Sorunu nasıl çözdüğünü bana anlat.Dis-moi comment tu as résolu le problème.
Sorunu halletmek için zorluklara göğüs geriyorum.J'éprouve des difficultés à résoudre le problème.
Sorunuzu sorun.Posez votre question.
Sorunu bu şekilde çözdüm.C'est de cette façon que j'ai résolu ce problème.
Bununla bir sorunum yok.Je n'ai pas de problème avec ça.
Biz, sorunun çözümüne gelince farklılık gösterdik.Nous différions quant à la solution au problème.
Üzgünüm, senin sorunu hiç umursamadım.Désolé, j'ai alors complètement négligé ta question.
Umarım sorunuza cevap verebilmişimdir.J'espère avoir réussi à répondre à votre question.
Artık bizim sorunumuz değil.Ce n'est plus notre problème.
Sorunu çözen sendin.C'est toi qui as arrangé le problème.
Onunla bir sorunum var.J'ai un problème avec elle.
O başka birinin sorunu.C'est le problème de quelqu'un d'autre.
Tom'un sorunu var mı?Tom a-t-il des problèmes ?
Tom'un sorunu mu var?Tom a-t-il des problèmes ?
Onun sorunu var mı?A-t-elle des problèmes ?
Onun sorunu mu var?A-t-elle des problèmes ?
Mary'nin sorunu var mı?Marie a-t-elle des problèmes ?
Mary'nin sorunu mu var?Marie a-t-elle des problèmes ?
Sorununuz var mı?Avez-vous des problèmes ?
Sorununuz mu var?Avez-vous des problèmes ?
Belki iyi uyursa yarın sorunu çözebilir.Peut-être que s'il dort bien, il pourra résoudre le problème demain.
O, bu sorunu çözebileceğini umuyor.Elle espère pouvoir résoudre ce problème.
Afrika'daki açlık, Afrika genelinde egemen olan açlık sorunu.Comité Sahel, Qui se nourrit de la famine en Afrique ?
Yol sorunu yoktur.Le parcours ne présente pas de difficulté.
ASA’nın hammadde sorunu yoktur.Il n’y avait pas de problèmes d’ego.
Hareket içinde en çok tartışılan konu Kürt Sorunu olmuştur.La question la plus controversée dans le mouvement a été la question kurde.
Crick, Gamow'un önerilerinin sorunu çözme konusunda yardımcı olduğunu söyledi.Crick a indiqué que les suggestions de Gamow ont aidé sa propre réflexion sur ce problème.
Yalnız su sorunu vardır.Il existe un problème d'eau.
Gece tuvalete kalkmak sorunu çözebilir.Elle lui sert à récurer les toilettes.
Ondan sonra hiç sorunumuz olmadı."Je n'ai eu aucun problème avec lui."
Türkiye Cumhuriyeti'nin böyle bir sorunu yok" dedi.Mais pour la Turquie il n'en est pas question. »,.
Çok büyük bir yetenek olmasına karşın kalp.sorunu yüzünden kısa süreler oynayabilmiştir.Malgré son talent il obtient peu de temps de jeu.
Askerler bir teğmenin gelip sorunu çözmesini beklerken sohbet ederler.Le soldat décide de se distraire en attendant de trouver une solution.
Betonlaşma ve çöp sorunu oluşmuştur.L'encrage et l'essuyage posent problème.
Komünist rejim, AIDS sorununun varlığını kabul etmedi.L'Église catholique ne reconnaît pas l'utilisation du préservatif dans la lutte contre le sida.
Bir Adlandırma Sorunu: Abhaz mı Abaza mı?.Pourquoi ce titre Absalon, Absalon ?
Yahudi sorunu çözüldü.Le Problème juif.
Schleswig-Holstein Sorunu karşısında ikisi de bunun için gerekli özveriye sahip olduklarını gösterdiler.En répondant à la question du Schleswig-Holstein, ils démontrèrent leur application à le faire.
Filistin sorunu dini bir sorundur.Le problème de la guérison est un problème religieux.
Bu değişiklik boya sorununu düzeltti.Cet élargissement a modifié le couvrement des collatéraux.
İsviçrelilerin temel sorunu tek bir komuta merkezinden yoksunluğu idi.La présence de la policière suisse n'est pas due au hasard.
Ayrıca çözülemeyen sonsuzluklar sorunu bu göreli kuantum teorisi ile geliştirdi.Cependant, le problème des infinis insolubles apparut dans sa théorie quantique relativiste.
Üç farklı sorunu ayırt etmemiz gerekir.On peut cependant distinguer trois cas différents.
İşsizlik, ülke ekonomisinin en önemli sorunu olmaya devam etmektedir.La peur du chômage reste un souci majeur pour la population.
Oyuncunun iyi beslenmiş olması gerekir yoksa açlık sorunundan dolayı ölünebilir.Passez vite à table, car vous devez être mort de faim.
Din yalnızca insan ile Tanrı arasında bir inanç sorunudur.Le seul lien possible entre Dieu et les hommes est la foi.
Dele başlarda alkol sorunu olan annesi ile yaşamaktaydı.Sa mère avait des problèmes avec l'alcool.
12 yaşından beri kronik uykusuzluk sorunu var.Dès l'âge de douze ans, elle eut des problèmes respiratoires et pulmonaires.
TV vericisi antensiz olacak değildi, bu kez de anten sorunu ortaya çıkar.Une spectrine anormale est incapable de se fixer à l'ankyrine, provoquant l'apparition de cette maladie.
İlk etapta İspanya'da uyum sorunu yaşadı.Début d’une crise de succession en Espagne.
Şimdiki birçok sorunun temelini oluşturur.Ils forment la base de nombreux développements.
Bu amaçla da Kutsal Topraklar sorununu kullandı.Il s'occupe également des questions concernant la Terre sainte.
Gestapo’nun IV B4 bölümü yani Yahudi sorunu bölümünün başına geçti.Il a été ensuite transmis à titre gracieux à la section IV J de la Gestapo, chargée du « problème juif ».
Diyelim ki bir teşkilatın/kurumun bir sorunu var.L'arborescence pose un problème.
Çağdaş tek-eşliliğin ortaya çıkışı, miras sorunuyla ilgiliydi.L'introduction d'un système patriarcal serait étroitement liée à l'émergence de la propriété.
Böylece latince sözcük kökenli ülkelerde telaffuz sorunu oluşmaz.En effet, rien ne justifie l’utilisation de â dans les mots d’origine non latine.
Filistin Sorunu konusunda Filistin, İsrail ve ABD arasında pek çok kez arabuluculuk girişiminde bulunuldu.Il s'engage à plusieurs reprises dans des questions concernant le conflit israélo-palestinien.
Çok ikircikli bir sorunu tartışıyordum.Elle est d'une redoutable difficulté technique.
Ancak kardeşiyle olan sorununu çözmüştür.Il s'attelle à ce travail avec son frère.
İnsomnia, bir uyuma sorunudur.La conscience est la possibilité de dormir.