soyutlama ile cümle
soyutlama kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Oturma eyleminin kendisi de bir soyutlamadır.Alcanar is also his part-time place of residence.
Bu açıdan, bir nesneye ait kırmızılık özelliği bir soyutlamadır.Per Røed himself is an exception here.
Bu alan mantık, soyutlamalar, nedenleme, numaralar ve eleştirel düşünmeyle ilgilidir.This area has to do with logic, abstractions, reasoning, numbers and critical thinking.
Ayrıca, türetilmiş ilişkiler bir soyutlama katmanı olarak kullanılabilir.Also, derived relations can be used as an abstraction layer.
Soyutlama, bir basitleştirme stratejisi olarak kullanılabilir.Cheating is a permitted tactic.
1970'lerde Davidson, Chicago merkezli soyutlama hareketine bağlıydı.During the ‘70s Davidson became affiliated with the Chicago-based abstraction movement.
Ama insan özü, tek tek bireyin doğasında bulunan bir soyutlama değildir.But the essence of man is no abstraction inherent in each single individual.
Değişkenler, ilgilenilen sistem parametrelerinin soyutlamalarıdır, bunlar nicelendirilebilir.Far worse is when the procedure changes the value of its parameter: something is sure to be damaged.
Bu konu da yine mimaride soyutlama konusunun belli bir başka kategorisidir.This is another possible explanation of the motherhood penalty.
Bu da, ancak soyutlamayla yapılır.It interests me only to be discarded.
Bu istemci (kullanıcı) modüllerinin yüksek seviyeli soyutlama ile oluşturulmasına olanak sağlar.This allows the client (or user) modules to be created with a higher level of abstraction.
O çekim yana slackly ve soyutlama aralıklarla yazılı olmuştu.He had been writing slackly, and with intervals of abstraction, since the shots.
Soyutlamanın kökenlerinden bahsediyoruz, ancak baktığımız resim bu tarza bir örnek değil.Rather like music which is pure tone, colour also, form also could have an emotional value.
Bu hücre toplulukları tekrardan bilgi soyutlamaya başladılar.These communities of cells, again, began to abstract information.
Böylece yaptığımız şey aslında bizlerin insanlık olarak soyutlama,çıkarsama yapmasıdır.And so, in fact, what we've done is we, humanity, have started abstracting out.
Bu arada, soyutlama ve doğalcılık arasındaki anlaşmazlığı hiç anlamamışımdır.Incidentally, I've never understood the conflict between abstraction and naturalism.
Ateizm dinin zengin kaynaklarından kendini soyutlamamalı.It seems to me that there's plenty of people in the TED community who are atheists.
Fakat doğrusal cebir araştırması bu fikirleri çoklu boyutlara soyutlamaktadır. -But the whole study of linear algebra is abstracting these ideas into multi-dimensional space.
Soyutlamalar çıkarır.It generates abstractions.
Soyutlamayla ilgili küçük, ilginç bir teori vardı.And there was a little -- an interesting theory about abstraction.
Barikatların arkasında durup kendimizi bu konudan soyutlamamalıyız,” diyor.We must not stay behind our barricades and divide ourselves about this."
[1] Teslisin üç ilahi varlığın eştözlü ortak doğasının bir soyutlama olduğunu öğrettiler.Among the earliest were the monophysites John Philoponos (died c.
Marshall Planı Modernizmi: İtalyan Savaş Sonrası Soyutlama ve Özerkliğin Başlangıcı.Marshall Plan Modernism: Italian Postwar Abstraction and the Beginnings of Autonomia.
Grafiksel gerçeklik sadece bir soyutlamadır.Graphical truth is just an abstraction.
Soyutlama, bir kavramın bilgi içeriğini azaltma veya indirgeme sürecine denir.Als Schwachsinn wird eine Intelligenzminderung bzw. Minderbegabung bezeichnet.
Birçok insan otonomiyi kendini sevdiği insanlardan soyutlamak bir tür bencillik olarak gördü.Leon parece importarle muy profundamente algunas de las personas a las que rescata.
Bir bilgi yöntemi olarak, soyutlamayı insan zihni yapar.Como la historia de un pueblo, se informa a la mente.
Soyut dışavurumculuk, veya resimsel soyutlama, soyut sanat akımlarından biri.Chiude la parete, un confessionale di fattura artigianale.
PDO, PHP uygulamalarına veri-erişimi soyutlama katmanı sunar (İngilizce: Data-Access Abstraction Layer).PADR significa PPPoE Active Discovery Request (PPPoE richiesta di scoperta attiva.)
Felsefi anlamda soyutlama, fikirlerin nesnelerden uzaklaştırılması sürecine denir.في المصطلحات الفلسفية، يعد التجريد هو عملية التفكير التي من خلالها تبتعد الأفكار عن الأشياء.
