Sonuçta, 1879´da, Kerim Han´ın yeğenlerinden Lütf Ali Han kendini yeni kral olarak ilân etti.Até que, em 1789, Lotf Ali Cã, um sobrinho-neto de Carim Cã, declarou-se o novo rei.
Sonuçta, yazar davadan beraat etti.Entretanto, o juiz concedeu ganho de causa ao Paduano.
Sonuçta en yükseğe sıçrayan önder olarak seçilmiştir.Ele foi definitivamente promovido ao principal.
Sonuçta damadını tanımamaktadır ve kızını kaybetmekten ve onun zarar görmesinden çok korkmaktadır.Ou seja ela não pára de se lembrar do seu amado e sente-se muito triste.
Sonuçta yenilikçiler Moskova ve Kazan'a iltica etmek zorunda kaldılar.Muitos nogais foram transferidos para o Cazaquistão e o Daguestão.
Sonuçta Manuel'in tahta geçmesi kesin değildi.Consequentemente, a sucessão de Manuel não foi imediatamente segura.
Diğerleri ise iki yıl daha cezaevinde kaldılar ve sonuçta aklandılar.Dois deles foram condenados a dois anos de prisão, e os outros dois, absolvidos.
"Sonuçtan herkes memnun".«Enfim, o público ficou satisfeito».
Sonuçta FAAD sözleşmesi Soğuk Savaş'ın sona ermesinden sonra 1990'ların başlarında iptal edildi.Tal modelo de negócios, teve impulso em especial a partir da década de 1990, após o fim da Guerra Fria.
Sonuçta iki taraf 1314 ve 1316 yıllarında anlaşmalar imzaladılar. ancak bu tansiyonu bitirmeye yetmedi.O cara pesava 136 ou 122 , então não foi fácil,."
Sonuçta bir James Joyce değilim, öyle değil mi?De invloed van James Joyce is onmiskenbaar.
Sonuçta Elodie Frégé'nin ardından ikinci oldu.Daar bereikte ze een tweede plaats achter Elodie Frégé.
Arkadaşı Dedekind'e bu sonuçtan bahsederken "Je le vois, mais je ne le crois pas!"Over deze ontdekking schreef Cantor aan Dedekind de woorden: "Je le vois, mais je ne le crois pas!"
Sonuçta DP kazanır.Hoe dan ook, de Foundation wint.
Nitekim sonuçta kazanan grup olmuştur.Dat was genoeg om groepswinnaar te worden.
Sonuçta Luke ya teklifini kabul edecek ya da ölecektir.Vader belooft Luke aan zijn kant te krijgen of anders te vermoorden.
Sonuçta kalıcı beyin hasarı meydana gelebilir.Hersenontsteking kan ook blijvende schade opleveren.
Sonuçta Sovyet birlikleri, taarruzun bu üç evresinde, 20 günlük sürede 100 – 180 km. ilerleme sağlamışlardı.Gedurende de 20 dagen van deel 3 van het offensief kwamen de Sovjets 100 – 180 km vooruit.
12 Nisan 1204 tarihinde hava koşulları sonuçta Haçlıların tarafındaydı.Op 12 april 1204 was het weer eindelijk gunstig voor de kruisvaarders.
Sonuçta, 8.000 çocuk, bu programın himayesinde doğmuştur.Uit dat programma werden ongeveer 8000 kinderen geboren.
Sonuçta pazar için rekabetin ortaya çıkması kaçınılmazdı.Na afloop was besloten dat men de volgende zondag een wedstrijd palingtrekken zou organiseren.
Öyle ki aklın ve mantığı ilkeleri ve temel kategorileri bile, sonucta izlenimlere dayanır.De Phänomenologie, de Logik en de Grundlinien kunnen naar hun logische structuur op elkaar afgebeeld worden.
Sonuçta Marx, bu eserin Ludwig Feuerbach'ın düşüncelerinden etkilenmiş olduğunu fark etti.Inmiddels had Marx kennisgemaakt met het werk van Ludwig Feuerbach.
Sonuçta, kenarı daha az tutacak yumuşak bir çelik ortaya çıkar.Daarna volgt een minder steil stuk.
Sonuçta gemi inşasının artık mümkün olmayacağı düşünüldü.Uiteindelijk leek de rederij dit niet meer rendabel.
Sonuçta Manuil, Maria'yı seçti.Uiteindelijk had Mario toch voor Peach gekozen.
Sonuçta, 1879´da, Kerim Han´ın yeğenlerinden Lütf Ali Han kendini yeni kral olarak ilân etti.In 1789 riep Lotf Ali Khan zichzelf tot koning uit.
