Yugoslav Dışişleri Bakanı Mladiç'in Yakalanmasının Sorunlu Olduğunu SöylediYugoslav Foreign Minister Says Arresting Mladic Problematic
KFOR küçülürken, ABD'li barış güçleri Kosova'nın sorunlu kuzey kesiminde daha büyük rol oynayacak.As KFOR shrinks, US peacekeepers will play a larger role in Kosovo's restive north.
Ancak bir çok uzman küçük partilerin mevcut sistemdeki rolünün sorunlu olduğu görüşünde.However, many experts say the role of the smaller parties under the existing system is problematic.
Sırp Cumhuriyeti'nde kadın hakları hâlâ sorunluWomen's rights still an uphill battle in Republika Srpska
Belirtilen dört alan dışında da sorunlu konular var.Apart from the four noted problems, other issues are also troublesome.
Sorunlu alanlardan birisi belge güvenliği.Document security is one of the main sticking points.
Ancak profesör, İHH'nin durumunun daha sorunlu olduğuna da işaret ediyor.But the case of IHH is more problematic, he points out.
Ancak bu kağıdın içeriği sorunlu.But the content of the paper is problematic.
Shkrbina, "BH'nin adaylığı ise, Sırp Cumhuriyeti'nin statüsü yüzünden sorunlu olacaktır." dedi."As for BiH's candidacy, it will be problematic because of the status of Republika Srpska," he said.
ABD'li lider, "Özgürlüğün bu sorunlu bölgede kökleşmesi sadece bir zaman meselesidir."It's only a matter of time before freedom takes root across that troubled region.
Sancak ve güney, Sırbistan'ın sorunlu bölgeleriSandzak and the south are trouble spots for Serbia
Makedon giysi üreticisi Astibo'nun geçici yönetimi sorunlu şirket için bir talipli seçti.The receivers of Macedonian apparel maker Astibo selected a buyer for the troubled company.
"Çocuk" grubu Devrim tabanlı Minneapolis-yetenekli ama sorunlu solisti."The Kid" is the talented but troubled frontman of his Minneapolis-based band The Revolution.
Bununla birlikte, beyni alt bölümlere ayırma çabalarının sorunlu olduğu ortaya çıktı.However, early efforts to subdivide the brain proved to be problematic.
Dördüncü iddianın ise oldukça sorunlu olduğu görüşündeyim.The fourth claim, I argue, is deeply problematic.
Potansiyel olarak sorunlu kısım karıştırıldı ve parça oluşturuldu.The potentially problematic bit was mixed out and the track was released.
Caíto, uyum sağlamakta güçlük çeken sorunlu bir gençtir.Caíto is a troubled young man who has difficulty adapting.
Taşıyıcı annelikten kaynaklanan bir çocuğun vatandaşlığı ve yasal statüsü sorunlu olabilir.The citizenship and legal status of a child resulting from surrogacy can be problematic.
Condylarthra her zaman sorunlu bir gruptu.Condylarthra always was a problematic group.
Film, zengin ama sorunlu bir Amerikan sosyetesi olan Barbara Hutton'ın hayatını anlatıyor.The film chronicles the life of Barbara Hutton, a wealthy but troubled American socialite.
Toksisite türe özgüdür ve türler arası analizi sorunlu hale getirir.Toxicity is species-specific, making cross-species analysis problematic.
Ayrıca yargıç Stjepan Švagel ile sorunlu bir ilişkisi vardı.She also had a problematic relationship with judge Stjepan Švagel.
1994 yılında Jason's Lyric'te Jason'ın sorunlu kardeşi Joshua'yı canlandırdı.In 1994 he portrayed Joshua, Jason's troubled brother, in Jason's Lyric.
Arkaik karakterleri nedeniyle yorumlanmaları da aynı derecede sorunludur.Their interpretation is equally problematic, on account of their archaic character.
Durkheim'a göre bu, intihar gibi sorunlu davranışlara yol açacaktır. [1]According to Durkheim, this will lead to dysfunctional behavior, such as suicide.[8]
Ancak 1404'te Béthencourt'un dönüşüyle, sorunlu adaya barış yeniden getirildi.It was only with the return of Béthencourt in 1404 that peace was restored to the troubled island.
Ya Yazarın adı ya da yazdıkları sorunlu olabilir.Either the meaning of the Author or the letter of his writings is deceitful.
Dolayısıyla son derece sorunludur.Therefore, it is extremely problematic.
Ruthless Records'tan ayrılmalı çok sorunlu olmuştu.Ursprünglich war die Veröffentlichung über Ruthless Records vorgesehen.
Dört Borodino sınıfı savaş gemisi dışında diğer gemiler eski ve sorunlu gemilerdi.Außerdem lagen vier weitere Großkampfschiffe der Borodino-Klasse auf Stapel.
163 S, bir planör olarak Me 163'ün en sorunlu özelliği olan iniş eğitiminde kullanılmak üzere tasarlanmıştır.Die Me 163 war als Abfangjäger zum Objektschutz von strategisch wichtigen Einrichtungen vorgesehen.