İşte buna veri soyutlaması adı verilir.Eis a situação que denominamos acolhimento do rosto.
Ama insan özü, tek tek bireyin doğasında bulunan bir soyutlama değildir.Mas a essência do homem não é uma abstração inerente a cada indivíduo.
Soyutlama ve işlev çağırmaya dayanmaktadır.Refere-se ao recrutamento e seleção de pessoal.
Bu da, ancak soyutlamayla yapılır.Sim, mas com uma ressalva.
8. Soyutlamada: -Emanetler ehline verilir.20. .Apelo aos Valores.
Soyutlamacılık, koleksiyonda farklı akım ve trendlerde bolca temsil edilmektedir.O Abstracionismo encontra-se fartamente representado na coleção, em diferentes correntes e tendências.
Felsefi anlamda soyutlama, fikirlerin nesnelerden uzaklaştırılması sürecine denir.Mówimy o wierze gdy chcemy emocją zastąpić dowód.
8. Soyutlamada: -Emanetler ehline verilir.Cz. zeszyt 8: Prześwietlikowate - Tingidae.
Soyutlama ve işlev çağırmaya dayanmaktadır.Stöd med att hitta och söka jobb.
Bu süreçler de belli soyutlamaları gerektirir.En annan nackdel är att det kräver väldigt mycket utrustning.
Bu açıdan, bir nesneye ait kırmızılık özelliği bir soyutlamadır.Ett rött skynke. – Något som väcker stark irritation.
Ama insan özü, tek tek bireyin doğasında bulunan bir soyutlama değildir.Men människan är icke ett självständigt väsen, utan blott ett modus av Gud.
Soyutlama, bir basitleştirme stratejisi olarak kullanılabilir.Zlepšení čistoty je doporučováno jako strategie k boji s rezistencí.
Bu anlamıyla ATT'nin soyutlama (abstraction) yapma özelliğinin de farkında olmak gerekir.Elegendő tehát a Z invertálhatóságát belátni.
Bazı modern kiliseler, herhangi tüm soyutlama, dışlamaları anathema olarak nitelerler.Κάποιες σύγχρονες εκκλησίες αναφέρονται σε οποιαδήποτε μορφή αποκλεισμού ως ανάθεμα.
Bu eserde Marx'ın önemli eleştirilerinden biri Hegel'in diyalektik argümanlarının soyutlama ile başlamasıdır.En af Marx' vigtigste indvendinger var, at så mange af Hegels dialektiske argumenter begynder i abstraktioner.
Bu eserde Marx'ın önemli eleştirilerinden biri Hegel'in diyalektik argümanlarının soyutlama ile başlamasıdır.En av Marx' viktigste innvendinger var at så mange av Hegels dialektiske argumenter begynner i abstraksjoner.
Bu açıdan, bir nesneye ait kırmızılık özelliği bir soyutlamadır.Men selve opplevelsen av fargen rød er en quale.
8. Soyutlamada: -Emanetler ehline verilir.Kameraovervåking - hva er lov?.
İnternet protokol takımı protokolleri ve hizmetlerin soyutlama sağlamak için kapsülleme kullanır.IP群はプロトコルとサービスをカプセル化する事によって抽象化する。
8. Soyutlamada: -Emanetler ehline verilir.守則8: 五番車必須重量輕巧。
Bu açıdan, bir nesneye ait kırmızılık özelliği bir soyutlamadır.לדוגמה: צבע אדום בעל משמעות חשובה יותר.
Ama insan özü, tek tek bireyin doğasında bulunan bir soyutlama değildir.Но същността на човека не е абстракция, присъща на всеки индивид.
Bu süreçler de belli soyutlamaları gerektirir.Poleg tega sistem potrebuje tudi obširne slovarje.
Ateizm dinin zengin kaynaklarından kendini soyutlamamalı.Ateismul n-ar trebui să se rupă de bogatele surse ale religiei.
Ateizm dinin zengin kaynaklarından kendini soyutlamamalı.Ateismus by se neměl uzavírat bohatým zdrojům náboženství.
Ateizm dinin zengin kaynaklarından kendini soyutlamamalı.Ateizm nie powinien odcinać się od bogatych źródeł religii.
Ateizm dinin zengin kaynaklarından kendini soyutlamamalı.Az ateizmusnak nem kéne leválasztania magát a vallás forrásairól.
Ateizm dinin zengin kaynaklarından kendini soyutlamamalı.Chủ nghĩa vô thần không nên cắt đứt bản thân nó khỏi những nguồn gốc phong phú của tôn giáo
Ateizm dinin zengin kaynaklarından kendini soyutlamamalı.Det verkar, för mig, som att det finns många inom TED-gemenskapen som är ateister.