soruşturma ile cümle
soruşturma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Kablosuz araç soruşturma ve iş kablosuz soruşturma WIPS sistemi birleştirenהמערכת WIPS משלב בדיקה כלי אלחוטי ולאחר בדיקה עבודה אלחוטית
Kablosuz araç soruşturma ve iş kablosuz soruşturma WIPS sistemi birleştirenيجمع نظام WIPS مجس أداة لاسلكية وتحقيق عمل اللاسلكية
Kablosuz araç soruşturma ve iş kablosuz soruşturma WIPS sistemi birleştiren簡単な会話をプロービング テンプレート、業界で
Kimin yazdığını ve konunun ne olduğunu bilmediğimiz için soruşturmakta zorlandık.Chúng tôi không thể kiểm chứng vì không biết được ai đã viết và người đó biết được những gì.
Kimin yazdığını ve konunun ne olduğunu bilmediğimiz için soruşturmakta zorlandık.Emme pystyneet varmistamaan kuka sen kirjoitti ja miten asiat olivat.
Kimin yazdığını ve konunun ne olduğunu bilmediğimiz için soruşturmakta zorlandık.이 보고서를 누가 작성했고 이 보고서가 무엇에 관한 것인지 알 수 없었기 때문에 검증할 수가 없었습니다.
Kimin yazdığını ve konunun ne olduğunu bilmediğimiz için soruşturmakta zorlandık.Não o podíamos comprovar porque não sabíamos quem o tinha escrito, só o que relatava.
Kimin yazdığını ve konunun ne olduğunu bilmediğimiz için soruşturmakta zorlandık.Nemohli jsme ji ověřit, protože jsme nevěděli, kdo ji napsal a kdo věděl, o čem je.
Kimin yazdığını ve konunun ne olduğunu bilmediğimiz için soruşturmakta zorlandık.Nemohli sme ho overiť, lebo sme nevedeli kto ho napísal a kto vedel o čom je.
Kimin yazdığını ve konunun ne olduğunu bilmediğimiz için soruşturmakta zorlandık.Nem tudtuk leellenőrizni mert nem tudtuk, hogy ki írta de tudtuk, hogy miről szól.
Kimin yazdığını ve konunun ne olduğunu bilmediğimiz için soruşturmakta zorlandık.Nie mogliśmy go zweryfikować, bo nie wiedzieliśmy, kto go napisał i kto wiedział, o czym był.
Kimin yazdığını ve konunun ne olduğunu bilmediğimiz için soruşturmakta zorlandık.Nismo ga mogli preveriti, ker nismo vedeli, kdo ga je napisal in za kaj sploh gre.
Kimin yazdığını ve konunun ne olduğunu bilmediğimiz için soruşturmakta zorlandık.Non potevamo verificarlo poiché non sapevamo chi l'avesse redatto e di cosa si trattasse.
Kimin yazdığını ve konunun ne olduğunu bilmediğimiz için soruşturmakta zorlandık.No pudimos comprobarlo porque no sabíamos quién lo escribió y sabíamos de qué iba.
Kimin yazdığını ve konunun ne olduğunu bilmediğimiz için soruşturmakta zorlandık.Nous ne pouvions pas le vérifier parce que nous ne savions pas qui l'avait écrit, et savait ce qui se passait.
Kimin yazdığını ve konunun ne olduğunu bilmediğimiz için soruşturmakta zorlandık.Nu îl puteam verifica pentru că nu ştiam cine l-a scris şi cât de în măsură era să scrie despre asta.
Kimin yazdığını ve konunun ne olduğunu bilmediğimiz için soruşturmakta zorlandık.Vi kunne ikke verificere det, for vi vidste ikke hvem, der havde skrevet det og kendte til dets indhold.
Kimin yazdığını ve konunun ne olduğunu bilmediğimiz için soruşturmakta zorlandık.We konden het niet verifiëren omdat we niet wisten wie het geschreven had en wist waar het over ging.
Kimin yazdığını ve konunun ne olduğunu bilmediğimiz için soruşturmakta zorlandık.Wir konnte es nicht verifizieren, weil wir nicht wussten, wer es geschrieben hatte und wusste, worum es ging.
Kimin yazdığını ve konunun ne olduğunu bilmediğimiz için soruşturmakta zorlandık.Δεν μπορούσαμε να το επιβεβαιώσουμε, επειδή δεν γνωρίζαμε τον συντάκτη που γνώριζε περί τίνος πρόκειται.
Kimin yazdığını ve konunun ne olduğunu bilmediğimiz için soruşturmakta zorlandık.Нямаше как да го потвърдим, понеже не знаехме кой го е написал и за какво става въпрос.
Kimin yazdığını ve konunun ne olduğunu bilmediğimiz için soruşturmakta zorlandık.לא יכולנו לאמת אותו כי לא ידענו מי כתב אותו ומי ידע למה הוא נוגע.
Kimin yazdığını ve konunun ne olduğunu bilmediğimiz için soruşturmakta zorlandık.لم نستطع أن نتأكد من مدى صحته لأننا لم نكن نعلم من الذي كتبه وعما يدور محتواه .
Kimin yazdığını ve konunun ne olduğunu bilmediğimiz için soruşturmakta zorlandık.誰が書いたか分からないのです ライバル会社がでっち上げた
Kızılhaç olayı aydınlatmak için basın toplantısı düzenlemek zorunda kaldı ve soruşturma hala devam ediyor.Czerwony Krzyż musiał zwołać konferencję prasową aby wyjaśnić sprawę a dochodzenie nadal się toczy.
Kızılhaç olayı aydınlatmak için basın toplantısı düzenlemek zorunda kaldı ve soruşturma hala devam ediyor.적십자사는 이를 분명히 하기 위해 기자회견을 열었고, 조사는 아직도 진행 중에 있습니다
Kızılhaç olayı aydınlatmak için basın toplantısı düzenlemek zorunda kaldı ve soruşturma hala devam ediyor.שהצלב האדום היה צריך לכנס מסיבת עתונאים על מנת להבהיר את הנושא. והחקירה נמשכת.
Kızılhaç olayı aydınlatmak için basın toplantısı düzenlemek zorunda kaldı ve soruşturma hala devam ediyor.بحيث اضطر الصليب الاحمر لعقد مؤتمرا صحفيا لتوضيح ذلك ، والتحقيق مازال جاريا .
Kızılhaç olayı aydınlatmak için basın toplantısı düzenlemek zorunda kaldı ve soruşturma hala devam ediyor.以至於紅十字會開記者招待會 來澄清"郭美美事件", 此事件因此亦被不斷調查。
Kızılhaç olayı aydınlatmak için basın toplantısı düzenlemek zorunda kaldı ve soruşturma hala devam ediyor.真相を解明させられました 捜査は未だに続いています 現時点で我々が知っているのは
Komisyontemsilcilerinin soruşturma yetkisimevcuttur.Conferempoderes de investigação e deinquérito aos agentes da Comissão Europeia.
Komisyontemsilcilerinin soruşturma yetkisimevcuttur.Den giver Europa-Kommissionens personale undersøgelsesbeføjelser.
Komisyontemsilcilerinin soruşturma yetkisimevcuttur.Ils ont désigné la Commissioneuropéenne.
Komisyontemsilcilerinin soruşturma yetkisimevcuttur.Pristojnosti za vodenjepreiskavedajejo poročevalcem Komisije.
Komisyontemsilcilerinin soruşturma yetkisimevcuttur.Tyto předpisy svěřujívyšetřovací pravomocizástupcům Komise.
Leveson için [soruşturma] sorumlu olan o.[Έρευνα] που έχει πραγματοποιηθεί.
Mahkemeden önceki soruşturmada, diğer beş gencin hepsine, aynı fotoğraf dizisinden fotoğraflar gösterildi.A tárgyalást megelőző nyomozáson mindegyik kamasznak mutattak fotókat, ugyanazt a válogatást.
Mahkemeden önceki soruşturmada, diğer beş gencin hepsine, aynı fotoğraf dizisinden fotoğraflar gösterildi.In het onderzoek voor het proces, werd aan elk van de andere vijf tieners dezelfde fotoreeks getoond.
Mahkemeden önceki soruşturmada, diğer beş gencin hepsine, aynı fotoğraf dizisinden fotoğraflar gösterildi.본심 재판이 있기 전 실시된 조사에서 다섯 아이들 각각에게 같은 사진 목록을 보여주었습니다.
Mahkemeden önceki soruşturmada, diğer beş gencin hepsine, aynı fotoğraf dizisinden fotoğraflar gösterildi.Podczas śledztwa przed procesem każdemu z pięciu nastolatków pokazano te same zdjęcia.
Mahkemeden önceki soruşturmada, diğer beş gencin hepsine, aynı fotoğraf dizisinden fotoğraflar gösterildi.До суда, в ходе расследования каждому из пяти подростков была показана та же самая серия фотографий.
Mahkemeden önceki soruşturmada, diğer beş gencin hepsine, aynı fotoğraf dizisinden fotoğraflar gösterildi.במהלך החקירה שלפני המשפט עצמו, הוצגו לפני כל אחד מחמשת הנערים צילומים. אותה סדרת צילומים.
Mahkemeden önceki soruşturmada, diğer beş gencin hepsine, aynı fotoğraf dizisinden fotoğraflar gösterildi.وفي التحقيق الذي جرى قبل المحاكمة الفعلية، عرضوا الصور نفسها، على جميع المراهقين الآخرين.
Mahkemeden önceki soruşturmada, diğer beş gencin hepsine, aynı fotoğraf dizisinden fotoğraflar gösterildi.残る5人の少年たちも 同じ写真で面割りをしました これら顔写真の中で
Mısır ordusu kendi kendine soruşturma yapmışDen egyptiska armén har själv utrett sina handlingar.
Mısır ordusu kendi kendine soruşturma yapmışEl ejército ha realizado una investigación interna.
Mısır ordusu kendi kendine soruşturma yapmışHet Egyptische leger heeft zelf onderzoek gedaan naar zichzelf.
Mısır ordusu kendi kendine soruşturma yapmışL'armée égyptienne a mené une enquête interne.
Mısır ordusu kendi kendine soruşturma yapmışوالجيش المصري يحقق مع نفسه
"O hiçbir yardım istemiyorum, diyor," diye cevap karısının soruşturma dedi."Aki nem akar nem segít, azt mondja," mondta a választ, hogy felesége vizsgálatot.
"O hiçbir yardım istemiyorum, diyor," diye cevap karısının soruşturma dedi."Dia tidak ingin ada bantuan, katanya," katanya dalam menjawab pertanyaan istrinya.
"O hiçbir yardım istemiyorum, diyor," diye cevap karısının soruşturma dedi."Ele não quer nenhuma ajuda, ele diz," ele disse em resposta à indagação de sua esposa.
"O hiçbir yardım istemiyorum, diyor," diye cevap karısının soruşturma dedi."Él no quiere ninguna ayuda, dice," él dijo en respuesta a la pregunta de su esposa.
"O hiçbir yardım istemiyorum, diyor," diye cevap karısının soruşturma dedi."El nu mai vrea nici un ajutor, spune el," a spus el în răspunsul la întrebarea soţiei sale.
"O hiçbir yardım istemiyorum, diyor," diye cevap karısının soruşturma dedi."Er will keine Hilfe, sagt er," sagte er als Antwort auf seine Frau Anfrage.
"O hiçbir yardım istemiyorum, diyor," diye cevap karısının soruşturma dedi."Hän ei halua mitään apua, hän sanoo," hän sanoi vastauksena hänen vaimonsa tiedusteluun.
"O hiçbir yardım istemiyorum, diyor," diye cevap karısının soruşturma dedi."Han vill inte till någon hjälp, säger han," sade han som svar på sin frus förfrågan.
"O hiçbir yardım istemiyorum, diyor," diye cevap karısının soruşturma dedi."Hij niet geen hulp willen, zegt hij," zei hij in antwoord op vraag van zijn vrouw.
"O hiçbir yardım istemiyorum, diyor," diye cevap karısının soruşturma dedi."Il ne voulons pas d'aide, dit-il," at-il dit en réponse à l'enquête de sa femme.
"O hiçbir yardım istemiyorum, diyor," diye cevap karısının soruşturma dedi."그는 아무런 도움이 필요 없어요, 그는 말한다,"그는 아내의 질문에 대답했다.