Bir diğeri enflasyonun sonunu tetikler.Нарешті, останній член містить добутки флуктуацій.
1930'larda Deutsche Bank tarafından kurtarılmalıydı ve bu da aile mülkiyetinin sonunu işaret etti.Паломництво було припинено у 1930-ті роки і знову відродилося у період німецької окупації.
Ödüller her yıl sonunun kasım ayında Berlin'de verilir.Нагороди вручаються у січні кожного року.
Bu da onların sonunu hazırladı.Tím skončil jejich vztah.
Bu da onun sonunu hazırladı.Tím se uzavřela jeho historie.
Aynı hafta sonunun sonunda sinemalar ellerindeki tüm biletleri satmaya başlamıştı.O víkendech také otevřela všechny své prodejny.
Giovanni'nin ölümü condottierilerin döneminin sonunun geldiğinin ilanıdır.Smrt Peróna však znamenala konec dohod, které zesnulý prezident stihl uzavřít.
Filmde sahneyi görünce Cameron bunun sonunucunun oldukça iyi olduğuna karar verdi.După ce a văzut această scenă, Cameron a simțit că totul a ieșit foarte bine.
Bu romanların sonunun "duygusal tatmin edici ve iyimser biten" olması gerekmektedir.În plus, un roman de dragoste trebuie să aibă un „final satisfăcător emoțional și optimist”.
Bir yıldızın toplam kütlesi, yıldızın gelişiminin ve sonunun ana belirleyicisidir.Masa totală a unei stele este o caracteristică importantă, care decide asupra evoluției și sorții ei finale.
İlk toplu kesimde Cameron Brock Lovett'in hikâyesini sonlandıran filmin planlanmış sonunu değiştirdi.În timpul primei versiuni, Cameron avea un alt final, care încheia povestea lui Brock Lovett.
Savaşın sonunu Avusturya'da gördü.A terminat războiul în Austria.
Bu da onların sonunu hazırladı.Din păcate pentru ei, le-au adus sfârșitul.
2014-15 sezonu sonunu takiben Baroš, Ostrava'dan ayrıldı ve Mlada Boleslav ile iki yıllık sözleşme imzaladı.La sfârșitul sezonului 2014–2015, Baroš a părăsit Ostrava semnând un contract pe doi ani cu Mladá Boleslav.
Bu albüm müzikal bir yolculuğun sonunu belirler.Cadența indică sfârșitul unei fraze muzicale.
Bomba patlamak üzeredir, Kertenkele'nin sonunun ne olacağı 69. Bölümde olacaktır.Cu o medalie de argint, Grenada s-a aflat pe locul 69 în clasamentul final.
Ne var ki, ampul teknolojisinin gelişmesi bu işin sonunu getirmiştir.Îmbunătățirea tehnologiei motoarelor a dus la eliminarea acestei funcții.
Bu romanların sonunun "duygusal tatmin edici ve iyimser biten" olması gerekmektedir.Ezen felül a romantikus regényeknek érzelmileg kielégítő és optimista befejezéssel kell rendelkezniük.
Karma oyunun sonunu da etkiler.A játék része még a karma-rendszer.
Şimdi, öykünün sonunu yeniden yazmaları lazımdı.A sorozat utolsó részeit újra kellett forgatni.
Maria, hayatın sonunu akıl hastalığından muzdarip geçirmiştir.Mária utolsó hete szorongásban telt el.
Yahudiliğe olan aşkı ona kendi sonunu getirtti.Így a kudarcot vallott istennő elengedte szerelmét.
Birçok görüşe göre bu Brundage'in başkanlığının sonunu getiren sebeplerden biriydi.Monet uskoivat tämän olevan Berardin uran loppu.
Seller, küller ve tütmeler 9,000 kişinin ve de depolanan erzakların %80'inin sonunu getirdi.Seuranneet tulvat, tuhka ja savut tappoivat 9000 ihmistä ja 80 prosenttia karjasta.
Şimdi, öykünün sonunu yeniden yazmaları lazımdı.Hän suunnitteli koko koodin kirjoittamista uudelleen.
Dolayısıyla Kızıl Ordu'nun 1941-1942 Kış Karşı Taarruzları'nun sonunu teşkil etmektedir.Divisioona osallistui puna-armeijan talvihyökkäyksen torjuntaan 1941-1942.
Bu dostluk, Britanya'nın Avrupa'daki tarafsızlığının sonunun habercisidir.Η Αντάντ σήμανε το τέλος της Βρετανικής ουδετερότητας στην Ευρώπη.
Filmde sahneyi görünce Cameron bunun sonunucunun oldukça iyi olduğuna karar verdi.Αφού είδε τη σκηνή στην ταινία, ο Κάμερον ένιωσε ότι λειτούργησε αποτελεσματικά.
Bu da onun sonunu hazırladı.Καταλαβαίνει ότι ήρθε το τέλος του.
Ne yaparsan yap, ihtiyatla yap ve sonunu gözden kaybetmeden.Κάθισε λοιπόν και το μελοποίησε χωρίς να χάσει λεπτό.
Bu devir süreci, bazı kaynaklarca Britanya İmparatorluğu'nun sonunu işaretler.Η λήξη του πολέμου σήμανε και την αρχή του τέλους της Βρετανικής Αυτοκρατορίας.
Karısının ve çocuğunun başında olmamasının sonunun böyle olmamasına şaşırmaz.Εκείνος όμως δεν θέλει να εμφανιστεί στη γυναίκα και το παιδί του.
Bu gelişme Ormonde önderliğindeki İrlanda'daki monarşi ittifakının sonunu hazırlar.Το γεγονός σηματοδοτεί την αρχή του τέλους της μοναρχίας στο Ιράν.
Dolayısıyla Kızıl Ordu'nun 1941-1942 Kış Karşı Taarruzları'nun sonunu teşkil etmektedir.Επιπρόσθετα, την κατάσταση επιδείνωσε ο ιδιαίτερα ψυχρός πρώτος κατοχικός χειμώνας του 1941-1942.
Bir yıldızın toplam kütlesi, yıldızın gelişiminin ve sonunun ana belirleyicisidir.En stjernes masse er altafgørende for dens udvikling som stjerne og dermed dens skæbne.
Maraton Muharebesi yenilgisi Yunanistan'a yönelik ilk Pers genel taarruzunun sonunu işaret etmektedir.Nederlaget ved Marathon markerede afslutningen på den første persiske invasion af Grækenland.
Piet Mondrian' ın önemli yağlı boya tabloları dönemi kapsayan modernin sonunu işaretler.To vigtige malerier af Piet Mondrian repræsenterer den modernistiske periode.
Clinton, bir övgü konuşması yaptı ve sonunu, İbranice “Hoşçakal, Dostum!” – (Shalom, Haver!) diyerek bitirdi.Digtet ender sådan: Farvel, min ven!
Sezon sonunu dünya 24 numarası olarak bitirdi.Hun endte sæsonen som nummer 99 i verden.
Filmde sahneyi görünce Cameron bunun sonunucunun oldukça iyi olduğuna karar verdi.Som følge af filmens succes, har Cameron udtalt at der vil blive lavet en opfølger.
Şimdi, öykünün sonunu yeniden yazmaları lazımdı.Til slutt var det klart at fagets innhold måtte omskrives.
Sezar'ın öldürülmesi, suikastçilerin öngöremediği şekilde Roma Cumhuriyeti'nin sonunu hızlandırdı.Det uforutsette resultatet av mordet var at Cæsars død framskyndet slutten på den romerske republikken.
Bir yıldızın toplam kütlesi, yıldızın gelişiminin ve sonunun ana belirleyicisidir.Den totale massen er avgjørende for hvordan stjernene utvikles og dens endelige skjebne.
Yürü onun da tersine Görsün oyunun sonunu!Idet hun får øye på ham, slutter spillet.
Maraton Muharebesi yenilgisi Yunanistan'a yönelik ilk Pers genel taarruzunun sonunu işaret etmektedir.Nederlaget ved Maraton markerte slutten på den første persiske invasjonen av det greske fastlandet.
Devrim, Moğolistan'da 70 yıllık sosyalizmin sonunun başlangıcıydı.Revolusjonen markerte slutten på en 70 år lang periode med kommunistisk styre i Mongolia.
1699 yılında imzalan Karlofça Antlaşması, savaşın sonunu getirdi.Etter Karlowitztraktaten av 1699, som avsluttet krigen, vendte han tilbake, til Litauen.
On yedi yaşındayken aritmiye yakalandı ve bu yüzden bir hafta sonunu hastanede geçirdi.Da Mayer var 17 år ble han rammet av hjerterytmeforstyrrelse, og ble lagt inn på sykehus for en helg.
Bir bakışta bir sokağın başından sonunu görmek mümkündür.Det er derfor ikke mulig å se den ene enden av plattformen fra den andre.
Fakat Han Krum ile savaşlar devam etti ve bu imparatorluk çiftinin sonunu getirdi.Namun perang dengan Krum berlanjut dan akan meruntuhkan pasangan kekaisaran tersebut.
Filmde sahneyi görünce Cameron bunun sonunucunun oldukça iyi olduğuna karar verdi.Setelah melihat adegan pada film, Cameron menganggap kalau adegan itu berhasil mereka lakukan cukup baik.
Ne yaparsan yap, ihtiyatla yap ve sonunu gözden kaybetmeden.Apapun yang kau lakukan, lakukanlah dengan bijak dan pertimbangkan hasil akhirnya.
Peak District, İngiltere'de Pennine Dağları'nın sonunun en güneyinde bulunan dağlık alan.Peak District adalah sebuah wilayah dataran tinggi di Inggris di ujung selatan Pennines.
Sezon sonunu dünya 24 numarası olarak bitirdi.Ia mengakhiri musim sebagai peringkat ke-172 dunia.
Bu albüm müzikal bir yolculuğun sonunu belirler.Album ini merupakan album terakhir dari grup musik ini.
İlk toplu kesimde Cameron Brock Lovett'in hikâyesini sonlandıran filmin planlanmış sonunu değiştirdi.Trong lần cắt đầu tiên, Cameron thay đổi đoạn kết đã dự tính nhằm giải quyết câu chuyện của Brock Lovett.
Filmde sahneyi görünce Cameron bunun sonunucunun oldukça iyi olduğuna karar verdi.Sau khi xem lại trên phim, Cameron cảm thấy cảnh quay này tương đối tốt.
Seller, küller ve tütmeler 9,000 kişinin ve de depolanan erzakların %80'inin sonunu getirdi.Lũ lụt, tro bụi và khí độc từ vụ phun trào này đã giết chết 9.000 người và 80% số gia súc.
Bir diğeri enflasyonun sonunu tetikler.Vách của phần kết thúc ống mạch đơn.
Peak District, İngiltere'de Pennine Dağları'nın sonunun en güneyinde bulunan dağlık alan.Peak District là một vùng cao ở Anh ở cuối phía nam dãy Pennines.