Ama reflü sorununuz varsa, 15 farklı tedavi vardır, ve işte Joe Schmo bir yolu tercih ederWenn man Reflux Oesophagitis hat, gibt es 15 Behandlungen, Und Joe Schmo macht es so,
Ama reflü sorununuz varsa, 15 farklı tedavi vardır, ve işte Joe Schmo bir yolu tercih ederАко имаш стомашни киселини, има 15 процедури -
Ama reflü sorununuz varsa, 15 farklı tedavi vardır, ve işte Joe Schmo bir yolu tercih ederאם יש לך ריפלוקס בוושט, יש 15 נוהלי-טיפול, ודני עושה זאת כך,
Ama reflü sorununuz varsa, 15 farklı tedavi vardır, ve işte Joe Schmo bir yolu tercih ederولكن اذا كنت مصاب بتخلخل بفتحة المريء .. فهنالك 15 طريقة لتلافي ذلك يعتمد الدكتور " جو سكمو " طريقة
Ama reflü sorununuz varsa, 15 farklı tedavi vardır, ve işte Joe Schmo bir yolu tercih ederジョー・シュモーが ある方法で治療する一方 ウィル・ブロウは別の方法で 治療を行うものの
Ama sorunun asıl çözümü böyle olmaz.형식적인 풀이는 아닙니다.
Ama sorunun asıl çözümü böyle olmaz.Myslím, že tohle by vám mohlo dát malou nápovědu, ale tohle není formální řešení.
Ama sorunun asıl çözümü böyle olmaz.لكنه ليس حلا نموذجياً.
Ama sorunun asıl çözümü böyle olmaz.ですが、直接的に訊かれない限り、普通は
Ama sorunun özüne dokunmazlar.Но не засягат проблемите.
Ama tabii asıl önemli olan şey, bu sorunun yanıtını bulmaktır.Ale důležité je, abyste byli schopni odpovědět.
Ama tabii asıl önemli olan şey, bu sorunun yanıtını bulmaktır.더 중요한 것은 이런 문제의 답을 구할 수 있느냐입니다
Ama tabii asıl önemli olan şey, bu sorunun yanıtını bulmaktır.Ma la cosa importante e' essere in grado di rispondere semplicemente a questa domanda.
Ama tabii asıl önemli olan şey, bu sorunun yanıtını bulmaktır.Men det vigtige er bare at kunne svare på spørgsmålet.
Ama tabii asıl önemli olan şey, bu sorunun yanıtını bulmaktır.Най-важното е да сте в състояние, да отговорите просто на този въпрос.
Ama tabii asıl önemli olan şey, bu sorunun yanıtını bulmaktır.لكن الشيئ المهم هو ان تكون قادراً على اجابة السؤال
Ama tabii asıl önemli olan şey, bu sorunun yanıtını bulmaktır.この質問に答えることができることです. これはまた意味が通りますね.15% というのは とても小さなパーセンテージです.
Ama, yine de sorunun esasında ikinci dereceden bir denklem çözümü var, yani karakteristik denklemin çözümü. -אבל העיקר של הבעיה הזו היה לפתור משוואה ריבועית, שהייתה המשוואה האופיינית שלנו.
Ama, yine de sorunun esasında ikinci dereceden bir denklem çözümü var, yani karakteristik denklemin çözümü. -ولكن في الحقيقة أصل هذه المسألة كان في حل المعادلة التربيعية ، وهي التي كانت معادلتنا المميزة.
Ama, yine de sorunun esasında ikinci dereceden bir denklem çözümü var, yani karakteristik denklemin çözümü. -この特性方程式です。 先のビデオを見ると
Amerika'nın enerji sorununun çözümünü birleştirecektir.미국의 에너지 문제에 대한 통합적 해결로 바꿀 수 있습니다.
Amerika'nın enerji sorununun çözümünü birleştirecektir.כך שהתמקדות בתוצאות, ולא במניעים, יכולה להפוך עימות וחסימה
Amerika'nın enerji sorununun çözümünü birleştirecektir..إلى حل موّحد لتحدي الطاقة الأمريكي
Amerika'nın enerji sorununun çözümünü birleştirecektir.これはまた グローバルな問題
Analiz öğretmenlerinin çoğu, integrali kurmanızı ister ve sorunun geri kalanının kolay olduğunu söyler. -Heel veel Analyse-docenten laten je gewoon de integraal opstellen en zeggen dan, OK, de rest is makkelijk.
Ancak, adım adım bu sorunun üstesinden gelmeye çalışıyoruz.Aber wir weiter, Schritt für Schritt mit diesem chip entfernt.
Ancak, adım adım bu sorunun üstesinden gelmeye çalışıyoruz.Acum, o ultima precizare pe care vreau sa o fac - deoarece voi negocia asupra multor lucruri, nu voi
Ancak, adım adım bu sorunun üstesinden gelmeye çalışıyoruz.Alors, j'ai une dernière remarque.
Ancak, adım adım bu sorunun üstesinden gelmeye çalışıyoruz.Cada uno paga su parte equitativa.
Ancak, adım adım bu sorunun üstesinden gelmeye çalışıyoruz.Chúng ta có thể tìm ra phương hướng cho những khoản đầu tư mà chúng ta cần để phát triển và cạnh tranh.
Ancak, adım adım bu sorunun üstesinden gelmeye çalışıyoruz.Defcyt zmniejszy się jeszcze bardziej, gdy Kongres zadecyduje o tym, co zrobić z automatycznymi
Ancak, adım adım bu sorunun üstesinden gelmeye çalışıyoruz.국회의 레임덕안에서 말입니다.
Ancak, adım adım bu sorunun üstesinden gelmeye çalışıyoruz.Se mettiamo da parte la politica, e facciamo invece quel che e' giusto per il paese.
Ancak, adım adım bu sorunun üstesinden gelmeye çalışıyoruz.この問題は、今夜、終結しました。議会民主党、共和党の諸君に感謝します。
Anlaşamadığımız şey sorunun gerçekte ne olduğu.Ale na tom, na čom sa nezhodneme, je to, čo je tým problémom.
Anlaşamadığımız şey sorunun gerçekte ne olduğu.Ale to, na čem se neshodneme, je, co je ten problém.
Anlaşamadığımız şey sorunun gerçekte ne olduğu.Amiben nem értünk egyet, az az, hogy mi is ez a gond.
Anlaşamadığımız şey sorunun gerçekte ne olduğu.Apa yang tidak kita setujui adalah apa masalah yang sebenarnya.
Anlaşamadığımız şey sorunun gerçekte ne olduğu.Điều mà chúng ta không đồng tình với nhau đó là vấn nạn đó thực sự là gì.
Anlaşamadığımız şey sorunun gerçekte ne olduğu.En lo que no estamos de acuerdo es en cuál es el problema que tenemos.
Anlaşamadığımız şey sorunun gerçekte ne olduğu.Hvad vi ikke er enige i er hvad problemet egentlig er.
Anlaşamadığımız şey sorunun gerçekte ne olduğu.Însă nu cădem de acord care este adevărata natură a problemei.
Anlaşamadığımız şey sorunun gerçekte ne olduğu.Jednak to w czym nie wszyscy się zgadzają to, w czym tak naprawdę tkwi tenże problem.
Anlaşamadığımız şey sorunun gerçekte ne olduğu.우리가 동의하지 않는 것은 문제가 실제로 무엇인가에 관한 것이죠.
Anlaşamadığımız şey sorunun gerçekte ne olduğu.Là où nous ne sommes pas d'accord c'est sur la véritable nature de ce problème.
Anlaşamadığımız şey sorunun gerçekte ne olduğu.Quello su cui non siamo d'accordo è su quale sia il nostro problema.
Anlaşamadığımız şey sorunun gerçekte ne olduğu.Waar we het niet over eens zijn... is wat dat probleem is.
Anlaşamadığımız şey sorunun gerçekte ne olduğu.Wir sind uns aber nicht darüber einig, worin genau unser Problem liegt.
Anlaşamadığımız şey sorunun gerçekte ne olduğu. Zetalar mı?Това, с което не сме съгласни, е какъв точно е проблемът.
Anlaşamadığımız şey sorunun gerçekte ne olduğu. Zetalar mı? Uyuşturucu satıcıları mı?São os Zetas, é o narcotráfico, é o Governo, é a corrupção, é a pobreza ou é outra coisa?
Anlaşamadığımız şey sorunun gerçekte ne olduğu.Αυτό για το οποίο δεν είμαστε σύμφωνοι είναι η φύση του προβλήματός μας.
Anlaşamadığımız şey sorunun gerçekte ne olduğu.З чим ми не згодні - так це з тим, у чому вона полягає.
Anlaşamadığımız şey sorunun gerçekte ne olduğu.С чем мы не согласны - так это с тем, в чем она заключается.
Anlaşamadığımız şey sorunun gerçekte ne olduğu.אין ויכוח -- כולנו מסכימים שיש בעיה. מה שאנחנו לא מסכימים עליו
Anlaşamadığımız şey sorunun gerçekte ne olduğu.ولكن ما نختلف عليه هو تعريف المشكلة تحديداً ومسببها
Anlaşamadığımız şey sorunun gerçekte ne olduğu.意見が分かれます。 ゼタス団?麻薬密売組織?それとも政府?
Anlaşama maddeleri karmaşık olabilir, çünkü sorunun kendisi de bir o kadar karmaşık.Các quy định trong bản thỏa thuận có thể phức tạp, song những mầm mống mâu thuẫn cũng phức tạp như vậy.
Anlaşama maddeleri karmaşık olabilir, çünkü sorunun kendisi de bir o kadar karmaşık.De bepalingen in de overeenkomst zijn misschien complex, maar dat is het onderliggende conflict ook.
Anlaşama maddeleri karmaşık olabilir, çünkü sorunun kendisi de bir o kadar karmaşık.이 협정의 각 조항들은 복잡할 수 있지만 근본적인 충돌의 문제도 그만큼 복잡합니다.
Anlaşama maddeleri karmaşık olabilir, çünkü sorunun kendisi de bir o kadar karmaşık.Le misure dell'accordo sono certamente complesse, ma lo è anche la natura del conflitto.