Sürülerin büyüklüğü de sorunlara neden olabilmektedir.Cet aspect est dû à la taille des troupeaux.
1988 yılında oyuncu eksikliği nedeniyle çıkan sorunlar organizasyonun tüm yapısını değiştirmesine neden oldu.En 1986, les conditions météorologiques déplorables forcent les organisateurs à interrompre la course.
Daha sonraki şiirlerinde toplumsal sorunlara yöneldi.Il se spécialise ensuite dans les problèmes sociaux.
Aslında bunlar hem bizi hem de gelecek zamanların insanlarını bekleyen sorunlar.Ces relations se rapportent aussi aux générations passées comme à celles à venir.
21. yüzyılın başında kulüp maddi sorunlarla yüz yüze kaldı.Au début du XXIe siècle, le club est au bord de la faillite.
Bu dönemdeki eserlerinde toplumsal sorunlara karşı duyarlılığının arttığı gözlemlenir.Il développe un intérêt croissant pour les problèmes sociaux de son époque.
Altyapı yetersizliği ve çarpık kentleşme ve yanlış planlamalar dere için büyük sorunlar yarattı.Les difficultés et les incompréhensions sont grandes, les conflits ne manquent pas.
Bu tür sorunların çoğu kadındaki kasılmalara bağlıdır.La plupart des projets qu’elle soumet sont liés à la condition de la femme.
Aynı esnada Fransa daha büyük sorunlarla boğuşuyordu.Pendant ce temps, Frank doit faire face à un problème de taille.
Ancak Me 163'ün başarılı bir planör olarak tasarlanması performans bakımından bazı sorunlar da getirmişti.Aussi bonne que fût la performance, il était aussi évident que le 163 était un avion plutôt peu pratique.
Şarkı genel olarak günümüz insanının sorunlarına değinmektedir.Ils correspondent globalement aux cantons d'aujourd'hui.
(Ciddi sağlık sorunları nedeniyle.C’est alors qu’il connait de sérieux problèmes de santé.
Yazar dönemindeki bir takım sorunları kahramanları vasıtasıyla okuyuculara açıklamıştır.Pendant les périodes d'audience, les sujets expliquent leurs problèmes au héros.
Türkiye’de bugün Hrant Dink’in öldürülmesi gibi çok önemli sorunlarımız var.Turquie : à Istanbul, le journaliste turc arménien, Hrant Dink, est assassiné.
Beş yıl sonra sağlık sorunları gerekçesiyle serbest bırakıldı.Elle le quitte cependant au bout de cinq ans, pour raisons de santé.
Sıvı dinamik sorunlara diğer olası yaklaşımları çok sayıda vardır.Il y a un grand nombre d'autres approximations possibles faces aux problèmes de la dynamique des fluides.
Sağlık sorunları nedeniyle 1958'de görevinden istifa etti.Il démissionne pour raison de santé en 1958.
Her meslekte olduğu gibi yazıhanecilikte de iletişim kopukluğu olduğunda sorunlar yolcuya yüklenmektedir.Comme dans toute stratégie de communication, ces relais sont essentiels.
Elektrik lambası gerçek bir devrimdi ama bu da kendi sorunlarını getirdi.Bien sûr les radiations allaient leur être fatales, mais en quoi cela nous concernait-il ?
Bu da kimi trafik sıkışıklığı sorunlarını da beraberinde getirmektedir.Ceci soulève la question des groupes prenant en charge le trafic de drogue.
Bu nedenle de korunma sorunları yoktur.On n'a donc pas de problème de verrouillage .
Dahası teorinin önemli felsefî sorunlar yarattığını ileri sürebiliriz?Avons-nous d'ailleurs d'autres causes pour croire à l'existence d'objets matériels ?
Küresel Sorunlar Forumu, Cenevre, İsviçre (2010-2011).Forum des Défis Mondiaux, Genève, Suisse (2010 – 2011).
Süper kötülükler yapabilen kötüler devamlı sorunlar yaratıyorlar.Les démons influencent négativement les hommes, les poussant au mal constamment.
Ailenin maddi sorunları oluşmaya başladı.La famille connaît des difficultés financières.
Pinochet kalp sorunları nedeniyle hastanede kalıyor.Pinochet sigue hospitalizado por problemas cardíacos.
O bütün sorunları çözdü.Ha resuelto todos los problemas.
Onun sorunları var.Tiene problemas.
Senin annenle sorunların olduğunu biliyorum.Sé que has tenido problemas con tu madre.
Onun büyük sorunları var.Tiene graves problemas.
Mary'nin kendi sorunları var.Mary tiene sus propios problemas.
Onun okulda sorunları var.Tiene problemas en la escuela.
Bir sorunları var.Tienen un problema.
Benim kendi sorunlarım var.Tengo mis propios problemas.
Burada bazı sorunlarımız var.Tenemos algunos problemas aquí.
Artık sorunların olmayacak.Ya no tendrás más problemas.
Tom'un ciddi sağlık sorunları var.Tom tiene serios problemas de salud.
Sorunların benimkine benziyor.Tus problemas se parecen a los míos.
Ailemizin tüm sorunlarından ayrı yaşıyordu.Él vivía separado de todos los problemas de nuestra familia.
Tüm sorunlarımın yok olmasını isterdim.Desearía que desapareciesen todos mis problemas.
Hayat sorunlarla dolu.La vida está llena de problemas.
Bu ülkenin sorunları bitmez, ama insanı bitirir.Los problemas de este país no se acaban, pero sí sus habitantes.
Dünyanın sorunlarının nükleer silahlarla çözülebileceği yanılsaması yeter.Basta ya de la ilusión de que los problemas del mundo se puedan resolver con armas nucleares.
Silahlara veda edelim ve kendimizi medeni bir şekilde zamanımızın en acil sorunlarına adayalım.Digamos adiós a las armas y consagrémonos civilizadamente a los problemas más agobiantes de nuestra era.
Ana teması Almanya'daki Türk göçmenlerinin ikinci ve üçüncü kuşağının sorunlarıdır.Su tema central son los problemas de la segunda y tercera generación de inmigrantes turcos a Alemania.
İlk başta kendisini şartların bir kurbanı olarak görür ve sorunlarından ötürü başkalarını suçlar.En primer lugar, se considera a sí mismo una víctima de las circunstancias y culpa a otros por sus problemas.
Özellikle günümüz İsrail topraklarında yaşayan Müslümanlarla da sorunlar yaşandı.También hubo conflictos con los musulmanes, especialmente en el área del actual Israel.
Google, sorunların çoğuna ilişkin düzeltmeleri onayladı ve yayımladı.Google ha reconocido y resuelto la mayoría de dichas dificultades técnicas.
2012 yılında ise mekanik sorunlarla yarış dışı kaldı.En 2012 tiene que abandonar tras un problema mecánico.
Birçok ülkede bu kriz ciddi sorunlar yaratmıştır.En varios países, esos derechos trajeron muchos problemas.
Küresel Sorunlar Forumu, Cenevre, İsviçre (2010-2011).Foro de Retos Globales, Ginebra, Suiza (2010-2011).
Kendisinin de alkol gibi bazı sorunları vardır.Tiene además un problema con el alcohol.
Buna karşın siyasi sorunlar devam etti.Los problemas políticos continuaron.
Japonya 1970'lerin ortasında ciddi sorunlarla karşılaştı.Japón enfrentó un desafío económico severo a mediados de los años setenta.
Maalesef kolejin yeri sorunlara da yol açmış, Milham Ford binasını zaman zaman su basmıştır.Desafortunadamente, esta ubicación tiene en el tiempo dirigió a problemas con inundar en Milham Ford edificio.
Araba üzerine izleyicilerin soruları ve sorunları cevaplanmaktadır.Preguntas de los asistentes a la sesión.
Franklin kilo sorunlarıyla yıllarca mücadele etti.Kevorkian había luchado con problemas con su riñón por años.
Bu gibi sorunlar, profil yönlendirmeli optimizasyonlar ile hafifletilebilir.Tales problemas pueden ser aliviados usando optimizaciones guiadas por perfil.
Bütün sorunları çözdüklerini sanan felsefe sistemleri dağılıyordı.Todos los problemas filosóficos están resueltos.
Ancak teklifi, partideki iç sorunları gerekçe göstererek reddetti.Sin embargo, rechazó la invitación argumentando problemas personales.