Charlie bir sosis satıcısını da hırsızlardan kurtarmayı başarır.Peter har också haft ett extrajobb som försäljare av rövkliare.
Futbol ve sosisli sandviçi sever.El urăște băi și pizza crusta.
Futbol ve sosisli sandviçi sever.Emellett szereti a futballt és a szambát.
Futbol ve sosisli sandviçi sever.Hän rakastaa salmiakkia ja saunomista.
Tom genellikle sosisli sandviçlerinin üzerine hardal ve ketçap koyar.Tavallisesti Tom panee makkarasämpylöihinsä sinappia ja ketsuppia.
Almanya'da 1500'den fazla sosis çeşidi üretilmektedir.Περισσότερα από 1500 διαφορετικά είδη λουκάνικων παράγονται στη Γερμανία.
Sosisli sandvicin icadı üzerine hak iddia etmek oldukça zor.Det er forholdsvis nemt at fremskaffe kalkmørtel.
Mustamakkara - Tampere'den geleneksel siyah sosis.Mustamakkara, svartpølse, er en tradisjonell blodpølse fra Tammerfors.
Almanya'da 1500'den fazla sosis çeşidi üretilmektedir.Ở Đức có trên 1500 loại wurst (Xúc xích).
Hatta bazı dükkanlar taiyakiyi okonomiyaki, gyoza dolgusu veya içinde bir sosis ile birlikte satmaktadır.Một số cửa hàng còn bán taiyaki nhân okonomiyaki, gyoza hoặc xúc xích.
Örneğin; Homer, bira yerine soda içmekte ve sosisli sandviç yerine Mısırlı sığır etinden sosis yemektedir.変更されたシーンの一例としてホーマーがビールを飲む代わりにソーダを飲み、また豚肉の入っているホットドッグの代わりにエジプト風ビーフ・ソーセージを食べるなどがある。
Hemen hemen bütün bölgelerde, yemekler sosisle yenir.全ての地域で肉はしばしばソーセージのかたちで食べられる。
Örneğin; Homer, bira yerine soda içmekte ve sosisli sandviç yerine Mısırlı sığır etinden sosis yemektedir.例如,在阿拉伯语版中霍默喝的是碳酸饮料而不是啤酒,吃的是埃及牛肉肠而不是热狗。
Futbol ve sosisli sandviçi sever.喜歡棒球和巧克力。
Örneğin; Homer, bira yerine soda içmekte ve sosisli sandviç yerine Mısırlı sığır etinden sosis yemektedir.לדוגמה, בגרסה הערבית הומר נוהג לשתות סודה במקום בירה ונוהג לאכול נקניק מצרי במקום נקניקייה בלחמנייה.
Üçüncü eşi: Raoul de Sosissons.Оператор е Радослав Спасов.
Futbol ve sosisli sandviçi sever.Također voli sendviče sa salamom.
Örneğin; Homer, bira yerine soda içmekte ve sosisli sandviç yerine Mısırlı sığır etinden sosis yemektedir.Pavyzdžiui, Houmeris vietoje alaus geria sodą ir valgo Egipto jautienos dešreles vietoje karštų sumuštinių.
Sosisli sandvicin icadı üzerine hak iddia etmek oldukça zor.Sunku tiksliai datuoti Patandžalio Joga sūtros tekstą.
"Alman liseliler 'Sosis Günü'nde hasret giderdi"."Kõrged rootsi külalised olid pühapäeval Haapsalus".
Ah, hayır.Sorun değil. Sosisli sandviçi gerçekten severim.Ah, tidak apa-apa aku sangat suka hot dogs.
Ah, hayır.Sorun değil. Sosisli sandviçi gerçekten severim.Non, c'est bon ! <BR>J'aime vraiment les hot dogs.
Ah, hayır.Sorun değil. Sosisli sandviçi gerçekten severim.آآه ، لا لابأس أنا بالفعل أحب الهوت دوغ
Ah, hayır.Sorun değil. Sosisli sandviçi gerçekten severim.これは牛肉で作られてて
Anlaşma bile yapabilirsiniz. "Sosise ne dersin?" (Kahkahalar)Peut être même que vous négocierez. " Qu'est-ce que tu penses du pepperoni ? " (Rires)
Az önce bir tabak dolusu sosisi yere saçtı, yepyeni halının üstüne.PM: Deci a vărsat o farfurie de cârnaţi pe podea, pe covorul nou-nouţ.
Az önce bir tabak dolusu sosisi yere saçtı, yepyeni halının üstüne.PM/ Donc il vient juste de renverser une assiette de saucisses par terre, sur la moquette toute neuve.
Az önce bir tabak dolusu sosisi yere saçtı, yepyeni halının üstüne.PM: Er hat also gerade einen Teller mit Würstchen auf dem Boden verschüttet, auf den ganz neuen Teppich.
Az önce bir tabak dolusu sosisi yere saçtı, yepyeni halının üstüne.PM: Hij heeft net een bord worstjes gemorst op de vloer, op een splinternieuw tapijt.
Az önce bir tabak dolusu sosisi yere saçtı, yepyeni halının üstüne.PM : 마일로가 마루와 새로 산 카펫에 소세지요리 접시를 쏟았나 봅니다.
Az önce bir tabak dolusu sosisi yere saçtı, yepyeni halının üstüne.PM:
Az önce bir tabak dolusu sosisi yere saçtı, yepyeni halının üstüne.PM: Quindi ha rovesciato un piatto di salsicce sul pavimento, sul tappeto appena comperato.
Az önce bir tabak dolusu sosisi yere saçtı, yepyeni halının üstüne.PM: Se le ha caído un plato de salchichas al suelo, a la alfombra nueva.
Az önce bir tabak dolusu sosisi yere saçtı, yepyeni halının üstüne.PM: Vậy là cậu ta vừa làm đổ một dĩa xúc xích xuống sàn nhà, xuống tấm thảm mới tinh.
Az önce bir tabak dolusu sosisi yere saçtı, yepyeni halının üstüne.PM: Ο μικρός έριξε ένα πιάτο με λουκάνικα στο πάτωμα, στο ολοκαίνουριο χαλί.
Az önce bir tabak dolusu sosisi yere saçtı, yepyeni halının üstüne.Takže Milo právě rozsypal talíř klobás na podlahu, na zbrusu nový koberec.
Az önce bir tabak dolusu sosisi yere saçtı, yepyeni halının üstüne.Właśnie zrzucił talerz parówek na nowy dywan.
Az önce bir tabak dolusu sosisi yere saçtı, yepyeni halının üstüne.Итак, он только что уронил тарелку с сосисками на пол, на новый ковер.
Az önce bir tabak dolusu sosisi yere saçtı, yepyeni halının üstüne.ПМ: Той току-що разпръсна чиния със колбаси на пода, върху чисто новия килим.
Az önce bir tabak dolusu sosisi yere saçtı, yepyeni halının üstüne.פ מ: אז הוא שפך צלחת נקניקיות על הרצפה, על השטיח החדש.
Az önce bir tabak dolusu sosisi yere saçtı, yepyeni halının üstüne.بيتر مولينكس : حسنا لقد قام مايلو بايقاع طبق من النقانق على الارضية وتحديدا على السجادة الجديدة
Az önce bir tabak dolusu sosisi yere saçtı, yepyeni halının üstüne.新品の絨毯に落として 叱られたようですね 誰にでも 経験のある話です
Ben mahvolmuş bir rugby oyuncusuyum, O sosis jokeyi.Eu sunt un jucător de rugby beat, ea e o sugătoare profesionistă pentru numai o halbă de bere...
Ben mahvolmuş bir rugby oyuncusuyum, O sosis jokeyi.Jaz sem zanič rugby igralec, ona je še slabša jahalka...
Ben mahvolmuş bir rugby oyuncusuyum, O sosis jokeyi.Tôi là một cầu thủ bóng bầu dục đập-up, cô ấy là một jockey xúc xích với mức giá của một lít
Ben mahvolmuş bir rugby oyuncusuyum, O sosis jokeyi.Yo soy un jugador de rugby lesionado... ella se acuesta con cualquiera por <i>cerveza: : : !
Ben mahvolmuş bir rugby oyuncusuyum, O sosis jokeyi.Εγώ είμαι ένας παίκτης ράγκμπι, αυτή πηδάει όποιον βρει έτσι και την κεράσει ένα ποτό
Bir Dachsund (Sosis) cinsi kafaya sahip,"Gostaria que ele tivesse a cabeça de um Dachshund,
Bir Dachsund (Sosis) cinsi kafaya sahip,J'aimerais qu'il ait la tête d'un teckel,
Bir Dachsund (Sosis) cinsi kafaya sahip,닥스훈트의 머리에다
Bir Dachsund (Sosis) cinsi kafaya sahip,אני רוצה שיהיה לו ראש של תחש,
Bir Dachsund (Sosis) cinsi kafaya sahip,وأريده أن يتوفر على رأس كلب ألماني،
Bir Dachsund (Sosis) cinsi kafaya sahip,レトリバーの体と
Bir gün yediği sosisli sandviç yüzüden boğulmakta olan, 7 yaşında bir çocuk hakkında çağrı aldık.하루는 7살짜리 아이가 핫도그를 먹다가 질식했다는 연락을 받았습니다.
Bir gün yediği sosisli sandviç yüzüden boğulmakta olan, 7 yaşında bir çocuk hakkında çağrı aldık.Eines Tages drohte ein Siebenjähriger, an einem Hot Dog zu ersticken.
Bir gün yediği sosisli sandviç yüzüden boğulmakta olan, 7 yaşında bir çocuk hakkında çağrı aldık.Într-o zi am primit un apel pentru un băiat de 7 ani care se îneca cu un hot-dog.
Bir gün yediği sosisli sandviç yüzüden boğulmakta olan, 7 yaşında bir çocuk hakkında çağrı aldık.Jednoho dne jsme obdrželi telefonát o sedmiletém chlapci, který se dusil hot dogem.
Bir gün yediği sosisli sandviç yüzüden boğulmakta olan, 7 yaşında bir çocuk hakkında çağrı aldık.Któregoś dnia wezwano nas do 8-latka, dławiącego się hot dogiem.
Bir gün yediği sosisli sandviç yüzüden boğulmakta olan, 7 yaşında bir çocuk hakkında çağrı aldık.Một ngày, chúng tôi nhận được điện thoại về một em bé 7 tuổi bị nghẹn bánh hot dog.
Bir gün yediği sosisli sandviç yüzüden boğulmakta olan, 7 yaşında bir çocuk hakkında çağrı aldık.On n'arrivait jamais sur place quand quelqu'un avait vraiment besoin de nous.