Onların sorduğu soruya cevap Agapetus tarafından verildi, çünkü John II, 8 Mayıs 535'te öldü.A zsinat kikérte II. János véleményét is, azonban a pápa 535. május 8-án váratlanul meghalt.
Bazen de şu durumda hangi şarkıyı söylerdin diye sorduğu da oluyor.Mindnyájunkat érdekelt, hogy mely dalokat akarja felvenni.
Bunun üzerine Baştürk, Yener'e neden bu kadar sık albüm çıkardığını sordu.Később Nelly meg is kérdezte, hogy Miért szeretik a németek ennyire ezt az albumot?.
Bu yeni adın ne olabileceğini sordu.Ebből alakulhatott ki mai neve.
Kral ardından kadıya sordu: "Sen ne dersin?A fiú ekkor gyanút fog: „Magának van egy lánya, ugye?”.
“Neden yaptın bunu?” diye sordular.Megkérdezi: „Mit műveltek?”.
Luk.22: 9 O'na, "Nerede hazırlık yapmamızı istersin?" diye sordular.1x17 11:25 körül: „That's why we like you, Mulder.
3 "Öyleyse neye dayanarak vaftiz* oldunuz?" diye sordu.Kriszta kérdezte, hogy "Csak háromból?"
Tom Mary'ye onun büyük annesi hakkında soru sordu.Tom a nagymamája felől kérdezte Marit.
Emily bana bir soru sordu.Emília föltett nekem egy kérdést.
Ross, Triple H'e görüntüleri görünce nasıl hissettiğini sordu.Ross kysyi Triple H:lta miltä tämän näkeminen hänestä tuntui.
Neden diye sordum.Miksi sinä minulta kysyt?
Ne demek istiyoruz?" diye sordu."Minkä aika?", hän kysyi.
Sadece saçma sapan sorular sordu dedi.Tuloksena oli pelkkiä viisastelevia vastauksia.
Son gününde, Domitian kendini rahatsız hissediyordu ve birkaç kez hizmetçiye saatin kaç olduğu sordu.Hän pyysi päästä Ontanangaan Wehasten hoidettavaksi, ja siellä pyysi useaan kertaan saada tulla kastetuksi.
Başka bir deyişle kendimize ve başkalarına sorduğumuz sorulara cevap verebilmeye çalışmaktır.Ystävälliset todistajat vastasivat itseään ja muita koskeviin kysymyksiin.
Bana sordu ne dersin diye...Älä kysy minkä takia...
Kıta ve vaziyeti sordular.Hän on kysytty tausta- ja sessiolaulaja.
Ona göre Ahmet efendi, kapının arkasına gelip sordu: “Kimsin?Helismaa tuli esityksen jälkeen kysymään: ”Mikäs mies se sinä olet?”.
Kölesi efendisinin nerede olduğunu sordu.Opettaja kysyi, missä hän on.
Yeterince tokatladığına inanınca da usturaları bu hale niçin getirdiğimi sordu.Kun Kasparovilta kysyttiin, miksi hän tarjosi tasapeliä, hän sanoi pelänneensä virhettä.
Mektubumu alıp almadığını sordum.Kysyin häneltä saiko hän lähettämäni kirjeen.
Tom Mary'ye yakında dönüp dönmeyeceğini sordu.Tom kysyi Maryltä, tulisiko tämä pian takaisin.
Polis, ''Bu araba sizin mi?'' diye sordu kızlara.Poliisi sanoi tytöille: "Onko tämä teidän autonne?"
Tom Mary'ye evinin nerede olduğunu sordu.Tom kysyi Maryltä, missä tämän koti oli.
Ona soru sordular.He kysyivät häneltä.
Öğrenciler birbiri ardına sorular sordu.Opiskelijat esittivät kysymyksiä yksi toisensa perästä.
O günden sonra hep "Babam nerede?" sorusunu sordum.Ρωτώ συνέχεια τη μαμά πότε θα έρθεις...
Neden diye sordum.Μη ρωτάτε γιατί.
Sonra öğrenciye ne gördüğünü sordu.Της είπαν τότε για το φοιτητή.
Diye sordu.Τι ήθελε.