İnsanmerkezcilik özellikle sorunlu bir hale gelmiştir.Gründe für den Rückgang liegen besonders in menschlichen Einflüssen.
Daha çok Nip/Tuck'daki sorunlu ergen Matt McNamara rolü ile tanınmaktadır.In Deutschland wurde er vor allem als Darsteller des Matt McNamara in der Fernsehserie Nip/Tuck bekannt.
GMDC tutukevi kalanından sorunlu mahkûmları ayırmak için kullanılmıştır.Le CDGM était utilisé afin d’isoler les détenus à problème du reste du centre de détention.
Ruthless Records'tan ayrılmalı çok sorunlu olmuştu.Il est le cofondateur de Ruthless Records.
İnsanmerkezcilik özellikle sorunlu bir hale gelmiştir.La question de la convergence est, en conséquence, particulièrement cruciale.
Hikâyede dominant bir baba ile oğlu arasındaki sorunlu bir ilişki ele alınmaktadır.Le récit tragique des difficultés de compréhension entre un fils et son père.
Britanya ise çok daha sorunlu bir durumdaydı.La causa británica parecía estar en un punto particularmente bajo.
Percy, sorunlu bir çocuk.Hardy era un niño problemático.
Matt McNamara (John Hensley) Sean ve Julia'nın genelde sorunlu oğulları.Matt McNamara (John Hensley) - El hijo de Sean y Julia McNamara.
163 S, bir planör olarak Me 163'ün en sorunlu özelliği olan iniş eğitiminde kullanılmak üzere tasarlanmıştır.2166 - Se inicia lo que será una gigantesca instalación de investigación en Io.
İnsanmerkezcilik özellikle sorunlu bir hale gelmiştir.La debilidad fuera de casa fue un problema especialmente acuciante.
Hikâyede dominant bir baba ile oğlu arasındaki sorunlu bir ilişki ele alınmaktadır.Segue l'inevitabile confronto tra padre e figlio.
Britanya ise çok daha sorunlu bir durumdaydı.В Англии, было ещё хуже.
Eminem'in çocukluğundan beri annesi Debbie Mathers ile sorunlu bir ilişkisi oldu.У него есть дочь Энн от предыдущих отношений с Дебби Донован.
İnsanmerkezcilik özellikle sorunlu bir hale gelmiştir.Передвижение людей в такой обстановке стало чрезвычайно актуальной проблемой.
İnsanmerkezcilik özellikle sorunlu bir hale gelmiştir.بولندا بالذات كانت مشكلة مقلقة.
Klein ile Born ilişkisi daha sorunlu oldu.O relacionamento de Born com Klein era mais problemático.
Sorunlu geliştirilme sürecine rağmen, Luftwaffe'nin en önemli değerlerinden biriydi.Apesar do seu desenvolvimento prolongado, a aeronave tornou-se num dos activos mais importantes da Luftwaffe.
1964 yılında ailesi boşandı, ve bunu çok sorunlu bulan Frank ailesinden uzaklaştı.Em 1964 seus pais se separaram, experiência tão traumática para ele que logo saiu de casa.
Programın sunucusu Cesar Millan programda sorunlu köpekleri rehabilitasyonu sağlamanın yollarını anlatır.Het programma volgt hondenpsycholoog Cesar Millan bij het rehabiliteren van honden met gedragsproblemen.
İngiltere Krallığı'nın kime verileceği daha sorunlu oldu.Haar reputatie was de koning van Engeland ter ore gekomen.
1964 yılında ailesi boşandı, ve bunu çok sorunlu bulan Frank ailesinden uzaklaştı.In 1964 scheidden zijn ouders; een ervaring die zo traumatisch was dat hij van huis wegliep.
Ancak geriye tek sorunlu bölge kalmıştır: Danzig bölgesi.Slechts één gebouw bleef staan: de Gotische zaal.
Programın sunucusu Cesar Millan programda sorunlu köpekleri rehabilitasyonu sağlamanın yollarını anlatır.Tego zadania podejmuje się Cesar Millan, specjalizujący się w trenowaniu psów.
Programın sunucusu Cesar Millan programda sorunlu köpekleri rehabilitasyonu sağlamanın yollarını anlatır.Programmet följer Cesar Millans arbete med hundar med beteendestörningar.
Sorunlu geliştirilme sürecine rağmen, Luftwaffe'nin en önemli değerlerinden biriydi.Trots den utdragna designprocessen kom flygplanet att bli en av Luftwaffes viktigaste tillgångar.
Hikâyede dominant bir baba ile oğlu arasındaki sorunlu bir ilişki ele alınmaktadır.Det hela uppdagas vilket leder till en våldsam uppgörelse mellan far och son.
Böylece sorunlu paketlerin internette sonsuza kadar dolaşmalarının önüne geçilmiş olur.Detta är till för att undvika att paket som inte kommer fram skickas mellan routrar för evigt på nätet.
Matthew Fox, sorunlu cerrah ve dizinin protagonisti Jack Shephard'ı canlandırdı.Метью Фокс отримав роль неспокійного хірурга та головного героя Джека Шепарда.