Ana içeriğe geç
Sözlük

sora ile cümle

sora kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Ben nasıl soru sorarım.Można pytać o wszystko.
Tören sırasında çocuğun ismini soran rahibe anlatıcı "Morella" cevabını verir.Podczas ceremonii, ksiądz pyta o jej imię, na co narrator odpowiada, Morella.
Kennedy, "Çip de ne demek?" diye sorar.Tịnh Không powiedział: "Z czego się śmiejesz?"
Molly "Ne oluyor?" diye Sam'e sorar."Gdzie mnie zabierasz?" - pyta Kay.
Arap alfabesinden uyarlanmış olan Soranî alfabesi ise Irak ve İran'da kullanılmaktadır.Zmodyfikowany alfabet arabski używany jest także w Iranie i Afganistanie.
Ders bittikten sonra Milo, Oscar ve Bea'ye kendisinin bencil mi olduğunu onlara sorar.Wahała się z odpowiedzią na pytanie, czy ona i Abby były wobec siebie serdeczne.
"Bunları bu hâle kim getirdi?" diye sorar.Zapytał: „Co oni tam robią?”
O yüzden Cudana kesik başa gider ve kayıp oğlunun akıbetini sorar.Później jednak zmartwychwstają i pokonują syna nieprawości.
Ali, eserlerini Kürtçenin Soranice lehçesinde kaleme alır.Tom nadwerężył sobie kręgosłup podczas pracy w pizzerii.
Kızlara onu affedip affetmeyeceğini sorar.Problem w tym, że my nie chcemy prosić Go o przebaczenie.
"Öyleyse hangisi asıl karakterdir, gerçek kişiliktir?" diye sorar Jung. "..."Co wybierzesz: miłość czy przyjaźń?", pyta Yash Raja.
Eko bunun nasıl olduğunu sorar.Daowu zapytał Jak to rozumiesz?
Halk, üç uyanık arkadaşa sorular sorar, bunlara uygun birer cevap alırlar.Każda para dostaje po trzy pytania z trzema wariantami odpowiedzi.
Burada birtakım tuhaf olaylar yaşadıktan sonra benzinliğin sahibi olan adama yolu sorarlar.W chwilę po zdarzeniu okoliczni mieszkańcy próbowali ukraść wyciekające paliwo.
Sonra sırayla “yüzük kimde?” diye sorar.Wydał ponadto: „Kto im dał skrzydła.
Gecenin koruma prens sorar, ama ödeme olarak sunduğu tek şey bir gül olduğunu.Hon ber prinsen om skydd för natten, men det enda hon har att erbjuda som betalning är en ros.
Birkaç bowling dersinden sonra, Jacques, Marge'a kendisiyle brunch yapmasıı sorar.Efter en "lektion" frågar Jacques om hon vill äta brunch med honom.
Ben nasıl soru sorarım.Vid ja \ nej‑frågor.
Müslümanlar, İslâm Peygamberi Muhammed döneminde akıllarındaki soruları hemen ona sorabiliyorlardı.Den skall ha uppenbarat sig för profeten Muhammed under hans tid i Medina.
Bara giderek eşinin nerede olduğunu sorar.Hon frågar bartendern var han är.
Tristan geldiği zaman ona ne istediğini sorar (arya: Beğehrt, Herrin, was ıhr wunscht?)Tristan vaknar till medvetande och frågar var han befinner sig ("Die alte Weise - was weckt sie mich?").
Gurnemanz gencin gördüklerinden bir şey anlayıp anlamadığını sorar.Gurnemanz frågar pojken om han förstod något av det han såg och hörde.
Korkar ve Pamina’ya ne demeleri gerektiğini sorar.De ingriper och talar med Pamina.
Amelia ağlamaktadır ve Boccanegra bunun nedenini sorar.Fatima är fortfarande sorgsen och Abubeker frågar varför.
Çocuk sürekli sorgulandığında sadece soru soranları tatmin etmek için hafızasını zorlayabilir.När jag betraktar min barndom ser jag endast mina reaktioner.
Şimdi istediğini sorabilirsin.Nu kan du fråga vad du vill.
Locke’a soru işaretinin ne olduğunu sorar.По дорозі він запитує Локка про знак питання.
Padişah kadına '' peki bu mahallenin adı ne?'' diye sorar.«Як звуть твою дівчину?» — Запитує один іншого.
Masadakiler sorar: "Peki sen ne olacaksın?"Мекканци запитали: «Хто ви?»
Dupin denizciye Rue Morgue'da işlenen cinayetler hakkında neler bildiğini sorar.Дюпен вимагає від відвідувача розповісти все, що йому відомо про вбивства на вулиці Морг.
Kahin, tanrıya bir konu hakkında, cevabı "evet" ya da "hayır" olabilecek bir soru sorardı.Бог випадку відповідає «da» або «ja» на будь-яке питання, на яке можна відповісти «так» або «ні».
O anki gereksinime ya da çok bildik konulara ilişkin alanlarda basit sorular sorabilir ve cevap verebilirim.Я можу ставити прості запитання і відповідати на них в рамках відомих мені тем.
Sorata onu "uzaylı" olarak tanımlamaktadır.Авторка назвала його «Чужі».
Dawn ise dizinin son sorusunu sorar: "Evet.Саме Чендлер сказав останню репліку в серіалі: «Звісно.
Bu nedenle çok soru sorar.Виникає багато питань.
Daha sonra kediyi gösterir ve adını sorar.Той питає його прізвище і йде.
Fakat Mevlüt bu defa da film için izin alıp almadığını sorar.Бастіан, як і минулого разу, без дозволу бере книжку.
Harun Reşit, şaşırarak tekrar sorar: "–Ne işin vardı orada?"Місато здивовано запитує: «Що це?»
Ertesi sabah iki jandarma hana gelerek van Gogh'u intihar girişimi hakkında soru sorarlar.Але після їхнього останнього перебування у Вогезах, Давида допитує поліція, розслідуючи вбивство.
Dahası, İSS erişim için kendi MAC adresini soran tek merci değildir.При цьому вибирається один і той же NIC рабиню для кожного призначення MAC-адреси.
Faith, ona ilişkilerinin ne yönde gittiğini sorar.Фред запитує, де вона.
Gölaud ona neden kendini bu kadar mutsuz hissetiğini sorar.Він запитує, чому Вертер такий сумний.
Michael, iki masum insanı öldürmeye değip değmeyeceğini sorar.Джо зізнається, що винний у смерті двох невинних людей.
İnsanlara yardım eder, yardım alır, sorularına cevap verir ve kendi sorularınızı sorarsınız.Він допомагає забутися, давати і отримувати те, що ти хочеш.
Crowley'e bunu sorarlar ve Crowley, Araf'ın yerini öğrenmek istediğini söyler.Клієнти тікають, і пан Крабс хоче знати, що за хаос.
Sinirli bir şekilde Lily'ye karşı koyar ve ona sabah neden uyandırmadığını sorar.Вона пробігає повз матір, запитуючи, чому вона не розбудила її вранці, і поспішає на роботу.
Bu işten fazlasıyla memnun olan Padişah, askere sorar: "Dile benden ne dilersen?"Преподобний старець відповів: «Пам'ятай, чадо, кому ти даєш обіцянку і чиїм ти воїном хочеш бути.
Yerinde olsam ona sorarım.Я би запитав його на твоєму місці.
Öğretmene soralım.Запитаймо вчителя.
Soracak kimse yoktu.Нема було кого спитати.
"Âmir insan, bilmediği şeyler konusunda daha ihtiyatlı ve çekingence sorar.Kolik – a zda vůbec – po sobě zanechal potomků není známo.
Bara giderek eşinin nerede olduğunu sorar.Posléze se začal své ženy ptát, kde je jeho žena.
Dahası, İSS erişim için kendi MAC adresini soran tek merci değildir.Navíc klient není jediná osoba, která může spoofnout svoji MAC adresu, aby získala přístup k Internetu.
Yeme takıntılıdır ve sürekli « Ne zaman yiyeceğiz ? » diye sorarak Joe’yu kızdırır.Je posedlý jídlem a pořád se ptá: „Kdy už budeme jíst?“, což leze na nervy Joemu.
Tören sırasında çocuğun ismini soran rahibe anlatıcı "Morella" cevabını verir.Během obřadu se kněz ptá, jaké je dceřino jméno, na což vypravěč odpoví „Morella“.
Ona neler olduğunu sorar.Ptá se jí, co se děje.
Kennedy, Romero'ya "Herkes iyi mi?" diye sorar.Kennedy se zeptal Romera: „Jsou všichni v pořádku?“ a Romero odpověděl: „Ano, ano, všechno bude v pohodě“.
Ama tüm terör örgütleri bir tür kült müdür, diye sorarsanız, cevabım evet olacaktır.Kdo na kteroukoli z těchto otázek odpoví kladně, je spiklenec.
Haydi ReslüluIlah'a gidelim ve bu işin (hilafet) bize ait olup olmadığmı soralım.Ptáte se kdo jsme: my jsme ti, kdo řídí změnu boje.
Sorata onu "uzaylı" olarak tanımlamaktadır.Toto připojení se označuje extranet.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod