sporu ile cümle

sporu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bu Türkiye'nin boks sporunda kazandığı ilk Avrupa şampiyonluğu olmuştur.C'est le premier titre européen gagné par le Sporting Portugal.
İngiliz Warwickshire County Kriket Kulübü'nde sporu icra etmekteydi.C'est le stade du Warwickshire County Cricket Club.
Tiyatro sporu gösterisi asla tekrar etmez.Sa passion pour le théâtre ne s'arrêtera plus jamais.
Kış sporunun vazgeçilmez adresi Uludağ, Bursa'nın 36 kilometre güneyinde yer almaktadır.La fraîcheur hivernale rappelle souvent la neige du Moyen Atlas à 40 km au sud de la ville.
Su topu genellikle ülkenin ulusal sporu olarak lanse edilir.Le water-polo est considéré comme le sport national.
Sporu severim.Me gustan los deportes.
Favori yaz sporun nedir?¿Cuál es tu deporte de verano favorito?
Favori kış sporun nedir?¿Cuál es tu deporte de invierno preferido?
Hangi sporu seviyorsun?¿Qué deporte te gusta?
Biatlon, kayaklı koşu ile tüfekli atışın bir araya getirildiği kış sporudur.El biatlón es un deporte de invierno que combina el esquí de fondo y el tiro con carabina.
Bu sporların yanında Kabaddi de gösteri sporu olarak düzenlendi.Además, el kabaddi contó como deporte de exhibición.
Badminton, ilk kez 1972 Münih oyunlarında olimpiyat sahnesine gösteri sporu olarak çıkmıştır.El bádminton apareció por primera vez en unos Juegos Olímpicos en Múnich 1972, como deporte de demostración.
Su topu genellikle ülkenin ulusal sporu olarak lanse edilir.A menudo se considera el plato nacional de Irak.
Konkurhipik, binicilik sporunun bir dalıdır.Esta vez el proceso de selección es para la sección de deportes.
Basketbol sporunun ve Amerikan Futbolu kaskının mucitidir.Por ejemplo el baloncesto y futbol americano.
Kayak, Lihtenştayn’ın ulusal sporudur.El deporte nacional es el esquí.
Ülke bu sporun dışında hemen hemen her türlü sporda gelişmiştir.En la ciudad también se celebran muchos actos fuera de estos deportes.
1977 yılında sporu bıraktı.Se retiró del atletismo en 1977.
Dalälven ayrıca rafting sporuyla da ünlüdür.El parque es famoso por rafting.
Yerleşke içinde dağcılık sporunda çeşitli yarışmaların düzenlendiği tırmanma duvarı yer almaktadır.En las cercanías de Arco hay innumerables áreas de escalada deportiva.
Dağ sporu ve kır yürüyüşlerine elverişlidir.Deportes de montaña y paseos lacustres.
(Bkz: Kaynak gösterme) ^ "Tenis Sporunun Önemi".«La fundación del Tenerife (Sporting Club)».
Futbol Polonya'nın en popüler sporudur.El fútbol es el deporte más popular en Polonia.
Bu başarı halen bu sporun en başarılı kişisel performansı olmaktadır.Siendo la obtención de esta última, su mayor logro deportivo.
Bisiklet yarışı, çeşitli tipte bisikletlerin kullanıldığı yarışma sporu.El ciclismo de competición es un deporte en el que se utilizan distintos tipos de bicicletas.
Örneğin boks sporu bunlardan biridir.Ya sabes, esto es parte del boxeo.
Ana madde: Japonya'da spor Geleneksel olarak, sumo Japonya'nın millî sporu olarak kabul edilir.La competición más tradicional dentro del país es la lucha sumo, considerado de facto como deporte nacional.
Ayrıca ragbide ülke genelinde ulusal bir takım sporu olarak görülmektedir.En Moldavia el trântă es considerado un deporte nacional.
Kano sporuna 1960'lı yılların sonunda başladı.El proceso de canonización se inició en la década de 1960.
Yapılan bu kupa organizasyonunda sadece futbol sporuyla turnuva yapılmaktadır.Será disputado en este deporte solo el torneo masculino.
Hem fiziksel hem de çevrimiçi görüntülemenin artması e-Sporu daha geniş bir kitleye taşımıştır.En mecanismos más complejos y, por lo tanto, más realistas, es necesario utilizar un análisis espacial.
Ben tenis oynamaktan hoşlanırım. Sen hangi sporu yapmaktan hoşlanırsın?A me piace giocare a tennis. Tu che sport ami praticare?