Kıza adını sorduğunda, kızın cevabı “Autumn” (Sonbahar) olur.Τη ρωτάει πως τη λένε και αυτή απαντάει Ότομ (φθινόπωρο).
En çok sordukları soru ise bir bireyin diktatörlük rejimi altında nasıl davranması gerektiğiydi.Το ερώτημα, το οποίο ανέλυαν, ήταν το πώς πρέπει να συμπεριφέρεται ένα άτομο που ζει σε δικτατορικά καθεστώτα.
Kral ardından kadıya sordu: "Sen ne dersin?Όταν ο Βασιλιάς πληροφορήθηκε το θάνατό του λέγεται πως είπε: «Ήταν επόμενο.
Ayrıca karakter, Açlık Oyunları kitabında ""Ya sonra?" diye sordum.Το διήγημα περιλαμβάνεται στο βιβλίο «Ο καλλιτέχνης της πείνας και άλλα διηγήματα» (εκδ.
Beni arayıp yer verip veremeyeceğimizi sordular.Ζητούσα νερό και δεν μου δίνανε.
İyiyim, sorduğunuz için teşekkürler!Είμαι καλά, ευχαριστώ που ρωτάτε!
Tom Mary'ye dün neden okula gelmediğini sordu.Ο Θωμάς ρώτησε στη Μαίρη γιατί δεν πήγε σχολείο χθες.
Bana mı sordun?Spørger selv?
Diye sordu.Spurgte Till.
'Niye?' diye sordum.De spurgte ikke: ”Hvorfor?”.
Sonra peki dedi, şiveni de düzeltmemişsin, düzeltemedin mi diye sordu.أَلَمْ يَجِدْكَ يَتِيمًا فَآوَىٰ Fandt Han dig ikke forældreløs og gav dig asyl?
“Bu yaptı’ı normal mi?” diye sordu Godrimir."Hvem har fortalt dig dette?" spurgte Regnar.
Kıza adını sorduğunda, kızın cevabı “Autumn” (Sonbahar) olur.Tror offeret på den, er han "aprilsnar!"
"Araf'ı niye yarattı zannediyorsun?" diye sordu Castiel'e."Tror De virkelig på det?" spurgte feltmarskallen.
Kırmızı Başlıklı Kız kurda "Neden senin ağzın bu kadar büyük?" diye sordu.Pigens undrende spørgsmål ("Hvorfor har du så store øjne?"
Ne demek istiyoruz?" diye sordu.'Hvad gjorde du så?' spurgte hun mig.
Kıta ve vaziyeti sordular.Ask og kvalkved.
O senin halini hatırını sordu.Han spurgte efter dig.
Tom adres sordu.Tom spurgte om vej.
Onun halini hatırını sordum.Jeg spurgte efter ham.
Bunu şöyle anlatıyor: “Annem bir gün bana sorduğunda Ishøj Gymnasium'da ( lise) 2. sınıftaydım.Han beskriver det således: ”Jeg gik i 2. g på Ishøj Gymnasium, da min mor en dag spurgte mig.
Ne olduğunu sordum.Spørsmålet var hvor?
Bunun üzerine eşi, kendisini neyle bağlarsa kurtulamayacağını sordu.Han avskydde sin hustru som var påtvunget ham, og synes heller ikke å ha omgitt seg av friller.
Nebukadnezar, ona: "Seni, bana, secdeden alıkoyan nedir?" diye sordu.En av gjerningsmennene uttalte: «Hva annet kunne jeg ha gjort?
Bana mı sordun?«Sorry You Asked?»
‘Neden böyle yaptın?’ diye sorduklarında Sırrı Sakatî: “Rasûlullah (s.a.v.)Da han ble spurt om det plaget ham, svarte han at «Tvertimot, det gir meg tid til å tenke!»
Bu noktada şu soruyu sorduk: ’15 yaşındaki bir genç kızın başına gelebilecek en kötü şey nedir?’Da han fikk spørsmål om: «Hvordan føles det å pensjonere seg i en alder av 35 år?»
Ayrıca bana yaşadığım yeri sordunuz.Lurer du på noe om det stedet du skal til?
Başka bir deyişle kendimize ve başkalarına sorduğumuz sorulara cevap verebilmeye çalışmaktır.Det er i naturen hun kan søke svar på sine lengsler og spørsmål.