Heteronormatiflik, heteroseksüelliği, sosyal norm olarak kabul eden bir görüştür.Heteronormativität bezeichnet eine Weltanschauung, welche die Heterosexualität als soziale Norm postuliert.
Nasyonal sosyalizm, Goethe’yi pek ifade etmemiştir.Auch die Zeit des Nationalsozialismus ist nicht spurlos am Goethehof vorbeigegangen.
Yediuyurlar son derece sosyal hayvanlardır.Trotzdem handelt es sich um äußerst soziale Tiere.
Azdavay´da gerek ekonomik gerek kültürel ve gerekse sosyal gelişme yavaş bir seyir takip etmektedir.Olga will unbedingt finanzielle Sicherheit und sozialen Aufstieg.
Ardından partisinin ekonomik ve sosyal işlerden sorumlu üyesi oldu.Später war er für wirtschaftliche und soziale Angelegenheiten zuständig.
Sosyalist Kültür Ansiklopedisi.Eine nationalsozialistische Kulturphilosophie.
Nasyonal sosyalizmin özetini, onun bu amaçları oluşturuyordu.Der Aufstieg des Nationalsozialismus beendete diese Bemühungen.
Frankfurt'a yerleşti ve Sosyal Araştırmalar Enstitüsü'nde (Institut fur Sozialforschung) çalıştı.In Frankfurt studierte er an dem Institut für Sozialforschung.
Çançılar siyasi açıdan Rusların sosyal-devrimci grubuna yakındı.Er stand den russischen linken Sozialrevolutionären nahe.
"Kızıl" ifadesi sosyalizmi sembolize etmesinden ileri gelir.Das rote Hemd sollte die rasche Verbreitung symbolisieren.
Bu uygulama, tüm yurttaşlara kapsamlı bir sosyal güvenlik sistemi oluşturmayı taahhüt ediyordu.Demgemäß setzte er sich für den Ausbau der Sozialversicherung für alle ein.
Şablon:Sosyal AğVerwaltungsverband Grüner Grund
Anket, özellikle sosyal bilim araştırmalarında başvurulan bir yöntemdir.Der Kontexteffekt ist ein Begriff insbesondere aus der Sozialforschung.
Ekonomik ve sosyal yapıda büyük değişikliklerde bulundu.Es kam zu einschneidenden Veränderungen im wirtschaftlichen und kulturellen Bereich.
Hayvan hakları, insan eşitliği ve cinsiyet özgürlüğü konusundaki sosyal çalışmalarda bulunmuştur.Die Gruppe beschäftigt sich mit Themen wie Tierrechten und sozialer Gerechtigkeit.
Sosyal Demokrasi Okumaları.Sozialdemokratische Geschichten.
Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, Sosyal Bilimler Dergisi, Sayı: 53, , S:59, Aralık 2014.Dissertation der Wirtschafts- und sozialwissenschaftlichen Fakultät Köln vom 19. Dezember 1958.
Kapak; gündemi belirleyen siyasî, ekonomik ya da sosyal olayları karikatürize eder.Der Comic nimmt immer Bezug auf aktuelle politische oder gesellschaftliche Belange und karikiert diese.
1878'de Almanya Sosyalist İşçi Partisi'ne (SAP) katıldı.Er trat 1875 in die Sozialistische Arbeiterpartei Deutschlands (SAP) ein.
İşlerini çocuklarına devretti ve çeşitli sosyal çalışma ve araştırmalarla uğraşmaya başladı.Bald gab er aber diese Karriere auf und widmete sich politischen und sozialen Studien.
Ama yine de, Rusya’nın daha büyük Avrupa sosyalist hareketine dahil olmasını umuyordu.Dann aber würde Russland vorangehen auf dem Weg zu einem idealen Sozialismus.
Çünkü fırsat sosyal olarak yapılandırılmıştır.Diese ist allerdings sozial organisiert.
Sosyal Bilimler Dergisi, s. sf.Supplement der Zeitschrift Sozialismus, S. 10f.
Sosyal İletişim Doktor.Der sozialistische Arzt.
Sosyal Bilgiler dersi ilkokul 4. sınıf ve ortaokul 5, 6, 7. sınıflarda okutulan bir derstir.Lehrmittel für den Fachbereich Mensch und Umwelt, 4. bis 6. Klasse.
Kahinlerin etkinliklerinin sosyal bir boyutu vardır.Hemeteks Wirken hat auch eine gesellschaftspolitische Dimension.
Onun liderliğinde PIP sosyal demokrat bir çizgide yürümüştür.Unter seiner Führung schlug die Partei einen sozialdemokratischen Kurs ein.
Bu parti 1890`da Almanya Sosyal Demokrat Partisi adını aldı.Seit dem Herbst 1890 trägt die Partei den Namen „Sozialdemokratische Partei Deutschlands“.
Güzelgöz, kütüphaneyi sosyalleşme merkezi olarak köy kahvesine bir seçenek haline getirmek istemektedir.Die Bibliothek wurde als Volkseigentum eine öffentliche Bezirksbibliothek.
Bu canlılardaki en yakın sosyal ilişki, anneyle yavrusu arasındakidir.Die einzigen engeren sozialen Kontakte bestehen zwischen Muttertier und dem Nachwuchs.
Sosyal girişimcilik sosyal girişimcinin yaptığı iştir.Er verbindet private Initiative mit sozialem Engagement.
