Biz yaş ya da fiziksel sorunlar hakkında bir şey soramayız.We cannot ask anything about age or physical problems.
Onun sorunları var.He is in trouble.
Bütün o sorunları kolaylıkla çözdü.He solved all those problems with ease.
Sorunların farkında gibi görünmüyor.He doesn't seem to be aware of the problems.
O, sorunlarla başa çıkabilir.He can cope with the problems.
O, sorunlarımı görmezden gelir.He ignores my problems.
Onun sorunlarını az çok anlıyor.He understands her problems more or less.
Onların kendi sorunları var.They have their own troubles.
Onların gezisinde sorunlar olacağını tahmin ediyorum.I anticipate that there will be problems on their expedition.
Onlar birçok sorunlarla karşılaştı.They were confronted with many problems.
Bütün sorunları tarafından depresyona girdi.She was depressed by all her problems.
Sağlık sorunları nedeniyle okulu bıraktı.She quit school for health reasons.
O, durmadan ailesinin sorunları hakkında konuştu.She talked on and on about her family problems.
Yalnızca kocası ona yardım ederse, evdeki sorunların çoğu kaybolur.If only her husband helped her, most of her problems at home would disappear.
Babam, sorunlarını hep annemle tartışır.My father always discusses his problems with my mother.
Sorunları çözülmemiş olarak bırakmamalısın.You mustn't leave your problems unsolved.
Bazı sorunlarla ya da bir şeyle karşılaştın mı?You've run into some trouble or something?
Bu yazılımı derlerken bazı sorunlarla karşılaşıyorum.I'm having some problems compiling this software.
Bizim sorunlarımız ortaklık ile ele alınmalıdır; ilerleme paylaşılmalıdır.Our problems must be dealt with through partnership; progress must be shared.
Onların sorunlarıyla ilgili yapacak bir şeyim yok.I have nothing to do with their troubles.
O okulda iyi davranıyor ama evde sorunlara neden oluyor.He behaves well in school but at home he causes problems.
Pinochet kalp sorunları nedeniyle hastanede kalıyor.Pinochet remains in hospital due to heart problems.
Ana sorunlardan biri gıdaydı.One of the main problems was food.
Sorunlarla karşılaştığında lütfen bana bir mektup yaz.Please write me a letter whenever you run into trouble.
Onlar dikkatlerini her zaman çevre sorunlarına verirler.They always give their attention to environmental problems.
Mary'nin kocası kendi sorunları için onu suçlamıyor.Mary's husband doesn't blame her for his problems.
Bütçeleriyle ilgili sorunlar yaşıyorlar.They're having problems with their budget.
Onlar mali sorunlarla karşı karşıya.They are facing financial problems.
Onların mali sorunları, yılın ikinci yarısında başladı.Their financial problems began in the second half of the year.
Alışılmadık sıcak hava, elma hasadı için sorunlara yol açtı.Unusually warm weather caused problems for the apple harvest.
Bu bizim büyük ulusal sorunlarımıza kıyasla küçük bir sorundur.This is a minor issue compared to our big national problems.
Bazı çiftler küçük sorunlarla ilgili olarak tartışırlar.Some couples argue over minor issues.
Finansal sorunlarımız ciddi.Our financial problems are serious.
O az çok sorunlarını anlıyor.He more or less understands his problems.
İnsanları klonlamak ciddi etik sorunlara neden olur.Cloning people raises serious ethical problems.
Onların keşif gezisinde bazı sorunlar bekleniyor.Some problems are expected on their expedition.
Onlar evlilik sorunları yaşıyordu.They were having marriage problems.
Sağlık sorunları yaşadı.He suffered from health problems.
Teknoloji sorunların çoğunu çözdü.Technology solved many of the problems.
O hiç yaşadığı sorunlar hakkında sana güvendi mi?Did she ever confide in you about the problems she was having?
Yeni hükümetin malî sorunları var.The new government has financial troubles.
Samimi arkadaşlar olarak, sorunlarımızı tartışmalıyız.As close friends, we must share our troubles.
Mary'nin kendi sorunları var.Mary has her problems.
Köpeğimi sarımsakla beslemem sorunlara sebep olur mu?Will feeding my dog garlic cause any problems?
Senin annenle sorunların olduğunu biliyorum.I know that you have issues with your mom.
Biz çevresel sorunlarına daha fazla dikkat etmeliyiz.We should pay more attention to environmental problems.
Bunun mevcut sorunlarımızla ne ilgisi var?What does this have to do with our current problems?
Sizin sorunlarınız benimkilerle karşılaştırıldığında hiçbir şey.Your problems are nothing compared to mine.
Organların satışı yasal hale getirilirse potansiyel sağlık sorunları ortaya çıkabilir.If the sale of organs is legalised, potential health problems may arise.
Tom mali sorunlarla karşı karşıya.Tom is facing financial problems.
Tom'un sorunlarını tartışmak için kimsesi yok.Tom doesn't have anyone to discuss his problems with.
Tom'la sorunlarım olmadı.I've had no problems with Tom.
Tom'un sorunları Mary'ninkilerle karşılaştırıldığında hiçbir şey.Tom's problems are nothing compared to Mary's.
Tom ve Mary tüm sorunlarını çözdüler.Tom and Mary worked out their problems.
Tom ve Mary'nin bir çeşit sorunları var gibi görünüyor.Tom and Mary seem to be in some kind of trouble.
Tom ve Mary kendi sorunlarına olası bir çözüm ile geldiler.Tom and Mary came up with a possible solution to their problem.
Tom sorunlarla kendisi ilgilenmeye karar verdi.Tom decided to take matters into his own hands.
İnsanlar sorunları tartışmanın bir zaman kaybı olduğuna inanıyorlar.Men believe that discussing problems is a waste of time.
Onların sorunları bazen çok gariptir.Their problems are sometimes so weird.
Başkalarının sorunları bizimdir.The troubles of others are our own.