Ana içeriğe geç
Sözlük

son derece ile cümle

son derece kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Roman son derece başarılıydı.Roman je postigao veliki uspjeh.
Seçim son derece zor şartlar altında yapıldı.Osuđeni su u vrlo upitnim okolnostima.
Ancak her ikisi de son derece zayıflamıştır.Kasnije se međutim razočarao u obojici.
Uzun kışlar hayatı son derece zorlaştırır.Zimi uvjeti vrlo su teški za život.
Yediuyurlar son derece sosyal hayvanlardır.Većina ždralova su vrlo društvene životinje.
Son derece mantıklı görünen bu ikili strateji kongre tarafından onaylanmıştır.Ova dvostruka kopneno-pomorska strategija prihvaćena je na grčkom kongresu.
Treponema pallidum alttürü pallidum spiral şekilli, Gram-negatif, son derece hareketli bir bakteridir.Treponema pallidum podvrsta pallidum je bakterija spiralnog oblika koja je Gram-negativna i vrlo pokretljiva.
Havası son derece temiz ve yaşanılır bir yerdir.Zrak je svjež i izrazito čist.
Hüseyin Paşa, son derece kuvvetliydi.Suffolk punch - je vrlo snažan.
Esir kamplarındaki yemek durumu son derece kötüydü.Položaj zatočenika logora Kruščica bio je vrlo težak.
Döküntü çocuklar için nadiren kaşıntılıdır ancak yetişkinler için son derece kaşıntılı olabilir.Često se rabi kao dječja igračka, ali može biti zanimljivo i za odrasle osobe.
Köy halkı son derece misafirperverdir.Domorodačko stanovništvo veoma je srdačno.
Parçaların kendileri, parçalanmalarını oldukça zorlaştıracak şekilde son derece serttir.Zbog toga su njihove konstrukcije vrlo brojne, što otežava njihovu podjelu.
Bu teori Aristo’nun ayın yüzeyini son derece pürüzsüz düz olduğu teorisinin tam tersiydi.Bilo je to snažan argument protiv Aristotelove teorije savršeno oblikovanih nebeskih tijela glatke površine.
İklim son derece kurudur ve sıcaklıklar aşırı sıcak ve mevsimsel gece donmaları arasında değişmektedir.Klima je izrazito suha, a temperature osciliraju od ekstremnih vrućina do sezonskih noćnih hladnoća.
Ortahisar vadilerinde son derece ilginç manastır ve kiliseler bulunmaktadır.Posebno su zanimljive srednjovjekovne slavenske crkve i manastiri.
Dolayısıyla son derece zengin bir süreli yayın koleksiyonu mevcuttu.Stoga je razvijena bogata izdavačka djelatnost.
Moğollar onlara son derece acımasız davranmışlardı.Đurina osveta prema njima bila je okrutna.
İlerlemiş yaşına rağmen istikrarlı futbolu ile son derece başarılı performans gösterdi.Tijekom razdoblja svog postojanja, reprezentacija je ostvarivala vrlo dobre nogometne rezultate.
Son derece akıllı bir kadındır ve kocasını çok sever.Bila je vrlo lijepa i muž ju je strastveno volio.
Son derece zeki ve çalışkan olan Light başarılı fakat hayatından sıkılmış 17 yaşında bir lise öğrencisi.Light je inteligentný, populárny, ale znudený 17-ročný študent.
Son derece erken oluşan bu objelerden sadece 10 tanesi bugün bilinmektedir.Poznáme asi iba 10 týchto extrémne raných objektov.
1960'larda fizikçiler QED son derece yüksek enerjilerde bozulduğunu fark etti.V priebehu 60tych rokov fyzici objavili, že pri extrémne vysokých energiách sa QED rozpadá a neplatí.
Yediuyurlar son derece sosyal hayvanlardır.Saimiri sú vysoko spoločenské zvieratá.
Üretim kaynakları son derece bol ve çeşitli.Výroba výzbroje je veľmi nákladná a rôznorodá.
Ancak Lupin bu olaydan son derece rahatsızdır.Edmund sa naopak cíti veľmi chorý.
Sahibine ve ailenin diğer üyelerine son derece sadıktır.Sú bezvýhradne lojálne k svojmu pánovi a jeho rodine.
Kız olmasına rağmen son derece vahşi ve yetenekli bir savaşçı olarak adlandırılır.Napriek vysokému veku je stále považovaná za krásnu a elegantnú ženu.
Piyano eşlikleri de son derece zengindir.Jeho spisovateľská činnosť je mimoriadne bohatá.
