sporu ile cümle

sporu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Su sporu yasak.No water sport.
Sporu nefret dolu bir mecburiyete çevirecekler.They will make sport a hateful necessity.
Avrupa ve Türk sporu futbol şike skandalıyla çalkalanıyorFootball match-fixing scandal rocks European, Turkish sports
Maçlarda şike yapılması, sporu bir şans meselesi haline getiriyor."This makes our sport a matter of chance when matches are being rigged."
Dörtlü, Rumen sporuna katkılarından dolayı ödüllendirildi.The four were honoured for their outstanding service to Romanian sports.
Ancak kayağın tehlikeleri Hırvatları bu sporu yapmaktan alıkoyamadı.The hazards of skiing, however, have not discouraged Croatians from taking up the sport.
Kostadinova, genç yetim sporulara yardım amaçlı bir yarış düzenledi.Kostadinova organised a charity competition for young athletes without parents.
Tüplü dalış Hırvatistan'daki en tehlikeli yaz sporu.Scuba diving is the most dangerous summer sport in Croatia.
Sporcular arasında üç takım sporu yer alıyor: erkek ve bayan sutopu ve erkek basketbol.Among those are three team sports: men's and women's water polo and men's basketball.
Futbol Polonya'nın en popüler sporudur.Football is the most popular sport in Poland.
Mikoloji alanında, mantar sporunun kurtuluşudur.In mycology, it is the liberation of a fungal spore.
Ianchuk erkek kardeşini takiben 2004 yılında kano sporuna başladı.Ianchuk took up canoeing in 2004 following his brother.
Aşağıda her takım sporunda Karadağlı kulüplerin şampiyon ve lupa şampiyonu listeleri yer almaktadır.Below are the lists of champion and Cup-winner titles by Montenegrin clubs in every team-sport.
Hükümetten ağır sponsorluk alan buz hokeyi, ülkenin en popüler sporudur.Receiving heavy sponsorship from the government, ice hockey is the nation's most popular sport.
Polo, 2018 Yaz Gençlik Olimpiyatları için bir gösteri sporu olarak kabul edilmiştir.[1]Polo was accepted as a demonstration sport for the 2018 Summer Youth Olympics.[3]
[1] [2] Ölümünde yerel ve ulusal olarak sporun en ilerici yöneticilerinden biri olarak hatırlandı.As a selector and manager, he worked with the Clare county team.
Eskiden bu sporu yapmak için bir alan ("Lelo") seçilirdi ve oyun şu şekilde oynanırdı:A field ("Lelo") would be selected and
Cyclo-cross bisiklet Kriteryum Bisiklet sporu Bisiklet Tracklocross Gravel bisikletiCyclo-cross bicycle Criterium Cycle sport Bicycle Tracklocross Gravel bike
Kros yarışı o zamanlarda tek Dünya Kupası sporuydu.Cross-country racing was the only World Cup sport at this time.
Yani ikili bir temas sporudur.So dual is a contact sport.
Yol bisikleti yarışı, asfalt yollarda yapılan yol bisikletinin bisiklet sporu disiplinidir.Road bicycle racing is the cycle sport discipline of road cycling, held on paved roads.
İsviçre merkezli UCI, o zamandan beri sporu yönetiyor.The UCI, based in Switzerland, has run the sport ever since.
Gateball, kroketten ilham alan bir tokmak takım sporudur.Gateball (Japanese: ゲートボール, Hepburn: gētobōru) is a mallet team sport inspired by croquet.
Lara ayrıca Escobar'ı ve karteli siyaseti ve sporu yolsuzluk yoluyla etkilediklerini ifşa etti.Lara also exposed Escobar and the cartel for influencing politics and sports through corruption.
Longboard sporu, longboard'a binmektir.Longboarding is riding on a longboard.
Yolsuzluktan kaynaklanan skandallar, sporun güvenilirliğini etkiler.Scandals arising from corruption have an impact of the credibility of sport.
Golbol, görme engelli sporcular için özel olarak tasarlanmış bir takım sporudur.Goalball is a team sport designed specifically for athletes with a vision impairment.
Futbol popüler bir seyirci ve katılım sporudur.Football is a popular spectator and participation sport.
WPBSA, iki sporun resmi kurallarını tasarlar ve yayınlar.The WPBSA devises and publishes the official rules of the two sports.
Spor filmi, filmin teması olarak sporu kullanan bir film türüdür.A sports film is a film genre that uses sport as the theme of the film.
Atıcılık sporunda Fiji'yi Glenn Kable temsil etti. [1] [2]Glenn Kable represented Fiji in shooting.[5][6]
2004 yılında bir yıl süreyle sporu bırakmak zorunda kaldı.He had to discontinue sports in 2004 for one year.
Sparring, birçok dövüş sporunda olan ortak eğitim şeklidir.Sparring is a form of training common to many combat sports.
Ajansın yerel haberler, uluslararası haberler ve sporu kapsayan üç ana haber servisi vardır.The agency has three main news services, covering domestic news, international news, and sports.
2006 yılından beri Muay Thai ve Kick Boks sporu yapmaktadır.Seit 2006 trainiert er Kick- und Thaiboxen.
Oynanış, genel olarak parkour sporundan esinlenmiştir.Über alles drüber springen: Sportart Parkour.
Örneğin boks sporu bunlardan biridir.Hierzu zählt etwa das Organstreitverfahren.
Yagudin'in sporu bırakmasının ardından Pluşenko, dört yıl boyunca girdiği hemen hemen tüm yarışmaları kazandı.Nach Jagudins Rücktritt gewann Pljuschtschenko fast alle Wettkämpfe, die er bestritt.
Kriket topu, kriket sporunda kullanılan, sert özellikte olan top.Ein Cricketball ist ein harter, fester Ball, der beim Cricket benutzt wird.
Basketbol halihazırda Çin'deki en popüler seyirci sporudur.Fußball ist der beliebteste Zuschauersport in China.
Goalball, görme engellilere özgü bir takım sporuudur.Am Goalball nehmen ausschließlich sehbehinderte Sportler teil.
Sporu çok sever.Sie liebt Kampfsportarten.
Bu başarılar aynı zamanda uluslararası alanda halter sporundaki ilk başarılarımızdır.Hier feierte er erste Erfolge auf internationaler Ebene.
İlk başlarda profesyonel futbolcu olmak isteyen Smith, belinden geçirdiği bir sakatlık yüzünden sporu bıraktı.Eine begonnene Profikarriere im Australian Football musste er aufgrund einer Verletzung beenden.
2004 yılında okçuluk sporuna başladı.Erst 2004 begann sie mit dem Laufsport.
Liverpool'da boks sporu gayet popülerdir.Relativ beliebt ist dagegen Boxen.
Ulaşım ve eğlencenin yanı sıra bisiklet sporunda da kullanılır.Neben verstärkt Bewegung und Sport wird auch Sportkunde unterrichtet.
Bunun üzerine bu 2 öğrenci sporu üniversitelerine tanıtmışlardır.Die beiden hatten sich beim Studium kennengelernt.
Kayak sporu yaparken ölen ilk kadın sporcudur.Sie ist eine der ersten Frauen, die die Sportart Skispringen betrieben.
O sporu sevmez. Ben de öyle.Il n'aime pas le sport. Moi non plus.
Bisiklet sporunda pist üzerinde 12 dünya rekoru kırmıştır.Il a battu au moins douze record du monde sur piste.
Serbest güreş geleneksel olarak Azerbaycan milli sporu olarak kabul edilir.Mais la lutte libre a été traditionnellement considérée comme le sport national de l'Azerbaïdjan.
Maia sporu çok sever.Hayato aime aussi le sport.
İsrail'in millî sporu olarak kabul edilmektedir.Israël est admis à l'ONU.
Ragbi Yeni Zelanda'nın ulusal sporudur.Le football est le sport national du Groenland.
85 yaşına kadar eskrim, 100 yaşına kadar bisiklet sporu yaptı.À l'âge de quatre-vingt-cinq ans, elle commence l'escrime et fait toujours de la bicyclette à cent ans.
Çünkü bir olimpik sporun en az 25 ülkede oynanıyor olması gerekmektedir.Celui-ci doit avoir joué un minimum de 25 parties dans la Ligue nationale de hockey.
Oyuncu eski bir kılıç ustası olarak da eskrim sporu icra etmiştir.Le laboratoire étudiait un ancien morceau d’épée.
İlk Sualtı Ragbi Dünya Şampiyonası bu sporun doğduğu yer olan Almanya, Müllheim'de 1980 yılında yapıldı.La première compétition mondiale a eu lieu en 1980 à Mülheim, ville où ce sport est né.
Kızak sporu, FIL (Fédération International de Luge de Course) tarafından yönetilmektedir.Fédération internationale de luge de course : fédération régissant la luge sur le plan international (FIL).
İlgili Sayfalar