Trajedileriyle yüzleşen Mary, kendisini ve kilisesinin Kutsal metin yorumlarını sorgulamaya başlar.Mary begynner å stille spørsmål ved seg selv og kirkens tolkning av bibelen.
Erişim tarihi: 25 Mart 2015. (İngilizce) ^ "Pagerank sorgulama ve Son güncelleme tarihleri".2015 «Det gamle testamente, 2. kongebok».
Bir dönem Adolf Eichmann'ın sorgulamalarına katılmıştır.Senere skulle hun vitne i rettssaken mot Adolf Eichmann.
Bilgi hakkına dayanarak, genel halkla BfV'de sorgulamalarla ve dilekçelerle yönlendirilebilir.Berdasarkan hak informasi, masyarakat umum dapat langsung memberi pertanyaan dan petisi di BfV.
Ancak oynadığımız takımlara bakmalı ve bu durumu sorgulamalıyız.Tetapi kalian harus melihat tim yang kami hadapi dan mulai bertanya.
Sorgulama kızışarak sert bir tartışmaya dönüştü.Perselisihan memuncak menjadi perdebatan sengit.
Mikrotarihin en özgün yaklaşımı küçük ölçekli sorgulamalardır.Aspek yang paling membedakan dari pendekatan sejarah mikro adalah skala investigasinya yang kecil.
Merle onları orada sorgulamaktadır.Therese melihat mereka bertengkar.
Bilgi hakkına dayanarak, genel halkla BfV'de sorgulamalarla ve dilekçelerle yönlendirilebilir.Dựa trên quyền thông tin, công chúng có thể trực tiếp tra hỏi và gởi kiến nghị tới BfV.
Nöbetçi subayı Yüzbaşı Thomas Selvester, rutin bir sorgulama başlattı.Sĩ quan phụ trách, đội trưởng Thomas Selvester, bắt đầu tiến hành một cuộc thẩm vấn như thường lệ.
1961’deki sorgulamada, Adolf Eichmann, bu “transferin” imha anlamına geldiğini belirtti.Trong lần thẩm vấn năm 1961, Adolf Eichmann làm chứng rằng "xử lý" nghĩa là "tàn sát".
Ancak oynadığımız takımlara bakmalı ve bu durumu sorgulamalıyız.Nhưng bạn phải nhìn vào những đội tuyển mà chúng tôi phải thi đấu cùng và bắt đấu đưa ra những câu hỏi.
Çok fazla sorgulama yapar.Quá nhiều nghi vấn đặt ra.
Ross onun için hayatını birlikte geçireceği "doğru kadının" gerçekten olup olmadığı sorgulamaya başlar.Ross bắt đầu suy nghĩ liệu có một người phụ nữ nào là "một nửa" của anh hay không.
Birçok sanık, sorgulamalar sırasında söylediklerinden farklı bir savunma yapmadı.Những người buộc tội không cung cấp được bất kỳ bằng chứng nào ủng hộ cho các cáo buộc của họ.
Sorgulama kızışarak sert bir tartışmaya dönüştü.尋問はエスカレートして激しい口論になった。
Ancak oynadığımız takımlara bakmalı ve bu durumu sorgulamalıyız.このゲームに収められている問題に挑戦し、勉強することができる。
KOMİSER, NEWTON'u bir kere daha sorgulamak ister.再びニュートンを引用する。
Sorgulamada şüphelinin söylediği tek bir şey vardır: “Jack Reacher’ı bulun!”.原題は、“Jack Reacher”。
Yakın tarihli sonuçlar bu çıkarımları sorgulamaktadır.続く研究はこれらの研究結果を裏付ける理由となる。
"Bilgisayarların düşünebildiğini sorgulamak, denizaltıların yüzebildiğini sorgulamakla aynı şeydir."それはちょうど、窓を閉じた大船に乗っている人には、船が動いていることが知覚できないようなものだ」とあわせて説いている点が注目される。
Kimi denekler 135 voltta durup deneyin amacını sorgulamaya başlıyordu.許多參與者在到達135伏特時暫停,並質疑這次實驗的目的。
Çünkü filozoflar bu paradoksların zamanda yolculuğu imkansız hale getirip getirmediğini sorgulamaktadırlar.哲學家因這些悖論而質疑應該不可能進行時間旅行。
Sorgulamada şüphelinin söylediği tek bir şey vardır: “Jack Reacher’ı bulun!”.這名嫌犯只用手寫下了一個神祕的要求:「給我傑克·李奇(英语:Jack Reacher)」。
Sonra onları sorgulamaya başlar.所以我们有兴趣审问他们。
KOMİSER, NEWTON'u bir kere daha sorgulamak ister.牛頓又想出一個實驗。
Bir dönem Adolf Eichmann'ın sorgulamalarına katılmıştır.그는 논쟁적인 팜플렛 The Case of Adolf Eichmann까지 썼다.
"Bilgisayarların düşünebildiğini sorgulamak, denizaltıların yüzebildiğini sorgulamakla aynı şeydir."מדען המחשב אדסחר דייקסטרה אמר בנושא כי: "לשאול אם מחשבים יכולים לחשוב זה כמו לשאול אם צוללות יודעות לשחות".
Sorgulama esnasında işkence görmüştür.במהלך מעצרו עבר עינויים.
Günlerce süren sorgulamanın ardından tutuklanarak Ankara Ulucanlar Cezaevi'ne gönderildi.עם זאת, בשל חוסר המשמעת והתנגדותו לנאציזם נשלח לכלא מספר פעמים.
Melamilik aramak, sorgulamak, anlamaya çalışmak demektir.כמו "לתהות על קנקנו" שפירושו לשאול שאלה ולנסות להבין.
Bu yetenek insanlara ne emrederse insanların onu sorgulamadan yerine getirmesini sağlar.יכולת זו מאפשרת לאדם שליטה בדחפים כאשר המצב מצריך זאת.
Almanca bilen Amerikan askeri olarak, Alman savaş esirlerinin sorgulamasına katılıyordu.ממשלת גרמניה המערבית הקימה ועדה כדי לחקור מה עלה בגורלם של השבויים הגרמנים במלחמה.
16 yüzyılın sonuna doğru İngiltere'de çok sayıda hristiyan İngiltere Kilisesi'ni sorgulamaya başladı.В Англия много хора поставят под въпрос организацията на Английската църква към края на 16 век.
Yakın tarihli sonuçlar bu çıkarımları sorgulamaktadır.Обаче, последните изследвания поставят под съмнение тези изводи.
Watanabe bu andan sonra kendi varlığının nedenini sorgulamaya başlar.Алфонс започва да го гризе съмнение за неговото собствено съществуване.
Orasıda kendilerini ajan olarak gösteren bir grup insan ile karşılaşırlar ve sorgulamaya alınırlar.По пътя си те срещат група амбуланти, на които позволяват да ги последват.
"Aktütün'ü sorgulamak"."Мерки срещу изпирането на пари".
Bunun üzerine sorgulama ve açıklama inşa edilir.Това не подлежи вече на последващо питане и обясняване.
7 Ekim 1945'te daha fazla sorgulaması için İngiltere'ye döndü.На 14 октомври 1747 се завръща в Англия.
Anne karşılık sorgulamaz, çünkü çocuğu sevmekle zaten kendini sevmektedir.Самият той не харесва детството си, по причина че не харесва себе си.
Sorgulama esnasında işkence görmüştür.Mučen tijekom istrage.
Kimi denekler 135 voltta durup deneyin amacını sorgulamaya başlıyordu.Mnoho testovaných subjektov zastavilo na 135 voltoch a začalo sa pýtať na účel pokusu.
"Bilgisayarların düşünebildiğini sorgulamak, denizaltıların yüzebildiğini sorgulamakla aynı şeydir.""Otázka, či je počítač schopný premýšľať nie je zaujímavejšia, ako otázka, či vie ponorka plávať."
Çok fazla sorgulama yapar.Opravili so mnogo raziskav.
Sonraki yıllarda örgütlü suçlarla ilgili sorgulama, iddianame ve mahkûmiyetler birbirini izledi.Sekantys procesai, kaltinimai ir atsiskyrimai sekė vienas po kito.
Bir dönem Adolf Eichmann'ın sorgulamalarına katılmıştır.Vienu jo bendramokslių buvo Adolfas Eichmanas.
Sonra onları sorgulamaya başlar.Pradėjo juos tyrinėti.
Sorgulama esnasında işkence görmüştür.Nelaisvėje buvo kankinama.
Kimi denekler 135 voltta durup deneyin amacını sorgulamaya başlıyordu.Mõned katseisikud lõpetasid 135 voldi peal ja hakkasid kahtlema eksperimendi eesmärgis.
Terapistler hipno-terapi, yinelenen sorgulama ve bibliyoterapi gibi stratejiler kullanmıştır.Terapeudid on kasutanud strateegiaid nagu hüpnoteraapia, korduvküsitlemine ja biblioteraapia.
Bu dönemde sömürgeciliği ahlaki açıdan sorgulamaya başladı.Oletame, et ma hakkan nüüd mõtlema eetiliselt.
Felsefe diğer disiplinlerden sorgulama yöntemiyle ayrılır.Filosoofiat võib eristada teistest distsipliinidest selle uurimismeetodite põhjal.
Elazığ İl Halk Kütüphanesi kitap sorgulamaRaamatukogu info Illuka valla lehel
Grup, Migel'i sorgulamaya başlar.Raiza meelitab Migueli mängima.
Açıkça, adil bir duruşma, eksiksiz sorgulama.Alors qu'est-ce qui cloche?
Açıkça, adil bir duruşma, eksiksiz sorgulama.Ce nu-i în regulă? Corectitudine, proces drept, investigații complete.
Açıkça, adil bir duruşma, eksiksiz sorgulama.Egyértelmű, tiszta tárgyalás, teljes kivizsgálás.
Açıkça, adil bir duruşma, eksiksiz sorgulama.Einfacher, fairer Prozess, umfassende Untersuchung.
Açıkça, adil bir duruşma, eksiksiz sorgulama.Enkel, rättvis rättegång, grundlig utredning.