son derece ile cümle

son derece kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Ancak her ikisi de son derece zayıflamıştır.Kumpikin pettyi suuresti.
Ancak Lupin bu olaydan son derece rahatsızdır.Borman voi erittäin pahoin.
Avrupa Çevre Ajansı RETScreen yazılımını "son derece kullanışlı bir gereç" olarak tanımlamıştır.European Environment Agency vakuuttaa RETScreen ohjelmiston olevan “erittäin hyödyllinen työkalu”.
19. yüzyılın başında, İspanya'da siyasi durum son derece karışıktı.Poliittinen tilanne 1800-luvun alun Uudessa Espanjassa oli epävakaa.
B sınıfı yıldızlar son derece aydınlık ve mavidir.B-tyypin pääsarjan tähdet ovat erittäin valovoimaisia ja sinisiä.
Son derece zorlu bir görevdi.Tehtävä oli äärimmäisen vaikea.
Ayrıca Edward'la da son derece yakındır.Michael on myös todella sulkeutunut.
Sahibine ve ailenin diğer üyelerine son derece sadıktır.Se on uskollinen omistajalleen ja muille lähimmille ihmisilleen.
Yediuyurlar son derece sosyal hayvanlardır.Ritarihaukat ovat erittäin sosiaalisia eläimiä.
Böylece son derece gerçekçi görüntüler elde edilebilir.Näin kuvat voisivat olla aitoja.
Bu o zamanlar için son derece zor bir uğraştı.Tämä oli siihen aikaan hyvin harvinaista.
Eski kilisenin orijinal görünümünü ve iç dekorasyonunu son derece iyi bir şekilde korunmuştur. ^Vanha kirkko on säilyttänyt alkuperäisen ulkoasunsa ja sisustuksensa poikkeuksellisen hyvin.
Son derece idealist emellere sahiptik."Minulla oli erittäin menestyksetön mallin ura.”
Bu yüzden bu familyanın taksonomisi son derece tartışmalıdır.Heimon taksonomia on kuitenkin hyvin kiistanalainen.
Ancak Pinara ile ilgili tarihi ve epigrafik kayıtlar son derece azdır.Rekonstruktiivisen ja kosmeettisen kirurgian raja on kuitenkin hyvin häilyvä.
Rhaegar son derece zeki biriydi ve kafasına koyduğu şeyi yapardı.Sundqvist oli tinkimätön ja halusi tehdä asiat oman päänsä mukaan.
Bazen son derece inatçı davranır ve kuzenleri gibi annesi için sorunlara neden olur.Maka taas nalkuttaa jatkuvasti ja haluaa tulla äidinsä tavoin asemestariksi.
Almanya ekonomisi son derece gelişmiş bir sosyal piyasa ekonomisidir.Tšekin talous on pitkälle kehittynyt sosiaalinen markkinatalous, jossa on korkea elintaso.
Léko, son derece güvenli sıkı bir oyuncudur.Ramma on erittäin fyysisesti vahva pelaaja.
Son derece ölümcül ve bulaşıcı bir hastalıktır.Se on herkkä tunto- ja tartuntaelin.
Hekla'daki patlamalar son derece çeşitli ve tahmin edilmesi zordur.Calgaryn sää on vaihteleva, ja sitä on hyvin vaikea ennustaa.
Rohtas Kalesi bir kuvvet tarafından asla yağmalanmadı, ve son derece sağlam bir şekilde korundu.Linnoitusta ei koskaan valloitettu, joten se on säilynyt poikkeuksellisen hyvin.
Yine anlatılara göre, son derece cesur ve gururlu hayvanlardır.Viimeksi mainituissa tapauksissa siitä tulee hurja ja rohkea koira.
Yerli çalgılar son derece ilkel.Suomusiimalevät ovat alkeellisimpia viherleviä.
Darbelere karşı son derece korumalıdır.Immenkalvon tehtävä on suojata emätintä.
Üretici güçlerdeki bu gelişme toplumların üretim kapasitelerini son derece belirgin biçimde genişletti.Lakko vaikutti suuresti yhtiön tuotantokapasiteettiin.
Yabancılara karşı iyi davranır ve efendisine karşı son derece dikkatlidir.Se on voimakastahtoinen ja vieraita kohtaan varautunut, mutta omistajaansa kohtaan äärimmäisen uskollinen.
EUROSAI; güçlü, bağımsız ve son derece profesyonel YDK’ların geliştirilmesinin desteklenmesi amacına bağlıdır.Το EUROSAI έχει δεσμευθεί να συμβάλει στην ανάπτυξη ισχυρών, ανεξάρτητων και άκρως επαγγελματικών ΑΟΕ.
Hekla'daki patlamalar son derece çeşitli ve tahmin edilmesi zordur.Οι εκρήξεις του Χέκλα ποικίλουν και δύσκολο να προβλεφθούν.
Avrupa Çevre Ajansı RETScreen yazılımını "son derece kullanışlı bir gereç" olarak tanımlamıştır.Ο Ευρωπαϊκός Οργανισμός Περιβάλλοντος διαβεβαιώνει ότι το RETScreen είναι ένα "εξαιρετικά χρήσιμο εργαλείο."
Son derece nadirdir, özellikle bebeklerde ve çocuklarda görülür.Εκδηλώνεται κυρίως σε βρέφη και μικρά παιδιά.
Vigenère şifreleme son derece güçlü olmak için bir ün kazandı.Η κρυπτογράφηση Βιζενέρ απέκτησε τη φήμη ότι είναι εξαιρετικά ισχυρή.
Bu engellerin büyük kısmı son derece sembolikti.Σε γενικές γραμμές τα φράγματα αυτά φαίνονται να είναι πολύ αποτελεσματικά.
İçimi de son derece yumuşak bir maden suyudur.Επίσης, είναι ήπια οξειδωτικά μέσα.
Yabancılara karşı genellikle şüpheyle yaklaşır, kendine son derece güvenlidir.Συνήθως είναι επιφυλακτικά με τους ξένους, αλλά πολύ οικεία με τα μέλη της οικογένειας.
Ama bunun dışında da son derece eğlenceliydi." dedi.Και αυτό είναι εκπληκτικά διασκεδαστικό».
Evlilik – Evlilik, son derece önemli bir yaşam evresi olayıdır.Ο γάμος και η οικογενειακή ζωή θεωρούνται πολύ σημαντικά ζητήματα.
Yediuyurlar son derece sosyal hayvanlardır.Οι χιμπαντζήδες είναι πολύ κοινωνικά ζώα.
Seçim son derece zor şartlar altında yapıldı.Η επιλογή έγινε μέσα από αυστηρές διαδικασίες.
Öksürük, ağırıyı artırdığı için son derece rahatsız edicidir.Η πιο σημαντική παρενέργεια είναι η αύξηση βάρους.
Kalahari keçileri son derece dayanıklıdır.Το Μπασκιρικό άλογο είναι εξαιρετικά σκληραγωγημένο.
Hava sislidir ve görüş son derece sınırlıdır.Οι καιρικές συνθήκες ήταν κακές και η ορατότητα περιορισμένη.
Sonuç olarak ticaret son derece karlıydı ve tüccarların elinde büyük bir servet birikiyordu.Η επιχείρηση πήγαινε πολύ καλά και τα κέρδη ήταν πολλά για το αφεντικό.
Bu aplikasyon yönteminde emdirme süresi son derece kısadır.Έτσι η προσφυγή στην αυθεντία χρησιμοποιείται ως συντομότερος δρόμος.
Görünüşleri son derece çirkindir.De er overmåde grimme at se på.
Böylece son derece gerçekçi görüntüler elde edilebilir.På den måde kan ganske komplekse billeder opbygges.
Asbest son derece kanserojen bir maddedir.Midlet er overordentligt kræftfremkaldende.
Treponema pallidum alttürü pallidum spiral şekilli, Gram-negatif, son derece hareketli bir bakteridir.Treponema pallidum-underarten pallidum er en spiralformet, Gram-negativ, meget mobil bakterie.
Bu yöntem bir suçlunun tanınması için son derece güvenilir bir yöntemdir.Her anses metoden at være et middel til højere religiøs indsigt.
Nitekim bu taktik kulakların yarattığı kıtlığın önüne geçmekte son derece başarılı oldu.Overraskende nok faldt denne advarsel på døve ører.
Yedek kulübeleri modernize edilerek son derece çağdaş şekle getirilmiştir.Tegnestuens byggerier er overvejende modernistisk prægede.
Halka kuyruklu maki son derece sosyal bir hayvandır, 30'dan fazla hayvandan oluşan gruplar halinde yaşar.Ægte lemurer er generelt sociale dyr, der lever i grupper på op til 30 individer.
Bu olay türün teşhis edilmesini son derece zorlaştırır.Det gør racen let genkendelig.
Bu yüzden bu familyanın taksonomisi son derece tartışmalıdır.Den taksonomiske placering af denne familie er omdiskuteret.
Bu yüzden turistlerin girişi son derece kısıtlanmıştır.Turistrejser til øgruppen er stærkt begrænset.
Oditoryum(salon) son derece soğuktu ve seyirciler programın uzunluğu yüzünden bitkin düştü.Kørerne synes det var alt for varmt og publikum svigtede.
Deniz nakliyatı da eyaletin stratejik konumu nedeniyle son derece gelişmiştir.Transportindustrien er stærk i New Jersey på grund af delstatens strategiske beliggenhed.
Görev farklılıkları nedeniyle, eğrinin şekli son derece değişken olabilir.Alt afhængig af forholdene kan omfanget af kørslen variere stærkt.
Touch ID bunun ardından bu bilgiyi son derece ayrıntılı ve hassas bir şekilde analiz eder.Efterfølgende kan flegmatikeren udlægge en dyb og grundig analyse af det pågældende emne.
Hardcore tarzı aynı zamanda "son derece sert bir punk rock tarzı" olarak da tarif edilmiştir.Trommerne er også meget som hardcore punk-stilen.

İlgili Sayfalar