Kırmızı başlı Ligi o ne olmuştu bana söyleyebilirdi sordum.שאלתי אותו אם הוא יכול לומר לי מה עלה בגורלה של הליגה אדום בראש.
Kırmızı başlı Ligi o ne olmuştu bana söyleyebilirdi sordum.سألته إذا كان يستطيع أن تخبرني ما أصبح لجامعة الأحمر التي ترأسها.
Kırmızı başlı Ligi o ne olmuştu bana söyleyebilirdi sordum.彼はそのような身体のことを聞いたことがなかったと言った。
Konuşmalarını bölerek, "Bunu mu dediniz?" diye sordum.Ich unterbrach und sagte, "Haben Sie das gesagt?"
Konuşmalarını bölerek, "Bunu mu dediniz?" diye sordum.끼여들면서 제가 말하길, "당신이 말한게 이건가요?"
Konuşmalarını bölerek, "Bunu mu dediniz?" diye sordum.L-am întrerupt şi l-am întrebat: "Aşa ai zis?"
Konuşmalarını bölerek, "Bunu mu dediniz?" diye sordum.Li ho interrotti, e ho detto, "Hai veramente detto questo?"
Konuşmalarını bölerek, "Bunu mu dediniz?" diye sordum.Lo interrumpí, y le dije, "Dijiste esto?"
Konuşmalarını bölerek, "Bunu mu dediniz?" diye sordum.Tôi ngắt lời họ, và tôi nói, "Có phải ông đã nói cái này không?"
Konuşmalarını bölerek, "Bunu mu dediniz?" diye sordum.Намесих се и попитах: "Казахте ли това?"
Konuşmalarını bölerek, "Bunu mu dediniz?" diye sordum.Я перебив їх і запитав Діна: "Ви це сказали?"
Konuşmalarını bölerek, "Bunu mu dediniz?" diye sordum.Я перебил их и спросил Дина: "Вы это сказали?"
Konuşmalarını bölerek, "Bunu mu dediniz?" diye sordum.הפרעתי להם, ושאלתי, "באמת אמרת את זה?"
Konuşmalarını bölerek, "Bunu mu dediniz?" diye sordum.فقطاعت حديثهما .. وسئلته " هل قلت هذا ؟ "
Konuşmalarını bölerek, "Bunu mu dediniz?" diye sordum.「そうです」という答えでした
Magara hakkinda biraz daha sordum ona ve oraya gittiginde neler olabilecegini planladigi hakkinda, bilirsiniz.Am întrebat-o mai multe despre peşteră şi despre ce credea că se va întâmpla odată ce se va retrage acolo.
Magara hakkinda biraz daha sordum ona ve oraya gittiginde neler olabilecegini planladigi hakkinda, bilirsiniz.Egy kicsit kérdezgettem a barlangról, és hogy mit tervez, miután odamegy élni.
Magara hakkinda biraz daha sordum ona ve oraya gittiginde neler olabilecegini planladigi hakkinda, bilirsiniz.Ich fragte sie ein bisschen mehr über die Höhle und was sie vorhatte, sobald sie dorthin gegangen war.
Magara hakkinda biraz daha sordum ona ve oraya gittiginde neler olabilecegini planladigi hakkinda, bilirsiniz.Ik vroeg haar nog wat meer over de grot en wat er volgens haar zou gebeuren eens ze er was.
Magara hakkinda biraz daha sordum ona ve oraya gittiginde neler olabilecegini planladigi hakkinda, bilirsiniz.Je lui ai demandé un peu plus sur la cave et ce qu'elle envisageait comme avenir quand elle y serait.
Magara hakkinda biraz daha sordum ona ve oraya gittiginde neler olabilecegini planladigi hakkinda, bilirsiniz.전 동굴에 대해 좀 더 물어보았고 거기에 가면 무슨 계획이 있는지 물어보았습니다.
Magara hakkinda biraz daha sordum ona ve oraya gittiginde neler olabilecegini planladigi hakkinda, bilirsiniz.Le ho chiesto qualcos'altro sulla grotta e su ciò che prevedeva sarebbe accaduto una volta là.
Magara hakkinda biraz daha sordum ona ve oraya gittiginde neler olabilecegini planladigi hakkinda, bilirsiniz.Le pregunté un poco más acerca de la cueva y qué esperaba hacer una vez que ella estuviera allí.
