Ana içeriğe geç
Sözlük

sorunun ile cümle

sorunun kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Senin sorunun ne biliyor musun?Weet je wat jouw probleem is?
Bu sorunun sonraki emirlerde ele alınacağı varsayılmıştır.Zakładano, że problem ten zostanie załatwiony w późniejszych rozkazach.
Cedric'e her sorununda o yardım ediyor.W tym wszystkim pomagał jej Klemens.
1947'de İşçi Partisi hükümeti Filistin sorununu Birleşmiş Milletler'e taşıdı.W 1947 roku Wielka Brytania przekazała problem Palestyny w ręce ONZ.
Şarkı evsizler sorununa ilgi çekebilmek için yazılmıştır.Piosenka została napisana, aby zwrócić uwagę na problem bezdomności na świecie.
Hitler, Polonya sorununu halletmişti ve şimdi Fransa’nın üzerine yürümek niyetindedir.My dalej walczyć będziemy za Polskę, wy walczycie za Ukrainę.
Bununla birlikte bu sorunun kesin bir cevabının bulunabilmiş olacağı mümkün değilmiş gibi görünür.Trudno znaleźć jednoznaczną odpowiedź na to pytanie.
Bu sorunun cevabı çok önemlidir.Reakcja na to pytanie była bardzo pozytywna.
Bu sorunun cevabı hayır ise o hücre boş bırakılır, yani ilişki yok demektir.Ospa karpi nie ma żadnego związku z ospą człowieka i nie jest dla niego zakaźna.
Ancak kardeşiyle olan sorununu çözmüştür.Kłóci się ze swoim starszym bratem.
Kâhin, makineyi sorunun cevabı evet ise dk1, hayır ise dk2 durumuna geçirecektir.Rozszerzanie zakresu teorii prowadzi do powstania łańcucha teorii TK, TK1, TK2 ...
Bu durum, onun içki sorununu arttırdı.Jak sam przyznaje, picie zrujnowało mu życie.
Bu sorunun önüne geçmek için çeşitli yöntemler geliştirilmiştir.Olika sätt har evolverats som hanterar detta problem.
Bununla birlikte bu sorunun kesin bir cevabının bulunabilmiş olacağı mümkün değilmiş gibi görünür.Han slår vad om att det inte kommer att komma något svar.
Eğer kişi 42 sorunun her birine doğru cevap verirse mutlu olacağı yere gider.Om alla lyckas med att svara rätt på deras två frågor så övergår alla till utslagsfrågor.
Lucas ve Nathan, babalarının kalp sorununun genetik olduğunu öğrendiklerinde teste girerler.Nathan och Lucas oroar sig för att de kanske ha fått ärva Dans genetiska hjärtfel.
Ancak kardeşiyle olan sorununu çözmüştür.Han lyckades dock återuppväcka brodern.
Kitap 2 adet devrimi devlet sorununa bakış açısıyla incelemektedir.Varje nationellt parlament har två röster vid granskningen av subsidiaritetsprincipen.
Bu sorunun nesnel bir cevabı yoktur.Тому питання не отримало відповіді.
Bu sorunun cevabı çok önemlidir.Відповідь на це питання є позитивною.
Çekildiğiniz takdirde en son yanıtladıgınız sorunun ödülünü alırsınız.Якщо так, то ти останній, хто готовий прийняти мій виклик.
Oyunun amacı, uyanışa neden olanı ve boş doğum sorununun nasıl çözüleceğini bulmaktır.Мета гри полягає в тому, щоб з'ясувати, що є причиною його пробудження і як вирішити проблему пустонароджених.
İç borç sorununu derhal çözmek.Вирішення питань про потребу позик.
Bu sorunun 2006 ve 2007'de de devam edebileceği sanılmaktadır.Також обирався в 2006 та 2007 роках.
Bu sorunun cevabı hayır ise o hücre boş bırakılır, yani ilişki yok demektir.Закритий ключ абсолютно і зовсім марний без його ключової фрази, і з цим нічого не можна поробити.
Derin bir ruhsal sorunun belirtisidir.Був людиною глибокого духовного життя.
Kaydet-Ums daha sonra sorunun çözülmesine yardımcı olur.Пізніше буде розглянуто доцільність продовження місії.
Sorunun ne olduğunu biliyorum.Я знаю, в чому проблема.
Sorunun bir parçası olduğumu düşündüm.Я думав, що я — частина проблеми.
İkicilik (dualism) ve tekçilik (monism) zihin-beden sorununun çözümüne yönelik iki büyük düşünce ekolüdür.Dvěma základními přístupy snažícími se řešit problém mysli a těla jsou dualismus a monismus.
Dedektif birçok sorunun cevabını bulmak zorundadır.Při výzkumech se vědci setkávají s mnoha problémy.
Şarkı evsizler sorununa ilgi çekebilmek için yazılmıştır.V písni zpěvák poukazuje na problém bezdomovectví.
