Ama Oscar, Bea’ye o gün randevusu olup olmadığını sorar ve Bea ertelediğini söyler.Há controvérsias adicionais sobre o que Bee disse e se ele disse alguma coisa.
"Bunları bu hâle kim getirdi?" diye sorar.Perguntaram-lhe: "Quem a vai comprar?
Bunu neden yaptığını soranları, “Ben nereye gitsem moda beni takip eder” diyerek yanıtlamıştır.Ele pediu ao povo : " Onde vocês vão me colocar quando eu morrer ? "
Soraya sahneye 25. yani son sırada çıkmıştır.O anime acabou no episódio 25 da 3.ª temporada.
"Ne zaman keşkeğini yiyeceğiz" diye sorarlar.“Perguntou-me se queria jantar.
Çavuş Nemorino'ya niçin üzüntülü olduğunu sorar.De sergeant vraagt naar de reden van Nemorino's neerslachtigheid.
Şürele “Suyun başı ne tarafta?” diye sorarsa, ona suyun aktığı taraf gösterilmelidir.Wanneer de boot echter zinkt worden ze door een duikboot opgepikt die hen vraagt: "À l' eau?"
O sırada sahilde Jack'in iyileştirmeye çalıştığı polis kendine gelmiştir ve Jack'e "O nerede?" diye sorar.Op het strand komt de agent bij, en vraagt Jack: 'Waar is ze?'.
Belki de hazırlanmıştır, sorarsınız.Is er wel een gehouden, vraagt men zich af?
Neden bu ismi verdiğini sorar.Vraag: Waarom geven wij hem die naam?
Nemorino safca Dulcamara'ya İsolde'nin aşk iksirine benzer bir ilacı olup olmadığını sorar.Nemorino vraagt Dulcamara of hij zoiets heeft als Isoldes liefdeselixer.
Amy, Doktor'a neden kendisini seçtiğini sorar.Tommy vraagt waarom hij hem wilt spreken.
Gölaud ona neden kendini bu kadar mutsuz hissetiğini sorar.Gefrustreerd vraagt Zuko zich af, waarom hij zo slecht is in goed zijn.
Kratos Athena'nın yanına gelir ve "Neden?" diye sorar.In welk Athene?' vroeg deze zich af.
Ben nasıl soru sorarım.Vraag er eens naar.
Bobby eşini rahatlatmaya çalışır ve ardından ona "Family Guy ne ki?" diye sorar.Bobby sluit af met "Wat is Family Guy?".
Sorata onu "uzaylı" olarak tanımlamaktadır.Hij staat dan ook niet toe dat iemand hem gewoon “alien” noemt.
Kendinize şunu sorabilirsiniz: "Neden ben?De vraag die gesteld wordt zou kunnen zijn: "Waarom doet hij dat?"
Dış ses ona kim olduğunu sorar, ne diyeceğini bilemeyip bocalasa da sonunda hatırlar, kendisini tanıtır.Hij zal niet namens zichzelf spreken, maar hij zal zeggen wat hij hoort en jullie bekendmaken wat komen gaat.
Onlara faili meçhul cinayetleri kimin işlediğini sorar.Desgevraagd weet Charles wie de moord heeft gepleegd.
ETS bu bölümü gelecekte soracağı soruları denemek için kullanmaktadır.NASA is echter wel met onderzoeken bezig om dit in de toekomst mogelijk te maken.
İlk gözdesi tiyatroydu, Cyrano Tiyatrosu'nda başladığı kariyerini, Companie Daniel Sorano'da devam ettirdi.Daarna sloot hij zich aan bij het theatergezelschap Daniel Sorano.
Bilim adamı kibirle gülümser ve, "Peki kaplumbağa neyin üstünde duruyor?" diye sorar."Hoeveel voorsprong?" vroeg hij de Schildpad met een glimlach.
Ebû Saîd Abdullah; “Ben de bir soru soracağım.Heer Bommel vraagt: “Een mop?
Padişah kadına '' peki bu mahallenin adı ne?'' diye sorar.'Hoe heet je echtgenoot?' vroeg een van de broers.
Aşk Tesadüfleri Sever, Ömer Faruk Sorak filmi.We like to be frightened gaat over de liefde voor horrorfilms.
Halk, üç uyanık arkadaşa sorular sorar, bunlara uygun birer cevap alırlar.Drie kandidaten moeten vragen foutloos beantwoorden.
Clara diğer çipi neden verdiğini sorar.Clara vraagt waar haar Notenkraker is.
Daha sonra Amy gelip ne yaptıklarını sorar.Amy vraagt of hij ze wil laten zien.
Vito şaşkınlıkla Leo'ya sorar onun nereye gittiğini.Hyde vraagt aan Leo wat hij aan het doen is.
Masurewicz daha sonra Walter'a cadıyı görüp görmediğini sorar.Masurewicz vertelt Walter dat er een heks rondwaart in het huis.
Kiracılardan biri olan Masurewicz, Walter'a farenin büyük ve insan yüzlü olup olmadığını sorar.Benedenbuurman Mr. Masurewicz vraagt hem of de rat een menselijk gezicht had.
"Bunları bu hâle kim getirdi?" diye sorar.“En wie heeft dat beslist?”, vroeg ik.
Bağırarak Maricruz'un nerede olduğunu sorar.Hij zegt dat hij Maricruz zal laten kiezen wie ze wil.
Ama neden bu sefer tek başına olduğunu sorar.Dit keer bedankt hij niettemin zelf.
Onaylayıcı bu parolalardan herhangi birini sorabilir.De sage zou naar een van hen kunnen verwijzen.
Meselâ "oda" kelimesi Soranicede yazılırken "ئۆدا" şeklinde yazılmaktadır.Bij het toonzetten van het 'Credo' wilde ik mij aan de tekst houden, en op een speciale manier.
Sana bir soru sorabilir miyim?Mag ik je iets vragen?
Sana bir soru sorabilir miyim?Mag ik u een vraag stellen?
Ona gideceksin, hatırını soracaksın, yanına oturacaksın.Je gaat naar hem toe, vraagt hoe het met hem gaat en gaat naast hem zitten.
Gençler, size bir şey sorayım.Jongens, laat me je iets vragen.
Ben bir sürü soru sorarım.Ik stel een hoop vragen.
Size aptalca bir soru sorayım.Laat me jullie een domme vraag stellen.
Size sağlığınızla ilgili birkaç soru sorabilir miyim?Is het goed als ik je een paar medische vragen stel?
Size sağlığınızla ilgili birkaç soru sorabilir miyim?Is het goed als ik u een paar medische vragen stel?
Aynı gün Sora bir trafik kazası geçirdi ve Kurosaki Kliniği’nde öldü.Tego samego dnia Sora zostaje ranny w wypadku samochodowym i umiera w klinice Kurosakich.
Arada bir soru da sorarlar, fakat genelde konuşmazlar.Nazwa ta została im przypisana, lecz oni sami jej nie używali.
Önceden, on beş yaş büyük olan abisi Sora ile yaşamaktaydı.Poprzednio żyła ze starszym o 15 lat bratem – Sorą.
Dans sonunda ayaklarıyla ne yaptığını soran haberciye Snowden, 'Hiç durmadan Lindy.' demiştir.Na co Snowden bez wahania odpowiedział "The Lindy".
Ona neler olduğunu sorar.Zastanawia się, co się z nim dzieje.
Gazeteye ilan vererek bir "Ourang-Outang" kaybeden olup olmadığını sorar.Zamieszcza ogłoszenie w gazecie z zapytaniem, czy komuś nie zagubił się orangutan („Ourang-Outang”).
Kahin, tanrıya bir konu hakkında, cevabı "evet" ya da "hayır" olabilecek bir soru sorardı.Na każde z pytań można było odpowiedzieć "Tak" lub "Nie".
Masadakiler sorar: "Peki sen ne olacaksın?"Mnich powiedział: "Więc kim oni są?"
Soraya ise Rıza Pehlevi’den ayrıldıktan sonra yeniden evlenmedi.Po jej śmierci ożenił się ponownie z Peggy.
Christine, bu durumu patronuna sorar.Cristina zgłasza to zaniedbanie szefowi.
Üretici, NPS anketinde soruları soran taraftır.Dostawcą jest podmiot, który zadaje pytania na temat badania NPS.
Montresor'un hareketi anlayamadığını gören Fortunato, ona mason olup olmadığı sorar.Gdy Montresor nie poznaje jego istoty i znaczenia, Fortunato pyta go, czy ten należy do masonów.
Atın gözlerini bağlayarak soru soranı görmesini önlemek.Zakładanie klapek na oczy konia aby uniemożliwić zwierzęciu obserwację pytającego.
Ben sorar: Neden halkınıda alıp onun yanına gidiyorsun?Czy muszę osobiście tam pojechać, żeby z nim porozmawiać?.
Gece saat ikide Sally'i arar ve planladıkları gibi Noel ağacını süslemek için ona yardım edemeyeceğini sorar.Mimo tego, że za oceanem jest dopiero szósta rano, Lucy dzwoni i wygląda, jakby nie wyspała się za dobrze.