Moğollar onlara son derece acımasız davranmışlardı.Gorgony sa považovali ich za veľmi škaredé.
Bu orman son derece geniş olup tam anlamıyla doğal kendiliğinden oluşan bir ormandır.Sú to lesy s veľmi vysokou stabilitou a prebieha tu prirodzený autoregulačný proces.
Evde-eğitim son derece sınırlıdır.Výchova detí bola obzvlášť veľmi prísna.
Ben onlardan son derece hoşlandım.To sa mi na nej páči najviac.
Python'un son derece kolay okunabilir olması düşünülmüştür.Python bol navrhovaný tak, aby bol dobre čitateľný.
Alay Komutanı’nın öngörüsü son derece yerindedir.Jeho miesto veliteľ légie starostlivo vyberal.
Darbelere karşı son derece korumalıdır.Je situovaná v Nízkych Beskydách.
Son derece başarılı bir işçilik sergilemektedir.Vytváranie príjemného pracovného prostredia.
Ebeveynleri çocuklarına son derece kapsamlı bir eğitim verdi.Nevlastný otec zaistil obom deťom vynikajúce vzdelanie.
Yeni bina ise son derece modern olarak inşa edilmiştir.Nová stavba sa vyznačuje najvyššou dosiahnuteľnou jednotou.
Kanatçıklar bir su roketinde son derece önemlidir.Zrážky sú jednou z hlavných častí kolobehu vody v prírode.
Fırça deşarjı, yalıtkan yüklü yüzeyden ya da son derece yüklü yalıtkan sıvılardan oluşur.Predpokladá sa, že špirálové ramená sú oblasti s vysokou hustotou alebo s vlnami hustoty.
Corvus son derece başarılı bir etki yarattı.Corot bol veľmi produktívny.
Bu ilkeye göre, evrende akıllı canlıların ortaya çıkması son derece küçük bir olasılıktır.To je dôvod, prečo je nepravdepodobné, že na jej planétach existuje inteligentný život.
Son derece alçakgönüllüdür.Žil veľmi skromne.
Dinyeper'i geçiş, son derece zor koşullar altında yapıldı.Fándly však v takýchto neuveriteľne ťažkých podmienkach vykonal veľa práce.
Bu yöntem bir suçlunun tanınması için son derece güvenilir bir yöntemdir.Mučenie bolo akceptovanou metódou získavania informácií.
Bu o zamanlar için son derece zor bir uğraştı.Delo je bilo izjemno zanimivo za tisti čas.
Tanen bakımından son derece zengindir.V notranjosti je neverjetno bogata.
Ebeveynleri çocuklarına son derece kapsamlı bir eğitim verdi.Sinu so omogočili vsestransko izobrazbo.
Bakıra bağlı cilt hassasiyet riski son derece minimum sayılır.Nevarnost za odvisnost je pri kodeinu mnogo manjša.
Bu etkin ve kaliteli müzik eğitiminden sonra son derece üretken bir kariyer takip etti.Bil je prepričan, da bo ta revolucionarna in napredna šola delovala zelo dolgo.
Konu tümüyle düş ürünü olabilir ya da son derece gerçekçidir.Lahko ima poučni namen ali pa je fantazijska.
Son derece zorlu bir görevdi.Imel je težko nalogo.
1916 kışı son derece sert geçmekteydi ve mücadele yapılması neredeyse imkânsızdı.Zima 1917/18 je bila zelo ostra in nekaj ujetnikov ni dočakalo pomladi.
Bu arada İstanbul'daki durum da son derece gergindir.Razmere v Burmi so še danes napete.
Mahallede, ilköğretim okulu vardır son derece iyi bir eğitim ve öğretim vardır.V samostanu je bil deležen stroge vzgoje in nadpovprečno dobre izobrazbe.
Meyveleri C vitamini yönünden son derece zengin olup reçel, marmelat, jöle vs. yapımında da kullanılır.Plod je znan po visoki vsebnosti vitamina C in se uporablja za pripravo čaja in marmelade.
Öyle ki arıların dölleme işlemine ihtiyaç duymayan bitki sayısı son derece sınırlıdır.Ne pojavlja se pri vrstah, pri katerih življenjske potrebe niso izrazito omejujoče.
Bütün raporlar kendisinin son derece yetenekli ve becerikli bir savaşçıya dönüştüğünü belirtir.Njegove slike kažejo izredno talentiranega in sposobnega mojstra fotografije.
Son derece stabil bir yağdır.Ima izredno močen stalen pretok.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod