Ana içeriğe geç
Sözlük

sorunlu ile cümle

sorunlu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Ruthless Records'tan ayrılmalı çok sorunlu olmuştu.Пара підписала контракт з Ruthless Records.
Sorunlu geliştirilme sürecine rağmen, Luftwaffe'nin en önemli değerlerinden biriydi.Navzdory táhlému vývoji se stal jedním z nejdůležitějších letadel Luftwaffe.
Percy, sorunlu bir çocuk.Emile byl problémové dítě.
İnsanın özgür iradesini kabul eder ve bu sebepten onun sorunlu olduğunu belirtir.Podle nich má člověk svobodnou vůli, a je tedy zodpovědný za své konání.
Matthew Fox, sorunlu cerrah ve dizinin protagonisti Jack Shephard'ı canlandırdı.Matthew Fox hrál potížistického doktora a hlavního protagonistu Jacka Shepharda.
Klein ile Born ilişkisi daha sorunlu oldu.Relația lui Born cu Klein a fost mai problematică.
Britanya ise çok daha sorunlu bir durumdaydı.Germania se afla intr-o situatie mai complicata.
Ancak, sorunlu bir sezon geçirdi ve 22 maçta 3 gol atabildi.Oricum, el a avut un sezon plin de probleme înscriind numai 2 goluri în 22 de meciuri.
Ancak birçok Celestron patentini ihlal etmesi yüzünden sorunlu bir geçmişi vardır.CRON-ul înfruntă multe probleme aduse prin încălcarea lui Sheltem.
Bu sırada Amanda sorunlu bir çocukluk ve ergenlik dönemi geçirmiş ve bunların sonucunda ıslahevine girmiştir.Birdee-nek felszínes kapcsolata volt az anyjával gyerekkorában, ezért nehezen hangolódnak össze.
TIFF, patent sorunlu Lempel-Ziv-Welch (LZW) kayıpsız sıkıştırma algoritmasını kullanmaktadır.Az LZW (Lempel-Ziv-Welch) egy veszteségmentes tömörítési algoritmus.
Klein ile Born ilişkisi daha sorunlu oldu.Nurmi és fiának kapcsolata bonyolult volt.
Terimin tarihsel evriminin izlenmesi sorunludur.Tapahtuman historiallinen tulkinta on ongelmallinen.
Matthew Fox, sorunlu cerrah ve dizinin protagonisti Jack Shephard'ı canlandırdı.Matthew Fox näyttelee levotonta kirurgia ja sankaria Jack Shephardia.
Ruthless Records'tan ayrılmalı çok sorunlu olmuştu.Ryhmä kirjoitti levysopimuksen Ruthless Recordsin kanssa.
TIFF, patent sorunlu Lempel-Ziv-Welch (LZW) kayıpsız sıkıştırma algoritmasını kullanmaktadır.Η συμπίεση εικόνων GIF γίνεται με χρήση του αλγορίθμου Lempel-Ziv-Welch (LZW).
Britanya ise çok daha sorunlu bir durumdaydı.Στην Αγγλία, τα πράγματα ήσαν πιο πολύπλοκα.
Kuzey Kıbrıs'ta su, sorunlu bir konudur.Στα βόρεια αυτής υπάρχει ο κόλπος Κοντούσια.
Charlie ve Marcy Runkle'ın evliliği ve ilişkileri sorunludur.Ο γάμος του Robert και της Kitty εξακολουθεί να έχει προβλήματα.
Ancak, sorunlu bir sezon geçirdi ve 22 maçta 3 gol atabildi.Είχε μία προβληματική σεζόν, σκοράροντας μόνο 3 γκολ σε 22 ματς.
Sorunlu geliştirilme sürecine rağmen, Luftwaffe'nin en önemli değerlerinden biriydi.På trods af den alvorlige situation havde RAF en vigtig fordel frem for Luftwaffe.
Britanya ise çok daha sorunlu bir durumdaydı.I England var forholdene langt gunstigere.
Evans'ın Laughlin ile kişisel sorunları grupla zaten sorunlu ilişkisini daha da kötü hale getirdi.Evans havde interne problemer med Laughlin, som også bidrog til bandets ilde syn på Evans.
Britanya ise çok daha sorunlu bir durumdaydı.Situasjonen i Britannia var enda mer vanskelig.
TIFF, patent sorunlu Lempel-Ziv-Welch (LZW) kayıpsız sıkıştırma algoritmasını kullanmaktadır.Format GIF menggunakan kompresi algoritme dari LZW (Lempel Zev Welch) yang dimiliki oleh Unisys.
Sorunlu çocukluğu kariyerini de belirlemiştir.Thư vui mừng vì gặp lại cô bạn thời thơ ấu.
Britanya ise çok daha sorunlu bir durumdaydı.Tình hình ở Britannia (nước Anh ngày ngay) thậm chí còn nhiều vấn đề nghiêm trọng khác.
Kuzey Kıbrıs'ta su, sorunlu bir konudur.Trên sông Bắc Bàn có thác Hoàng Quả Thụ.
