son derece ile cümle

son derece kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
İlerlemiş yaşına rağmen istikrarlı futbolu ile son derece başarılı performans gösterdi.Tijekom razdoblja svog postojanja, reprezentacija je ostvarivala vrlo dobre nogometne rezultate.
Son derece akıllı bir kadındır ve kocasını çok sever.Bila je vrlo lijepa i muž ju je strastveno volio.
Son derece zeki ve çalışkan olan Light başarılı fakat hayatından sıkılmış 17 yaşında bir lise öğrencisi.Light je inteligentný, populárny, ale znudený 17-ročný študent.
Son derece erken oluşan bu objelerden sadece 10 tanesi bugün bilinmektedir.Poznáme asi iba 10 týchto extrémne raných objektov.
1960'larda fizikçiler QED son derece yüksek enerjilerde bozulduğunu fark etti.V priebehu 60tych rokov fyzici objavili, že pri extrémne vysokých energiách sa QED rozpadá a neplatí.
Yediuyurlar son derece sosyal hayvanlardır.Saimiri sú vysoko spoločenské zvieratá.
Üretim kaynakları son derece bol ve çeşitli.Výroba výzbroje je veľmi nákladná a rôznorodá.
Ancak Lupin bu olaydan son derece rahatsızdır.Edmund sa naopak cíti veľmi chorý.
Sahibine ve ailenin diğer üyelerine son derece sadıktır.Sú bezvýhradne lojálne k svojmu pánovi a jeho rodine.
Kız olmasına rağmen son derece vahşi ve yetenekli bir savaşçı olarak adlandırılır.Napriek vysokému veku je stále považovaná za krásnu a elegantnú ženu.
Piyano eşlikleri de son derece zengindir.Jeho spisovateľská činnosť je mimoriadne bohatá.
Moğollar onlara son derece acımasız davranmışlardı.Gorgony sa považovali ich za veľmi škaredé.
Bu orman son derece geniş olup tam anlamıyla doğal kendiliğinden oluşan bir ormandır.Sú to lesy s veľmi vysokou stabilitou a prebieha tu prirodzený autoregulačný proces.
Evde-eğitim son derece sınırlıdır.Výchova detí bola obzvlášť veľmi prísna.
Ben onlardan son derece hoşlandım.To sa mi na nej páči najviac.
Python'un son derece kolay okunabilir olması düşünülmüştür.Python bol navrhovaný tak, aby bol dobre čitateľný.
Alay Komutanı’nın öngörüsü son derece yerindedir.Jeho miesto veliteľ légie starostlivo vyberal.
Darbelere karşı son derece korumalıdır.Je situovaná v Nízkych Beskydách.
Son derece başarılı bir işçilik sergilemektedir.Vytváranie príjemného pracovného prostredia.
Ebeveynleri çocuklarına son derece kapsamlı bir eğitim verdi.Nevlastný otec zaistil obom deťom vynikajúce vzdelanie.
Yeni bina ise son derece modern olarak inşa edilmiştir.Nová stavba sa vyznačuje najvyššou dosiahnuteľnou jednotou.
Kanatçıklar bir su roketinde son derece önemlidir.Zrážky sú jednou z hlavných častí kolobehu vody v prírode.
Fırça deşarjı, yalıtkan yüklü yüzeyden ya da son derece yüklü yalıtkan sıvılardan oluşur.Predpokladá sa, že špirálové ramená sú oblasti s vysokou hustotou alebo s vlnami hustoty.
Corvus son derece başarılı bir etki yarattı.Corot bol veľmi produktívny.
Bu ilkeye göre, evrende akıllı canlıların ortaya çıkması son derece küçük bir olasılıktır.To je dôvod, prečo je nepravdepodobné, že na jej planétach existuje inteligentný život.
Son derece alçakgönüllüdür.Žil veľmi skromne.
Dinyeper'i geçiş, son derece zor koşullar altında yapıldı.Fándly však v takýchto neuveriteľne ťažkých podmienkach vykonal veľa práce.
Bu yöntem bir suçlunun tanınması için son derece güvenilir bir yöntemdir.Mučenie bolo akceptovanou metódou získavania informácií.
Bu o zamanlar için son derece zor bir uğraştı.Delo je bilo izjemno zanimivo za tisti čas.
Tanen bakımından son derece zengindir.V notranjosti je neverjetno bogata.
Ebeveynleri çocuklarına son derece kapsamlı bir eğitim verdi.Sinu so omogočili vsestransko izobrazbo.
Bakıra bağlı cilt hassasiyet riski son derece minimum sayılır.Nevarnost za odvisnost je pri kodeinu mnogo manjša.
Bu etkin ve kaliteli müzik eğitiminden sonra son derece üretken bir kariyer takip etti.Bil je prepričan, da bo ta revolucionarna in napredna šola delovala zelo dolgo.
Konu tümüyle düş ürünü olabilir ya da son derece gerçekçidir.Lahko ima poučni namen ali pa je fantazijska.
Son derece zorlu bir görevdi.Imel je težko nalogo.
1916 kışı son derece sert geçmekteydi ve mücadele yapılması neredeyse imkânsızdı.Zima 1917/18 je bila zelo ostra in nekaj ujetnikov ni dočakalo pomladi.
Bu arada İstanbul'daki durum da son derece gergindir.Razmere v Burmi so še danes napete.
Mahallede, ilköğretim okulu vardır son derece iyi bir eğitim ve öğretim vardır.V samostanu je bil deležen stroge vzgoje in nadpovprečno dobre izobrazbe.
Meyveleri C vitamini yönünden son derece zengin olup reçel, marmelat, jöle vs. yapımında da kullanılır.Plod je znan po visoki vsebnosti vitamina C in se uporablja za pripravo čaja in marmelade.
Öyle ki arıların dölleme işlemine ihtiyaç duymayan bitki sayısı son derece sınırlıdır.Ne pojavlja se pri vrstah, pri katerih življenjske potrebe niso izrazito omejujoče.
Bütün raporlar kendisinin son derece yetenekli ve becerikli bir savaşçıya dönüştüğünü belirtir.Njegove slike kažejo izredno talentiranega in sposobnega mojstra fotografije.
Son derece stabil bir yağdır.Ima izredno močen stalen pretok.
Ailesi son derece dindardı.Družina je bila globoko pobožna.
Serfliğe Giden Yol, son derece önemli bazı siyasal soruların cevaplarını aramaktadır.Pravo je v bistvu iskanje najboljšega odgovora na najpomembnejša vprašanja skupnega življenja ljudi.
Yabancılara karşı genellikle şüpheyle yaklaşır, kendine son derece güvenlidir.Po navadi je zadržan do tujcev in izredno navezan na domače, zato tudi težko prenaša samoto in dolgočasje.
Son derece erken oluşan bu objelerden sadece 10 tanesi bugün bilinmektedir.Že naslednje leto so jih kljub aktivnemu iskanju našli samo deset.
Et, tavuk ve yumurtacılıkta son derece gelişmiştir.Narašča reja perutnine zaradi jajc in mesa.
Bu orman son derece geniş olup tam anlamıyla doğal kendiliğinden oluşan bir ormandır.Gozd se tukaj pomlajuje skoraj povsem naravno.
Yüksek düzeyde kararlı ve güvenli bir yapısı vardır - sunucu olarak kullanmaya son derece uygundur.Solinarska hiša je skrajno preprosta in uporabna – v tem je njena največja kakovost.
Çünkü üzerlerindeki elektronlar son derece düzenli biçimde hareket ediyorlar.Obnašanje elektronov se močno spremeni, ko se nahajajo zelo blizu.
Roman son derece başarılıydı.Romanas susilaukė didžiulio pasisekimo.
Bu yüzden turistlerin girişi son derece kısıtlanmıştır.Turistų lankymasis ribojamas.
Son derece yetenkli bir savaşçı ve sadık bir dosttur.Tai labai aktyvus žmogus, kovotojas ir labai patikimas.
1997 yılında yayınlanan ilk albümleri "Homework", son derece başarılı oldu.Pirmasis albumas „Senales" („Ženklai"), pasirodęs 2002 metais, turėjo milžinišką pasisekimą.
İnsanları eleştirmek, azarlamak, kavga etmek son derece ayıp sayılmaktadır.Tokias raganas sutikti, užminti, paliesti buvo pražūtinga.
Diğer canlılara karşı Son derece agresif bir tutum sergilerler.Bendruomeniniai, agresyvūs su kitais gyvūnais.
Ekim ayında, 3 adlı son derece sansasyon yaratan teklisini yayınladı.Lapkričio mėnesį Selbis padarė savo trečią maksimalią seriją.
Hüseyin Paşa, son derece kuvvetliydi.Beabejo, labai galingas.
Bu o zamanlar için son derece zor bir uğraştı.Tuo metu jo padėtis buvo labai sudėtinga.
Logan Dağı'ın yakınlarında sıcaklık son derece düşüktür.Hadžaro kalnuose kiek vėsiau.

İlgili Sayfalar