Japonya 1970'lerin ortasında ciddi sorunlarla karşılaştı.واجهت اليابان تحديا اقتصاديا حادا في منتصف 1970s.
Lockridge'in uyuşturucu kullanımı sorunları vardı.عانت لورير من مشاكل في تعاطي المخدرات.
Göç ve işsizlik önemli sorunlardandır.البطالة والبطالة المقنعة مشاكل خطيرة.
Ekolojik sorunlar artık Amerikalı tüketiciyi yakından ilgilendirmekteydi.فإن المشاكل البيئية ترتبط ارتباطاً وثيقاً بالمستهلك الأمريكي.
İletişim sorunlarına çözüm denemesinde iş veya sistem analizinde uzmanlar çalıştırılması vardı.قد تم حل محاولة واحدة لمشاكل الاتصالات توظيف متخصصين في الأعمال التجارية أو تحليل النظام.
Romanda ve öyküde toplum sorunları gözleme dayanan bir gerçekle anlatılmıştır.فكانت الرواية والقصة القصيرة تحكي عن مشاكل الشعب بحقيقة تعتمد على المشاهدة.
I. Dünya Savaşı'nın halledemediği sorunlar bir şekilde II. Dünya Savaşı ile çözüldü.وقد حُلت المشكلات التي لم تجد الحرب العالمية الأولى حلًا لها في أثهاء الحرب العالمية الثانية.
Daha sonraki şiirlerinde toplumsal sorunlara yöneldi.وبعد ذلك عالجت في أشعارها المشاكل الاجتماعية.
Sıklıkla sosyal ve psikolojik sorunlara sebebiyet verir.وقد يتسبب ببعض المشاكل الاجتماعية والنفسية.
Daha sonradan aralarındaki sorunları hallederler.في وقت لاحق إلى حد ما اندلعت المشاكل بينهما.
Sağlık sorunları 1905'te kısa bir süre eğitimini kesintiye uğrattı.واجهته مشاكل صحية اثرت على دراسته في عام 1905.
1961 yılında sağlık sorunları nedeni ile sahnelerden ayrıldı.وقالت أنها قضت 1961 مشغولة بمشاكلها الصحية المختلفة.
Başlarda şiirlerinin konusu doğa, aşk, ayrılık, özlem iken, daha sonraları ise toplumsal sorunlar ağır bastı.وقد كانت أشعارها تعالج في بدايتها الطبيعة، العشق، الفراق، الأشتياق، وفي اخرها كانت تعالج المشاكل الأجتماعية.
Fakat kolay pes etmeyen, karşılaştığı sorunlarla mücadele etmeyi bilen güçlü bir yapıya sahip.لكنها تمتلك بنية قوية تعرف بكيفية معالجة المشاكل التي تواجهها، ولا تستسلم بسهولة.
1990'lı yıllarda da Almanya ekonomik sorunlarından dolayı bu sıfatla anılmıştır.في منتصف العقد، ألمانيا مهتمة ايضا لهم.
Kavramsal radyo ile bu sorunlara çözüm bulunması amaçlanmıştır.التقنية هادفة تهدف للوصول إلى حل المشكلات.
Ülkede dört milyon kişinin yetersiz beslenmeye bağlı sorunlar ile karşı karşıya kaldığı ifade edilmiştir.ومن المعتقد اليوم أن واحداً من بين تسعة أشخاص لا يتمتع بالوصول الكافي إلى الغذاء.
Astronomi tarihindeki temel sorunlarda biri de bulutsular ve galaksiler arasındaki tartışmadır.واحدة من أهم القضايا الأساسية في تاريخ علم الفلك هو التمييز بين السدم و المجرات.
Bu komite, ayda bir kez toplanıp köyün sorunları hakkında toplantılar düzenlemektedir.يعقد اجتماع المنتدى مرة في الشهر لمناقشة القضايا السياسية الأخيرة.
Albümün ikinci klibinin çekilmesi, Yener ve Avrupa Müzik arasında sorunlar çıkmasına sebep oldu.سحب الكليب الثاني للألبوم كان سبب في ظهور مشاكل بين يانر والموسيقيين الأوروبيين .
1843'te ırk sorunlarından ve sömürgeciliğin etkisinden bahsettiği Georges adlı romanını yazdı.في عام 1843 كتب رواية قصيرة تحت عنوان جورج تناول فيها بعض قضايا العرق وآثار الاستعمار.
2009 yılı sonrasında bürokratik sorunlar nedeniyle çalışmalara ara verilmiştir.تم تفكيكه سنة 2009 وذلك بسبب مشاكل متعلقة بهيكله .
Kızı 7 yaşına geldiğinde ise onun için asıl sorunlar başlar.بما أن إبنته لا تزال في السابعة عشر من عمرها، أن يعيشا كلاً على حده للعام الأول.
Filmde kendisinin yaşadığı alkol sorunlarına mizahi olarak bakıldı.من أبرز الأعمال التي شارك فيها فيلم صداع الكحول.
Gut sıklıkla diğer tıbbi sorunlarla birlikte ortaya çıkar.تكون هذه في كثير من الأحيان مشكلة مرتبطة مع اضطراب طبي.
Youla, Eskişehirspor yönetimi ile sorunlarından dolayı kadro dışı kalmıştır.وليكن استغناؤك عنهم في نزاهة عرضك، وبقاء عزك.
Hava Kirliliği: Hava kirliliği kentlerin temel sorunlarından birisidir.لكن على الرغم من ذلك لا تزال مشكلة تلوّث الهواء من أخطر مشاكل المدينة.
Böylece, Greimas’ın doğrudan doğruya anlam sorunlarına yönelik bir ‘kuram oluşturduğu ortaya çıkar.وَلكونه عاكِسًا خلفيًّا، فهو يعكس الضَّوء مباشرةً مُعيدًا إيَّاه بنفس المسار الَّذي قَدِمَ منه.
Ailesi maddi sorunlar çekiyordu.وكانت لديه مشاكل مادية ...
Ekonomik sorunları nedeniyle okulu bıraktı.لكنه أُجبر على مغادرة المدرسة بسبب المشاكل الماليّة بمنزله.
Daha sonra bu üç virüs türünden birini kapması halinde, ciddi sorunlar yaşaması olasıdır.وسوف تكون المذنب الوفاء كل ثلاثة من هذه المعايير سيكون بالتأكيد مذهلة.
Adalarda yaşayan Türk ahalisinin sorunlarını dile getiren bir rapor hazırlayıp Bâb-ı Âli'ye sundu.كما أعد تقريراً عن المشاكل التي يواجهها الأتراك الذين يعيشوا في الجزر ورفعه إلى الباب العالى.
İşte bu gelişme Irak-Suudi Arabistan ilişkilerinde sorunlara yol açmıştı.في ذلك الوقت كان يعتقد أن هذا الحدث قد يسبب صعوبات للعلاقات الكندية السعودية.
Bunun sonucunda ebeveynlerin evliliğinde sorunlar başlayınca, Rühmannlar 1915 yılının Mart ayında boşandılar.وبسبب متاعب العلاقة الزوجين انفصلا في أكتوبر 1951.
Yüksek hızlı sürücü tasarımındaki sorunlar.سباق السائقين المحترفين عالي الاداء.
Çocukların psiko-sosyal ve eğitim sorunlarına yardımcı olmak.أطفالنا ومشكلاتهم التربوية والنفسية.
21. yüzyılın başında kulüp maddi sorunlarla yüz yüze kaldı.وبنهاية القرن التاسع عشر، واجهت الطبعة التاسعة المشاكل المالية.
Epilepsi ve Acil Sorunlar.طب الطواري ء والحوادث.
