sonuçsuz ile cümle

sonuçsuz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
İki taraf, sonuçsuz savaşı sonlandırmak istiyordu.Assim, ambos os poderes estavam ansiosos para resolver o conflito inconclusivo.
Birkaç yıl süren sonuçsuz savaşın ardından 30 yıllık bir barış antlaşması imzalandı.Apesar disso, mais de uma década se passou até que um tratado de paz definitivo fosse assinado.
Ancak Enzo Amore'nin sakatlanmasıyla maç sonuçsuz bitmişti.A luta foi interrompida após Enzo Amore se lesionar.
1981'de sağcı Albay Antonio Tejero'nun meclisi basarak yaptığı darbe girişimi sonuçsuz kaldı.1981 Fracassado golpe na Espanha liderado por Antonio Tejero.
Papanın bir takım girişimleri de sonuçsuz kalmıştı.A falta de equipamento finlandês também era um problema.
Böylece "Mansura Muharebesi" pek sonuçsuz bitti görüntüsü verdi.O nome "Free Step" acabaria com esta confusão.
Fakat kilisenin bu çabaları sonuçsuz kaldı.As últimas obras na Igreja foram infelizes.
Ama bu girişimler sonuçsuz kaldı.Essas medidas se mostraram ineficazes.
Kid Kash ve Dallas arasında geçen maça karışmasıyla maç sonuçsuz kaldı.De match eindigde in een no-contest toen Kid Kash en Dallas zich in de match bemoeiden.
Buna karşılık Ortodoksluğu benimsetme çabaları sonuçsuz kaldı.Pogingen tot verzoening met de oosters-orthodoxen liepen op niets uit.
İkisi de ona kadar kalkamadığı için maç sonuçsuz bitmiştir.De wedstrijd eindigt als beide partijen zijn afgelopen.
Ancak görüşmeler kısa sürede sonuçsuz kalır.Het dispuut duurt hierna nog heel kort.
Mevdud Bin Altınbaş'ın Urfa Kontluğu'na saldırıları da sonuçsuz kaldı.Ook ging het onderzoek naar de moord op vier UNMOT-leden niet snel genoeg.
1952 ve 1953 yıllarında iki defa hükümeti kurmakla görevlendirildi ancak bu girişimleri sonuçsuz kaldı.Hij nam in 1952 en 1953 deel aan 2 Grands Prix waarin hij geen punten scoorde.
Bunlar faydasız ve sonuçsuz toplantılardır.Het zijn maar nutteloze en resultaatloze vergaderingen.
Miras hakkı için kardeşleri ile mücadele etti ancak çabası sonuçsuz kaldı.Podporządkowany woli brata, pozostawał jedynie władcą tytularnym.
Ama müzakereler sonuçsuz kalıp barış anlaşması imzalanamadı.Niewybaczalne było zakończenie konferencji bez traktatu pokojowego.
Papanın bir takım girişimleri de sonuçsuz kalmıştı.Także atak piechoty okazał się nieskuteczny.
Firavun’un tuzağı, tamamen sonuçsuz kaldı."När farao vägrar sänder Gud en mängd plågor över landet.
İki taraf, sonuçsuz savaşı sonlandırmak istiyordu.Båda sidor förberedde sig inför ett oundvikligt krig.
Firavun’un tuzağı, tamamen sonuçsuz kaldı."Натомість фараон зважав на вплив верховного жерця.
Ömer Muhtar'la görüşme çabaları sonuçsuz kaldı.Його наступні спроби налагодити зв'язки з головним міністром провалились.
Maç "sonuçsuz" olarak bitti ve kemer Cena'da kaldı.Матч закінчився без результату, і титул залишився у Генрі.
Araması sonuçsuz kalmıştır.Його допит пройшов безрезультатно.
Ama sonucsuz kalır.Він нескінченний.
Firavun’un tuzağı, tamamen sonuçsuz kaldı."Po pohřbu faraona však toto schodiště bylo zničeno.
Ama sonucsuz kalır.Ale zůstává neoblomný.
Araması sonuçsuz kalmıştır.Hledání bylo ale neúspěšné.
Ancak görüşmeler kısa sürede sonuçsuz kalır.Následky však naštěstí rychle odezní.
Fakat tetkikler sonuçsuz kalmıştır.Chirurgické zákroky se ale ukázaly neefektivními.
Brian May'in yaşanılanları yatıştırma çabaları da sonuçsuz kaldı.Spolulezec Michael Kofler nehodu také nepřežil.
Ama sonucsuz kalır.Totuși, mai ezita.
İki taraf, sonuçsuz savaşı sonlandırmak istiyordu.Astfel, ambele puteri doreau să pună capăt acestui conflict indecis.
Pirus'un İtalya'da yaptığı askeri kampanya ise sonuçsuz kaldı.Campania lui Eberhard în Italia a eșuat însă.
Ancak her iki tarafın da taleplerinde kesin fikirli olması, bu girişimin de sonuçsuz kalmasına sebep oldu.Lipsa unei viziuni clare privind intențiile SUA au subminat însă aceste apeluri.
Ama bu girişimler sonuçsuz kaldı.Acestea s-au dovedit însă a fi ineficiente.
Savaş sonuçsuz kalan bir savaş oldu.În alte privințe, războiul s-a terminat nedecis.
Araması sonuçsuz kalmıştır.Felhívása eredménytelen maradt.
İki ordu birkaç defa sonuçsuz kalan çarpışmaya giriştiler.Iltapäivän aikana kumpikin osapuoli yritti hyökätä useaan kertaan tuloksetta.
Papanın bir takım girişimleri de sonuçsuz kalmıştı.Amiga-harrastajat olivat myös pettyneitä päätökseen.
Papalık Devleti ile yapılan barış müzakereleri de sonuçsuz kaldı.Pasifistisen paavin useat rauhansovitteluyritykset eivät kuitenkaan tuottaneet tulosta.
Maç sonuçsuz sona erdi.Ottelu päättyi ratkaisemattomaan.
Döneminde, Memlûklar ile yapılan savaş sonuçsuz kaldı.Sprengportenin loppuelämä oli onneton.
Firavun’un tuzağı, tamamen sonuçsuz kaldı."Båden er formentlig (tænkt) anvendt til guden Faraos rejse til det hinsidige.
Termopylae, iyi tertiplenmiş bir Grek kuvvetine karşı cephe taarruzunun sonuçsuz kalacağını göstermişti.Thermopylæ havde vist, at et frontalangreb mod en velbefæstet græsk stilling var omsonst.
İkisi de ona kadar kalkamadığı için maç sonuçsuz bitmiştir.Året efter endte begge kampe uafgjort.
1981'de Faşistlerin darbe girişiminin sonuçsuz bırakılmasında önemli rol oynadı.I 1981 indkasserede de ikke-socialistiske partier opløftende resultater.
Birkaç yıl süren sonuçsuz savaşın ardından 30 yıllık bir barış antlaşması imzalandı.Mængden protesterer kraftigt efter 30 års uafbrudt krig.
Sovyetlerin, 3. Tank Ordusu'nun kalanlarıyla temas sağlama girişimleri devam etti ancak sonuçsuz kaldı.Forsøg fra den Røde Hærs side på at genskabe forbindelserne til 3. panserarmé fortsatte, om end forgæves.
Ama sonucsuz kalır.Stadig ukomplet .
Homer ve Bart'ın yiyecek bulma girişimleri sonuçsuz kalır ve nehre düşerler ve elbiselerini kaybederler.Derefter går Bart og Homer efter hjælp, men bliver skyllet ned ad et vandfald, og mister al deres tøj.
Öğlen saatlerine kadar süren karşı taarruz da sonuçsuz kalmıştır.Ytterligere diskusjoner etter midnatt viste seg å være forgjeves.
Araması sonuçsuz kalmıştır.Hans søknad mislyktes.
Ömer Muhtar'la görüşme çabaları sonuçsuz kaldı.Forsøk på å ta høyere mandarineksamener slo feil.
Fakat kilisenin bu çabaları sonuçsuz kaldı.Bønnen var derfor uten virkning.
Bütün tarafları tatmin edebilecek çözümler üretilmeye çalışıldı fakat bunlar sonuçsuz kaldı.Det ble gjort flere forsøk på å løse situasjonen og tilfredsstille alle parter, men disse var mislykkede.
Ancak her iki tarafın da taleplerinde kesin fikirli olması, bu girişimin de sonuçsuz kalmasına sebep oldu.Men i virkeligheten dømte dette kompromisset begge offensivene til å ende opp i fiasko.
Ancak görüşmeler kısa sürede sonuçsuz kalır.Gleden skulle likevel vise seg å være kortvarig.
Miras hakkı için kardeşleri ile mücadele etti ancak çabası sonuçsuz kaldı.Karena Jogobiro iri terhadap keadaan fisik saudaranya, maka terjadilah peperangan di tempat tersebut.
Styles'ın Cena'ya saldırmasından sonra maç sonuçsuz bitti.Merasa kecewa, Stifler mengakhiri pestanya.
İlgili Sayfalar