Her durumda ilave ağırlık, maliyet artışı ve istenmeyen sorunlar oluşturacaktır.Trudności powoduje niedojrzałość kostna i niezakończony wzrost kostny.
"Aslı Erdoğan Anlatılarında Ontolojik Sorunlar".Eric: – "Najpierw usłyszałem o kłopotach w Exodusie.
Kansu Gavri bundan sonra devletin maliye sorunlarına el attı.Więc po kiegoż licha bierze się do finansów!
Ancak C/30 besleme mekanizmasında sorunlar bulunuyordu.Wiatrakowiec C.30 miał konstrukcję mieszaną.
1961 yılında sağlık sorunları nedeni ile sahnelerden ayrıldı.W 1950 z powodów zdrowotnych wycofała się ze sceny.
Burada sorunlar yaşadı ve ACF Fiorentina'ya transfer oldu.Następnie działacze drużyny zmienili jej nazwę na ACF Fiorentina.
Göç ve işsizlik önemli sorunlardandır.Istotnym jednak problemem jest bezrobocie.
Kalp sorunlarının yanı sıra, şeker hastası idi.Miał problemy z sercem, cierpiał na cukrzycę.
2010 yılı itibarı ile finansman sorunları nedeniyle üretimi durdurulmuştur.Zawody z roku 2010 zostały odwołane z powodu problemów finansowych.
Tüm bu sorunlara ek olarak, çiftin bebek sahibi olamamayla ilgili sorunları da vardır.Dramatem obojga jest to, że nie mogą mieć dzieci.
O yüzden de kızgınlık genellikle sorunların çözümünü kolaylaştırmak yerine daha da zorlaşmasına neden olur.Niestety jej pomysły zamiast ułatwić jej życie, zwykle je utrudniają.
Azerbaycan ormanları çeşitli sorunlarla karşı karşıyadır.Gospodarka Barcelony obejmuje różne gałęzie.
Komuta kademesinde de sorunlar had safhadaydı.Jego dowództwo stacjonowało też w Sopoćkiniach.
Lübnan pasaport sorunlarını düzeltmek.Historia lubelskiej lekkoatletyki.
Fakat birkaç mali sorunlar da ortaya çıkmıştı.Pojawiły się też problemy finansowe.
Bu sırada çeşitli sağlık sorunları geçirdi.Przez dłuższy czas cierpiał na problemy zdrowotne.
Bununla birlikte, bu gibi katı sınırları içeren bu gibi sorunlar viskozite dahil edilmesi gerekebilir.Do takich barier można zaliczyć chociażby cło.
Alkol ve uyuşturucu sorunları onu gittikçe yıpratıyordu.Uzależnienie od alkoholu i narkotyków stały się przyczyną narastających kłopotów zdrowotnych.
Siyasi sorunlardan dolayı The Punch'tan ayrıldılar.Kontrakt jednak zostaje zerwany z powodu problemów z administracją papieską.
İlk kez böyle bir salonda ve böyle bir ortamda çalıştığımız için sorunlar olacaktır.Po raz pierwszy w tak ważnej konferencji omawiano problem palestyński.
Marty Katz, Yeni Zelanda'ya geldiğinde sorunlar başladı.Problem uppstod dock när Marty Katz sändes till Nya Zeeland.
Kendisinin de alkol gibi bazı sorunları vardır.Hon har också alkoholproblem.
1988'de, küresel ısınma, ozon deliği ve asit yağmuru sorunlarını kabul eden önemli bir konuşma yaptı.År 1988 höll hon ett större tal där hon accepterade problemen med global uppvärmning, ozonhål och surt regn.
2005'te Mack 10, Ice Cube ile yaşadığı kişisel sorunlar nedeniyle gruptan ayrıldı.2005 lämnade Mack 10 gruppen på grund av en konflikt med Ice Cube, och därefter upplöstes gruppen.
Kentin çok yüksek olan nüfus artış hızı ciddi sorunlar doğurmaktadır.Stadens fortsatta stora befolkningstillväxt ledde till stora problem.
Bütçe sorunları sebebiyle 30 Eylül 1977'de Dünya'ya bilgi iletimi kesilmiştir.Sändningen av data från instrumenten till jorden avslutades 30 september 1977 på grund av budgetskäl.
"Mısır Sorunu" adı verilen sorunlar ortaya çıktı.Den så kallade "makedonska frågan" uppstod.
Daha sonra sağlık sorunları nedeniyle diziden ayrılmak zorunda kalmıştır.Hon tvingades dock snart lämna klostret av hälsoskäl.
Kulübün ciddi mali sorunları varsa.Klubben fick ekonomiska problem.
Bu kez iç sorunlara ağırlık vermesi gerektiğini biliyordu.Denna gång visste MacDonald att han måste koncentrera sig på inrikesfrågor.
Ancak bu sorunlarının çözülmesini sağlamadı.Men de lyckades ej att lösa problemet.