Yayla geleneğinin bitmesi önemli bir sosyal ve kültürel zenginliğinde bitmesi anlamına gelmektedir.Die folgende Romanisierung bedeutete das Ende einer eigenständigen Kultur oder Politik.
1994’ten 2006’ya kadar Dittrich, sosyal-liberal parti D66’yı temsilen milletvekili olarak görev yaptı.Ollongren nahm 2006 als Kandidatin für die linksliberale Partei D66 an der Parlamentswahl teil.
Şirket ayrıca birçok sosyal sorumluluk projeleri ve sportif branşlara da destek vermektedir.Außerdem sponsert das Unternehmen viele Sportler und Sportorganisationen.
Nasyonal sosyalizmi benimseyen kişi ve kurumlara "nasyonal sosyalist" denir.Aus dem nationalen Sozialismus und der Volksgemeinschaft werde bei ihm der „solidarische Patriotismus“.
Romanya Sosyal Demokrat Partisi (PSDR) eski lideri, 2001 yılından bu yana Sosyal Demokrat Parti (PSD) üyesi.Grindeanu ist Mitglied der sozialdemokratischen Partei PSD seit 1996 (damals noch PDSR).
Lenin bu durumu "Ya sosyalizm biti yenecek, ya da bit sosyalizmi" diye eleştirmiştir.Die DDR habe bewiesen, „dass Sozialismus möglich und besser sein kann als Kapitalismus“.
Bu arada sosyal, siyasî ve diplomatik kuruluş ve faaliyetlere de katılmaya başladı.Zudem kamen ihnen militärische, religiöse und soziale Funktionen zu.
Tarım, Gerze İlçesi’nin sosyal ve ekonomik hayatında önemli bir yere sahiptir.Die Landwirtschaft spielt nach wie vor eine bedeutende Rolle in der finnischen Wirtschaft und Gesellschaft.
Günümüzde birçok sosyal aktiviteye ev sahipliği yapmaktadır.Heute haben einige soziale Dienste hier den Sitz.
1988'da Sosyalist Parti'nin yönetim kurullarında yer aldı.Er zog 1988 für die Parti socialiste in den Senat ein.
Sosyalist Demokrasi Partisi (kısaca SDP) 2002 yılında çoğunluğunu ÖDP'den ayrılanların kurduğu bir partidir.Movimento per il Socialismo, MPS) ist eine 2002 in der Schweiz gegründete sozialistische Organisation.
Sosyal sorunları çözmek için ortak arabulucu komiteler kurulacak.Die Problemgebiete sollen sozial stabilisiert werden.
1946 - Türkiye Sosyalist Partisi kuruldu.Die Türkische Verfassung von 1961 ermöglichte die Gründung von legalen sozialistischen Parteien.
Cinsel taciz artık şimdi sosyal bir sorun haline geldi.Le harcèlement sexuel est maintenant devenu un problème de société.
Cinsel taciz artık şimdi bir sosyal soruna dönüştü.Le harcèlement sexuel est maintenant devenu un problème de société.
Herkes sosyal güvenlik için ücret ödemeli.Tous doivent cotiser pour la sécurité sociale.
O kadar sosyal sayılmam.Je ne suis pas assez social.
Tatoeba sosyal bir ağ değil.Tatoeba n'est pas un réseau social.
Sosyal demokratları içeri tıktıklarında sesimi çıkarmadım; çünkü sosyal demokrat değildim.Quand ils ont enfermé les sociaux-démocrates, je n’ai rien dit, je n’étais pas social-démocrate.
1950'lerin sosyal baskısı, Greenwich Village'de bir kültürel devrim ile sonuçlandı.La répression sociale des années 1950 a entraîné une révolution culturelle dans Greenwich Village.
Albert "ileri" düşünceleriyle öne çıkıyordu ve kendisini sosyalist olarak tanımlıyordu.Albert se distingue par ses opinions « avancées » et se proclame socialiste.
Robert Owen gibi “ütopyacı sosyalist” yazarlar da bazen komünist sayılırlar.Le « socialisme utopique » des écrivains tels que Robert Owen est aussi parfois considéré comme communiste.
"Sister City" büyük ölçüde Chavez ve onun sosyalist ideolojisini olumsuz bir bakış açısıyla tasvir eder.Sister City représente largement Chavez et son idéologie socialiste dans une lumière négative.
Canbolat Mayıs 1951’de Beyrut’ta ilk sosyalist Arap partileri kongresini toplar.Joumblatt réunit en mai 1951 à Beyrouth la première convention des partis arabes socialistes.
Turne ayrıca "Papa Don't Preach" performansı sırasında AIDS gibi sosyal sorunlara değindi.La tournée aborde des causes sociales comme le sida dans Papa Don't Preach.
Sosyal yaşamları farklıdır.Les conditions sociales sont différentes.
Sosyal farklılıklar ancak ortak faydaya dayanabilir.Les distinctions sociales ne peuvent être fondées que sur l'utilité commune.
Erken zamanda sosyalleştirmek gerekir.La socialisation doit être précoce.
İslami Cihat Hamas'a göre daha küçüktür ve Hamas kadar geniş bir sosyal ağa sahip değildir.Le Jihad islamique est plus petit que le Hamas, et n'a pas le large réseau social que le Hamas a construit.