Bir dönem Adolf Eichmann'ın sorgulamalarına katılmıştır.Er war wesentlich an der Ergreifung Adolf Eichmanns beteiligt.
Medyanın da cinsiyetçi tavırlarının sorgulaması lazım.Auch Kommunikation braucht Sex-Appeal.
Ölümü sonraki günlerde ortaya çıkışında öldüğü için örgüt içerisinde şüphe ve sorgulama yarattı.Über den Zeitpunkt ihres Todes und die Todesursache herrschte jahrzehntelang Unklarheit.
Öyle ki, bu onu gün batımından önceki son saatlerin önemini sorgulamaya itti.Dadurch war er gegen Ende der Dreharbeiten größer als vorher.
Vali Michonne'nin yanına geldiğinde, Michonne, askerlerin ölümü hakkında valiyi sorgulamaya başlar.Une fois le gouverneur arrivé, Michonne l'interroge sur les détails de la mort des soldats.
Sonra onları sorgulamaya başlar.Il commence alors son interrogatoire.
İşkenceyi de barındıran sorgulama teknikleri ile tanınmaktadır.Est également utilisée la torture, dite technique d'interrogatoire renforcée.
Bir dönem Adolf Eichmann'ın sorgulamalarına katılmıştır.L'histoire des interrogatoires d'Adolf Eichmann.
Yakın tarihli sonuçlar bu çıkarımları sorgulamaktadır.Cependant, des études récentes ont remis en question ces conclusions.
Sorgulama esnasında işkence görmüştür.Torturé pendant les interrogatoires.
Bu da insanlarin Prince'in cinsel tercihinin sorgulamasına neden oldu.L'affaire n'alla pas à son terme en raison de la fuite des préférences sexuelles du prince.
İlk sorgulama doğal gözükür.Le premier problème est apparemment banale.
Sorgulama kızışarak sert bir tartışmaya dönüştü.La conversation se transforme en véritable interrogatoire.
Birçok sanık, sorgulamalar sırasında söylediklerinden farklı bir savunma yapmadı.Les trois accusés n’ont pas présenté de témoignage pour leur défense.
Telefonun IMEI numarası hakkında bilgi için IMEI numarası sorgulamasıInformación detallada acerca de teléfono basado en el número IMEI
CloudTPS gibi daha yeni sistemler ayrıca join sorgulamalarını da içermektedir.Los sistemas más novedosos tales como CloudTPS también soportan unión de queries.
Sorgulama esnasında işkence görmüştür.Durante los interrogatorios, fue torturado.
Yakın tarihli sonuçlar bu çıkarımları sorgulamaktadır.Sin embargo, estudios recientes han puesto en duda esta conclusión.
Fakat sorgulamalardan bir sonuç çıkmaz.No formaban parte de los interrogatorios.
Çok fazla sorgulama yapar.Hice innumerables preguntas.
Paşa iki gün sarayda hapis edilip ve sorgulamaya tutuldu.En Charcas fue apresado por segunda vez y juzgado.
Donna eve döndükten sonra çocukları kaybedince gerçekliği sorgulamaya başlar.Donna vuelve a casa cuestionándose su realidad, lo que provoca que sus hijos desaparezcan.
Bunun üzerine konsey onu Fett’i sorgulamak için Coruscant’a getirmekle görevlendirir.Y éste lo comisiona para explorar Surinam.
Sorgulamada şüphelinin söylediği tek bir şey vardır: “Jack Reacher’ı bulun!”.All'avvocato difensore chiede solo una cosa: "cercatemi Jack Reacher".
Sorgulama esnasında işkence görmüştür.Fu torturata durante l'interrogatorio.
Sonra onları sorgulamaya başlar.Inizia quindi a rispondere loro.
Garnizon, Stone'un sorgulamaya kalktı ve kalktı ve gitti.Garrison rispose alle domande di Stone e poi se ne andò.
Bu beyan gazetecilerin basın ofisine yaptıkları sorgulamalar sonunda yazılmıştı.La dichiarazione venne fatta a seguito delle domande fatte in proposito dai giornalisti per l'ufficio stampa.
Bir dönem Adolf Eichmann'ın sorgulamalarına katılmıştır.Era questo che il processo ad Adolf Eichmann avrebbe dovuto spiegare.
Sorgulamalar Talât Bey ile başladı.Inizia l’interrogatorio con Frank.
İzleyici, kimin hangi durumda haklı ya da haksız olabileceğini sorgulamaya başlar.Deciderà il futuro chi ha ragione e chi ha torto.
Savaşın sona ermesinin ardından o ve çalışma arkadaşları yoğun sorgulamaya maruz kalacaktır.Al termine della seduta lui e la moglie subiscono un tentativo di aggressione.
Sayid ise Juliet'i sorgulamaya başlar fakat Jack, Sayid'e müdahale eder.Jack si mostra protettivo nei confronti di Juliet e interviene quando Sayid tenta di interrogarla.
Merle onları orada sorgulamaktadır.Lì vi trovano Lily.
Sorgulamalarda suç ortaklarının ismini hiçbir zaman vermedi.La Voisin non ha mai citato i nomi di nessuno dei suoi clienti durante gli interrogatori.
Bu duruma çok üzülen Matt, kendini sorgulamaya başlar.Rober, incuriosito della situazione, si mette ad indagare.
İnceleme komitesi, insanların odalarını ve kilitli dolaplarını araştırmaya ve onları sorgulamaya yetkilidir.La commissione d'inchiesta ha il potere di cercare nelle stanze della bambini e di interrogare le persone.
Bunun hemen ardından çocukları para konusunda sorgulamaya başlar ama hiçbir şey öğrenemez.Iniziano subito le ricerche intorno all'abitato, ma del bimbo non si hanno notizie.
İlk sorgulama doğal gözükür.A prima vista sembrano normali.
Başkalarının mutluluğu yakalaması için uğraşırken, kendi yalnızlığını sorgulamaya başlar.Si curano solo della propria felicità, cibandosi delle disgrazie altrui.
Sorgulama esnasında işkence görmüştür.Во время допросов подвергался пыткам.
Sayid ise Juliet'i sorgulamaya başlar fakat Jack, Sayid'e müdahale eder.Саид пытается допросить Джульет, но вмешивается Джек и защищает её.
Polis epey bir süre Hayal'in ailesini sorgulamadı.Длительное время семья не знала ничего о судьбе Филимона.
Güvenlik görevlisi David Dunn (Bruce Willis) da kendi hayatının anlamını sorgulamaktadır.Дворецкий Уэйна Альфред (Майкл Кейн) говорит Брюсу, что обеспокоен его личной жизнью.
Grup, Migel'i sorgulamaya başlar.Далее полиция допрашивает Мими.
Uygun elektronik sorgulama (uyarma) yapıldığı zaman yanıt sinyali yollayabilir.Во время звонка можно послать звонящему электронное сообщение.
Yakın tarihli sonuçlar bu çıkarımları sorgulamaktadır.Однако последние исследования поставили под сомнение эти выводы.
Edling, bu insanların aslında kaçının işsiz olduğunu sorgulamaktadır.يسأل Edling كم من هؤلاء الأشخاص عاطلون عن العمل في الواقع.
Sezgisel bakılırsa, yarışmacı, bir milyon kapı içinden doğru olanı seçmeyi başarma olasılığını sorgulamalıdır.بالحديث بديهياً، على اللاعب أن يسأل نفسه ما مدى حظه، من بين مليون باب، يختار فيها الباب الصحيح.
Kimi denekler 135 voltta durup deneyin amacını sorgulamaya başlıyordu.كثير من المشاركين توقفوا عند الشدة 135 فولت مشككين في مغزى الاختبار.
Ekim 2000’de gerçekleşen bu olay, Arapların İsrail vatandaşlığını sorgulamasına neden oldu.وتسببت أحداث أكتوبر 2000 للكثير من العرب إلى التشكيك في طبيعة جنسيتهم الإسرائيلية.
Bu sorgulamalarla birlikte suikastta birinci derecede suçlu olanların sorgusu tamamlanmış oldu.وبهذه التحقيقات فقد تم الانتهاء من التحقيق مع المتهمين من الدرجة الأولى في محاولة الاغتيال.
6 Temmuz'da sorgulaması yapılan eski Maliye Nazırı Cavid Bey de suçlamaları reddetti.ونفى أيضًا وزير المالية السابق "جاويد بك" الذي تم التحقيق معه في 6 يوليو هذه الاتهامات.
Bu da birçok uluslararası otoritenin yöntemin yeterliliğini sorgulamasına yol açtı.وقد أدى هذا لمعظم السلطات الدولية على فعالية السؤال.
Sorgulama kızışarak sert bir tartışmaya dönüştü.أصبحت الدعوة على الفور مثيرة للجدل.
İlk sorgulama doğal gözükür.فالسبب الأول من وجهة نظره ذو طابع تقني.
SPARQL, Sematik Ağ veri kaynakları için bir protokol ve sorgulama dilidir.أما سباركل فهو بروتوكول ولغة استعلام لمصادر بيانات الوب الدلالي.
Nöbetçi subayı Yüzbaşı Thomas Selvester, rutin bir sorgulama başlattı.O oficial de serviço, o capitão Thomas Selvester, começou o interrogatório de rotina.
Sinirler gelirdikçe, Rick, lideri olduğu gruptaki konumunu sorgulamaya başlar.Enquanto a tensão aumenta, Rick questiona sua posição como líder do grupo.
Vali Michonne'nin yanına geldiğinde, Michonne, askerlerin ölümü hakkında valiyi sorgulamaya başlar.Quando o Governador se aproxima, Michonne questiona-o sobre os detalhes da morte dos soldados.