Bu sırada Schleswig-Holstein sorunu da ortaya çıktı.Una tendencia similar se pudo discernir de Schleswig-Holstein.
Fas çölleşme sorunu yüzünden yılda 31 hektarlık ormanlık alanını kaybetmektedir.Cada año se pierden 10.000 hectáreas de selva primaria.
Birçok sorunu olmasına karşın, suçla mücadeleye büyük önem atfeder.Pese a darles muchos problemas, es vencido.
Sorunun temeli matematiğin ters kare yasası ile ilgilidir.La primera es el fracaso de la ley de Instrucción Primaria Obligatoria.
Gücü sevgiyle birleştirirsek, birçok sorunun üstesinden gelebiliriz" demiştir.En cambio si los aprendes, entonces serás capaz de vencer a decenas de hombres”.
Oyuncunun iyi beslenmiş olması gerekir yoksa açlık sorunundan dolayı ölünebilir.Fue una decisión difícil, ya que a lo mejor, un artista podría morir por hambre.
Bu sebeple OAuth Core protokolü bu sorunu ortadan kaldırmak üzere görevlendiriliyor.Entonces Tonio da con la clave para detener este desastre.
Tom bu tür bir sorunun tekrar olmayacağına bana güvence verdi.Tom mi ha assicurato che questo tipo di problema non si ripeterà.
Tom'un onu yaparken hiçbir sorunu yoktu.Tom non ebbe alcuna difficoltà nel farlo.
Senin hiçbir sorunun olmamalı.Non dovresti avere problemi.
Tom'un Mary'nin gerçekten onunla birlikte çıkmak isteyeceğine inanma sorunu vardı.Tom non riusciva a credere che Mary volesse davvero uscire con lui.
Konsantrasyon sorunum var.Ho dei problemi di concentrazione.
Burada gerçek bir sorunumuz var.Qui abbiamo un vero problema.
Bir sorunumuz olacak, değil mi?Avremo un problema, non è vero?
Çok daha ciddi bir sorunum var.Ho un problema molto più serio.
Onların sorunu neydi?Quale era il loro problema?
Senin yaşındaki insanların genellikle bu sorunu vardır.Le persone della tua età hanno spesso questo problema.
1911 ve 1915 yılları arasında Hohmann gezegenlerarası uzay sorunu ilgilenmeye başladı.Tra il 1911 e il 1915 Hohmann si interessò molto ai problemi dei voli spaziali interplanetari.
Sovyetler Birliği'nin kurucusu Lenin ile 1920'de "Kadın Sorunu" üzerine bir görüşme gerçekleştirdi.Intervistò Lenin nel The Women's Question del 1920.
Guatemala'nın Belize üzerinde hak iddia etmesinden kaynaklanan sorunu ise çözümsüz bırakıldı.La controversia col Guatemala per la rivendicazione del Belize fu lasciata irrisolta.
Robert Guiscard'ın 1085'te ölümü Norman sorununu bir süre yatıştırdı.La morte di Roberto il Guiscardo, nel 1085, alleviò temporaneamente il problema dei Normanni.
Ondan sonra hiç sorunumuz olmadı."Non ho avuto alcun problema con lui".
Başbakan o "herhangi bir kayıp" pişmanlık duyduğunu ve sorunun giderilmesi üzerinde çalıştığını söyledi.Egli ha anche aggiunto che si rammarica per "eventuali perdite" e che sta lavorando per risolvere il problema.
Betonlaşma ve çöp sorunu oluşmuştur.Abbiamo un grosso problema con la spazzatura.
Ancak bazı kaynaklar bunun aksi yönde hiçbir uykusuzluk sorununa ginsengin neden olmadığını belirtmektedir.Tuttavia altre fonti affermano che il ginseng non causa disturbi del sonno.
Özellikle yaşlılarda ve altta yatan sağlık sorunu olan kişilerde komplikasyonlar meydana gelebilir..Le complicanze possono verificarsi soprattutto nei pazienti anziani e in quelli con altri problemi di salute.
Türk ulusal kimliği ve Ermeni sorunu.Nazionalismo turco e genocidio armeno.
İşte o zaman sorunun cevabına yaklaşmışsınız demektir.Sembrerebbe che abbia risposto alla sua domanda.
Sam hiçbir şeyden korkmaz, ve kavga etmek onun için bir sorunu çözmek yolundaki ilk adımdır.Sam non ha paura di nulla ed è molto brava a combattere o a trovare la via d'uscita da ogni problema.