Bu da çok mühim fiziksel ve zihinsel sorunlara yol açar.Detta sägs även medföra mycket stor fysisk njutning och mental stillhet.
Birleşme, bazı sorunları da beraberinde getirmişti.Fackföreningsrörelsen kom även nu att vålla honom åtskilliga problem.
Kongresi’nde ülkenin öz sorunlarını yanı sıra, dünyadaki gelişmlerde ele alındı.I samband med detta ökades även landets militära budget, trots landets ekonomiska problem.
2004 yılında sağlık sorunları sebebiyle siyaseti bıraktı.2004 drog han sig tillbaka på grund av hälsoskäl.
Bütün aday teoriler hala üstesinden gelinmesi gereken kavramsal ve biçimsel sorunlara sahiptir.Alla kandidatteorier har fortfarande stora formella och begreppsmässiga problem.
"Türk dillerinin tarihsel gelişme sorunları"."Nya perspektiv inom nordisk språkhistoria.
İsveç Polis Teşkilatı (Swedish Police Service), polisi ilgilendiren sorunlarla ilgilenen bir devlet kurumudur.Polismyndigheten är en svensk statlig förvaltningsmyndighet med ansvar för polisen i Sverige.
İngilizce Vikipedi'nin sorunlarından biri, hangi ülkede kullanılan İngilizce türünün temel alınacağıdır.På enwp har det diskuterats vilken sorts engelska som ska användas.
Organizasyonlarda sorunların çözümünde, bir takım çalışmasına ihtiyaç duyulmaktadır.För att nå sina mål behöver en organisation en strategi.
1992 yılında alkol sorunları nedeniyle gruptan ayrıldı.1999 avled han i sviterna av alkoholproblem.
Bu albümden sonra Ercan Saatçi ve Ufuk Yıldırım grupla sorunlar yaşamıştır ve gruptan ayrılmıştır.Albumet följdes av en turné och en liveskiva vid namn And All That Could Have Been.
Bucaklar yerel sorunları çözmede inisiyatife sahiptir.Vissa delområden fokuserar på att lösa specifika problem.
Nüfusun büyüklüğü, ekonomik sorunları daha da büyüttü.Ökande andel hushåll med ekonomiska problem.
Fruktoz sık sık sağlık sorunlarına yol açabildiği iddia edilen bir şekerdir.Snabbmatskonsumtion påstås ofta ha utlöst hälsoproblem.
Kısmen alkolizm nedeniyle kaynaklanan sorunlardan rahatsız olan ağabeyi Henry 1 Ağustos 1831'de öldü.Brodern Henry avled av tuberkulos i augusti 1831.
Bu komite, ayda bir kez toplanıp köyün sorunları hakkında toplantılar düzenlemektedir.Det sammanträder en gång i månaden och ansvarar för att leda gruppen.
Buna karşın siyasi sorunlar devam etti.Till de ekonomiska problemen sällade sig politiska problem.
Diyabete yatkınlığa sebep olabilecek bazı ilaçlar ve diğer sağlık sorunları mevcuttur.Ett antal läkemedel och andra hälsoproblem kan predisponera för diabetes.
Ulusal temsil ve seçim sorunları ihmal edildi.Undantagstillståndet och presscensuren avskaffades.
Ancak sağlık sorunları yüzünden meclis oturumlarına bile katılmadı.Detta trots att han inte följt socialtjänstens behandlingsplan.
Ksenofanes insan ve kültür sorunlarına ilgi duymaktadır.Johan III var intresserad av religion och kultur.
En bilindik özelliği kolayca etrafındaki sorunların üstesinden gelebilmesidir.Deras största fördel är att de lätt kan gömma sig.
Küresel Bakış Açısına Göre Ahlaki Sorunlar.Kan man argumentera på ett meningsfullt sätt om moralfrågor?
Cinsiyet açısından, kızlarda erken yaşta annelik ve erken yaşta doğum sorunları görülür.Mammaledighet för kvinnor före och efter barnfödsel.
Halkı toplumsal sorunlar hakkında aydınlatmaya çalışıyorlardı.Man försökte förfina folkliga ord.
Kamu politikası yapımı üzerinde etkili olan kamu sorunları, ekonomik, sosyal veya politik nitelikte olabilir.Det kan vara verksamheter som påverkar den allmänna säkerheten, den ekonomiska stabiliteten eller miljön.
Gut sıklıkla diğer tıbbi sorunlarla birlikte ortaya çıkar.Подагра дуже часто трапляється разом з іншими медичними проблемами.
Sağlık sorunları olmasına rağmen yazmayı sürdürdü.Незважаючи на стан здоров'я, він продовжуав писати.
Her sistem farklı kamusal sorunlardan etkilenmektedir ve bu nedenle farklı kamu politikası gerektirir.Кожна система знаходиться під впливом різних суспільних проблем і тому вимагає різної державної політики .