Birincisi, bu erkeklere soruna aldırış etmemeleri için bir mazeret sunuyor.Zaprvé to poskytuje mužům výmluvu, aby problému nevěnovali pozornost.
Birincisi, bu erkeklere soruna aldırış etmemeleri için bir mazeret sunuyor.Ο πρώτος είναι πως δίνει στους άντρες τη δικαιολογία να μην προσέχουν.
Birincisi, bu erkeklere soruna aldırış etmemeleri için bir mazeret sunuyor.Первая заключается в том, что это оправдывает её игнорирование мужчинами.
Birincisi, bu erkeklere soruna aldırış etmemeleri için bir mazeret sunuyor.הראשונה היא, שזה נותן לגברים תירוץ לא לשים לב.
Birincisi, bu erkeklere soruna aldırış etmemeleri için bir mazeret sunuyor.الأول أنه يعطي الرجال عذر لعدم الاهتمام.
Birincisi, bu erkeklere soruna aldırış etmemeleri için bir mazeret sunuyor.「女性の問題」と聞けば男は
Bir şehirdeki her soruna, kendine uyacak birer çözüm pay edilmeli.Cada problema en una ciudad debe tener su propia ecuación de corresponsabilidad.
Bir şehirdeki her soruna, kendine uyacak birer çözüm pay edilmeli.Dans une ville, chaque problème doit avoir sa propre équation de co-responsabilité.
Bir şehirdeki her soruna, kendine uyacak birer çözüm pay edilmeli.Egy városban minden problémának megvan a saját közös felelősségi egyenlete.
Bir şehirdeki her soruna, kendine uyacak birer çözüm pay edilmeli.Fiecare dintre problemele unui oraş trebuie să aibă propria ecuaţie de co-responsabilitate.
Bir şehirdeki her soruna, kendine uyacak birer çözüm pay edilmeli.도시의 모든 문제는 일종의 공동 책임의 방정식을 가져야만 합니다.
Bir şehirdeki her soruna, kendine uyacak birer çözüm pay edilmeli. Ve ayrıca bir tasarım.Elk stadsprobleem heeft zijn eigen formule van wederzijdse verantwoordelijkheid en ook een ontwerp.
Bir şehirdeki her soruna, kendine uyacak birer çözüm pay edilmeli. Ve ayrıca bir tasarım.Jedes Problem einer Stadt steht in Relation zur Mitverantwortung, sowie zum Design.
Bir şehirdeki her soruna, kendine uyacak birer çözüm pay edilmeli. Ve ayrıca bir tasarım.Každý problém ve městě musí mít vlastní rovnici vzájemné zodpovědnosti a také návrh.
Bir şehirdeki her soruna, kendine uyacak birer çözüm pay edilmeli. Ve ayrıca bir tasarım.Những vấn đề của thành phố đều phải có sự đồng trách nhiệm và một bản thiết kế.
Bir şehirdeki her soruna, kendine uyacak birer çözüm pay edilmeli.Zawsze jednak ważna jest kwestia wspólnej odpowiedzialności.
Bir şehirdeki her soruna, kendine uyacak birer çözüm pay edilmeli.Κάθε πρόβλημα στις πόλεις πρέπει να έχει την δική του εξίσωση συνυπευθυνότητας.
Bir şehirdeki her soruna, kendine uyacak birer çözüm pay edilmeli.Будь-яка проблема в місті повинна мати відображення у спільній відповідальності людей.
Bir şehirdeki her soruna, kendine uyacak birer çözüm pay edilmeli.Всеки градски проблем има свое уравнение и споделена отговорност.
Bir şehirdeki her soruna, kendine uyacak birer çözüm pay edilmeli.Каждая проблема в городе должна иметь своё уравнение взаимо-ответственности.
Bir şehirdeki her soruna, kendine uyacak birer çözüm pay edilmeli.לכל בעיה בעיר צריכה להיות המשוואת האחריות המשותפת שלה.
Bir şehirdeki her soruna, kendine uyacak birer çözüm pay edilmeli.كل مشكلة في المدينة يجب أن يكون لها المعادلة الخاصة بها من المسؤولية المشتركة.
Bir şehirdeki her soruna, kendine uyacak birer çözüm pay edilmeli.それが共同責任とデザインです
Bu aslında geçek bir soruna uygulanıyor; dünyada yarım milyar insan ucuz gözlük camını elde edemiyor.이것은 실제로 다음의 문제에 적용이 됩니다. 이 세계에서 약 5억에서 10억 사이의 인구가 값싼 안경을 구하지 못하고 있습니다.
Bu aslında geçek bir soruna uygulanıyor; dünyada yarım milyar insan ucuz gözlük camını elde edemiyor.אז זה בעצם נוגע לבעיה של-- יש בעולם חצי-מיליארד עד מיליארד בני-אדם שלא יכולים להשיג משקפיים זולים.
Bu, bizim soruna çok büyük miktarda işlem gücü getirdiğimiz anlamına gelir.Azt, hogy hihetetlen mértékű feldolgozóerőt viszünk a problémamegoldásba.
Bu, bizim soruna çok büyük miktarda işlem gücü getirdiğimiz anlamına gelir.Dat we een enorme verwerkingscapaciteit hebben voor deze kwestie.
Bu, bizim soruna çok büyük miktarda işlem gücü getirdiğimiz anlamına gelir.Es bedeutet, wir bringen eine enorme Einschätzungskapazität mit.
Bu, bizim soruna çok büyük miktarda işlem gücü getirdiğimiz anlamına gelir.Însemnă că implicăm în asta foarte multă putere de procesare.
Bu, bizim soruna çok büyük miktarda işlem gücü getirdiğimiz anlamına gelir.이것은 우리가 어떤 문제에 대해 엄청난 양의 처리 능력을 가지고 있음을 의미합니다.
Bu, bizim soruna çok büyük miktarda işlem gücü getirdiğimiz anlamına gelir.Que nous apportons une énorme quantité de pouvoir de traitement au problème.
Bu, bizim soruna çok büyük miktarda işlem gücü getirdiğimiz anlamına gelir.Significa che usiamo un'enorme quantità di energia per valutare un problema.
Bu, bizim soruna çok büyük miktarda işlem gücü getirdiğimiz anlamına gelir.Significa que nosotros desplegamos una enorme cantidad de poder de procesamiento en cada problema.
Bu, bizim soruna çok büyük miktarda işlem gücü getirdiğimiz anlamına gelir.Znamená to, že vynakladáme obrovské množstvo sily na spracovanie problému.
Bu, bizim soruna çok büyük miktarda işlem gücü getirdiğimiz anlamına gelir.Σημαίνει πως αφιερώνουμε μια τεράστια ποσότητα επεξεργαστικής δύναμης σε ένα πρόβλημα.
Bu, bizim soruna çok büyük miktarda işlem gücü getirdiğimiz anlamına gelir.А те,що ми докладаємо надзвичайних зусиль для розв"язання певних завдань.
Bu, bizim soruna çok büyük miktarda işlem gücü getirdiğimiz anlamına gelir.Означава, че внасяме голяма част обработваща сила в проблема.
Bu, bizim soruna çok büyük miktarda işlem gücü getirdiğimiz anlamına gelir.То, что на каждую задачу мы используем огромное количество вычислительной мощности.
Bu, bizim soruna çok büyük miktarda işlem gücü getirdiğimiz anlamına gelir.זה אומר שאנחנו מביאים כמות עצומה של כוח עיבוד לבעיה.
Bu, bizim soruna çok büyük miktarda işlem gücü getirdiğimiz anlamına gelir.هذا يعني أنّنا نحمل كمية هائلة من طاقة المعالجة لهذه المشكلة.
Bu, bizim soruna çok büyük miktarda işlem gücü getirdiğimiz anlamına gelir.それには脳の深部にある ドーパミン系-
Bu da benim bu soruna bulduğum çözüm.En dus heb ik het zo opgelost.
Bu da benim bu soruna bulduğum çözüm.3人チームで活動させました。2男1女
Bu da benim bu soruna bulduğum çözüm.Also bin ich so damit umgegangen.
Bu da benim bu soruna bulduğum çözüm.Asi que así es como lo hago.
Bu da benim bu soruna bulduğum çözüm.Dan ini adalah cara saya berhadapan dengannya.
Bu da benim bu soruna bulduğum çözüm.Đây là cách tôi đương đầu với nó.
Bu da benim bu soruna bulduğum çözüm.Deci aşa m-am ocupat eu de problema asta.
Bu da benim bu soruna bulduğum çözüm.Et donc c'est comme ça que j'ai traité le problème.
Bu da benim bu soruna bulduğum çözüm.Eu lidei com isso assim:
Bu da benim bu soruna bulduğum çözüm.Így hát így intéztem el.
Bu da benim bu soruna bulduğum çözüm.그리고 이것이 제가 고안해낸 방법이고요.
Bu da benim bu soruna bulduğum çözüm.Quindi ho deciso di fare in questo modo.
Bu da benim bu soruna bulduğum çözüm.Więc to jest sposób, w jaki się z tym rozprawiłem.
Bu da benim bu soruna bulduğum çözüm.Έτσι το αντιμετώπισα.
Bu da benim bu soruna bulduğum çözüm.И това е начина, по който се справих с него.
Bu da benim bu soruna bulduğum çözüm.И я так и сделал.
Bu da benim bu soruna bulduğum çözüm.אז זו הדרך בה טיפלתי בזה.
Bu da benim bu soruna bulduğum çözüm.وهذه هي الطريقة التي تعاملت بها معها
Bu da ifade etmemiz gerek bir çok soruna yol açmaktadır.Ceea ce cauzează multe probleme pe care trebuie să le rezolvăm.