Ana içeriğe geç
Sözlük

sordum ile cümle

sordum kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Beşiktaş da oynamış arkadaşlarıma sorular sordum.Ja sam također odgovoran za prijatelje koji su došli samnom.
O günden sonra hep "Babam nerede?" sorusunu sordum.Spýtal sa vtedy matky, že „čo to bolo“.
Neden diye sordum.Klausiate kodėl?
Anne: İlk ben sordum.Sellepärast ma ütlen sulle esimesena.
"11 Eylül'de neredeydiniz?" diye sordum."9/11사태 때, 자네 어디에 있었나?"
"11 Eylül'de neredeydiniz?" diye sordum.Am întrebat: "Unde erai în 11 septembrie?
"11 Eylül'de neredeydiniz?" diye sordum.Ho chiesto, "Dov'eravate l'11 Settembre?"
"11 Eylül'de neredeydiniz?" diye sordum.Hol voltál szeptember 11-n?
"11 Eylül'de neredeydiniz?" diye sordum.Ich fragte sie: "Wo waren Sie am 11. September?"
"11 Eylül'de neredeydiniz?" diye sordum.Ik vroeg: "Waar waren jullie op 11 september?"
"11 Eylül'de neredeydiniz?" diye sordum.J'ai demandé: "Où étiez-vous le 11 septembre?"
"11 Eylül'de neredeydiniz?" diye sordum.Jeg spurgte, "Hvor var I under 9/11?"
"11 Eylül'de neredeydiniz?" diye sordum."Onde estavam no 11 de Setembro?"
"11 Eylül'de neredeydiniz?" diye sordum.Pregunte: "¿Dónde estaban el 11 de septiembre?
"11 Eylül'de neredeydiniz?" diye sordum.Saya bertanya, "Di manakah Anda saat 9/11?"
"11 Eylül'de neredeydiniz?" diye sordum.Spýtal som sa, "Kde ste boli 11.septembra?"
"11 Eylül'de neredeydiniz?" diye sordum.Tôi hỏi, "Các câụ đã ở đâu vào hôm 11/9?"
"11 Eylül'de neredeydiniz?" diye sordum.Zapytałem: "Gdzie byliście 11. września?"
"11 Eylül'de neredeydiniz?" diye sordum.Zeptal jsem se: "Kde jsi byl 11. září?"
"11 Eylül'de neredeydiniz?" diye sordum.Ρώτησα "που βρισκόσασταν την 11η Σεπτεμβρίου;"
"11 Eylül'de neredeydiniz?" diye sordum.Попитах ги: "Къде бяхте на 11.09?"
"11 Eylül'de neredeydiniz?" diye sordum.Я спросил: "Где вы были 11 Сентября?"
"11 Eylül'de neredeydiniz?" diye sordum.שאלתי, "איפה הייתם ב 11/9?"
"11 Eylül'de neredeydiniz?" diye sordum.ومن ثم سئلت الجميع " اين كنتم في 11/9 "
"11 Eylül'de neredeydiniz?" diye sordum.後方にいたある若い隊員は
12 yaşında bir çocukla, bir amerikan futbolu oyuncusuyla konuşmuştum, ona sordum:저는 풋볼 선수였던 12살 소년과의 대화를 기억합니다. 저는 소년에게 물었죠,
12 yaşında bir çocukla, bir amerikan futbolu oyuncusuyla konuşmuştum, ona sordum:12歳のフットボール選手に 聞いたことがあります 「君のことをコーチが
12 yaşında bir çocukla, bir amerikan futbolu oyuncusuyla konuşmuştum, ona sordum:Emlékszem, beszéltem egyszer egy 12 éves fiúval, egy focistával, és megkérdeztem tőle, hogy
12 yaşında bir çocukla, bir amerikan futbolu oyuncusuyla konuşmuştum, ona sordum:Ik weet nog dat ik sprak met een 12-jarige football-speler, en dat ik hem vroeg:
12 yaşında bir çocukla, bir amerikan futbolu oyuncusuyla konuşmuştum, ona sordum:Îmi amintesc vorbind unui băiat de 12 ani, un jucător de fotbal, şi l-am întrebat, am spus,
12 yaşında bir çocukla, bir amerikan futbolu oyuncusuyla konuşmuştum, ona sordum:Jag kommer ihåg en gång jag pratade med en 12 år gammal "football"-spelare, jag frågade honom;
12 yaşında bir çocukla, bir amerikan futbolu oyuncusuyla konuşmuştum, ona sordum:Je me rappelle avoir parlé à un garçon de 12 ans, un footballer, et je lui ai demandé, j'ai dit,
12 yaşında bir çocukla, bir amerikan futbolu oyuncusuyla konuşmuştum, ona sordum:Lembro-me de falar com um rapaz de 12 anos, jogador de futebol e perguntei-lhe:
12 yaşında bir çocukla, bir amerikan futbolu oyuncusuyla konuşmuştum, ona sordum:Mi ricordo di aver parlato ad un ragazzino di 12 anni, un giocatore di calcio, e di avergli chiesto:
12 yaşında bir çocukla, bir amerikan futbolu oyuncusuyla konuşmuştum, ona sordum:Pamätám si rozhovor s 12-ročným chlapcom, futbalistom. Spýtal som sa ho,
12 yaşında bir çocukla, bir amerikan futbolu oyuncusuyla konuşmuştum, ona sordum:Pamatuji si, jak jsem mluvil s 12letým chlapcem, fotbalistou, a zeptal jsem se ho, řekl jsem,
12 yaşında bir çocukla, bir amerikan futbolu oyuncusuyla konuşmuştum, ona sordum:Pamiętam rozmowę z 12-letnim chłopcem, piłkarzem, kiedy zapytałem go:
12 yaşında bir çocukla, bir amerikan futbolu oyuncusuyla konuşmuştum, ona sordum:Recuerdo haber hablado con un niño de 12 años, jugador de fútbol, y le pregunté, le dije:
12 yaşında bir çocukla, bir amerikan futbolu oyuncusuyla konuşmuştum, ona sordum:Saya ingat saya pernah berkata kepada seorang anak laki-laki berusia 12 tahun, pemain bola dan saya bertanya
12 yaşında bir çocukla, bir amerikan futbolu oyuncusuyla konuşmuştum, ona sordum:Tôi nhớ một lần tôi nói chuyện với một cậu bé 12 tuổi, cậu chơi bóng bầu dục, và tôi đã hỏi cậu, tôi nói rằng
12 yaşında bir çocukla, bir amerikan futbolu oyuncusuyla konuşmuştum, ona sordum:Θυμάμαι που μιλούσα σε ένα 12χρόνο παιδί, που έπαιζε ράγκμπι και του έκανα μια ερώτηση, του είπα.
12 yaşında bir çocukla, bir amerikan futbolu oyuncusuyla konuşmuştum, ona sordum:Пам'ятаю, як, розмовляючи з 12-річним хлопчиком, футболістом, я його запитав:
12 yaşında bir çocukla, bir amerikan futbolu oyuncusuyla konuşmuştum, ona sordum:Помню, я разговаривал с двенадцатилетним мальчиком, футболистом, я спросил его:
12 yaşında bir çocukla, bir amerikan futbolu oyuncusuyla konuşmuştum, ona sordum:Спомням си, че говорих с 12-годишно момче, футболист, и го попитах, казвайки:
12 yaşında bir çocukla, bir amerikan futbolu oyuncusuyla konuşmuştum, ona sordum:אני זוכר שדיברתי עם שחקן פוטבול בן 12 ושאלתי אותו
12 yaşında bir çocukla, bir amerikan futbolu oyuncusuyla konuşmuştum, ona sordum:أستطيع أن أتذكر الحديث مع طفل عمره 12 سنة ، لاعب كرة قدم ، وطرحت عليه سؤالاً ، قلت ،
1983 yılında ona gidip, dersten sonra bir kaç dakika konuşmaya vakti olup olmadığını sordum.Mary Allen Schulman, e siamo nel 1983 e dico:Professoressa posso parlare alla classe?
1983 yılında ona gidip, dersten sonra bir kaç dakika konuşmaya vakti olup olmadığını sordum.Professor Schulman kann ich nach der Stunde mit Ihnen reden?
1983 yılında ona gidip, dersten sonra bir kaç dakika konuşmaya vakti olup olmadığını sordum.Ако бях отишъл при нея през 1983-та и кажа: "Професор Шулман, може ли да разговарям с вас за момент?
1983 yılında ona gidip, dersten sonra bir kaç dakika konuşmaya vakti olup olmadığını sordum.あるビジネスモデルのアイデアを先生に提供します、と。
30 yaşlarında bir adam bir kitap satın alıyordu. Ne iş yaptığını sordum.Estava um sujeito dos seus 30 anos a comprar o livro e perguntei-lhe o que fazia.
8'i buldum çünkü kendime 4 ve 8'in en küçük ortak katı nedir diye sordum.내가 8을 갖게된 이유는 그것이 4와 8의 최소공배수이기 때문이야
8'i buldum çünkü kendime 4 ve 8'in en küçük ortak katı nedir diye sordum.8です。 8は4と8で割れます。
8'i buldum çünkü kendime 4 ve 8'in en küçük ortak katı nedir diye sordum.En ik kreeg 8 omdat ik zei, nou, wat is de minst algemene veelvoud van 4 en 8?
8'i buldum çünkü kendime 4 ve 8'in en küçük ortak katı nedir diye sordum.Ma to związek z pytaniem jaka jest najmniejsza wspólna wielokrotność 4 i 8?
8'i buldum çünkü kendime 4 ve 8'in en küçük ortak katı nedir diye sordum.Nos, azért 8-at mondtunk, mert mi is a 4-nek és a 8-nak a legkisebb közös többszöröse?
8'i buldum çünkü kendime 4 ve 8'in en küçük ortak katı nedir diye sordum.Vi vælger 8, fordi det er det mindste fælles multiplum af 4 og 8.
8'i buldum çünkü kendime 4 ve 8'in en küçük ortak katı nedir diye sordum.Vybral jsem osmičku, protože jsem si řekl, jaký je nejmenší společný násobek čtyř a osmi?
8'i buldum çünkü kendime 4 ve 8'in en küçük ortak katı nedir diye sordum.Vybral som 8, pretože som si povedal, aký je najmenší spoločný násobok 4 a 8 ?
8'i buldum çünkü kendime 4 ve 8'in en küçük ortak katı nedir diye sordum.Ами, 8, защото както казах, то е най-малкото общо кратно кратно на 4 и 8?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod