Melamilik aramak, sorgulamak, anlamaya çalışmak demektir.A coragem de investigar, experimentar, perguntar.
Merle onları orada sorgulamaktadır.Marli os convida para trabalharem com ela.
KOMİSER, NEWTON'u bir kere daha sorgulamak ister.Restava saber se Rosberg ainda faria mais uma tentativa.
Orasıda kendilerini ajan olarak gösteren bir grup insan ile karşılaşırlar ve sorgulamaya alınırlar.Acho que há alguns homens por aqui que precisam checar a si mesmos, diretamente.
"Bilgisayarların düşünebildiğini sorgulamak, denizaltıların yüzebildiğini sorgulamakla aynı şeydir."Eles perguntaram como fariam caso vissem um submarino.
Ancak oynadığımız takımlara bakmalı ve bu durumu sorgulamalıyız.Mas você precisa ver os times com quem jogamos e começar a se perguntar.
Kimi denekler 135 voltta durup deneyin amacını sorgulamaya başlıyordu.De eerste deelnemers hielden bij 135 volt op en begonnen het doel van het experiment na te vragen.
Sorgulamada şüphelinin söylediği tek bir şey vardır: “Jack Reacher’ı bulun!”.Hij wordt gearresteerd, en hij zegt maar een ding: "Haal Jack Reacher er bij.".
Sorgulama esnasında işkence görmüştür.Tijdens de ondervragingen werd hij gemarteld.
Savcılıkta da sorgulamaları gerçekleştirildi.Ook de aanklagers gingen in beroep.
Başkalarının mutluluğu yakalaması için uğraşırken, kendi yalnızlığını sorgulamaya başlar.Doordat zij alleen maar opkomt voor andere mensen, wordt zij op haar eigen eenzaamheid gewezen.
7 Ekim 1945'te daha fazla sorgulaması için İngiltere'ye döndü.Op 7 oktober 1945 werd hij opnieuw te Engeland ondervraagd.
Fakat sorgulamalardan bir sonuç çıkmaz.De ondervraging leidt helaas nergens toe.
Güvenlik görevlisi David Dunn (Bruce Willis) da kendi hayatının anlamını sorgulamaktadır.Dit verhaal draait om David Dunn (Bruce Willis) die als enige een bizar treinongeval overleeft.
İşkenceyi de barındıran sorgulama teknikleri ile tanınmaktadır.De techniek waarmee wordt gevaren heet stevelen.
KOMİSER, NEWTON'u bir kere daha sorgulamak ister.Inspektor dostaje możliwość przepytania Newtona.
İlk sorgulama doğal gözükür.Pierwsze przesłuchanie Ruth okazuje się katastrofą.
Felsefe diğer disiplinlerden sorgulama yöntemiyle ayrılır.PZJ skreślił ze statutu sformułowanie o opiece nad innymi dyscyplinami.
Bu beyan gazetecilerin basın ofisine yaptıkları sorgulamalar sonunda yazılmıştı.Poinformowali o tym na konferencji prasowej przedstawiciele przewoźnika.
Sorgulama esnasında işkence görmüştür.W czasie przesłuchań był torturowany.
Telefonun IMEI numarası hakkında bilgi için IMEI numarası sorgulamasıTestowane dla IMEI telefonów.
Bu sorgulamalarla birlikte suikastta birinci derecede suçlu olanların sorgusu tamamlanmış oldu.Dwie osoby, które na początku jednocześnie przyznały się do zabicia pułkownika, rzeczywiście są winne.
Trajedileriyle yüzleşen Mary, kendisini ve kilisesinin Kutsal metin yorumlarını sorgulamaya başlar.Mary, när hon tvingas möta tragedin, börjar ifrågasätta sig själv och kyrkans tolkning av skrifterna.
Sorgulama esnasında işkence görmüştür.Tortyr har förekommit vid förhör.
EJB QL, SQL'e benzer bir veritabanı sorgulama dilidir.Vid verb som anger ett tillstånd.
Sadece Görevini Yapmakla yükümlüdür fakat zamanla yaptıklarını sorgulamaya başlayacaktır.Han får tills vidare sköta sitt arbete men kallas ofta till förhör.
Kimi denekler 135 voltta durup deneyin amacını sorgulamaya başlıyordu.Деякі піддослідні зупинилися на 135 вольт і починали сумніватися в меті експерименту.
Bunun üzerine sorgulama ve açıklama inşa edilir.Таким чином, пояснення піддається інтерпретації та обговоренню.
Yakın tarihli sonuçlar bu çıkarımları sorgulamaktadır.Новіші результати ставлять під сумнів ці висновки.
Hapishanede sorgulamalardan sorumlu olan Klaus Barbie tarafından sorguya çekildi.Vyslýchal ho Klaus Barbie, který měl v tomto vězení výslechy na starosti.
İnceleme komitesi, insanların odalarını ve kilitli dolaplarını araştırmaya ve onları sorgulamaya yetkilidir.Vyšetřovací výbor má pravomoc k prohledání ubytovacích pokojů nebo skříněk a vyptávání se lidí.
KOMİSER, NEWTON'u bir kere daha sorgulamak ister.Halley byl nadšen a motivoval Newtona k dalšímu bádání.
Sadece Görevini Yapmakla yükümlüdür fakat zamanla yaptıklarını sorgulamaya başlayacaktır.Myslíme si jen, že potřebuje čas na to, aby si vyřešil, co chce v současné době dělat.
Almanca bilen Amerikan askeri olarak, Alman savaş esirlerinin sorgulamasına katılıyordu.Po německé kapitulaci se jako voják dostal do amerického zajateckého tábora.
Medyanın da cinsiyetçi tavırlarının sorgulaması lazım.Bulvární média spekulovala o jeho sexuální orientaci.
Sorgulama esnasında işkence görmüştür.Torturat în timpul anchetei la Securitate.
Sonra onları sorgulamaya başlar.Ea începe apoi să-i mărturisească.
Malaki 1:2'de İsrail halkı Tanrı'nın kendilerine olan sevgisini sorgulamaktadır.Luca 7:21 Mulți oameni sunt curățiți de spiritele rele de către Iisus.
Bir dönem Adolf Eichmann'ın sorgulamalarına katılmıştır.Termenul a fost folosit pentru prima oară de Adolf Eichmann.
Hapishanede sorgulamalardan sorumlu olan Klaus Barbie tarafından sorguya çekildi.Se bănuiește că la torturi a participat și Klaus Barbie.
Garnizon, Stone'un sorgulamaya kalktı ve kalktı ve gitti.Garrisonnak akkorra elege lett a kérdezősködésből, felállt és elment.
Fakat sorgulamalardan bir sonuç çıkmaz.A kérdéseire azonban nem kap válaszokat.
Frisch, eserlerinde ülkesi İsviçreyi de sorgulamaktan geri kalmamıştır.Közben Trivulzio nem hanyagolta el saját svájci birtokait sem.
İlk sorgulama doğal gözükür.Természetesnek tűnik a következő általánosítás.
Öyle ki, bu onu gün batımından önceki son saatlerin önemini sorgulamaya itti.Ezzel olyan döntést semmisített meg, amelyet elődje hivatali idejének utolsó napjaiban hozott.
EPR Kuantum Mekaniği gerçek uygulama aralığını sorgulamak için bir paradoks yaratmaya çalıştı.EPR-paradoksin tarkoitus oli kyseenalaistaa kvanttimekaniikka.
KOMİSER, NEWTON'u bir kere daha sorgulamak ister.Luther yritti vielä vedota paaviin saadakseen uuden kuulustelun.
Elazığ İl Halk Kütüphanesi kitap sorgulamaKysy kirjastonhoitajalta -info,
Sonra onları sorgulamaya başlar.Τότε αρχίζουν να την ψάχνουν.
Hristiyanlığı sorgulamanın yaygınlaşmasının arttığı dönem 17. ve 18. yüzyıllar oldu.Η κριτική στον Χριστιανισμό έγινε πιο έντονη κατά τον 17ο και 18ο αιώνα.
Terapistler hipno-terapi, yinelenen sorgulama ve bibliyoterapi gibi stratejiler kullanmıştır.Οι θεραπευτές χρησιμοποίησαν στρατηγικές όπως η υπνοθεραπεία, οι συνεχόμενες ερωτήσεις, και τη βιβλιοθεραπεία.
"Aktütün'ü sorgulamak".«Ρώτα τη Σκόνη».
"Bilgisayarların düşünebildiğini sorgulamak, denizaltıların yüzebildiğini sorgulamakla aynı şeydir.""At spørge om computere kan tænke er som at spørge om ubåde kan svømme."
Sayid, önceki gün kafasına vurup kurtulma şanslarını mahvetmesi konusunda Locke'u sorgulamaktadır.Locke udspørger Sayid om hans overfald dagen før, og den missede chance for redning.
Bu da insanlarin Prince'in cinsel tercihinin sorgulamasına neden oldu.Dette førte til at Knight blev åben om sine seksuelle præferencer.
Fakat sorgulamalardan bir sonuç çıkmaz.Der rejses ikke spørgsmål om ansvar.
Almanca bilen Amerikan askeri olarak, Alman savaş esirlerinin sorgulamasına katılıyordu.Man ved ikke, hvorfor de tyske soldater henrettede de amerikanske krigsfanger.
Bunların beşinin keşfinde, hiç sorgulamaya gerek olmaksızın, önceliğe sahiptir.Dog var fem af spørgsmålene til prøven aktuelle spørgsmål, som ikke kendtes på forhånd.
"Bilgisayarların düşünebildiğini sorgulamak, denizaltıların yüzebildiğini sorgulamakla aynı şeydir."«Å spørre om en datamaskin kan tenke er som å spørre om ubåter kan svømme.»
XQuery, XML tipi veriler üzerinde sorgulama yapabilmek için geliştirilmiş bil dildir.XQuery er et spørrespråk som er utviklet for å kunne gjøre spørringer mot XML-data.