Damon her zaman mali sorunlar yaşadı.Brooke heeft nooit geldproblemen gehad.
Burada insanlar obezite sorunları yaşamaktadırlar.Hier leren jongeren omgaan met hun autisme.
1966'da Cash'in sorunları yüzünden Johnny ve Vivian boşandılar.Na veel problemen scheidden Neil en Liz in 1986.
1992 yılında alkol sorunları nedeniyle gruptan ayrıldı.In 1982 werd hij vanwege aanhoudend alcoholisme uit de band gezet.
Zaten taraflar rakiplerini atlatmak yerine sık sık durarak birbirlerinin sorunlarıyla ilgilenirler.Voordat de paring plaatsvindt, vechten rivaliserende mannetjes vaak door tegen elkaar te beuken.
Bu uyumluluk sorunları ve beklenmedik sonuçlara yol açabilir.Het systeem bevat fouten, wat kan resulteren in onverwachte problemen.
Bu da çok mühim fiziksel ve zihinsel sorunlara yol açar.Ze hebben daardoor een grote invloed op de lichamelijke en de geestelijke gezondheid.
Ayrıca sosyal alanda sorunlar yaşamıştır.Dit had ook op sociaal vlak gevolgen.
Ama Slovakya ekonomik sorunlardan dolayı 2008'de yarışmaya katılamadı.In 2008 werd de wedstrijd niet georganiseerd wegens financiële problemen.
Vekillikten 27 Aralık 1920 tarihinde sağlık sorunları nedeniyle ayrıldı.Zijn militaire carrière kwam ten einde op 26 januari 1919 om gezondheidsredenen.
Şu sorunlar düzeltildi: SMS zayıflığının düzeltilmesi.De problemen ontstonden door de grote groei van smartphones.
Ancak gene de ülke ekonomisi zaman zaman bunalıma düşmekte, bu da toplumsal sorunlara yol açmaktadır.Dit is uit het oogpunt van de maatschappij erg jammer, en leidt tot kapitaalvernietiging.
21. yüzyılın başında kulüp maddi sorunlarla yüz yüze kaldı.Begin jaren veertig kreeg de club te kampen met zware financiële problemen.
Bu göçler özellikle gecekondulaşma olmak üzere önemli maddi ve kültürel sorunlar doğurmuştur.Vooral sociaal-culturele factoren spelen een belangrijke rol bij de oorzaak van deze problemen.
Göç ve işsizlik önemli sorunlardandır.Woningnood en werkloosheid zouden jammerlijke vormen aannemen.
Bayanların ve çocukların sana ne dediklerini anlamada sorunların mı var?Heb je moeite met begrijpen wat vrouwen en kinderen tegen je zeggen?
Bu sorunlar nedeniyle N1 asla başarılı bir uçuş yapamadı.Na skutek trudności technicznych, N1 nigdy nie wykonała udanego lotu.
Sonra zamanla sorunlar başlar.Z czasem jednak zaczynają się problemy.
21. yüzyılın başında kulüp maddi sorunlarla yüz yüze kaldı.Na początku XXI wieku klub wpadł w problemy finansowe.
Fakat sorunların hepsi çözülmemiştir.Nie rozstrzygnięto jednak wszystkich kwestii.
İnsanların neredeyse yarısı hayatının herhangi bir noktasında hemoroidle ilgili sorunlar yaşayabilir.Nawet co druga osoba może na którymś etapie życia doznać problemów z hemoroidami.
Genelde sorunları düzeltmek yerine daha kötü eder.Często sprawia więcej kłopotów niż pożytku.
Bütçe sorunları sebebiyle 30 Eylül 1977'de Dünya'ya bilgi iletimi kesilmiştir.Z powodów czysto finansowych zakończenie transmisji danych na Ziemię nastąpiło 30 września 1977.
Bu yüzden psikolojik sorunları vardır.Miał problemy psychologiczne.
Gut sıklıkla diğer tıbbi sorunlarla birlikte ortaya çıkar.Dna często występuje w połączeniu z innymi problemami zdrowotnymi.
Bununla beraber, Sakura’nın, Syaoran’a açılmak için doğru anı bulmaya çalışmaktan daha büyük sorunları vardır.Jednakże, Sakura ma wiele innych pilnych zajęć oprócz znalezienia chwilki czasu, by wyznać uczucia Syaoranowi.
Yeni genetik testler ortaya çıktıkça, çeşitli etik, yasal ve sosyal sorunlar ortaya çıkacaktır.Z kolei rozwój badań genetycznych spotyka się z problemami natury etycznej, prawnej oraz społecznej.
Çalışma üzerine: Sorunlara değil imkânlara odaklanın.Skoncentruj się na interesach, a nie stanowiskach.