Bu zararlar başkentte para darlığı sorununu tekrar gündeme getirdi.Così il problema dell'eccedenza di capitali si è riproposto a livello globale.
Bu sorunun cevabı çok önemlidir.La riservatezza di queste risposte è molto importante.
Yıllardır Yahudi sorunu ile yakından ilgilenmişti.Si interessò molto alla questione ebraica.
Bu durumu şöyle dile getirmiştir: "Benim onlarla sorunum yok."De Pedis: «Non ricordo di conoscere il signore qui presente».
Lefty ise sorunu tek başına çözmek istiyodur.È questo che Angel sta cercando di scoprire da solo?
12 yaşından beri kronik uykusuzluk sorunu var.Dall'età di dodici anni soffre di Paralisi nel sonno.
İlk öncelikli olarak adet düzensizliği sorunu çözülür.Come minimo il principio di relatività speciale dovrebbe essere abbandonato.
Makedonya isim sorunu MakedonlarAccorciamento Parola macedonia
"3) Savaş ve Etnik Düşmanlık: Ermeni Sorununun İçyüzü"."La politica estera e la crisi jugoslava: Problemi locali.
Özellikle su sorunu ciddi bir problem oluşturmaktadır.In primo luogo esiste un grave problema occupazionale.
Teleskop ve diğer cihazları taşıyacak uzay gemisinin yapımı başka bir büyük mühendislik sorunuydu.Il veicolo nel quale sono ospitati lo specchio e gli strumenti fu un'altra grande sfida ingegneristica.
Oyuncunun iyi beslenmiş olması gerekir yoksa açlık sorunundan dolayı ölünebilir.Il giocatore deve semplicemente dargli da mangiare quando ha fame.
Üç farklı sorunu ayırt etmemiz gerekir.In questo caso possiamo avere tre casi distinti.
Çoraklık sorunu var mı?Volete il Sordi privato?
Mayın SorunuPotenziale di riduzione
Bir Adlandırma Sorunu: Abhaz mı Abaza mı?.Lo schema che si ottiene è ABAC o ABACA.
Günümüzde de yol sorunu bulunmaktadır yine de Kerpe’ ye olan talep çok daha artmıştır.Dato tutto quello che sta accadendo ai giorni nostri, questa questione risuona ancora di più".
Bu sırada Schleswig-Holstein sorunu da ortaya çıktı.Gli attuali Duchi di Schleswig-Holstein discendono da lui.
Yahudi sorunu çözüldü.Gli ebrei sono esclusi.
Bu dönemde Stanley, bir sağlık sorunu geçirdi.Carlo aveva problemi di salute già da tempo.
1980 yılında Alan Guth erken evrende yanlış vakum çürümesinin sorunu çözebileceğini fark etti.Nel 1981, il fisico Alan Guth ipotizzò la teoria dell'universo inflazionario.
Bu olay ilerde birkaç kez daha yaşanır ancak doktorlar sorunu anlayamaz.Perciò decide di andare in uno studio medico, ma i dottori non capiscono la causa del problema.
Bu tankın en büyük sorunu mekanik arızalardı.Così si risolveva l'unica vera carenza meccanica di quest'auto.
Bu sorunun çözümünde önemli bir uygulama, alerji testleridir.Per la ricerca delle cause è fondamentale l'esecuzione di un esame urine completo.
Bu sorunun sonraki emirlerde ele alınacağı varsayılmıştır.Il problema sarà risolto per le missioni seguenti.
Askerler bir teğmenin gelip sorunu çözmesini beklerken sohbet ederler.Ovviamente arriveranno i soldati per cercare una soluzione.
Bu amaçla da Kutsal Topraklar sorununu kullandı.Evviva sempre questa santa "Terra".
Bu keçeleşme sorunu, nadir de olsa kısa tüylü türlerde de görülebilmektedir.Tale caratteristica sembra essere abbastanza rara nei pipistrelli.
Paradoksun kişilik sorunuyla da ilgisi vardır.Ha collaborato anche con i Paradox.
Bu sorunun cevabı hayır ise o hücre boş bırakılır, yani ilişki yok demektir.Se l'oggetto non esiste, o se non è unico, allora l'enunciato è falso, ma non privo di significato.
Türkiye’nin değil dünyanın sorunu sol bek sıkıntısı.Il campo verde non rappresenta l'Islam, bensì la terra lussureggiante del Bangladesh.