Sonuçta cephedeki kuvvetler savunma hatlarını berkitip karşı tarafın taarruzunu beklemeye koyuldular.De stilte aan het front noopte hen tot wachten.
Sonuçta, onun doğuştan önemli beceriklidir, ancak gizli olan, sihir yeteneği vardır.Hij is een schitterend tovenaar, wiens magische kracht zich in een van zijn tanden bevindt.
Ama Williams sonuçtan memnun kalmadı.Dulieu was ontevreden over het resultaat.
Sonuçta kupayla başladık, sevinçliyiz.De schors is aanvankelijk dofgrijs en glad.
Sonuçta Üçüncü Cumhuriyet'in Anayasası ilan edildi.De Derde Republiek werd uitgeroepen.
Sonuçta köy arazisi Hacı İslam bey tarafından iki oğluna taksim edilir.Zij adopteerden twee kinderen via het Leger des Heils.
Sonuçta Heras, Pérez'den 30 saniyelik bir avantaja sahipti.Hij was slechts 13 seconden sneller dan Heras.
Sonuçta yaratan benim.To ja ją stworzyłem.
Nitekim sonuçta kazanan grup olmuştur.Czuję się jak prawdziwa zwyciężczyni.
Sonuçta bir James Joyce değilim, öyle değil mi?To wcale nie jest Jim Morrison!
Sonuçta, 27 Aralık 1915 tarihinde bu bölgenin de boşaltılmasına karar verilir.Ale i tu 27 grudnia zdecydowano się na ewakuację.
Sonuçta Leavitt, Nobel Ödülleri kişinin ölümünden sonra verilmediği için, aday gösterilememiştir.Leavitt nigdy nie została nominowana, ponieważ Nagroda Nobla nie jest przyznawana pośmiertnie.
Sonuçta Kızıl Ordu sevk ve idare konusunda ciddi bir sıkıntı içine düştü.Armia Czerwona zajęła Sulęcin i Rzepin.
Henry bu sonuçtan çok memnundur.Niemiec powiedział, że jest zadowolony z wyniku.
Taarruz, sonuçta her iki hedefe de ulaşmıştır.Do pewnego stopnia udało mu się osiągnąć oba te cele.
Sonuçta Leopard 2A4 modeline benzeyen bu tanklar ortaya çıktı.Z wyglądu TTD przypominał Leoparda 2A4.
Sonuçta evin içinde kalmayı tercih ederler.Lepiej zostań w domu.
Çünkü ekonomik etkinliklerde sonuçta insan faaliyetidir.Natomiast w ekonomii działania człowieka są racjonalne.
Düz bir doğru boyunca gidilirse sonuçta başlangıç noktasına geri dönülür.Po dość długiej wędrówce wróci do punktu wyjścia.
O da sonuçta bir insandı.Niestety był to ten sam człowiek.
Sonuçta ortaya M4 Sherman tankı çıktı.Z tego zalecenia powstał później czołg M4 Sherman.
Sonuçta daha bol ve daha kolay hasat sağlandı, daha güvenle stoklanabildi.W ten sposób było bezpieczniej i łatwiej było pilnować dobytku.
Sonuçta, tek tip kıyafet uygulaması daha başlamadan rafa kalktı.Przebierała się tylko raz, przed wstępem.
Sonuçta bölgede yerleşim yerli halkı umursamaksızın devam etti.Ze zrozumiałych względów ludność autochtoniczna niechętnie przyjmowała przesiedleńców.
Sonuçta DP kazanır.Ostatecznie zwycięża jednak mit.
Sonuçta saatte 0,25 gram kadar ürün elde edilebilir.Stosując tę metodę można uzyskać 0,25 g związku na godzinę.
Sonuçta Türkler üstün geldi.Turcy byli wówczas pewni zwycięstwa.
Sonuçta kemeri alan Styles oldu.Ostatecznie perkusistą grupy został Alan Sors.
Sonuçta Luftwaffe, hava hakimiyeti sağlamıştı.Wtedy za ubezpieczenie mogłoby służyć tylko Luftwaffe.
Sonuçta, müslüman olmamışlardır.Muzułmanie nie są bałwochwalcami.
Ortaya çıkan sonuçtan Del Rey memnun oldu.Bardzo się cieszę – odpowiedział król.
Sonuçta göz ışık kaynağı olamaz, zira ışık gözden çıksa acı vermezdi.Jego bowiem ślepota naszą bez wątpienia była stratą, gdyż brakło nam prawdziwego światła.
Sonuçta ZiS-3 II. Dünya Savaşı sırasında SSCB tarafından en çok üretilen sahra topu oldu.Jasne było jednak, że ZiS-3 był najlepszym działem II wojny światowej.