Sağlık sorunları olmasına rağmen yazmayı sürdürdü.Pomimo trudności zdrowotnych nieustannie pisał wiersze.
Sağlık sorunları nedeniyle spor spikerliğini bırakmıştır.Zerwała definitywnie ze sportem ze względu na komplikacje zdrowotne.
Haçlılar da sorunlarla karşılaştılar.Krzyżowcy znaleźli się w trudnej sytuacji.
Ancak grupta sorunlar baş gösterdi.Jednakże w zespole pojawiły się problemy.
1992 yılında alkol sorunları nedeniyle gruptan ayrıldı.W 1989 roku z powodu problemów związanych z alkoholem musiał opuścić zespół.
Mesleki ve ailesel sorunlar ortaya çıkar.Ma kłopoty w życiu rodzinnym i zawodowym.
Vengeance'tan sonra Triple H, boynundan yaşadığı küçük sorunlardan dolayı WWE'ye ara verdi.Po Vengeance, Triple H wziął przerwę od występów w WWE z powodu problemów z karkiem.
Üyeler arasındaki sorunlar da gitgide artıyordu.Jednocześnie więzy między członkami grupy zacieśniają się.
Lakin 6 hafta sonra yine tıbbi sorunlardan dolayı taburcu oldu.Po pół roku zwolniono ją ze względów medycznych.
1980'lerin başında ekonomik sorunlar belirmeye başladı.W połowie lat 80. pojawiły się w problemy ekonomiczne.
Sorunlar çıkar ve yüzüğü atarlar.Wystarczy tylko pomyśleć życzenie i przekręcić pierścień na palcu.
Ekonomik sorunları nedeniyle okulu bıraktı.Z powodu trudności finansowych odeszła z liceum.
Kendisinin de alkol gibi bazı sorunları vardır.Miała też problem alkoholowy.
Bu üçüncü kenar nakliyatında sorunlar çıkarmaktaydı.Problemy pojawiły się podczas trzeciego przejazdu testowego.
Bu da çok mühim fiziksel ve zihinsel sorunlara yol açar.Wywołuje to też silne uzależnienie psychiczne i fizyczne.
İşkencelere karşı çıkarak cezaevlerinde yaşanan sorunlarla yakından ilgilendi.W więzieniach wobec aresztowanych stosuje się tortury.
Temel metafizik sorunları hep metafiziğin konusu olagelmiş konular olarak tanımlamak mümkündür.Można je postrzegać jako otwarte pytanie metafizyczne.
5 Mayıs 2011 perşembe günü kalp yetmezliğine bağlı sorunlar nedeniyle hayata gözlerini yumdu.5 listopada 2010 roku z powodu problemów z sercem zakończył karierę sportową.
Yapıtlarında toplumsal sorunlara eğildiler.W swoich utworach poruszała problematykę społeczną.
Roket fırlatıcı bazı sorunlarda yaratıyordu.Nietypowy kształt pocisku, przysparzał pewnych problemów.
Bu görevi sağlık sorunlarıyla 1999 yılında istifa edene dek sürdürdü.Funkcję tę pełnił do 2003 roku, kiedy złożył rezygnację z powodów zdrowotnych.
Asıl sorunları hafıza ve dil ile ilgilidir.Zajmuje się problematyką związaną z tożsamością i pamięcią.
Bu sistemin en büyük sorunlarından biriyse ayrıştırıcı zarın maliyeti ve bakımı.Najbardziej w życiu liczy się dla niego pełny żołądek i pieniądze.
Buna karşın siyasi sorunlar devam etti.Później pojawiły się problemy polityczne.
Başkentteki siyasal yapı ülkenin ekonomik sorunlarının üstesinden gelemedi.Administracja kolonialna nie była w stanie zapobiec problemom gospodarczym.
Bunlar kendiliğinden olan sorunlar değildir, ancak anlaşılması oldukça zordur.Trudno to zrozumieć, takie rzeczy, ale niestety!
Ne zaman gerçek dünyanın sorunları onları köşeye sıkıştırsa kendilerini bu fantastik dünyada buluverirler.Gdy te idee schodzą do codziennego świata przejawiają siebie w fenomenalnym istnieniu.
2004 yılında sağlık sorunları sebebiyle siyaseti bıraktı.Z polityki wycofał się w 2003 roku z przyczyn zdrowotnych.
Şehir suç ve yozlaşma sorunlarının da fazla olduğu bir yer.Duży problem to także reputacja "miasta seksu" oraz drobna przestępczość.
Ancak bütün sorunları otele geri dönünce başlar.Po tym wszyscy wracają do klubu.
(Ciddi sağlık sorunları nedeniyle.Prawdopodobnie ze względu na problemy ze zdrowiem.
Ailesi maddi sorunlar çekiyordu.Jego rodzina borykała się z kłopotami finansowymi.