Gramsci aydınların toplumdaki rolü sorununa düşüncesinde çok ağırlık verdi.Gramsci se výrazně zaměřil na úlohu inteligence ve společnosti.
Gücü sevgiyle birleştirirsek, birçok sorunun üstesinden gelebiliriz" demiştir."Budeme schopni vypořádat se s problematikou energetiky, pokud každý z nás...".
Savunma bakanlığı olaya bir dizi teknik sorunun neden olduğunu saptadı.Ministerstvo obrany zjistilo během vyšetřování řadu technických problémů.
Yaptığı Pakistan ziyaretinde ise "İngiltere dünyadaki pek çok sorunun arkasında" ifadelerini kullandı.Jak řekl James, musel kvůli ní "prohledat celý svět".
Bununla birlikte bu sorunun kesin bir cevabının bulunabilmiş olacağı mümkün değilmiş gibi görünür.Zároveň však připomíná, že na tuto otázku nelze najít jednoznačnou odpověď.
Bununla birlikte, planlı ofis çalışmalarıyla her sorunun çözülemeyeceğini de belirtir.Rovněž sděluje, že není jisté, zda všichni fázi spánku přežijí.
Bu sorunun önüne geçmek için çeşitli yöntemler geliştirilmiştir.Bylo vyvinuto několik různých metod, jak se s tím vypořádat.
İç borç sorununu derhal çözmek.Komplexně vyřešit problém zadlužení rozvojových zemí.
Bu sorunun cevabı çok önemlidir.Miza acestei întrebări este foarte importantă.
1947'de İşçi Partisi hükümeti Filistin sorununu Birleşmiş Milletler'e taşıdı.Până în 1947, guvernul laburist era gata să transmită problema palestinei către Organizația Națiunilor Unite.
Derin bir ruhsal sorunun belirtisidir.Este nevoie de o adâncă profunzime spirituală.
Ancak kardeşiyle olan sorununu çözmüştür.Cu toate acestea, conflictul cu fratele său a continuat.
Çünkü, bütün sorunlar sonunda özlerin betimlenmesi sorununa geri götürülebilir.Doar la sfârșitul comediei toate neînțelegerile vor fi rezolvate.
Bu sorunun nesnel bir cevabı yoktur.A kérdésre nemleges választ kap.
Yapı 2004 m yüksekliğinde olacak ve Tokyonun giderek artan boş yer sorununa bir çözüm olacaktı.A szerkezet 2004 méter magas lenne, és csökkentené Tokió helyhiányát.
Komünist rejim, AIDS sorununun varlığını kabul etmedi.A tanácskormány megalakulása nem keltett rokonszenvet a Vendvidéken.
Şimdiki birçok sorunun temelini oluşturur.A sumir kérdés mai állása és problémái.
Birleşmiş Milletler; sorunun diplomatik yollar ile çözülmesi gerektiğini açıkladı.Úgy tartotta, a konfliktust diplomáciai úton, az ENSZ irányításával kell megoldani.
Bu sözleşme; küresel ısınma sorununa küresel ölçekte çözüm getirme çabasıdır.A film egyebek közt a globális felmelegedési válságot tárgyalja.
1980li yılları boyunca konut sorununu çözmek için bu ilçe kuruldu.Az 1980-as években sikerült is megakadályoznia az ide tervezett lakónegyed felépítését.
Bununla birlikte bu sorunun kesin bir cevabının bulunabilmiş olacağı mümkün değilmiş gibi görünür.Ez a kérdés nem elég konkrét ahhoz, hogy meg lehessen válaszolni.
Böylelikle davacı sorununa hukûkî bir çare bulmaya çalışır.Az ügyész ezért könnyít a vádlott helyzetén.
İnegöl ilçe olmasına rağmen trafik sorununu en çok yaşayan kentlerden biridir.A megfelelő elkerülő utak hiányában ez a város egyik legnagyobb szennyezőforrása.
Herman Perk, oyunun bu sorununu aşıp, SpeedFix'i yayınlamıştır.Ezt Herman Perk küszöbölte ki kiadva a SpeedFix nevezetű programot, ami szabályozza a játék gyorsaságát.
Dedektif birçok sorunun cevabını bulmak zorundadır.Tiedonetsijällä on mielessään tietyt kysymykset, joihin hän haluaa saada vastauksen.
Ancak kardeşiyle olan sorununu çözmüştür.Hän on tehnyt sovinnon veljensä kanssa.
Bu sorunun basit bir çözümü yoktur...Käsitteellä ei ole yksinkertaista määritelmää.
14. Yüklü soru / loaded question: Sorunun ardında yatan varsayımların doğru olduğu savı.57) Neljäs mietiskely: Todesta ja epätodesta käsittelee ongelmaa, joka seuraa edellä käsitellyistä.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod