Fakat sorunların hepsi çözülmemiştir.Nicht alle Probleme sind lösbar.
Sorunlar çıkar ve yüzüğü atarlar.Er besinnt sich und gibt den Ring her.
Burada da sorunlar ortaya çıkar.Aber es tauchen auch Probleme auf.
Bu komite, ayda bir kez toplanıp köyün sorunları hakkında toplantılar düzenlemektedir.Diese tritt einmal im Jahr zu Absprachen zusammen und organisiert Veranstaltungen im Ort.
Ana teması Almanya'daki Türk göçmenlerinin ikinci ve üçüncü kuşağının sorunlarıdır.Einbindung der zweiten und dritten Generation türkischstämmiger Bürger in Deutschland.
Goethals'ın karşılaştığı sorunlar çok büyüktü.Göring jedoch erschien akzeptabel.
2001 yılında finansal sorunlar nedeniyle batmıştır.Seit 2001 ist dies aus finanziellen Schwierigkeiten unterbrochen.
Kitaplarında, günlük hayat içinde insanın varoluş, kimlik sorunlarını irdeler.Er suchte im alltäglichen Leben der Arbeit und des Existenzkampfes die grundlegenden menschlichen Werte.
Amacı, ülkeler arasında yaşanabilecek sorunları barışçı yollarla çözmek idi.Ziel war Streitigkeiten zwischen den Mitgliedern friedlich zu lösen.
Çevresel sorunlara mikroorganizmaları kullanarak çözüm arar.Daher gibt es Überlegungen, mit Hilfe von Mikroorganismen gegen das Problem vorzugehen.
Bu yüzden psikolojik sorunları vardır.Er litt an psychischen Problemen.
Demokrasi uygulaması için sorunlar vardı.In seinem Buch Problemen der demokratie.
Fakat başlangıç aşamasında bazı sorunlar ortaya çıktı.Bei einigen der Starts gab es Probleme.
Aslında bunlar hem bizi hem de gelecek zamanların insanlarını bekleyen sorunlar.Und genauso ergeht es aber auch dem heutigen und auch dem künftigen Menschen bei seiner Wahrheitssuche.
Çocukluğu bir düğün sırasında attan düşmesinden dolayı sağlık sorunlarıyla geçti.Ihre Kindheit wurde von einem Unfall überschattet, als sie an einem Hochzeitsfest vom Pferd fiel.
Fakat idam cezası sağlık sorunları sebebiyle kaldırıldı.Das Verfahren wurde aus gesundheitlichen Gründen eingestellt.
Adaya vardıktan sonra hafıza sorunları yavaşça azalmaya başlar.In kurzen Rückblenden kommt die Erinnerung der Männer langsam wieder.
Ancak grupta sorunlar baş gösterdi.Trotzdem gab es immer wieder Probleme in der Gruppe.
Bu zaman içerisinde, sürekli değişen sevgilileri ile sorunlar yaşadı.Sie hat ständig Verabredungen mit wechselnden Männern.
Fakat yeniden kullanılma işlemi ağırlıksal sorunlara yol açabilmektedir.Die Wiederzunahme von Gewicht kann zu einem ernsthaften Problem für den Betroffenen werden.
Bu telegraf sadece Irak'la ilgili olmayıp bütün Ortadoğu'daki sorunları ele alıyordu.Seine Tätigkeit beschränkte sich nicht nur auf Österreich, sondern umfasste den gesamten europäischen Raum.
Bu sırada çeşitli sağlık sorunları geçirdi.Mehrmals hatte er mit gesundheitlichen Problemen zu kämpfen.
Erişim tarihi: 4 Haziran 2009. ^ "Hayvancılığın Sorunları ve Ankara Hayvancılığı".4. Juni 2008 Die Zeit: Tierschutz: Operation Pelztier.
1980'lerin başında ekonomik sorunlar belirmeye başladı.Anfang der 1990er Jahre ergaben sich finanzielle Probleme.
Bu da sorunlara yol açabilecekti.Dies führte auch zu Schwierigkeiten.
İşte bu gelişme Irak-Suudi Arabistan ilişkilerinde sorunlara yol açmıştı.Diese Entwicklungen lösten in den arabischen Ländern des Nahen Ostens heftige Diskussionen aus.
Öykü sansür sorunları nedeniyle Avustralya'da hiç yayınlanmamıştır.Außerhalb Österreichs ist diese Bedeutung wegen der Missverständlichkeit ausgestorben.
Gerektiği zaman dini sorunlarla ilgili görüşlerini fetva yayınlayarak açıklardı.Bei Bedarf verfasst er auch Sondergutachten zu rentenpolitischen Fragestellungen.
Avrupa Azınlık Sorunları Merkezi - ECMI Avrupa Birliği'nin desteklediği özel kuruluş.Europäische Kommission: EU-Barometer Spezial: Diskriminierung in der Europäischen Union.
Tiberium büyük sağlık sorunlarına yol açmaktadır.Juric kurierte seine Gesundheitsprobleme aus.
Ancak bu durum renkli baloncuk üretiminde sorunlara yol açtı.Zunächst bemühte man sich dort allerdings erfolglos um die Herstellung von Kobaltfarben.
Ailevi sorunlarına çözüm bekleyen kadınlar sık sık kapısını çalmaktadır.Frauenrechtlerinnen und Kastengegnern sind seine Vorschriften oft ein Dorn im Auge.
Norveç, halk oylamasında yaşadığı sorunlar nedeniyle yalnızca jüri oyları kullanmıştır.Als Ergebnis stimmte Norwegen nur mit Hilfe der Juryabstimmung.
Sosyal ve ekolojik sorunların çözülmesinin denenmesi gerektiğini savunur.In dem Bereich tätige Unternehmen sollen soziale und ökologische gesellschaftliche Probleme lösen.
XFCE’de Yetki Sorunları 2 ÇOMAR Erişim Denetimi What’s up with polkit in Qt and KDE?Wolfgang Engelhardt: Was lebt in Tümpel, Bach und Weiher?
Teknik sorunlar sebebiyle bu tarih ertelenmek zorunda kalındı.Am Vortag hatten die Arbeiten aufgrund von technischen Schwierigkeiten abgebrochen werden müssen.
2000li yıllarda bilgisayar mühendislerinin sorunları katlanarak büyümekteydi.Mitte der 2000er Jahre hielt die Computertechnik Einzug.
Yalıtım kaplamalar, tüm bu sorunları önlemeye yardımcı olur.Der Lookahead kann helfen, dies zu vermeiden.
2005 yılında finansal sorunlar nedeniyle kapatılıp tekrar kurulmuştur.Bereits 1950 aber musste es aufgrund finanzieller Schwierigkeiten erneut geschlossen werden.
En büyük sorunları ise Balkanlar'da ve Fransa'da görüyordu.Mit diesem kämpfte er in Frankreich und auf dem Balkan.
Tipik kıl kurdu enfeksiyonları ciddi sorunlara neden olmaz.Der normale soziale Kontakt zwischen Katzen führt nicht zu einer Ansteckung.
Bu olaydan sonra psikolojik sorunlar yaşamaya başlamıştır.Doch zu dieser Zeit begann er auch mit psychischen Problemen zu kämpfen.
Departmanlarda çeşitli eski sistemlerin yarattığı uyum sorunları sıklıkla ortaya çıkmaktadır.Die Einordnung der alten Regelungen in das heutige Rechtssystem bereitet häufig Schwierigkeiten.
Chapman'ın üniversite yıllarından itibaren alkol sorunları olmuştur.Bereits seit Jahren litt die Zusammenarbeit mit Chapman an dessen Alkoholismus.
Bağımlılığın ileri işaretleri: Uyku sorunları yaşanır.Wege aus der Abhängigkeit – Warum manche Schlafmittel abhängig machen.
Tüm bu sorunlara ek olarak, çiftin bebek sahibi olamamayla ilgili sorunları da vardır.Dem Kinderwunsch der beiden steht das Problem im Weg, dass das Paar keine eigenen Kinder bekommen kann.
Hükümdarlık dönemi zorluk, sıkıntı ve sorunlarla dolu olarak geçti.Die Tage zwischen diesen beiden Treffen waren voll von Arbeit, Schwierigkeiten und Hoffnung.
Ama bu defa evliliklerinde daha büyük sorunları vardır.Sie erzählen ihm diesmal von den immensen Verbesserungen in ihrer Ehe.
1922 yılında sağlık sorunları nedeniyle askerlikten ayrıldı.Er trat im Juni 1922 aufgrund von gesundheitlichen Problemen aus der Armee aus.
Bu sorunlar basit yenilemelerle düzeltilebilirdi.Diese Fehler können durch einfache Aktionen behoben werden.
Yeni iletişim teknolojileriyle ilgili stratejik sorunları çözmede uzmandır.Interdisziplinäre Studien zu neuen Kommunikationstechnologien.
Aynı esnada Fransa daha büyük sorunlarla boğuşuyordu.Umso mehr forderten sie größere Sicherheit vor Frankreich.
Türkiye'de iç hukukta da büyük sorunlar yaşanmaktadır.Große Infrastrukturprobleme gibt es auch in Indien.
1879 yazında, hayatının büyük bölümünde kendisine dert olacak olan sağlık sorunları yüzünden istifa etti.1879 musste er seine seelsorgerische Tätigkeit aus gesundheitlichen Gründen aufgeben.
Bu yaklaşımlarda belli sorunlar ve çelişkili görüşler vardır.Dabei stößt er auf Fragen oder Widersprüche.
Bu olaydan sonra sansürlerle ilgili bazı sorunlar yaşadı.Im Reißen hatte er aber einige Probleme.
Bu kısa dönemde içişlerinde büyük iktisadî ve politik sorunlarla karşılaştı.In diesem Zeitraum hatte das Seleukidenreich mit großen innenpolitischen Schwierigkeiten zu kämpfen.
San Marino ise ekonomik sorunlardan dolayı katılamayacağını açıklamıştır.Als Erklärung nannte San Marino finanzielle Gründe.
O sırada Alison yalnızlık sorunlarıyla mücadele etmeye çalışıyordur.Alkatiri hatte mit Popularitätsproblemen zu kämpfen.
Araçlar özellikle sıcak iklimlerde sorunlar yaşadılar.Bei Talfahrten gab es Probleme mit heißen Bremsscheiben.