Bu da kuramda büyük bir soruna yol açmaktadır.ここで大きな疑問が生じる。
Yeni yapılan su getirme yapıları ile bu soruna çözüm bulunmaya çalışılmaktadır .これらの水にまつわる問題に対して、問題解決に向けた努力も行われている。
Bilgisayar: Her soruna kesin çözüm bulur.應用電腦來解決問題。
Yekililerden bu soruna bir çözüm bulmalarnını istemekteyiz.저는 여러분께서 과연 해결책을 갖고 있으신지 묻고 싶습니다.
Ben bir yabancı olarak bu sorundan muzdaribim lütfen bu soruna beraberce bir çözüm bulalam.והשני בחירת חלופה, קרי בחירה בפתרון אחד מתוך מגוון פתרונות לבעיה הנבחרת.
Eksternal hemoroid tromboze durumda değilse, sadece birkaç küçük soruna yol açabilir.Ако не са тромбозни, външните хемороиди могат да причинят по-малко проблеми.
Eksternal hemoroid tromboze durumda değilse, sadece birkaç küçük soruna yol açabilir.Ako ne dođe do tromboze, vanjski hemoroidi ne uzrokuju znatne tegobe.
Bu soruna yanıt "iki örneklem Kolmogorov-Smirnov sınaması" ile bulunur.Test je pomenovaný podľa dvoch významných ruských matematikov Kolmogorova a Smirnova.
Eksternal hemoroid tromboze durumda değilse, sadece birkaç küçük soruna yol açabilir.Zunanji hemoroidi, če ni tromboze, povzročajo malo težav.
Bu da kuramda büyük bir soruna yol açmaktadır.Vse skupaj mi predstavlja velik izziv.
Bundan dolayı birçok soruna neden olmaktadır.Kuid see määratlus põhjustab mitmeid probleeme.
Ama onlar bu davranış değişikliği soruna çok iyi eğilmişler ve onu çözmüşler.Aber das Problem der Verhaltensänderung hat die Zahnmedizin gut angegangen und gelöst.
Ama onlar bu davranış değişikliği soruna çok iyi eğilmişler ve onu çözmüşler.Ale to właśnie dentyści podjęli się rozwiązania problemu behawioralnego i rozwiązali go.
Ama onlar bu davranış değişikliği soruna çok iyi eğilmişler ve onu çözmüşler.Dar au abordat această problemă a schimbării comportamentale și au rezolvat-o.
Ama onlar bu davranış değişikliği soruna çok iyi eğilmişler ve onu çözmüşler.De ők mégis komolyan vették a viselkedés problémáját és megoldották.
Ama onlar bu davranış değişikliği soruna çok iyi eğilmişler ve onu çözmüşler.하지만, 치과의사들은 이런 태도변화의 문제점을 인지하고 그걸 해결해왔습니다.
Ama onlar bu davranış değişikliği soruna çok iyi eğilmişler ve onu çözmüşler.Ma i dentisti hanno affrontato il problema comportamentale e lo hanno risolto.
Ama onlar bu davranış değişikliği soruna çok iyi eğilmişler ve onu çözmüşler.Nhưng họ đã thực sự xem xét vấn đề thay đổi hành vi và giải quyết được nó.
Ama onlar bu davranış değişikliği soruna çok iyi eğilmişler ve onu çözmüşler.Αλλά ασχολήθηκαν μ' αυτό το πρόβλημα αλλαγής συμπεριφοράς και το έλυσαν.
Ama onlar bu davranış değişikliği soruna çok iyi eğilmişler ve onu çözmüşler.Но они (стоматологи) на самом деле взялись за эту проблему коррекции поведения и решили ее.
Ama onlar bu davranış değişikliği soruna çok iyi eğilmişler ve onu çözmüşler.אבל הם התמקדו בבעיה הזאת של שינוי התנהגותי ופתרו אותה.
Ama onlar bu davranış değişikliği soruna çok iyi eğilmişler ve onu çözmüşler.ولكنهم استطاعوا حل مشكلة تغير الطباع بعدة طرق
Ama onlar bu davranış değişikliği soruna çok iyi eğilmişler ve onu çözmüşler.但係佢哋確實有將改變行為嘅問題作出研究 而且解決咗呢個問題。
Ama onlar bu davranış değişikliği soruna çok iyi eğilmişler ve onu çözmüşler.解決しました。 医療体制での
Aslında bu gerçek soruna da bağlı.Cela dépend en fait du problème en cours.
Aslında bu gerçek soruna da bağlı.De fapt depinde de problemă.
Aslında bu gerçek soruna da bağlı.In realtà dipende dal problema.
Aslında bu gerçek soruna da bağlı.Na verdade depende do problema atual.
Aslında bu gerçek soruna da bağlı.Realmente depende del problema.
Aslında bu gerçek soruna da bağlı. Tamam, bu ilginç.Det afhænger faktisk af ligningen.. .
Aslında bu gerçek soruna da bağlı. Tamam, bu ilginç.알아보도록 해요
Aslında bu gerçek soruna da bağlı.To właściwie zależy od bieżącego problemu.
Aslında bu gerçek soruna da bağlı.Βασικά, εξαρτάται από το κάθε πρόβλημα.
Aslında bu gerçek soruna da bağlı.Това всъщност зависи от конкретния проблем.
Aslında bu gerçek soruna da bağlı.هذا يعتمد على المسألة الحالية
Aslında bu gerçek soruna da bağlı.これは興味深いです。
Bende "Bu soruna kolay bir çözüm var" dedim.A ja na to: "Cóż, przychodzi mi na myśl dosyć proste rozwiązanie".
Bende "Bu soruna kolay bir çözüm var" dedim.Dissi, "Bene, c'è una semplice soluzione per risolvere il problema."
Bende "Bu soruna kolay bir çözüm var" dedim.Erre én: "Akkor van egy egyszerű megoldás erre a problémára."
Bende "Bu soruna kolay bir çözüm var" dedim.Et j'ai dit, "Bon, il y a une solution évidente à ce problème."
Bende "Bu soruna kolay bir çözüm var" dedim.Ich sagte, "Na also, da ist eine einfache Lösung für das Problem."
Bende "Bu soruna kolay bir çözüm var" dedim.Ik zei: "Ziedaar een simpele oplossing voor het probleem."
Bende "Bu soruna kolay bir çözüm var" dedim.그래서 제가 그랬죠. "저, 말씀하신 문제는 간단하게 해결할 수 있겠군요."
Bende "Bu soruna kolay bir çözüm var" dedim.Şi i-am spus "Păi, există o rezolvare rapidă la problema aceasta".
Bende "Bu soruna kolay bir çözüm var" dedim.Y yo dije: "Bueno, hay una solución simple a ese problema."
Bende "Bu soruna kolay bir çözüm var" dedim.А аз казах," Ами, май има лесно решение на проблема."
Bende "Bu soruna kolay bir çözüm var" dedim.И я сказал: "У этой проблемы есть простое решение".
Bende "Bu soruna kolay bir çözüm var" dedim.אמרתי, "אז יש פתרון פשוט לבעיה הזאת."
Bende "Bu soruna kolay bir çözüm var" dedim.قلت "حسنا هنالك حل بسيط لهذه المشكلة"
Bende "Bu soruna kolay bir çözüm var" dedim.みなさん アメリカのために HPと家具のスチールケース社が
Birincisi, bu erkeklere soruna aldırış etmemeleri için bir mazeret sunuyor.Az első, hogy felmenti a férfiakat az alól, hogy odafigyeljenek rá.
Birincisi, bu erkeklere soruna aldırış etmemeleri için bir mazeret sunuyor.Đầu tiên là điều đó khiến cho đàn ông cái cớ để không để ý tới Đúng không ?
Birincisi, bu erkeklere soruna aldırış etmemeleri için bir mazeret sunuyor.Il primo è che dà agli uomini una scusa per non prestare attenzione.
Birincisi, bu erkeklere soruna aldırış etmemeleri için bir mazeret sunuyor.첫번째는 남성들에게 그 문제에 대해 신경쓰지 않아도 된다는 변명의 구실을 줍니다.
Birincisi, bu erkeklere soruna aldırış etmemeleri için bir mazeret sunuyor.La première est que ça donne une excuse aux hommes pour ne pas y prêter attention.
Birincisi, bu erkeklere soruna aldırış etmemeleri için bir mazeret sunuyor.La primera es que da a los hombres una excusa para no prestar atención.
Birincisi, bu erkeklere soruna aldırış etmemeleri için bir mazeret sunuyor. Öyle değil mi?Der erste ist, dass Männer dadurch eine Ausrede haben, sie nicht zu beachten.
Birincisi, bu erkeklere soruna aldırış etmemeleri için bir mazeret sunuyor.Po pierwsze, daje mężczyznom wymówkę, by nie zwracać uwagi.
Birincisi, bu erkeklere soruna aldırış etmemeleri için bir mazeret sunuyor.Primul e că le oferă bărbaților un pretext pentru a nu-i da atenție.
Birincisi, bu erkeklere soruna aldırış etmemeleri için bir mazeret sunuyor.Ten eerste geeft het mannen een excuus om het te negeren...toch?