Kendisinin de alkol gibi bazı sorunları vardır.Také měl problémy s alkoholem.
Ancak sağlık sorunları yine kendini göstermeye başlamıştı.Avšak jeho začaly opět trápit zdravotní problémy.
Norveç, halk oylamasında yaşadığı sorunlar nedeniyle yalnızca jüri oyları kullanmıştır.Norsko ve finále kvůli technickým problémům využilo hlasování poroty.
Beş yıl sonra sağlık sorunları gerekçesiyle serbest bırakıldı.Po pěti letech odnětí svobody byl propuštěn ze zdravotních důvodů.
"Rusya'da BT olanakları ve sorunları".IT příležitosti a výzvy v Rusku .
Aile, yaşadıkları maddi sorunlar nedeniyle babaanne Saadet'in yanına taşınmak zorunda kalır.Jeho matka ho kvůli finančním problémům musela předat do náhradní rodiny.
Sanıkların, yaşı ve sağlık sorunları gerekçesiyle adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verildi.Soud rozhodl o mírnějším trestu s ohledem na jeho věk a zdravotní stav.
Alman Rosemeyer teknik sorunlar yaşayınca yarışı tamamlayamadı.Němec Rosemeyer měl s kolem technické problémy a nespurtoval.
Fakat sorunların hepsi çözülmemiştir.Ještě ale nebylo vyřešeno vše.
Aralarındaki sorunları çözdükten sonra grubun geri dönüşü için hazırlıklara başladılar.Ovšem, po vyřešení jeho osobních problémů se očekával okamžitý návrat ke skupině.
Kraliçenin evlendirilmesi de önemli sorunlardan biri oldu.Od jejího nástupu na trůn byl důležitou otázkou její sňatek.
Araştırma yapıldığı zaman bazı teknik sorunlar belirlendi.Při testování byla objevena řada technických problémů.
Uzay hukuku, insanoğlunun uzaydaki faaliyetlerinden doğan sorunlara değinen hukuk dalıdır.Kosmické právo představuje mezinárodní právní řád platný pro působení v kosmickém prostoru.
Ayrıca uyumsuzluk sorunları da kullanıcıların canını sıkmaktadır.Dále také pomáhají řešit problémy uživatelů.
"Rusya ve Türkiye ilişkileri bakımından çok ciddi sorunlara neden olacağını" söyledi.Rusko a Ukrajina se do sebe ostře pustily".
12 Eylül 2007 tarihinde sağlık sorunlarını ileri sürerek istifa etti.12. září 2007 však náhle rezignoval po měsících rostoucího politického tlaku.
Burada da sorunlar ortaya çıkar.I zde ovšem narážíme na problémy.
Youla, Eskişehirspor yönetimi ile sorunlarından dolayı kadro dışı kalmıştır.A pohleď, jaký byl konec jejich úkladů: zahubili jsme je i s lidem jejich vším!
Amacı, ülkeler arasında yaşanabilecek sorunları barışçı yollarla çözmek idi.Neshody jakékoliv povahy, které vzniknou mezi státy, by měly být řešeny pokojnými metodami.
Bu tür çekilmeler çoğunlukla çocuk veya kişilerin psikiyatrik sorunlarıyla ilişkilidir.Je totiž často spojen s psychiatrickým nebo psychologickým problémem postižené osoby.
Pakistan, Afganistan'dan gelen mültecilerin doğurduğu sorunlarla da uğraşmak zorunda kaldı.Útoku na Pákistánce se účastnili i černí potomci přistěhovalců z Jamajky.
Sonunda nicel deneylerde birtakım sorunlar ortaya çıkmıştı.Na konci tohoto experimentu bylo zjištěno několik skutečností.
1980'lerin başında ekonomik sorunlar belirmeye başladı.Počátkem 80. let se projekt dostává do finančních problémů.
Sağlık sorunları nedeniyle 1945'te emekliye ayrılan Henry F. Phillips, 1958 yılında vefat etti.Henry Frank Phillips odešel v roce 1945 do důchodu a zemřel v Portlandu v roce 1958.
1992 yılında alkol sorunları nedeniyle gruptan ayrıldı.V srpnu 1970 byl kvůli problémům s alkoholem ze skupiny vyhozen.
Bu transfer son anda olusan sorunlar yüzünden gerçekleşmedi.Vodovod se nakonec vzhledem k nastalým problémům nepodařilo dobudovat.
Aynı esnada Fransa daha büyük sorunlarla boğuşuyordu.Musel řešit i problémy s Francií.
1990'lı yıllarda da Almanya ekonomik sorunlarından dolayı bu sıfatla anılmıştır.Jako důvod pro tyto kroky se označily ekonomické problémy kolem roku 1960.
Bu yüzden psikolojik sorunları vardır.Jedná se o psychický problém.
Provalarda bu tür sorunlar yaşanır.Při druhé zkoušce nastanou problémy.
Yeniden sorunlar başlayacaktır.Opět přišly problémy.
Kütüphane sorunları ise oldukça büyüktür.Funkce malého bibliobusu je komplexnější.
Bir Kent Sorunu: Dilencilik - “Sorunlar ve Çözüm Yolları” - SempozyumuUmíme to s konfliktem!: náročné situace a jejich řešení.
Obezite sorunları da yaşayan Boccacio, son yıllarını hastalıkla geçirir ve 21 Aralık 1375'te ölür.V následujících letech se Ullmann začal stranil společenského života a 31. května 1922 umírá.
Dünya ve ülke sorunlarını buruk bir güldürü ile çizgiledi.On i svět však měli k hněvu pádné důvody.
Sağlık sorunları 1905'te kısa bir süre eğitimini kesintiye uğrattı.Studium přerušil v roce 1905 výkon vojenské služby.
Kulübün ciddi mali sorunları varsa.Klub měl velké finanční dluhy.
Çağdaş kültürümüz: Olgular, sorunlar.Historie - Otázky - Problémy.
Bu da kimi trafik sıkışıklığı sorunlarını da beraberinde getirmektedir.Varují také před dopravními komplikacemi.
Hikâyenin sonucunda olayların kaynaklandığı sosyal sorunlar vurgulanmaya çalışılır.Autor se ale vždy zaměřuje na sociální důsledky popsaného objevu.
Ayrıca Zaporojya Kazakları ve Kırım Hanlığı da bu iki ülke arasında sık sık sorunlara yol açıyordu.Jejich državy Britský Honduras a Pobřeží Moskytů byly častým předmětem sporů mezi těmito národy.
IPsec kullanıyorsak yine sorunlar yaşayabiliriz.Pří mazání opět může nastat několik problémů.
Raleigh'in de kendince İspanyollara karşı sorunları vardı.Rooke se rozhodl proti Španělům vytáhnout.
Özellikle hukuki sorunlarda gayet yetenekli isdi.Do diskusí přispěl vynikajícími právnickými znalostmi.
Ancak savaşın bu devresinde Kızıl Ordu'nun ikmal sorunları daha da ağırlaşmıştı.V souvislosti se zhoršováním počasí se začaly projevovat další slabiny Rudé armády.
Ancak bunlar çok ciddi olan ekonomik sorunların çözümü değildi.O ekonomických důvodech se zásadně při řešení tohoto problému neuvažovalo.
Bir süre sonra grupta sorunlar çıkmaya ve grup dağılmaya başladı.V té době se mezi členy kapely objevily spory a kapela se začala rozpadat.
Örneğin: Eğitim Dizgesi Sorunları.In: Problémy periferních oblastí.
Eserleri zamanının politik ve sosyal sorunlarına ve de sanatsal akımlarına değinir.Program doplňují prezentace na aktuální politická a sociální témata a společenská setkání.
Bu sırada çeşitli sağlık sorunları geçirdi.V té době měl již zdravotní potíže.
Diğer taraftan Richard devamlı olarak sorunlarla karşılaştı.Richard obě křídla pravidelně střídal.
1 ila 3. konular Hoşea'nın ailesini ve Gomer ile olan sorunlarını anlatır.Druhý a třetí díl je vyprávěn z pohledu jejích nejlepších přítelkyň Miry a Tamsin.
Fakat birkaç mali sorunlar da ortaya çıkmıştı.Objevily se i finanční problémy.
Çözülmemiş problemler listesi çeşitli alanlardaki konjektür ve çözülmemiş sorunları içeren bir listedir.Jediným problémem jsou nevyjasněné hranice zón některých států vedoucí k vleklým sporům.
Yalıtım kaplamalar, tüm bu sorunları önlemeye yardımcı olur.Acoperirile izolatoare ajută la prevenirea tuturor acestor probleme.
İtalya'da yaşadığı süre boyunca Maradona'nın kişisel sorunları arttı.Cu toate acestea, în timpul perioadei sale din Italia, problemele personale ale lui Maradona s-au înmulțit.
İlk başta kendisini şartların bir kurbanı olarak görür ve sorunlarından ötürü başkalarını suçlar.La început, el se consideră o victimă a circumstanțelor și dă vina pe alții pentru problemele sale.
Bunlar kendiliğinden olan sorunlar değildir, ancak anlaşılması oldukça zordur.Ele nu reflectă nemijlocit realitatea, sunt însă o dovadă a ei.
Farklı gruplar bu sorunlara değişik çözümler önerdiler.Diferite grupuri au oferit diferite soluții la această problemă.
Gut sıklıkla diğer tıbbi sorunlarla birlikte ortaya çıkar.Guta apare frecvent împreună cu alte probleme medicale.