Magara hakkinda biraz daha sordum ona ve oraya gittiginde neler olabilecegini planladigi hakkinda, bilirsiniz.Tôi hỏi cô ấy một chút nữa về cái hang và cô ấy định làm gì khi tới đó.
Magara hakkinda biraz daha sordum ona ve oraya gittiginde neler olabilecegini planladigi hakkinda, bilirsiniz.Zapytałem ją trochę dokładniej o jaskinię o to co się stanie kiedy tam będzie, rozumiecie.
Magara hakkinda biraz daha sordum ona ve oraya gittiginde neler olabilecegini planladigi hakkinda, bilirsiniz.Zeptal jsem se jí na něco víc o té jeskyni a co očekávala, že se stane, až tam dojde.
Magara hakkinda biraz daha sordum ona ve oraya gittiginde neler olabilecegini planladigi hakkinda, bilirsiniz.Τη ρώτησα για τη σπηλιά και τι περίμενε να συμβεί όταν θα πήγαινε εκεί.
Magara hakkinda biraz daha sordum ona ve oraya gittiginde neler olabilecegini planladigi hakkinda, bilirsiniz.Разпитах я малко повече за пещерата, и какво е планирала да се случи, веднъж като отиде там.
Magara hakkinda biraz daha sordum ona ve oraya gittiginde neler olabilecegini planladigi hakkinda, bilirsiniz.Я расспрашивал её про пещеру и чего она ожидает, когда она туда попадёт.
Magara hakkinda biraz daha sordum ona ve oraya gittiginde neler olabilecegini planladigi hakkinda, bilirsiniz.שאלתי אותה עוד קצת על המערה ומה היא מתכננת שייקרה ברגע שתגיע לשם.
Magara hakkinda biraz daha sordum ona ve oraya gittiginde neler olabilecegini planladigi hakkinda, bilirsiniz.سألتها أكثر قليلا عن الكهف و ما كانت تخطط له سوف يحدث بمجرد أن تذهب هناك، كما تعلمون.
Magara hakkinda biraz daha sordum ona ve oraya gittiginde neler olabilecegini planladigi hakkinda, bilirsiniz.何が彼女を待ち受けているのか もう少し詳しく聞いてみました もしたった1年で悟りを開いたら
Mary artık daha fazla soru sordum ama onu tutmak, onun köşesinin karanlıkta bekledi메리는 더 이상 질문 없지만 그녀를 지키는 그녀의 구석의 어둠 속에서 기다렸다
Mary artık daha fazla soru sordum ama onu tutmak, onun köşesinin karanlıkta beklediMarie a demandé plus de questions, mais a attendu dans l'obscurité de son coin, gardant ses
Mary artık daha fazla soru sordum ama onu tutmak, onun köşesinin karanlıkta beklediMary stellte keine Fragen mehr, sondern wartete in der Dunkelheit ihrer Ecke, halten sie
Mary artık daha fazla soru sordum ama onu tutmak, onun köşesinin karanlıkta bekledi Pencerenin gözleri.Maria frågade inte mer, utan väntade i mörkret i hennes hörn, hålla henne ögonen på fönstret.
Mary artık daha fazla soru sordum ama onu tutmak, onun köşesinin karanlıkta bekledi Pencerenin gözleri.Maria kysyi Ei enää kysymyksiä vaan odotti pimeydessä hänen nurkassa, pitää hänen silmät kiinni ikkunaan.
Mary artık daha fazla soru sordum ama onu tutmak, onun köşesinin karanlıkta bekledi Pencerenin gözleri.María no hizo más preguntas, pero esperó en la oscuridad de su rincón, manteniendo su ojos en la ventana.
Mary artık daha fazla soru sordum ama onu tutmak, onun köşesinin karanlıkta bekledi Pencerenin gözleri.Maria non fece altre domande, ma atteso nel buio del suo angolo, mantenendo la sua gli occhi sulla finestra.
Mary artık daha fazla soru sordum ama onu tutmak, onun köşesinin karanlıkta bekledi Pencerenin gözleri.Maria tidak lagi bertanya, tetapi menunggu di kegelapan pojok, menjaga dirinya mata di jendela.
Mary artık daha fazla soru sordum ama onu tutmak, onun köşesinin karanlıkta bekledi Pencerenin gözleri.Mary feltett kérdésekre, de nem több, várt a sötétben az ő sarkában, távol tartotta őt szemét az ablakon.
Mary artık daha fazla soru sordum ama onu tutmak, onun köşesinin karanlıkta bekledi Pencerenin gözleri.Mary hỏi không có câu hỏi, nhưng chờ đợi trong bóng tối ở góc của mình, khiến bà mắt trên cửa sổ.
Mary artık daha fazla soru sordum ama onu tutmak, onun köşesinin karanlıkta bekledi Pencerenin gözleri.Mary não fez mais perguntas, mas esperou na escuridão do seu canto, mantendo-a olhos na janela.
Mary artık daha fazla soru sordum ama onu tutmak, onun köşesinin karanlıkta bekledi Pencerenin gözleri.Mary nie zadawał więcej pytań, ale czekał w ciemnościach swoim kącie, trzymając ją oczy w okno.
Mary artık daha fazla soru sordum ama onu tutmak, onun köşesinin karanlıkta bekledi Pencerenin gözleri.Mary stillede ikke flere spørgsmål, men ventede i mørket i hendes hjørne, holde hende øjne på vinduet.
Mary artık daha fazla soru sordum ama onu tutmak, onun köşesinin karanlıkta bekledi Pencerenin gözleri.Mary vprašal nič več vprašanj, vendar je čakal v temi njenega vogala, ohranjanje njene oči na okno.
Mary artık daha fazla soru sordum ama onu tutmak, onun köşesinin karanlıkta bekledi Pencerenin gözleri.Мария попита не повече въпроси, но се чакаше в тъмнината на нейния ъгъл, като е пазила очи на прозореца.
Mary artık daha fazla soru sordum ama onu tutmak, onun köşesinin karanlıkta bekledi Pencerenin gözleri.Мария попросила больше нет вопросов, но ждал в темноте своего угла, не отрывая глаза на окно.
Mary artık daha fazla soru sordum ama onu tutmak, onun köşesinin karanlıkta bekledi Pencerenin gözleri.Марія попросила більше немає питань, але чекав у темряві свого кута, не відриваючи очі на вікно.
Mary artık daha fazla soru sordum ama onu tutmak, onun köşesinin karanlıkta beklediSpýtala sa Mary žiadne ďalšie otázky, ale čakal v tme jej rohu, aby sa jej
Mary artık daha fazla soru sordum ama onu tutmak, onun köşesinin karanlıkta beklediZeptala se Mary žádné další otázky, ale čekal ve tmě jejího rohu, aby se jí
Mary artık daha fazla soru sordum ama onu tutmak, onun köşesinin karanlıkta beklediמרי לא שאל יותר שאלות אבל חיכתה בחשכת הפינה שלה, לשמור עליה
Mary artık daha fazla soru sordum ama onu tutmak, onun köşesinin karanlıkta beklediسألت ماري أي سؤال لكنه انتظر في عتمة الزاوية لها ، وحفظ لها
Mary artık daha fazla soru sordum ama onu tutmak, onun köşesinin karanlıkta beklediウィンドウ上で目。
Meleğe, ‹‹Kandilliğin sağındaki ve solundaki bu iki zeytin ağacı nedir?›› diye sordum,Da tok jeg til orde og sa til ham: Hvad er disse to oljetrær ved lysestakens høire og venstre side?
Meleğe, ‹‹Kandilliğin sağındaki ve solundaki bu iki zeytin ağacı nedir?›› diye sordum,Derpå spurgte jeg ham:"Hvad betyder de to Olietræer der til højre og venstre for Lysestagen?"
Meleğe, ‹‹Kandilliğin sağındaki ve solundaki bu iki zeytin ağacı nedir?›› diye sordum,És felelék, és mondám néki: Mi ez a két olajfa a gyertyatartó jobb és bal oldalán?
Meleğe, ‹‹Kandilliğin sağındaki ve solundaki bu iki zeytin ağacı nedir?›› diye sordum,Falei mais, e lhe perguntei: Que são estas duas oliveiras � direita e � esquerda do castiçal?
Meleğe, ‹‹Kandilliğin sağındaki ve solundaki bu iki zeytin ağacı nedir?›› diye sordum,In izpregovorim ter mu rečem: Kaj sta ti dve oljki ob desni strani svečnika in ob levi njegovi?
Meleğe, ‹‹Kandilliğin sağındaki ve solundaki bu iki zeytin ağacı nedir?›› diye sordum,Je pris la parole et je lui dis: Que signifient ces deux oliviers, à la droite du chandelier et à sa gauche?