innehåller nio av de olympiska sporterna.
Motosiklet sporu, motosikletçiliğin tüm sporlarını kapsayan geniş bir alandır.Det är en tragedi av enorma proportioner för alla inom cykelsporten.
İlgili Sayfalar