Gelişmekte olan sporun şiddetli doğası, ABD makamlarının dikkatini çekti.La natura violenta del nuovo fiorente sport lo portò presto all'attenzione delle autorità degli Stati Uniti.
Ragbi Yeni Zelanda'nın ulusal sporudur.Il calcio è lo sport nazionale della Groenlandia.
Üniversite, Yelken sporuna ilgiyi artırmak için bir proje hazırlamıştır.Lo sport si è evoluto da raduno in uno sport, con una maggiore attenzione per la navigazione.
Maia sporu çok sever.Cook amava molto l'attività sportiva.
Fenerbahçe'nin kürek sporundaki üstünlüğü aralıksız 1926 yılına kadar sürmüştür.I Buffalo della Fleet Air Arm risultano essere rimasti in servizio fino al 1942.
Fırtına Deresi bütün yıl boyunca akarsu sporu için uygundur.Il clima clemente della regione permette di praticare sport all'aperto per tutto l'anno.
Kadın sporcunun elleri iniş sırasında erkek sporuya dokunmamalıdır.Non si può giocare la donna di picche nella prima mano di gioco.
1952 yılında profesyonel spora yağlı güreş yaparak başladı fakat daha sonra güreş sporunu yapmaya başladı.Nel 1952 cessò l'attività di giocatore, per iniziare quasi subito dopo quella di allenatore.
Günümüzde Oyunlar, Haziran ayının başlarında düzenlenmekte olup, 9 adet olimpik sporu içermektedir.Originariamente aveva rappresentanti di nove sport, mentre oggi ogni sport olimpico ha un membro.
Sporu severim.Люблю спорт.
Crane ve Kauffman, Joey'nin kadınları, sporu ve New York'u seven tipik sığ bir erkek olmasını istiyordu.Крейн и Кауфман хотели, чтобы Джоуи был «парнем, который любит женщин, спорт, женщин, Нью-Йорк и женщин».
Maia sporu çok sever.Тобби действительно очень любит спорт.
Şehirde bu sporun tarihi çekiciliği bulunmaktadır.В последнее время этот вид спорта стал актуальным в городе.
Yürüyüş, kano sporu, uçuş, paraşütçülük ve jimnastikle ilgilenmektedir.Увлекается пешим туризмом, греблей на каноэ, пилотированием, парашютным спортом, гимнастикой.
Ayrıca Kaykay sporunda da birçok başarıya imza atmıştır.В этих видах спорта он также достиг определённых успехов.
1992'de aktif sporu bıraktı.Оставил большой спорт в 1992 году.
Balık tutma sporu ve dalgıçlık burada popüler sporlardır.Гольф и рыболовный спорт также являются популярными видами спорта.
Köpek dövüşü, iki köpeğin sahipleri tarafından -bazen ölümüne- dövüştürüldüğü bir kan sporu.Сражение известно своим упорством и кровопролитностью: стороны сражались два дня.
1977 yılında sporu bıraktı.В 1973 году оставил спорт.
Fırtına Deresi bütün yıl boyunca akarsu sporu için uygundur.Нашедшего по поверью весь год будет сопровождать удача.
Taekwondo, 1988 Seul ve 1992 Barselona Olimpiyatları'nda gösteri sporu olarak yer aldı.Тем временем, тхэквондо стала олимпийским видом спорта Игр: Сеул 1988, Барселона 1992.
Suat Hayri Bey'in köşesi ise Fransız sporunun tanıtımını konu alıyordu.Единственный вид спорта, которым занимались был английский крикет.
Bu sırada atletizm sporu ile uğraşmaya başladı.Тогда же начал заниматься тяжелой атлетикой.
Rus sporu 4x400 takımında ise 3:20.23'le yine gümüş madalyanın sahibi oldu.Лучшие российские хоккеисты вновь уступили сильнейшим иностранным игрокам со счетом 8:11.
2010 Mart' ta amatör sporu bırakarak yarışma kariyerini noktalamıştır.19 марта 2010 года объявил о завершении спортивной карьеры.
Konkurhipik, binicilik sporunun bir dalıdır.Полиатло́н — совокупность видов спортивного многоборья.
Sporumuzda İz Bırakanlar.На спортплощадке остановились зенитки.
Yüzme sporuyla ilgilendi, 18 yaşında madde bağımlılığından tedavi gördü.В юношеском возрасте страдал от анемии, но к 18 годам ему удалось вылечиться от этой болезни.
İlgili Sayfalar