Akıllıdır ve sorunlara o çözüm bulur.لديهم مهارات جيدة لحل المشاكل.
"Samsun'da Sanayi Faaliyetlerinin Dağılışı, Gelişme Alanları ve Başlıca Sorunları"."بحث الأوضاع الاقتصادية الصعبة في سلفيت وسبل النهوض بها".
Fakat başlangıç aşamasında bazı sorunlar ortaya çıktı.واجهت العملية مشاكل من البداية.
Mesleki ve ailesel sorunlar ortaya çıkar.النجاح الوظيفي والعائلي.
Bu sırada Mısır'da sorunlar çıkmıştı.لقد ملأت المشاجرات كل مصر .
Bu sorunlar araştırmacılar tarafından çalışma belleği sorunlarından dolayı olarak açıklandı.ولهذا المنظور آثاره العملية التي أوضحها الباحثون.
Uzmanlık alanı uygulamalı etik olup etik sorunlara seküler ve yararcı bir açıdan yaklaşır.يعمل بتخصص في مجال الأخلاقيات التطبيقية ومقاربة المواضيع الأخلاقية من منظور علماني ونفعي.
Azerbaycan ormanları çeşitli sorunlarla karşı karşıyadır.تطورت الثقافة الأذربيجانية تحت تأثير عوامل عديدة.
Grup daha önce hiç Londra'da kalmamıştı, odaklandıkları sorunları vardı.A banda nunca esteve em Londres antes, por isso eles tinham dificuldade em se concentrar.
Diğer büyük sorunlar işgücü ve fiyatlama sistemi ile ilgilidir.Outros grandes problemas concentram-se na força de trabalho e no sistema de preços.
Daha sonra sorunlarla ve insan ilişkileriyle ilgili konuşmaya başlardık.E então começávamos a falar sobre questões, problemas ou relacionamentos com pessoas.
Matilda (Beyaz Kuş): Doğayı sever ve sorunlara barışçıl çözümler bulmaya çalışır.Matilda é uma galinha branca que ama a natureza e sempre procura soluções pacíficas para os problemas.
Son olarak, aerodinamik sorunlar da akış çevre tarafından sınıflandırılabilir.Finalmente, os problemas aerodinâmicos também podem ser classificados pelo ambiente de fluxo.
Bu sağlık sorunları sonucunda 8 Temmuz 1937 yılında Yokohama'da hayatını kaybetti.Esses problemas de saúde levaram à sua morte, na manhã de 8 de julho de 1937, em Yokohama.
Marty Katz, Yeni Zelanda'ya geldiğinde sorunlar başladı.Alguns problemas surgiram quando Marty Katz foi enviado à Nova Zelândia.
Farklı gruplar bu sorunlara değişik çözümler önerdiler.Diferentes grupos apresentavam diferente soluções a este problema.
Turne ayrıca "Papa Don't Preach" performansı sırasında AIDS gibi sosyal sorunlara değindi.A turnê também abordou causas sociais como a Aids, durante a canção "Papa Don't Preach".
Valentinianus'un odasında asılmış şekilde bulunmasından sonra yeniden sorunlar çıktı.Surgiram de novo problemas, depois de se encontrar Valentiniano enforcado em casa.
2009 yılı sonrasında bürokratik sorunlar nedeniyle çalışmalara ara verilmiştir.Mas o seu funcionamento foi aberto a partir de 2011, por motivos burocráticos.
Japonya 1970'lerin ortasında ciddi sorunlarla karşılaştı.O Japão encarou um grande desafio econômico em meados da década de 1970.
Sağlık sorunları olmasına rağmen yazmayı sürdürdü.Apesar de sua saúde, ela continuou a escrever prolificamente.
O’Kelley suçlu bulunsa da sağlık sorunları nedeniyle cezası indirildi ve 1902’de serbest kaldı.A sentença de O'Kelley foi comutada por causa da sua saúde e ele foi solto em 3 de outubro de 1902.