Bu hayalimden uyandığımda, kendime o aktrisin kim olduğunu sordum.思いました あの人誰? シャバーナー・アーズミー か レーカーでした
Bu kişileri makineye - MRI makinesine - sokmadan önce her türlü soruyu sordum.Antes de poner a estas personas en la máquina IRM,
Bu kişileri makineye - MRI makinesine - sokmadan önce her türlü soruyu sordum.Când i-am supus pe aceşti oameni RMN-ului, înainte de a-i pune în aparat, le-am pus tot felul de întrebări.
Bu kişileri makineye - MRI makinesine - sokmadan önce her türlü soruyu sordum.MRI검사를 하러 들어가기 전에, 저는 사람들에게 갖가지 질문을 합니다.
Bu kişileri makineye - MRI makinesine - sokmadan önce her türlü soruyu sordum.Predno sem te ljudi dala v MRI aparat, sem jim zastavila različna vprašanja.
Bu kişileri makineye - MRI makinesine - sokmadan önce her türlü soruyu sordum.Před tím, než jsem ty lidi posadila před přístroje, jsem se jich ptala na všechno možné.
Bu kişileri makineye - MRI makinesine - sokmadan önce her türlü soruyu sordum.Pred tým, ako som posadila ľudí pred prístroje, opýtala som sa ich rôzne druhy otázok.
Bu kişileri makineye - MRI makinesine - sokmadan önce her türlü soruyu sordum.Trước khi tôi đặt những người này vào máy MRI, Tôi đã hỏi họ đủ các loại câu hỏi,
Bu kişileri makineye - MRI makinesine - sokmadan önce her türlü soruyu sordum.Wenn ich die Leute zum MRT geschickt habe, habe ich ihnen davor alle möglichen Fragen gestellt.
Bu kişileri makineye - MRI makinesine - sokmadan önce her türlü soruyu sordum.Zanim podłączyłam badanych do MRI, zadawałam im przeróżne pytania.
Bu kişileri makineye - MRI makinesine - sokmadan önce her türlü soruyu sordum.Όταν περάσα τους ερωτευμένους από τον τομογράφο, πριν τους περάσω θα τους ρωτούσα καθε ήδους ερώτηση.
Bu kişileri makineye - MRI makinesine - sokmadan önce her türlü soruyu sordum.Когато изследвахме хората с мозъчния ЯМР, преди да пусна машината, им задавах всякакви въпроси.
Bu kişileri makineye - MRI makinesine - sokmadan önce her türlü soruyu sordum.Когда я клала этих людей в сканер, перед ЯМР-томографом, я задавала им целый набор вопросов.
Bu kişileri makineye - MRI makinesine - sokmadan önce her türlü soruyu sordum.Коли я робила цим людям магнітно-резонансно томографію, перед тим я задавала питання різного характеру.
Bu kişileri makineye - MRI makinesine - sokmadan önce her türlü soruyu sordum.לפני שהכנסתי את האנשים לאמ.אר.איי, שאלתי אותם כל מיני שאלות.
Bu kişileri makineye - MRI makinesine - sokmadan önce her türlü soruyu sordum.فعند ما كنت أضع هؤلاء الناس فى جهاز قبل أن أضعهم فى جهاز اشعة الرنين المغنطيسي كنت أسألهم كل أنواع الأسئلة
Bu kişileri makineye - MRI makinesine - sokmadan önce her türlü soruyu sordum.ありとあらゆる質問をします けれどもメインの質問はいつも同じです
Bu kişileri makineye - MRI makinesine - sokmadan önce her türlü soruyu sordum.當我將嗰啲人放入磁力共振掃描儀之前 我會問佢地各種問題
Bu kitabı yazmak için, kız kardeşime sorular sordum.Ahhoz, hogy meg tudjam írni ezt a könyvet, kérdéseket tettem fel a nővéremnek.
Bu kitabı yazmak için, kız kardeşime sorular sordum.Când am scris cartea, m-am îndreptat către sora mea.
Bu kitabı yazmak için, kız kardeşime sorular sordum.Con el propósito de escribir el libro, fui a hacer preguntas a mi hermana.
Bu kitabı yazmak için, kız kardeşime sorular sordum.Để viết cuốn sách đó, tôi hỏi chị gái tôi.
Bu kitabı yazmak için, kız kardeşime sorular sordum.책을 쓰기 위해 나는, 내 아버지가 어떤 사람인지 알고싶어서, 언니가 아는 아버지는 누구인지
Bu kitabı yazmak için, kız kardeşime sorular sordum.Per le esigenze di scrittura del libro, ho posto delle domande a mia sorella.
Bu kitabı yazmak için, kız kardeşime sorular sordum.Toen ik dit boek wilde schrijven, stelde ik mijn zuster heel wat vragen.
Bu kitabı yazmak için, kız kardeşime sorular sordum.Um das Buch schreiben zu können, habe ich meine Schwester befragt.
Bu kitabı yazmak için, kız kardeşime sorular sordum.Για να μπορέσω να γράψω το βιβλίο, έκανα ερωτήσεις στην αδερφή μου.
Bu kitabı yazmak için, kız kardeşime sorular sordum.Для книги, которую я писала, я задала сестре много вопросов.
Bu kitabı yazmak için, kız kardeşime sorular sordum.Докато пишех книгата, задавах много въпроси на сестра ми.
Bu kitabı yazmak için, kız kardeşime sorular sordum.Щоб написати книгу, я розпитала сестру.
Bu kitabı yazmak için, kız kardeşime sorular sordum.על מנת לכתוב את הספר הזה, שאלתי את אחותי שאלות. רציתי לדעת מי היה אבי,
Bu kitabı yazmak için, kız kardeşime sorular sordum.ولكي أكتب الكتاب طرحت الاسئلة على اختي لكي أعلم كيف كان والدي قبل أن أأتي إلى هذه الحياة
Bu kitabı yazmak için, kız kardeşime sorular sordum.姉の知っている父はどんな人であったか 姉に尋ねてみました
Bu komployu sen mi kurdun diye sordum.Azt kérdeztem, hogy te intézted-e ezt így?
Bu komployu sen mi kurdun diye sordum.Σε ρώτησα αν ήταν δική σου μηχανορραφία.
Bu komployu sen mi kurdun diye sordum.سألتك اذا كان هذا عملك؟
Bu mağazaya gitmeye bayılıyordum, bir keresinde kendime sordum, nasıl oluyor da hiçbir şey almadan dönüyorum?Amavo recarmi in questo posto, ma una volta mi sono chiesta, beh, ma perché non compri mai niente?
Bu mağazaya gitmeye bayılıyordum, bir keresinde kendime sordum, nasıl oluyor da hiçbir şey almadan dönüyorum?Eu adorava ir àquela loja mas, numa ocasião, perguntei a mim mesma: Porque é que nunca compras nada?
Bu mağazaya gitmeye bayılıyordum, bir keresinde kendime sordum, nasıl oluyor da hiçbir şey almadan dönüyorum?Ik ging dolgraag naar die winkel, maar op een bepaald moment vroeg ik me af: waarom koop je nooit iets?
Bu mağazaya gitmeye bayılıyordum, bir keresinde kendime sordum, nasıl oluyor da hiçbir şey almadan dönüyorum?Iubeam să merg la aprozarul ăsta, dar la un moment dat m-am întrebat, cum de nu cumperi niciodată nimic?
Bu mağazaya gitmeye bayılıyordum, bir keresinde kendime sordum, nasıl oluyor da hiçbir şey almadan dönüyorum?저는 이 가게에 가는 것을 좋아했지만 한번은 제 자신에게, 글쎄 너는 왜 아무것도 사지 않니? 라고 물었습니다.
Bu mağazaya gitmeye bayılıyordum, bir keresinde kendime sordum, nasıl oluyor da hiçbir şey almadan dönüyorum?Me encantaba ir a esa tienda, pero en una ocasión me pregunté, ¿por qué nunca compro nada?
Bu mağazaya gitmeye bayılıyordum, bir keresinde kendime sordum, nasıl oluyor da hiçbir şey almadan dönüyorum?Uwielbiałam tam chodzić. Raz zadałam sobie pytanie: "Dlaczego nigdy nic nie kupiłaś?".
Bu mağazaya gitmeye bayılıyordum, bir keresinde kendime sordum, nasıl oluyor da hiçbir şey almadan dönüyorum?Μου άρεσε πολύ να πηγαίνω σε αυτό το μαγαζί αλλά κάποια στιγμή αναρωτήθηκα πως και δεν αγοράζω ποτέ τίποτα;
Bu mağazaya gitmeye bayılıyordum, bir keresinde kendime sordum, nasıl oluyor da hiçbir şey almadan dönüyorum?Много обичах да ходя в този магазин, но един ден се запитах защо никога не си купувам нищо?
Bu mağazaya gitmeye bayılıyordum, bir keresinde kendime sordum, nasıl oluyor da hiçbir şey almadan dönüyorum?Я любила ходити в той супермаркет, але якось мені спало на думку - чому я ніколи нічого не купую?
Bu mağazaya gitmeye bayılıyordum, bir keresinde kendime sordum, nasıl oluyor da hiçbir şey almadan dönüyorum?Я обожала ходить в этот магазин, но в один прекрасный день спросила себя: почему же я ничего там не покупаю?
Bu mağazaya gitmeye bayılıyordum, bir keresinde kendime sordum, nasıl oluyor da hiçbir şey almadan dönüyorum?אהבתי ללכת לחנות הזו, אבל פעם אחת שאלתי את עצמי, אז למה את אף פעם לא קונה שום דבר?
Bu mağazaya gitmeye bayılıyordum, bir keresinde kendime sordum, nasıl oluyor da hiçbir şey almadan dönüyorum?كنت احب الذهاب الى هذا المحل, لكن في احدى المناسبات سألت نفسي, كيف يمكن ان لا اشتري اي شيء ابدا؟
Bu mağazaya gitmeye bayılıyordum, bir keresinde kendime sordum, nasıl oluyor da hiçbir şey almadan dönüyorum?でもふと思いました なぜ私は何も買わないんだろう? この店のオリーブオイルのコーナーです
Bu mesleği seçmeye ne zaman karar verdiğini sordum.A já říkám: "No a kdy jste se pro to rozhodl?"
Bu mesleği seçmeye ne zaman karar verdiğini sordum.A ja som povedal: "No a kedy ste sa tak rozhodol?"
Bu mesleği seçmeye ne zaman karar verdiğini sordum.A kiedy się na to zdecydował?
Bu mesleği seçmeye ne zaman karar verdiğini sordum.Dan saya bertanya lagi, "Oke, sejak kapan anda memutuskan hal itu?"
Bu mesleği seçmeye ne zaman karar verdiğini sordum.E io dico, "Ma quando ha deciso di diventarlo?"
Bu mesleği seçmeye ne zaman karar verdiğini sordum.En ik zei, "Wel, wanneer besloot je het te worden?"
Bu mesleği seçmeye ne zaman karar verdiğini sordum.Erre én: "Nos, mikor döntötted el?"
Bu mesleği seçmeye ne zaman karar verdiğini sordum.Et j'ai dit, "Eh bien, quand avez vous choisi?"
Bu mesleği seçmeye ne zaman karar verdiğini sordum.In sem ga vprašal: "Kdaj pa ste se odločili?"
Bu mesleği seçmeye ne zaman karar verdiğini sordum."음, 언제부터요?" 하니