Kadına "bu kim?" diye sordum.제가 "저 아이는 누구죠?"라고 물었더니
Kadına "bu kim?" diye sordum.Quand j'ai demandé, "Qui est-ce?"
Kadına "bu kim?" diye sordum.Quando chiesi: "Chi è quella?" mi disse:
Kadına "bu kim?" diye sordum.Toen ik vroeg: "Wie is dat?" zei ze:
Kadına "bu kim?" diye sordum.Когато попитах: "Коя е тя?" Тя каза:
Kadına "bu kim?" diye sordum.Коли я запитала: "Хто це?", вона відповіла:
Kadına "bu kim?" diye sordum.כאשר שאלתי אותה, "מי זו?"
Kadına "bu kim?" diye sordum."وعندما سألت، " من تلك؟
Kadına "bu kim?" diye sordum.村長は答えました 「ウェイです
"kanser çizgili kasa yayılmıyor gibi görünüyor, acaba bunu bir sebebi var mı?" gibi bir şey sordum."Có vẻ ung thư không tới cơ xương Có lí do nào cho việc này không?"
"kanser çizgili kasa yayılmıyor gibi görünüyor, acaba bunu bir sebebi var mı?" gibi bir şey sordum."Hej! Wygląda, że rak nie przerzuca się do mięśni poprzecznych. Czemu?"
"kanser çizgili kasa yayılmıyor gibi görünüyor, acaba bunu bir sebebi var mı?" gibi bir şey sordum."암이 골격근에는 접이되지 않는 것 같은데, 특별한 이유가 있나요?" 제가 받은 대부분의 대답은
"kanser çizgili kasa yayılmıyor gibi görünüyor, acaba bunu bir sebebi var mı?" gibi bir şey sordum."Segundo parece, o cancro não invade os tecidos musculares, "há alguma razão para isto?"
"kanser çizgili kasa yayılmıyor gibi görünüyor, acaba bunu bir sebebi var mı?" gibi bir şey sordum."תראו, נראה שסרטן לא מגיע לשרירים שלדיים, יש לכך סיבה?" ורוב התשובות שקיבלתי היו
"kanser çizgili kasa yayılmıyor gibi görünüyor, acaba bunu bir sebebi var mı?" gibi bir şey sordum."يبدو أن السرطان لا يذهب الى العضلات، هل هناك سبب لذلك؟" والكثير من الاجابات التي حصلت عليها كانت
"kanser çizgili kasa yayılmıyor gibi görünüyor, acaba bunu bir sebebi var mı?" gibi bir şey sordum.そして私が受け取った返答の多くは 筋肉が最終分化をした組織だからというものでした
Karıma dönüp, "Bunu kimin için alıyoruz?" diye sordum."8-tól 12 éves korig". Megkérdeztem a feleségemet:
Karıma dönüp, "Bunu kimin için alıyoruz?" diye sordum.Ich wendete mich an meine Frau und fragte: "Für wen kaufen wir das?"
Karıma dönüp, "Bunu kimin için alıyoruz?" diye sordum.Ik keek mijn vrouw aan en zei, "Voor wie kopen we dit?"
Karıma dönüp, "Bunu kimin için alıyoruz?" diye sordum.Je me suis tourné vers ma femme et je lui ai dit, " On l'achète pour qui ? "
Karıma dönüp, "Bunu kimin için alıyoruz?" diye sordum.저는 제 아내에게 "우리가 누구때문에 구매하는거지" 라고 말하자
Karıma dönüp, "Bunu kimin için alıyoruz?" diye sordum.M-am întors spre soția mea și am întrebat: " Pentru cine îl cumpărăm? "
Karıma dönüp, "Bunu kimin için alıyoruz?" diye sordum.Me dirijo a mi esposa y le digo: "¿Para quién es esto?"
Karıma dönüp, "Bunu kimin için alıyoruz?" diye sordum.Mi giro verso mia moglie e dico "Per chi è che lo stiamo comprando?"
Karıma dönüp, "Bunu kimin için alıyoruz?" diye sordum.Otočil jsem se ke své ženě, "Pro koho to kupujeme?"
Karıma dönüp, "Bunu kimin için alıyoruz?" diye sordum."Para quem é que estamos a comprar isto?" Ela diz:
Karıma dönüp, "Bunu kimin için alıyoruz?" diye sordum.Saya berpaling ke istri saya dan berkata, "Untuk siapa kita membeli ini?"
Karıma dönüp, "Bunu kimin için alıyoruz?" diye sordum.Tak som sa otočil na manželku: "Pre koho to kupujeme?" a ona na to:
Karıma dönüp, "Bunu kimin için alıyoruz?" diye sordum.Tôi quay sang bà xã và nói, "Chúng ta sẽ mua cái này cho ai đây?"
Karıma dönüp, "Bunu kimin için alıyoruz?" diye sordum.Zwracam się do mojej żony i pytam: "Dla kogo to kupujemy?"
Karıma dönüp, "Bunu kimin için alıyoruz?" diye sordum.Γυρίζω στη γυναίκα μου και λέω, "Για ποιoν το αγοράζουμε αυτό;"
Karıma dönüp, "Bunu kimin için alıyoruz?" diye sordum.Обърнах се към жена си и попитах, "За кого купуваме това?"
Karıma dönüp, "Bunu kimin için alıyoruz?" diye sordum.Я спитав дружину: "Для кого ми це купляємо?"
Karıma dönüp, "Bunu kimin için alıyoruz?" diye sordum.Я спросил жену: "Кому мы это покупаем?"
Karıma dönüp, "Bunu kimin için alıyoruz?" diye sordum.פניתי לאישתי ושאלתי אותה " למי קנינו את זה ?"
Karıma dönüp, "Bunu kimin için alıyoruz?" diye sordum.إلتفت إلى زوجتي وقلت، "لمن نشتري؟"
Karıma dönüp, "Bunu kimin için alıyoruz?" diye sordum.「私たちよ」と答えたので 私も納得しました
Karşılıklı oturuyorken, röportajın neredeyse an başında ona döndüm ve sordum:Chúng tôi ngồi đó. chờ đợi bắt đầu cuộc phỏng vấn, Tôi quay sang ông ấy và nói.
Karşılıklı oturuyorken, röportajın neredeyse an başında ona döndüm ve sordum:En we zaten daar, en bijna aan het begin van het interview, draaide ik me naar hem toe en zei:
Karşılıklı oturuyorken, röportajın neredeyse an başında ona döndüm ve sordum:Et on était assis, et presque au début de l'interview,
Karşılıklı oturuyorken, röportajın neredeyse an başında ona döndüm ve sordum:자리에 앉아서 인터뷰를 시작하기 직전에
Karşılıklı oturuyorken, röportajın neredeyse an başında ona döndüm ve sordum:Siedzieliśmy sobie i prawie na początku wywiadu zwróciłem się do niego w te słowa:
Karşılıklı oturuyorken, röportajın neredeyse an başında ona döndüm ve sordum:Şi eram acolo pe scenă şi chiar la începutul interviului m-am întors spre el şi i-am spus:
Karşılıklı oturuyorken, röportajın neredeyse an başında ona döndüm ve sordum:Και καθόμασταν εκεί, και σχεδόν στην αρχή της συνέντευξης, γύρισα σε αυτόν και είπα, "Στηβ," ή "κε.
Karşılıklı oturuyorken, röportajın neredeyse an başında ona döndüm ve sordum:Мы сели, и почти в самом начале интервью я повернулся к нему, и сказал:
Karşılıklı oturuyorken, röportajın neredeyse an başında ona döndüm ve sordum:Седяхме там и почти в началото на интервюто се обърнах към него и казах:
Karşılıklı oturuyorken, röportajın neredeyse an başında ona döndüm ve sordum:וישבנו שם, כמעט לקראת תחילת הראיון,
Karşılıklı oturuyorken, röportajın neredeyse an başında ona döndüm ve sordum:و كنا جالسين هناك، و قرب بداية المقابلة تقريباً،
Karşılıklı oturuyorken, röportajın neredeyse an başında ona döndüm ve sordum:インタビューの ほんの入り口で 彼に向かって言いました 「スティーブ」 いや 「マーティンさん
Kendime binlerce soru sordum.Me he hecho miles de preguntas.
Kendime binlerce soru sordum.Я тысячу раз себя спрашивала.
Kendime bir soru sordum:의문이 하나 생겼습니다.
Kendime bir soru sordum:Tôi tự hỏi bản thân mình:
Kendime bir soru sordum:Я спросил себя:
Kendime bir soru sordum:שאלתי את עצמי שאלה:
Kendime bir soru sordum:طرحت على نفسي سؤال:
Kendime bir soru sordum:「これだけいろいろなことを知っていながら
Kendime "Disney'den bilgisayar dizaynı yapan bir adamla tanışmayı istiyor muyum?" diye sordum.Am spus: "Oare chiar vreau să întâlnesc un tip de la Disney, care a proiectat computere?"
Kendime "Disney'den bilgisayar dizaynı yapan bir adamla tanışmayı istiyor muyum?" diye sordum.Azt gondoltam: "Akarok én ezzel a Disneyből jött fickóval találkozni, aki számítógépeket tervezett?"
Kendime "Disney'den bilgisayar dizaynı yapan bir adamla tanışmayı istiyor muyum?" diye sordum.Dicevo: "voglio davvero conoscere un informatico della Disney?"