Britanya ise çok daha sorunlu bir durumdaydı.イギリスは困難な立場に立たされた。
Böylece sorunlu paketlerin internette sonsuza kadar dolaşmalarının önüne geçilmiş olur.パケットがネットワーク上で無限に巡回する問題を防ぐ効果が有る。
İran'ın küçük bir köyünde yaşayan Hassan Darabi adında on yaşında sorunlu bir çocuğun öyküsünü anlatır.イランの小さな町の困り者で不道徳な10歳の少年ハッサン・ダラビの物語である。
İnsanmerkezcilik özellikle sorunlu bir hale gelmiştir.人事の効率化は大きな課題となりつつある。
Sağlığı da bu dönemde gut hastalığı nedeniyle sorunlu hale gelen Edward Hyde zor durumda kalır.この時期にデニスが健康を害したという理由で活動が停滞。
MJ sorunlu bir çocukluk dönemi geçirmiştir.グイド・リストは幸福な少年時代を過ごしたようである。
Mukan böyle sorunlu bir dönemde halkının başına geçti.どうやら世界はそんな危うい時代に突入している。
Percy, sorunlu bir çocuk.休斯是一个神童。
Percy, sorunlu bir çocuk.פרגלי - ילד עם בעיות היגינה.
Britanya ise çok daha sorunlu bir durumdaydı.בריטניה הציגה בעיות גדולות יותר.
Kuzey Kıbrıs'ta su, sorunlu bir konudur.Липсата на вода е основен проблем в северните части на страната.
Hala uçaksavar kullanımı için sorunluydu.Самолетът е бил предназначен за еднократна употреба.
80'li yılların gençlik filmlerinde sorunlu genç kız rolleriyle ismini duyurdu.Става известен през 80-те години с роли във филми за юноши.
İnsanmerkezcilik özellikle sorunlu bir hale gelmiştir.Жилищният проблем става сериозен.
Percy, sorunlu bir çocuk.Сюъл е надарено дете.
163 S, bir planör olarak Me 163'ün en sorunlu özelliği olan iniş eğitiminde kullanılmak üzere tasarlanmıştır.Първите опитни самолети биват означени като Ме 163А.
Cinsel saldırıya uğrayan çocuklar sıklıkla sorunlu bir yetişkinlik dönemi yaşarlar.Emotivni problemi mladih ljudi često su problemi odrastanja.
Isınız 10-30 dakika sorunlu olursa ölümler başlar.Koncentracije od 10 ppm pri djelovanju od 30-60 minuta mogu izazvati smrt.
TIFF, patent sorunlu Lempel-Ziv-Welch (LZW) kayıpsız sıkıştırma algoritmasını kullanmaktadır.Táto metóda je inšpirovaná Lempel-Ziv-Welch (LZW) algoritmom bezstratovej dátovej kompresie.
Patrick Kerr : Noel Shempsky, radyonun Uzay Yolu saplantılı, sosyallik sorunlu çalışanı.Patrick Kerr – Noel Shempsky, čudácky zamestnanec rádia, fanúšik Star Treku, ovláda klingončinu.
Kuzey Kıbrıs'ta su, sorunlu bir konudur.Asulast põhjas on Vittjärvsträsket.
0 Bu bölümdeki veriler EMCDDA’nın sorunlu uyuşturucu kullanımı (SUK) göstergesinden alınmıştır.Die Beobachtung der Drogenpreise ist ein wichtiges Instrument für das Verständnis der Drogenmärkte.
(15-64 yaşındakiler) başına 4,5 ila 6 sorunlu kokain kullanıcısı bulunuyordu.A dependência é uma das consequências negativas do consumo de cocaína a nível individual.
(15-64 yaşındakiler) başına 4,5 ila 6 sorunlu kokain kullanıcısı bulunuyordu.Ancheta din școlile din Spania a raportat o scădere cu două puncte procentuale în perioada 2004-2007.
(15-64 yaşındakiler) başına 4,5 ila 6 sorunlu kokain kullanıcısı bulunuyordu.Problematisch cocaïnegebruik en de vraag naar behandeling
(15-64 yaşındakiler) başına 4,5 ila 6 sorunlu kokain kullanıcısı bulunuyordu.Глава 5: Кокаин и крек алкохол (Cunningham, 2000 г.).
2002-06 döneminde ulusal düzeyde sorunlu opioid kullanımına ilişkin yaygınlık tahminleri kabaca 15-64I vissa länder där problematiskt opiatmissbruk historiskt sett har
2002-06 döneminde ulusal düzeyde sorunlu opioid kullanımına ilişkin yaygınlık tahminleri kabaca 15-64Per esempio, alcuni Stati dove storicamente predominava il consumo problematico di oppiacei segnalano ora una
2002-06 döneminde ulusal düzeyde sorunlu opioid kullanımına ilişkin yaygınlık tahminleri kabaca 15-64Schattingen van het aantal problematische opioïdengebruikers zijn vaak onzeker
2007 yılında, 1.000 yetişkin başına 3,8 ila 4,7 sorunlu kokain kullanıcısı olduğu tahmin ediliyordu.V roce 2007 bylo v Itálii podle odhadu 3,8 až 4,7 problémových uživatelů kokainu na 1 000 dospělých.
AB tehlikeli ve sorunlu atık arıtımı anlamında, giderek ortak bir pazar gibi hareket etmektedir.Az EU egyre inkább közös piacként működik a veszélyes és problémás hulladék kezelése tekintetében.
AB tehlikeli ve sorunlu atık arıtımı anlamında, giderek ortak bir pazar gibi hareket etmektedir.EU toimii yhä laajemmassa mitassa vaarallisten jätteiden ja ongelmajätteiden käsittelyn yhteismarkkinoina.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod